Tankların Tarihi Günceli

Pmg 7: Siyah Rüzgar Dağı

Ekim 03, 2016



Bölüm 7: Siyah Rüzgar Dağı

Bir süre sonra Lin Feng nihayet güvenli bir yere geldi. Soğuk duygular kalbini doldurdu. Güçlünün dünyayı nasıl kontrol edip zayıfa hükmettiğini düşünüyordu. Bu karşılaşma ile içinde bulunduğu dünyada güce sahip olanların insan hayatıyla bir ilgisi olmadığını görebildi. Kesinlikle, öldürmek isterlerse, sadece öldürürlerdi, yeterince güçlü olduklarını kanıtlıyorlardı.

Mağaranın içinde gün ışınını görüp oraya gittiğinde hiçbir niyeti yoktu. Oraya sadece bakmak için gitmişti ve oraya gitmesiyle ayrılması bir oldu. Fakat, Liu Fei aynı zamanda Lin Feng ikisi de Yun Hai Tarikatının öğrencileri olduğu halde onu öldürmek istemişti.

“Ok ruhuna sahip olanların insanları izleme yeteneği vardı ve mesafelerini korurken savaşta uzun mesafe saldırılar kullanarak çarpışıyorlardı. Ama iş yakın dövüşe gelince, kesinlikle onu tek vuruşla öldürebilirim.” Lin Feng kılıç kullanmanın gerçekten memnun edici bir tecrübe olduğunu düşündü. Yıldırım kadar hızlıydı ve saldırıları gökyüzünde yayılan şimşek gibiydi. Okun çok yakına gelip ikiye ayrılması çalışmaya fazla zaman harcamadığının bir göstergesiydi. Boşuna bu kadar tahammül etmemişti.

Öncesinde sarp kayalıklarda Lin Feng hiç kesintisiz yedi gün çalışmıştı. Karanlık ruhu sayesinde, bir sürü şeyi anlayabilmişti. Sadece ruhu hayati esansından çok fazla kullandığı sırada, bedenine geri döndüğünü anımsadı ve Ay Işığı Tüyü Çeviklik tekniğine çalıştı.

“Liu Fei” diye düşündü Lin Feng onun güzel yüzünü hatırlarken. Gidip bir odun parçası aldı ve kurusun diye giysilerini asmak için ateş yakmaya başladı, kaplıcalar yüzünden hala sırılsıklamdı.

Lin Feng’e fazla uzak olmayan bir yerde dört gölge belirdi. Hepsi de Yun Hai Tarikatının öğrencileri olmalıydı.

“Orada birileri var, bize katılıp beraberimizde gelmesi için onu davet etmeliyiz. Bize ne kadar güçlü insan katılırsa, o kadar iyi.”

“Ama onun ne kadar güçlü olduğunu bilmiyorsun, değil mi?” dedi uzun boylu, etkileyici öğrenci. Hiç kimse bu fikre karşı çıkmazdı.

Dört kişiden oluşan grup 3 erkek ve 1 kızdan meydana geliyordu. Yürürken ve Lin Feng’e yaklaşırken, kız Lin Feng’in üstsüz vücudunu fark etti. Kızarmaktan kendini alamadı. “Selam, giysilerini giyebilir misin acaba?” diye söyledi utangaç bir sesle.

Lin Feng genç kızın gözlerine baktı. Kız Liu Fei kadar güzel olmasa da, yüzü narin ve tatlıydı. Teni yumuşak ve güzel görünüyordu. Önceki hayatında, kesinlikle güzel bir kız olmalıydı ama Lin Feng bu dünyadaki kızların Gelişim yolunda yürüdükleri için eski dünyasına nazaran daha güzel olduğunu düşündü.

“Tabii.” Dedi Lin Feng işbirliği içerisinde. Lin Feng gerçekten uyumlu biriydi ve dahası çabuk kabul ederdi. Onunla geçinmek zor bir iş değildi.

“Ee olay nedir? Ne istiyorsunuz millet?” Diye sordu Lin Feng giysilerini üzerine geçirirken.

