Tank Tarihi Günceli

Pmg 4: Kılıcını Kuşanmak

Ekim 02, 2016




Bölüm 4: Kılıcını Kuşanmak

Lin Feng konuşmayı bitirdiğinde, tüm alan sessizliğe gömüldü.

Lin Feng, Lin Yun’a meydan okuma girişiminde mi bulundu?

Lin Hai bile şaşırmış ve oğluna şoke olmuş şekilde bakıyordu. Ayrılmak için hazırlanan platformun tepesindeki kıdemliler, geri yerlerine oturdular ve büyük bir ilgiyle Lin Feng’e baktılar.

Lin Hao Ran o sırada, kalbi öfkesini bastırırken soğuk bir gülümseme attı. Şu çöpün bu oğluna meydan okumak girişiminde bulunmasını beklememişti.

“Lin Yun, meydan okumayı kabul et.” Lin Hao Ran’ın bakışları gözleri Lin Yun’un üzerindeyken gergin bir hal almıştı.

Lin Yun, Lin Feng’e baktı ve hakaret görmüş gibi hissetti. Ailede, Lin Yun’un yeteneği sadece sıradan sayılabilirdi. Sadece Lin Feng’in önünde onurunu bulabilirdi ve başını yukarıda tutabilirdi. Bu yüzden, Lin Feng’i her görüşünde, onunla alay etmek kendini daha da mutlu hissettiriyordu. Ama şu anda, genç jenerasyonun çöpü ciddi ciddi ona meydan okuyordu, bu yüzünün kararmasına sebebiyet verdi.

“Üç hareketimi de karşılayabilirsen duracağım.” Dedi Lin Yun yürürken. Nasıl bir çöp olduğunu anlaması için onu en gaddarca tekniklerle yenmeyi planlıyordu.

“Yumruklarımdan bir tanesini karşılarsan, yenilgi benim sayılır.” Lin Feng kafasını salladı ve ondan farksız olarak konuştu. Bu farksız konuşma Lin Yun’un, Lin Feng’in yumruklarından bir tanesini bile karşılayamayacakmış gibi hissetmesine neden oldu ve benzi anında kasvetli bir hale döndü.

Kalabalık olduğu yerde kaldı ve sadece Lin Feng’e nutku tutulmuş bir şekilde bakabildi. Bu adam kafayı yemiş olmalıydı. Bu kadar kibirli bir şey söylediğini düşününce.

“Çöp tarafından söylenen sözler her ne kadar güzel olsa da, o hala bir çöp. Bu sözlerin avantajını kullanmak, sadece senin gibi bir çöpün yapacağı iş.” Lin Yun sırıttı.

Lin Feng kahkaha attı. Sözlerin avantajını mı kullanıyormuş? Sadece birkaç laf etmişti.

“Yumruğumu karşıla” Lin Feng zamanını daha fazla gereksiz konuşmalarla harcamaya niyetli değildi. Sesinin dağılmasıyla, bedeniyle ileri hareket etti, yumruğunu havaya kaldırdı ve anında Lin Yun’a savurdu.

“Tek yumruk?” Lin Yun’un gözleri acımasızlıkla parladı ve o yumruktan kurtulmadı. Bunun yerine, kendi yumruğunu kaldırdı. Lin Feng’in yetenek seviyeleri arasındaki devasa farkı öğrenmesine izin vermek istiyordu.

Hava titremeye başladı ve Lin Feng’in yumruğunda gaddar bir dalga belirdi, titreyen bir ses çıkardı. Fakat, kalabalık sadece ağır dalgaların Lin Yun’a doğru hareket etmeden önce onu gaddarca geçtiğini görebildi.

Dövüş Tekniği, Dokuz Ağır Dalga!

Gücün ne kadar baskın olduğunu hissetmesiyle Lin Yun’un benzi hemen attı. Ama şimdi çekilmek için çok geçti. İki yumruk da çarpıştı ve Lin Yun agresif dalgaların yumruğundan ilerleyip bedenini zorla geçtiğini hissetti. Hepsi bir öncekinden güçlüydü aynı zamanda sonu gelmiyordu.

“Pu!”

