Kilimanjaro Günceli

Pmg 9: Boğaza dayanan kılıç

Ekim 03, 2016




Çevirmen : IHATEPANDA,Overlord
Çeviri Kontrol : kel kurbağa

Bölüm 9 – Boğaza dayanan kılıç
“Arghh!”  Lin Feng attığı adımın hata olduğunu anlamıştı.
Sadece küçük bir adım atmıştı. Bu adım Jing Yun u çok korkutmuştu ve kendi kendine Lin Feng niyetin ne senin? Diye söylendi. Cehennem Kurdu, Ruh Kurdu canavarından sonra en zalim ikinci canavardı. Dokuzuncu Qi katmanına ulaşmış bazı yetenekli geliştiricilerin bile Cehennem Kurdu karşısında kaçmaktan başka çaresi yoktu.
Lin Feng’in yapmak üzere olduğu şeyi onlara anlatacak zamanı yoktu bu yüzden Lin Feng Cehennem Kurduna doğru koşmaya başladı, her adımında daha fazla hız kazanıyordu.
Jing Yun korkusunun üstünden geldi fakat bu sahne karşısında neredeyse aklı başından gidicek gibi oldu.
“aahhhh wooooo!” Cehennem Kurdu süpriz şekilde uluyarak Lin Feng’e doğru koşmaya başladı. Cehennem Kurdunun yüzü çok korkunç gözüküyordu öyle ki deneyimli savaşçılar bile Kurdun yüzünün karşısında korkudan titreyebilirlerdi.
Pençelerini yavaşça Feng Jing in vücudundan dışarı çıkardı ve  kan donduran bir uluma gerçekleştirdi. Cehennem Kurdunun gövdesi yavaşça açık siyah ve parlak beyaz ışıklarla kaplandı.
Yun Jing bağırdı “Lin Feng! Geri gel!” ama iş işten geçmişti. Lin Feng Ay ışığı tüy çevikliği yeteneğini kullandı ve onun hızı giderek en yüksek seviyeye ulaştı.
Qing Yi ve Han Man korkudan kas katı kesilmişlerdi. Kalpleri sanki bir an için durmuş gibiydi ve onlar ne olup bittiğini anlamadan savaş çoktan başlamıştıı.
Aniden parlak bir meteor Cehennem Kurdunun önünde belirdi. Işık yok olunca sanki zaman durmuş gibiydi, Lin Feng hareket etmeyi kesmişti sanki hiç yaşam belirtisi yokmuş gibiydi. Cehennem Kurdu ufak bir zafer uluması yaptı.
Sessizlik…
Jing Yun elleri ile ağzını tutuyordu, gördüğü sahne karşısında şok geçirmişti çünkü Lin Feng aslında ölüydü….
Etraf birden çok sessiz olmuştu ancak Cehennem Kurdunun gözleri şok olmuş şekilde bakıyordu. Cehennem Kurdunun boynunda kırmızı ince ipek gibi bir işaret vardı ve o işaretten kan sanki küçük bir dere gibi akıyordu.
Qing Yi ve Han Man şaşkınlıktan nefes nefese kalmışlardı ve şu şekilde zorlayarak konuştular, “Cehennem Kurdu öldü!”
Jing Yun, nefes alması bile mucize olan ve kendi ayakları üzerinde durup hareket edebilen Lin Feng’e bakarken endişeli sesi ile, “Lin Feng, sen iyi misin?” diye sordu.
Jing Yun’un ses şiddeti azaldı. Qing Yi ve Han Man de Lin Feng’i görmek için çok endişeliydiler. Onlar nadiren endişelenirlerdi.
Sonunda, Ling Feng hareket etti. Yavaşça arkasını döndü. Gözleri pırıl pırıl ve yürekten sırıtmaktaydı.
Lin Feng kollarını uzatırken, “Ben iyiyim.” dedi. Az önceki saldırıyı hatırladı. Kılıcını cekince havada Gümüşten Ateş Böceği gibi bir parlama oluşmuştu. Bu parlama son derece hızlı ve güçlüydü. Tabiki rakibinden hızlı olmak kılıç çekme yeteneğinin ön koşullarından birisiydi.
“Pheww!” Jing Yun rahat bir nefes verdi. Sonunda tekrar rahatlaya bilmişti. Kendisini daglarda Lin Feng ile tanistiklari zamanki gibi hissetti.
Konuşmak yerine sanki bir canavarı izliyormuş gibi Lin Feng’e bakıyorlardı.
Lin Feng Yüzünü kaşırken, utanarak “Neden bana öyle bakıyorsunuz?” diye sordu. Kendisine bu şekilde bakılması sanki elbisesini giymeyi unutmus gibi hissettirmisti, Bu cok sinir bozucuydu.
Han Man dişerini sıkarak “Degişim.” dedi Lin Feng oldukca sakindi ama Qing Yi ve Ying Jun ciddiyetle Han Man gibi hissetiklerini göstermek için başlarını salladılar.
“Lin Feng… senin kılıç Ruhun var…” Qing Yi besbelli ki az önce havada oluşan parıltının nedenini biliyordu. Sadece bir kılıç böyle parıltı oluşturabilirdi.