“Peki, durum böyle olduğu için, Siyah Rüzgar Dağı’na gidip birkaç azgın vahşi yaratıklara saldırmak istiyoruz. Ne durumda olursa olsun, topladığımız kıymetli eşyaları eşit bir şekilde paylaşacağımız için seni de davet etmek istiyoruz. İlgini çeker mi?” Diye açıkladı açık yeşil pelerin giyen genç adam. Siyah Rüzgar Dağı, Vahşi Yaratık ormanındaki Yun Hai Dağı’nın kuzeyinde yer alıyordu. Engince uzanıyordu. Bazı öğrenciler Siyah Rüzgar Dağı’nın bütün Yun Hai Sıradağlarından daha uçsuz bucaksız olduğunu varsayardı. Yun Hai Tarikatı yerleşmek için, Yun Hai Dağı’nı seçince, muhtemelen Siyah Rüzgar Dağı’nın yakın olduğu gerçeğini düşünmüşlerdi. Sonuçta, bu Gelişimciler için kendilerine meydan okumak güçlerini ve yeteneklerini test etmek için mükemmel bir yer değil miydi? Tabii ki de, azgın vahşi yaratıkları avlamak ve öldürmek onların eğitim sırasında yararlı eşyalar toplamasını sağlıyordu, aynı zamanda ölüm kalım tecrübelerini geliştiriyordu.

“Tamam, kabul.” Dedi Lin Feng cevabını iki kez bile düşünmedi. Gerçekten onlarla gidip en hızlı şekilde güçlenmek istiyordu.

“Muhteşem! Böylelikle, artık beş kişiyiz, eğer seviye dokuz azgın vahşi yaratıklarla kapışırsak sorun olmayacaktır.” Genç kız Lin Feng onlara katılmayı kabul ettiği için gözle görülür biçimde mutluydu. Gruptaki en güçlü Gelişimci beyaz cübbe giyinmiş fazla konuşmayan genç bir erkek öğrenciydi. Sekizinci Qi katmanına ulaşmıştı. Diğer üçü yedinci Qi katmanına ulaşmıştı. Onlar, Lin Feng’i de ekleyince, hepsi Yun Hai Tarikatı öğrencileriydi. Diğer üçü yedinci Qi katmanına ulaşmıştı, aynı Lin Feng gibi. Dahası, en azından bazı yeteneklere sahiptiler, onun önceki hali gibi değildi.

Azgın vahşi yaratıklar dokuz Qi katmanıyla karşılaştırınca dokuz seviyeye ayrılıyordu. Üstüne üstlük, hepsi de dokuzuncu seviye veya daha üstündeki azgın vahşi bir yaratıkla karşılaşmayı ummuyordu, ki bu onları riskli ve tehlikeli bir duruma sokardı.

“Genç kardeş, şu öğrenci arkadaşım Han Man. Şuradaki kız öğrenci arkadaşım Jing Yun… ve bu da öğrenci arkadaşım Jing Feng, ayrıca kendisi gurubumuzdaki en güçlü Gelişimcidir.” Diye açıkladı açık yeşil cübbe içerisindeki genç adam. Büyük ve uzun olan genç adama, Han Man deniyordu, ve genç kız Jing Yun oluyordu, Lin Feng’e kısa bir gülüş attı. Aralarındaki en zorlu kişi, beyaz cüppe giyen delikanlıydı, Lin Feng’e soğuk, sakin ve ilgisiz bir şekilde bakıyordu.

“Adım Lin Feng.” Dedi Lin Feng gülümserken.

“Lin Feng çöp parçası.” Diye söyledi Jing Feng diye bilinen, beyaz giysiler giymiş delikanlı. Karşılaşmalarından beri söylediği ilk sözler bunlardı. Lin Feng alaycı bir gülüş attı. “Jing Yun, genç kız kardeş, anlaşılan zaman kaybediyoruz. Onu beraberimizde sürüklemek kesin bir yük olacak.”

Diğer üçü elbette Lin Feng’in ismini daha önce duymuştu. Bir sürü Yun Hai Tarikatı öğrencisi vardı ve hiç Lin Feng’le tanışmamış olsalar da, hepsi bu ismi duymuştu.

Lin Feng kaşlarını çattı. Diğer üçü, garip durumu düşünüyorlardı, utanmış görünüyorlardı.

“Lin Feng, genç kardeş, Jin Feng büyük yeteneklere sahip hünerli biridir. Gelişim yolunda sekizinci Qi katmanına ulaştı. Küstahlığını bir yana bırakması onun için zor. Onun seviyesine karşı kendini küçük görme. Onu duymamış gibi yap, sadece onun fikrini görmezden gel. Birlikte gitmek istediğimiz için buradayız.” Uzun genç adam, Han Man adındaki tüm beklentilere karşı gelerek, Lin Feng’i teselli etti. Duygularını açığa çıkarmaktan korkmayarak dürüstçe konuştu.

