Kilimanjaro Günceli

Pmg 28: Islık Çalan Rüzgar Restoranı

Ekim 03, 2016



Bölüm – 28
Islık Çalan Rüzgar Restoranı

Yıl sonu yaklaşırken Yhangzhou şehri her zamankinden daha kalabalık olurdu. Çünkü, çeşitli tarikatlarda bulunan öğrenciler aile ziyareti ve toplantılarına geliyolardı.

Yıl sonunda şehirlerde, ülkelerde ve köylerde bulunan büyük aileler ihtiyarlar toplantısı düzenlerdi. Uygulama yolunda gelişim yapan öğrenciler yıl sonlarında bu toplantılara gelir ve itibar kazanmak için yeteneklerini sergilerlerdi.

Yhangzhou şehrinde bulunan büyük aileler ihtiyarlar toplantısında tarikatta öğrenim gören aile üyelerinin gelişimlerini kontrol edip klanın gelecekteki savaş gücünü belirlerlerdi. Bazen de diğer klanlarda bulunan ailelerle toplantı düzenleyip bilgi alışverişi yaparlardı.

O sırada ıslık çalan rüzgar restoranında büyük klanların seçkin öğrencileri toplanmış şarap içiyorlar ve ihtiyarlar toplantısı hakkında tartışıyolardı.

“Lin Qian ın Lin Qi katmanına ulaşıp ruhunu uyandırdığını ve Hao Yue tarikatında seçkin bir öğrenci olduğunu duydum. Lin Yu bu gerçekten doğrumu?” Elinde yelpaze tutan genç bir öğrenci sordu. Herkes Lin Yu ya doğruluğunu sorgular gibi bakıyordu.

“Bunların hepsi doğru. Lin Qi katmanına ulaştı ve gücünü büyük ölçüde arttırdı. Sanırım bu toplantıda Lin ailesi gücünü sergileyecek.” dedi

Lin Yu nun yüzünde bir gülümseme vardı. Onun babası Lin Feng in amcasıydı ve klan koltuğunu hedefliyordu. Yani klanın içindeki statüsü fikirlilerini söylemek için yeterliydi.

“Hahaha sadece Lin Qi katmanına ulaştı, bu büyük bir başarı değil. Klanımdaki Gu Yan bu kademeye altı ay önce ulaştı bile. Belli ki Lin Klanı üyeleri savaşmak yerine tarikatın içinde güvenli eğitim yapıyolar.” Dedi Lin Yu nun önünde oturan sarı ceket giymiş genç adam. Yhangzhou şehrinde Lin klanı ve Gu klanı birbirlerine her zaman düşmanlardı. Nasıl olurda tüm başarıların Lin Klanına gitmesine izin verirlerdi ki ?

“Ne zaman Lin Qi tabakasına ulaştıkları önemli değil. Ailemde Wen Jiang ikinci seviye Lin Qi katmanına ulaştı. Şehir efendisin kızı La Feng hariç onunla başka kim mücadele edebilir ki?”

Wen klanının öğrencileri de zayıf olmadıklarını belli ediyordu.

Yelpaze tutan genç adam fikrini sunmayı unutmadı, klanını  şehir yönetiminin içinde çok güçlü bağlantıları vardı, yüzünde alaycı bir gülümseme ile “ Wen Jiang ikinci Lin Qi katmanına ulaşmış, ne müthiş bir yetenek.” Dedi.

“Buraya beni bu aptal ve anlamsız tartışmayı dinletmek için mi davet ettin?” arka taraftan soğuk bir ses duyuldu, bu ses genç bir kıza aitti.

“Tabi ki hayır, herkesi buraya bazı haberler vermek için çağırdım. Bu yılki ihtiyarlar toplantısının ikinci gününe benim klanım ve diğer üç büyük klan da dahil olmak üzere herkes katılabilecek, bunun ne anlama geldiğini biliyorsunuz değil mi?”

Na Lan Hai sıcak bir şekilde gülümsedi. Herkes onun ne demek istediğini anlamıştı. Yhangzhou şehrinde ihtiyarlar toplantısı normalde sadece dört büyük klan gelebiliyordu. Ama bu sene farklıydı, bu Yhangzhou şehrinin içindeki küçük klanlarında katılabileceği ve genç neslin yeteneklerini gösterebileceği anlamına geliyordu.

Qiu Lan bir yetimdi ama doğal güzelliği ve yetenekleriyle Yhangzhou şehrinde şimdiden tanınıyordu.

Qiu Lan kafasını salladı. Bu sene dört büyük klanın gençlerine neler yapabileceğini göstere bilecek gibi hissediyordu.

Gu klanından genç bir adam yüzünde gülümsemeyle” Bu seneki seremoni harika olacak. Lin klanındaki çöp parçasının biraz güçlendiğini duydum ve Lin Yun da yaralıymış ve  duyduğuma göre çöp parçası toplantıya katılmak için geliyormuş.” Dedi.

“Gu Song ne demek istiyorsun? Benim Lin klanımım bir çok seçkin öğrencisi bu toplantıya katılacak, neden bir çöp parçasına ihtiyacımız olsun ki?” dedi açıkçası ne demek istediğini tam olarak anlamıştı. Lin Feng in toplantıya geldiğini ima ederek onun klanıyla ve genç nesilleriyle dalga geçiyordu.