“Ben sadece bir kılıç tekniği öğrendim yanlıs anlama.” Lin Feng başını salladı. Sadece Kılıç Ruhu ve güçlü bir kılıca sahip olanlar kılıç becerilerinde uzmanlaşabilir di.
Qing Yi şüpheyle, “Yanlış mı anladım? Kılıç Ruhun yok mu?” diye sordu.
“Gerçekten bir kılıç Ruhum yok” Lin Feng başını sallayarak söyledi. Qing Yi soguk havadan bir ağız dolusu içine çekti. Kılıç Ruhu olmayan birisinin Şimşek hızında kılıç kullanabilmesi nasıl mümkün olabilirdi? Lin Feng’in yetenekleri korkutucuydu. Örneğin o Dokuz Ağır Dalga tekniginde mümkün olan en yüksek düzeyde ustalaşmıştı.
Qing Yi başını salliyarak, “Tüm katagorideki teknikleri çalişabildiğini ve kullanabildiğini düşünüyorum. Haksız mıyım?” Diyerek utangaç bir gülumseme ile sordu. Lin Feng’in Ruhunun ne oldugunu hiç sormamiş lardı. Sonuçta, farklı kategorilere ait teknikleri kullanmalarına olanak sağlayan güçlü ve etkili Ruhları olan bazı insanlar vardı. Bu tür insanlar Ruhlarının gerçek kimliğini paylaşmak istemezler di. Ayrıca, Lin Feng şimdiye kadar Ruhunu hiç kullanmamışti. Bu nedenle, Lin Feng’in Ruhunun ne olduğunu tahmin etmek Yi Qing için zordu.
Lin Feng sadece gülümsüyordu. O anda, Lin Feng her türlü teknigi öğrenebilmesi ve uygulayabilmesi gerçekten mümkün gibi görünüyordu. Ayrıca güçlü bir kavrama yeteneği var gibiydi
Han Man, “Bir dokuzuncu seviye gaddar vahşi canavar… bu sefer çok değerli malzemeler bulduk.” yüzünde bir gülümseme ile söyledi. Hançerini çıkardı ve konuşurken hayvanın vücudundan değerli malzemeleri oymaya başladı: “Lin Feng, kendi başına bir Cehennem Kurdu öldürdün. Eğer sen burada olmasaydın biz çoktan ölmüştük. Bu malzemeler sadece ve sadece senindir.”
“Jing Yun, Qing Yi, buna bir itirazınız yok değil mi?
Qing Yi ve Jing Yun gülümsediler ve kabul ettiler, Ling Feng orada olmasaydı, zalim ve korkunç bir şekilde ölmüş olurlardı.
Lin Feng basını sallayarak, “Ben aynı fikirde değilim. Canavarlardan şu ana kadar aldığımız her şey dördümüz arasında eşit bölünmeli.” dedi. Diğerlerinin zayıf uygulayıcılar olduğunu düşünürken diğerlerinin arkasından devam etti .. Cehennem Kurdunu tek başına öldürdüğü icin tüm malzemeleri kendine alabilcekken, Lin Feng kâr görünce ahlakını unutan kisilerden degildi
Hepsi Lin Feng’in gözünde kararlılık gördü ve başlarını sallayarak “Tamam.” dediler.
Zayıf Bir Sesle, “Siz cocuklar benim hakkımdakileri unutmuş gibisiniz.” dedi. Jin Feng’den Başka kim olabilirdi?
Jing Feng Cehennem Kurt tarafından saldırıya uğramış ve sırtı paramparça olmuştu. Cehennem Kurdu onu çiğneyip, kemiklerini kırmıştı. o anda jing feng ayağa kalkamıyordu ve diğerlerine acınası bir şekilde yerden bakıyordu
Han man son derece agresif bir şekilde “Lanet olsun! Kaybol!” diyerek Jing Feng i lanetledi. O gaddar maymunla tek başına savaşmasına göz yummuş üstüne üstlük onları cehhenmen kurdunun ellerinde ölüme terk etmişti.
Jing Yun öfkeli bir şekilde “Hadi gidelim buradaki hayat tanrıların elinde degil.” dedi.
Dördü ayrılmak üzereyken, herkes Jing Feng’in korkunç bir tonda söyledikleri duyuldu: “ Siz çocuklar benim sizinle geldiğimi abimin bildiğini unutmamalısınız. Ben ölürsem ve buradan canlı çıkamazsam abim sizce ne düşünür?
Han Man ve diğerleri durup Feng Jing’e dönerek tereddütle baktı.
“Beni geri götürün ve benimle değerli malzemeleri paylaşın. Aksi taktirde Ölürsünüz.”
ÇN: Göt ölümden 1 adım uzakta hayla insan tehtit ediyor
Öylesine Takılan birisinin Notu// Bunlar hep akraba’lardan götü kalkıyor ne güzel bizim 1000 km yakında hiç akraba yok kimi tehdit edecem😀