“Kesinlikle, kıdemli arkadaşım haklı!” Qing Yi ve Jing Yun öğrenci arkadaşının sözlerini doğruladı. Beyaz giysiler giymiş genç adam, Jing Feng, en sonunda inledi ama bir şey demedi.

Lin Feng onun hislerini rahatlatan diğer üçünün samimi olduğunu gördü. Aynı zamanda kendi de onlara katılmayı reddetmedi. Böylece, beşi de ayrıldı ve dağlara doğru yürümeye başladı. En sonunda Siyah Rüzgar Dağı’na vardılar.

“Lin Feng, Siyah Rüzgar Dağı uçsuz bucaksız bir alanı kaplar. Sadece Yun Hai Tarikatı öğretmenlerinin ve çoğu tecrübeli Gelişimcinin buranın ne kadar büyük olduğunu bildiğinden korkuyorum. Hep dış kenarlarda kalmalıyız.”

Lin Feng kafa salladı. Başından beri Han Man’ın bilge sözlere sahip biri olduğunu biliyordu ve onunla çelişmek gibi bir şeye niyetli değildi.

Siyah Rüzgar Dağı’nın yeşillikleri yoğundu, çimenle, ağaçlarla, devedikenleri ve dikenlerle doluydu. Buradaki ağaçlar çok kalın ve yeterli derecede saklanacak yere izin veriyordu. Aynı zamanda azgın vahşi canavarlar için küçük bir cennetti.

“Beşinci seviye esinti kurdu, yakalayın!” Dedi aniden Han Man. Bir çift parlayan göz çalılığın altında görülebiliyordu.

Qing Yi sırtındaki kılıcını çekti. Kılıcı ay rengindeydi. Zeminden dışarı akan cıva gibi görünüyordu.

“Tşşşh!” Esinti kurdunun kafasına saldırmasıyla Qing Yi’nin kılıcından hafif bir ses yayıldı. Tek vuruşta canavarı avladı.

“Esinti kurdu… mükemmel bir yolla öldürüldü, tam da beklenildiği gibi.” Diye söyledi Han Man neşeyle gülerken. Han Man beşinci seviye azgın vahşi yaratığın içerdiği yararlı eşyaları almada yardım etmek için Qing Yi’nin yanına gitti.

“Beşinci seviye azgın vahşi yaratık… hepsi bu.” Dedi beyaz cübbeli ve küstah, Jing Feng, hor gören ve soğuk bir tonla.

Lin Feng bu sözleri duyunca kafa salladı. Sadece sekizinci Qi katmanına ulaşmıştı… Onu hünerli yapan sıradan bir Gelişimciden daha yetenekli olsa da, olağanüstü seviyeye ulaşmış bir dahi olarak sayılamazdı. Küstah olup her şeyi ve herkesi değersiz ikinci dereceden olarak saymak onun sınırlı başarısına uymuyordu.

Eşyaları topladılar ve yürümeye devam ettiler. Arada bir, azgın vahşi yaratıkla karşılaşıyorlardı ama hiçbiri yedinci seviyeyi geçmediği için kurtulması kolay oluyordu.

“Haha, çanta gittikçe daha da ağırlaşıyor. Çoktan 30-40 eşyamız oldu. Hasadımız hiç fena değil.” Dedi çantayı taşımaktan sorumlu, uzun ve sert Han Man. Çantanın ağırlığının artmasıyla gülümsemekten kendini alamadı.

“Ama çoktan Siyah Rüzgar Dağı’nın içlerine doğru bayağı yürüdük. Çok daha güçlü azgın vahşi canavarlarla karşılaşabiliriz. Dikkatli olmalıyız. Çok zorlaşırsa, geri çekilmemiz gerek.” Diye hatırlattı Qing Yi.

“Anladım” Diye cevapladı Han Man uzaklara bakarken.

“Sekizinci seviye azgın vahşi canavar, gaddar bir maymun.” Diye fısıldadı Han Man önüne bakarken. Beliren canavarın iri yarı bir vücudu vardı. Gaddar maymunlar aşırı derece vahşi olarak bilinirlerdi ve bir kaplanı parçalara ayıracak kadar eşsiz güce sahip olmalarıyla ünlülerdi. Bu ormanın en güçlü canavarlarındandılar.

“Jing Feng, senin tarafında kalacağım.” Jing Yun, Jing Feng’le konuştu. Sekizinci seviye azgın vahşi bir yaratık Jing Feng’e zarar veremezdi. Her türlü kıyaslamada onlardan çok daha güçlüydü.