Bir inlemeyle, Lin Yun’un bedeni uçtu. Herkes afallamıştı. Bu sahne kesinlikle Lin Hai ile Lin Ba Dao arasındaki savaşla aynıydı. Lin Yun, azıcık bile direnemeden tek yumrukla havaya uçmuştu.

Lin Hao Ran ayağa kalktı ve aptalca yerde yatan Lin Yun’a baktı.

“Bu nasıl, bu nasıl mümkün olabilir…” Lin Yun, Lin Hao Ran kadar şaşırmıştı ve acımasız gerçekliği kabul etmekten acizdi.

Kalabalık Lin Yun’un sözlerini duyunca, Lin Feng’in daha önce ne söylediğini hatırladı. “Lin Yun, benim bir çöp olduğumuz zırvalayıp duruyorsun. Sormak isterim, bir gün benden kötü olduğunu keşfedersen, ne kadar rezil olacaksın?” Şu anki sahne hiç kuşkusuz genç tarafından edilen sözleri kanıtlar nitelikteydi.

“Bu Lin Ailesinin çöp genç efendisi mi?” Lin Feng’e bakarken, seyirci olarak duran herkes Lin Yun’u uçuracak bu tek yumruğu biliyordu, yumruk en az 6000jin gücünde olmalıydı.

“Çöp olduğumu zırvalayıp duruyorsun. Şimdi yumruklarımdan birini bile karşılayamadın, bu seni nereye çıkaracak?” Lin Feng ironik bir şekilde söyledi ve gözlerinde sert bir bakışla Lin Yun’u süzdü.

“Ve sen. Yaşça büyüksün yine de tüm bu zaman boyunca bir çöp olduğumu söyledin. Şimdi, senin biricik oğlun tek bir yumrukla tarafımca yenildi. Sürekli çöp parçası olduğumu söyler dururdun, artık oğluna da bir çöp parçası olduğunu söylemeyecek misin.”

Başını kaldırarak Lin Feng, Lin Hao Ran’a baktı ve konuştu.

“Sadece altıncı Qi katmanındasın. Bu değersiz güç senin burada küstah olmana izin mi veriyor?” Lin Hao Ran’ın yüzü ekşidi ve onun dediklerini reddetti.

“Küstah değilim. Sadece oğlunun ve senin bunca zamandır bana verdiğiniz şeyleri geri iade ediyorum.” Lin Feng daha fazla şey söylemeye niyetli değildi. Ayrılmak için döndü ve konuştu: “Eğer başkalarını aşağılarsan, o insanlar da gelir seni aşağılar!”

“Eğer başkalarını aşağılarsan, o insanlar da gelir seni aşağılar!” Lin Hai yumuşakça fısıldadı ve ışıklar, gülücükler saçan gözlerinde parladı. Oğlu gerçekten değişim geçirmişti. Böyle filozofik şeyler söylediğini düşününce.

Lin Feng avludaki odasına geri döndü ve tekrar pratiğe başladı. Beşinci Qi katmanını zaptedip geçtiği halde, bu dimdik ayakta durması için yeterli değildi. Lin Heng, onu dövüp tarikattan atan, Lin Yun’la karşılaştırınca doğal olarak daha yetenekliydi. Ve şu anda sekizinci Qi katmanındaydı.

Ek olarak, ortada Lin Ba Dao’nun çocukları da vardı. Onların yetenekleri için Lin Yun ile kıyas edilince birkaç kat daha fazla olduğu söylenebilirdi. Özellikle Lin Ba Dao’nun kızı, Lin Qian. Onun için çoktan dokuzuncu Qi katmanına geldiği söylenegeliyordu.

Üç ayda, yıllık zirve gelecekti. O sırada, Lin Ailesindeki herkes, tarikatlarda eğitim görenler bile geri döneceklerdi. Hızla gelişimini arttırmazsa, bir dahaki sefere kendisi aşağılanacaktı.

Gelişimin sonu gelmiyordu. Bir savaşçı çalışırken zaman daha hızlı geçiyordu. Yer ile göğün esansını absorbe edebilen bir savaşçı için, on günlüğüne yemek yememek ya da bir şeyle içmemek sorun olmazdı. Dünyanın enerjisi hiç şüphesiz en saf esanstı.