Lin Feng, “Neler oluyor?” diye sordu. Bu PİÇ yarı ölü olduğu halde küstahça onları tehdit edecek kadar deliydi.
“Jing Hao’nun kardeşi, şu anda sıralamada en iyi altı öğrenciden biridir. Dokuzuncu Qi katmana ulaşmış son derece güçlü bir Uygulayıcı. Ayrıca onun Kılıç Ruhu var. Son derece güçlü.” hemen anlayan Yi Qing, Lin Feng için açıkladı.
Lin Feng yüzünde buz gibi bir gülümseme ile yürümeye başladı ve Feng Jing doğru ilerledi.
“Çöp, kalkmama yardım et.” Jing Feng, Lin Feng’e emretti.
Lin Feng henüz şaşkın ve yüzünde bir gülümseme ile Jing Feng’e: “gerçekten cesaretine hayran kaldım.” dedi.
Lin Feng’in sesi kesildi. Yumuşak kılıcını çekti. Soğuk kan dondurucu bir parlama Lin Fengden yayıldı.
“Ne yapacaksın sen?” Jing Feng omurgasından aşağı soğuk bir ürperti hissi ve baştan aşşağı ezilen bir duygu ile sordu.
“Lin Feng!” Qing Yi bağırdı. Jing Hao tarikatın inanılmaz bir öğrencisi, en iyi altıncı uygulayıcıydı. o çok güçlüydü. Lin Feng son derece Güçlüde olsa ondan daha güçsüzdü. Qing Yi Lin Feng’ın Jing Hao ya asla böyle bir şey yapacağını düşünmemişti .
Lin Feng, Qing Yi ve diğer ikisine  baktı ve sordu “davranışları karşısında, Eğer onu Kurtarırsak, bize izin verir mi sence?”
Hepsinin yüzü anında kas katı kesildi. soğuk terler akıttılar. Nitekim, Jing Feng ifadesi belli ki onu Kurtarmış olsalardı, büyük olasılıkla kötü bir şeyler planladığı ortaya çıkacaktı.
“Onu asla rahatsız etmemeliyiz. Her zaman haklı olduğunu sanıyor. Sonra, bize karşı yine asılsız suçlamalar yapacak. Bu bizim sonumuz olacak. Tavırları hiç iyi değildi, aynı zamanda onu Kurtarmamız için bize emretti. Bunun üzerine de bizim tüm malzemelerimizi paylaşmamızı istiyor. Hala böyle bir kişiyi Kurtarmak istiyor musunuz?”
Öylesine takılan birinin Notu// Öldürün Kahbeyi .d
ÇN: Piçtir o PİÇ!
Lin Feng sabırla onlara bunları açıkladı. hepsi erkenden büyümüş olsada hala 15-16 yaşlarındaydılar. önceki ve şimdiki hayatında bir sürü deneyim kazanan Lin Feng, onlardan daha deneyimliydi.
Diğer üçü Lin Feng’in söylediklerini başıyla onayladı. Eğer cidden Lin Feng onu öldürürse  Jing Hao  Jing Feng in intikamını almak için geleceği barizdi.
Lin Feng döndü ve Jing Feng e baktı ve onun korktuğunu gördü.
Zavallı Jing Feng yerde sürünürken, “Beni geri götürürseniz, öç alacak değilim yemin ederim ve aynı zamanda toplanan malzemelerden paylaşmak istemeyeceğim.” dedi.
Lin Feng “Çok geç” dedi ve kılıcını kınından çıkardığı anda göz kamaştırıcı bir parıltı parladı ve Jing Feng in boğazını kesti. Hayatın söz konusu olduğunda kim sözlere güvenebilirdi ki ? Jing Feng yaptığı hataları telafi etmiş olsaydı belki ona merhamet gösterebilirdi.
Lin Feng, Feng Jing’e bakıyordu, gözleri açıktı, ama hiçbir hayat belirtisi yoktu, sadece Lin Feng’e şok içinde bakakaldılar. Lin Feng kalbi hızla çarpmaya başladı. Tabii ki, böyle bir yolculukta, kan ve cesetler güçlükle önlenebilirdi, ama o hala tecrübesiz biriydi.
Lin Feng kayıtsızca sırıtarak “Eğer Jing Hao gelirse ve size sorarsa, ona gerçeği söyleyin, Jing Feng’i öldüren kişinin ben olduğumu söyleyin.” dedi. Jing Hao sadece dokuzuncu Qin seviyesine ulaşmış biri Lin Feng in ondan korkmasına gerek yoktu.
ÇN: OoOoOo atara atar gidere gider angara bebesiyiz varsa bi şuçlu biziz lan anladın mı!?
Öylesine Takılan birinin Notu// Böyle not yazmayı çok seviyom😀
Öylesine Takılan birinin Not2// Ben kelkurbağa, beni öpüp prens yapacak ve hep bana bağlı prenses arıyorum., İlgilenenler Yorum olarak belirtsin Prens olursam ellerim sonunda düzelecek ve daha hızlı çeviri vb. şeyler yapabileceğim😀

Yorum Yap "Pmg 9: Boğaza dayanan kılıç"