“Hehe, Jing Yun, neden endişeleniyorsun? Anlaşılan çalışmamızın keyif verici meyveleri burada. O hiç de savaşmadı. Tek parmağını bile oynatmadan bize güvenmek niyetinde mi?” Diye acımasızca söyledi Jing Feng, Lin Feng’e günahkarca bakarken.

Lin Feng alaycı bir şekilde güldü. Hiçbir şey yapmadan onlara güvenmek niyetinde miydi? Henüz savaşmamıştı çünkü Han Man ve Qing Yi savaşı önlere taşımıştı. Savaşa ilk giren hep onlar olmuştu. Gerçek tehlike durumunda, o hiç etkilenmeden ve parmağını bile oynatmadan kollarını kavuşturup izler miydi? Her durumda şimdi sekizinci seviye bir azgın vahşi yaratıkla karşılaşmışlardı, Jing Feng, Lin Feng’in o canavarla savaşmasına izin vermek istiyordu. Sonuçta, Jing Feng’in gözlerinde Lin Feng bir çöp parçasından başkası değildi. Çöp parçaları sekizinci seviye bir azgın vahşi canavarla savaşamazdı ki bu da neticenin onun ölümü olacağı anlamına geliyordu.

“Jing Feng, ne demek istiyorsun? Senin dışında, hiçbirimiz sekizinci seviye azgın vahşi bir canavarla savaşamayız. Lin Feng’in onlardan biriyle savaşmasına izin verirsen, bu onu öldürmekle aynı şey olmaz mı?!” Diye söyledi Qing Yi, Jing Feng’in daha demin söylediklerinden açıkça mutsuzdu.

“Hiçbir şey yapmasın ve bizde eşyalarımızı onunla paylaşalım, bu ucuza gelmiyor mu? Hem ölürse, kendimize daha fazlasını almaz mıyız?” Dedi Jing Feng küçümseyen bir tonla.

“Jing Feng, buraya birlikte geldik o yüzden beraber durup beraber ilerlemeliyiz! Lin Feng bize güveniyor bu yüzden birlikte kalmalıyız!” Dedi Han Man açıkça kötü bir havadaydı.

“Hah? Onu korumak istiyorsan, iyi ama ben beleşe bir çöp parçasına bakıcılık yapmak istemiyorum.” Dedi Jing Feng hala soğuk ve mesafeli bir tonla. O sırada, gaddar maymun çoktan onlara doğru gelmeye başlamıştı.

“Deneyeceğim.” Diye söyledi Lin Feng sekizinci seviye azgın vahşi yaratıktan birkaç adım uzaktaydı. Canavarın gücü sekizinci Qi katmanına ulaşmış bir Gelişimcinin gücüne eşti. Lin Feng onunla tek başına yüzleşmek ve kimin daha güçlü olduğunu görmek istiyordu.

“Yapamazsın! Eper sekizinci seviye azgın vahşi bir yaratıkla savaşırsan, ölürsün!” Dedi Jing Yun çok endişelenmişti. “Jing Feng, tam bir zavallısın!”

Bu sözleri duymasıyla, Jing Feng’in suratı öfkeli bir hal aldı. Jing Yun’un esnek ve zarif vücuduna bedhah bir tavırla baktı, “Eğer güzel bir kız olmasaydın, seni çoktan eğitmiştim.”

“Sana yardıma geleceğim.” Dedi Han Man eşyalarla dolu çantasını koyarken. Sonrasında Lin Feng’in tarafına gitti.

“Beni de sayın.” Dedi Qing Yi, Han Man’la aynısını yaparken.

“Ve bende, üçümüz şu azgın vahşi yaratığı yenebilecek miyiz?” Diye söyledi Jing Yun sessizce kafasının içinde dua ediyordu.

“Kendinizi ve yeteneklerinizi fazla büyük görüyorsunuz.” Dedi onların arkasından küstahça gülerken Jing Feng. Sekizinci seviye gaddar maymun çok agresifti ve olağanüstü derece güçlü bir canavardı. Yedinci Qi katmanına ulaşmış birkaç Gelişimci böyle bir canavara güç yetiremezlerdi.

Lin Feng ona katılanlara baktı ve kalbinin derinliklerinde sıcak bir duyguyu hissetti. Onlara samimi bir şekilde gülümsedi.

Kendini olan yetersiz güvenini ifade ederek burnunu kaşıdı, Lin Feng konuştu: “Belki de, bu vahşi yaratıkla savaşamam… ama sadece belki diyorum

Yorum Yap "Pmg 7: Siyah Rüzgar Dağı"