On gün geçti ve Lin Feng nihayet odasından çıktı. Yavaşça uzun bir nefes bıraktı. Bu on günlük sürede, altıncı Qi katmanının sınırlarına ulaşmıştı ve çok yakında yedinci Qi katmanına ulaşabilecekti.

Adımlarını hızlandırırken, Lin Feng babası Lin Hai’nin odasına yürüdü.

“Xiao Feng, evde çalışmak iyi değil mi. Neden tarikata geri dönmek zorundasın?”Lin Hai, Lin Feng’in tarikata geri dönmek istediğini duyunca endişelenmişti. Lin Hai önceki kazayla ilgili hala kin barındırıyordu ve bu gitmesine izin vereceği bir şey değildi.

“Baba, bazı şeyler kaçınılmazdır. Eğer çalışmak için evde saklanırsam, babam hep beni koruyor olacak. Nasıl gelişip güçlü bir dövüş sanatları savaşçısı olabilirim?” Lin Feng’in gözleri güçlü bir kararlılığı gösterdi. Tarikatın gücü, Lin Ailesi’ninkiyle karşılaştırınca çok daha fazlaydı. Tarikatta hararetli bir yarışma olduğu gibi oldukça güçlü dövüş teknikleri de vardı. Lin Feng sadece orada daha da hızlı bir şekilde gelişebilecekti.

Lin Feng’in gözlerindeki inatçılığı görmesiyle, Lin Hai içinden ah çekti. Oğlu gerçekten büyümüştü. Onun barınağı altında kalıp evde çalışmanın korkakça bir davranış olduğu doğruydu. Bu şekilde güçlü bir savaşçı olmak imkansızdı. Fakat, onun bakış açısına göre, Lin Feng’e beslediği sevgi nedeniyle bunu yapmaya niyetsizdi.

“Tarikata dönme konusunda bu kadar çok ısrar ettiğin için, baban olarak, seni durdurmayacağım. Ancak, kendi güvenliğine dikkat etmelisin.” Dedi Lin Hai kafasını sallarken.

“Endişelenme baba. Sıkı çalışacağım ve hepsini ayağımın altına alacağım.” Lin Feng’in konuşmasında güçlü bir özgüven vardı. Karanlık ruhuyla birlikte, sıradan biriyle karşılaştırınca gelişim hızı çok daha fazlaydı. Kavrama yeteneği de güçlü bir hale gelmişti. Buna ilaveten, kararlı bir kalple, nam-ı “dâhiler”den hiç de alta kalır bir yanı olmadığına inanması için sebepleri vardı.

Lin Feng yanında fazla bir şey getirmemişti, sadece bir at, bir çanta kurutulmuş yiyecek ve biraz da gümüş.

“Baba çıktım.” Yangzhou Şehri’nin dışında, Lin Feng elvedasını etmesiyle babasına baktı.
.
“Ah, Dikkatli ol.” Lin Hai kafa salladı.

Atını sürerken, binlerce kar tanesi, Yangzhou Şehrinde kayboldu.

Uçsuz bucaksız engin arazide, Lin Feng at sırtında seyahat ediyordu. Yer ile gök arasında dört nala sürüyordu, kabaran onur ve ihtiras kalbinde çiçek açmıştı.

Önceki hayatında, Lin Feng dövüş savaşçılarının şovlarını severdi. At sürerek kılıcıyla dünyayı gezerken şarkı söyleyen yalnız bir şövalye. At sürme ve dünyanın etrafında özgürce dolaşma şansı olacağını hayatından beklememişti.

Bir kupa içki, kırılmış aşkın şarkısı ve vahşi hayat!

Kahramanın biri kılıcını kuşanır ve dünyayı gezer; onur için, dünya kanayacak ve yeşil gökyüzü boyanacak!

Bu hayatta, sıra dışı olmak alın yazısıydı. Bu hayatta, görkemli bir şekilde yaşamak kaderinde vardı!

Yorum Yap "Pmg 4: Kılıcını Kuşanmak"