Gu Song gülerek “Hehe, çöp parçasını klanından biri olarak saymadın… sanırım bu pek doğru değil.” dedi.

“Çöp, çöptür. Neden uygun değilmiş? Ayrıca kan bağı olarak klanın ana ailesinin bir üyesi er yada geç…” dedi ve konuşmasını bitiremedi, ve acı bir şekilde inledi.

Onlar çöp parçası hakkında konuşurken tam o anda Qian Li Xue ye binmiş Yhangzhou şehrine girmek üzereydi.

On gün boyunca yolculuk yaptıktan sonra, Lin Feng in yüzünde yorgunluk görülebiliyordu. Qian Li Xue ye oturmak yorucuydu ama Lin Feng in yüzünde en ufak bir tembellik ifadesi yoktu.

Lin Feng şehre en son geldiğinden bu yana daha güçlü ve sağlam görünüyordu. Bakışları sertleşmiş ve ne istediğini bilen bir adam gibi gözüküyordu.

Kılıcı sırtına bağlıydı, belinde parlak gümüş kemere ile birlikte Qian Li Xue ye biniyordu. Lin Feng bir çok kişinin dikkatini çekmişti, onun giyinme şekli büyük bir tarikatın seçkin bir öğrencisi gibiydi. İnsanlar onu görünce ihtiyarlar toplantısına geldiğini anlamışlardı.

Lin Feng “Devam et.” dedi. Qian Lin Xue dört nala koşarken Yhangzhou şehrine gelince yavaşlayıp durmuştu.

“EEEyah”

Lin Feng bir restoranın yanından geçerken binanın tepesinden bir ses geldi. Ses çok kısık gelmişti ama Lin Feng tam olarak ne dediğini duymuştu. Kafasını çevirdi ve binanın tepesinden ona bakan birini gördü.

“Hehe bu aşağıdaki de kim? Yoksa o Lin klanının genç efendisi mi. Böyle bir zamanda görünmesi gerçekten tesadüf.”

Genç adam alaycı bir şekilde Lin Feng e bakıyordu. Kısa bir süre sonra bir çok insan üst kat pençelerinden bakmaya başladı. Aralarında tanıdık görünen bir yüz de vardı.

“Lin Yu.” Lin Feng düşününce Lin Yu onun kuzeni ve Lin Klanı içinde yüksek bir statüye sahipti, ama sadece sekizinci Qi katmanına ulaşabilmişti. Klan içerisinde diğerlerine göre yetenekli değildi, bu yüzden onun ailesinin yardımıyla gelişimini yükselttiği söylene bilirdi.

Lin Yu nun Lin Feng e hiç saygısı yoktu. Öfkeyle kaşlarını çattı. Lin Feng e saldırmamak için kendini zor tutuyordu çünkü diğer insanlar Lin Feng i kullanarak Lin klanıyla dalga geçiyolardı.

“Lin Feng burada toplantıdan önce birkaç öğrenci ile birlikte oturuyoruz, yukarı gel ve bizimle otur lütfen.” Dedi Gu Song açıkçası niyeti iyi değildi.

Lin Yu “Lin Feng onlara katılmak için istekli olmana gerek yok, uzun bir yolculuk yaptın eve git ve dinlen.” Dedi.

Lin Feng kalbinde alaycı bir şekilde gülümsüyordu. O Lin klanının genç efendisiydi. Buna rağmen Lin Yu ona küçük bir nezaket bile göstermemişti bu zamana kadar. Nezaket göstermeyi geç bu zamana kadar hep saygısız bir şekilde konuşuyordu.

“Görüyorum da ne yaparsam yapayım memnun değilsin.” diye düşündü Lin Yu ya bakarken. Sonra Gu Song a döndü ve “Tamam yukarı geliyorum.” Dedi.

Lin Yu soğuk bir sesle “Bekle, bekle buraya gelme dedi. Dürüst olmak gerekirse eve gitmelisin.” Dedi.

Lin Feng Lin Yu nun gözlerine soğukça baktı ve “Benimle böyle konuşmaya nasıl cüret edebilirsin?” Dedi.

Lin Feng daha önce olduğu gibi korkak ve güçsüz değildi. Babası klanın içerisinde en yüksek statü olan klan reisiydi. Lin Yu Lin Feng in bu yüksek hiyerarşi statüsüne girmeye hakkı yok diye düşünüyordu. Lin Feng ona göre hala bir çöp parçasıydı ve babası sayesinde insanlar ona zorbalık yapmıyordu.

Lin Yu Lin Feng in sözlerini duymuştu ve öfkeden kuduruyordu. Lin Feng in bu kadar değişeceğini düşünmüyordu. Bu konuşma zayıf biri için oldukça mantıksızdı. Lin Yu sinirden kıpkırmızı oldu, nasıl cevap vereceğini bilmiyordu çünkü Lin Feng klanın içerisinde ondan daha yüksek bir statüye sahipti. Lin Feng in kuzeni olmasına rağmen onunla küstahça konuşmaya hakkı yoktu.

Gu Song Lin Yu yu daha fazla sinirlendirmek için “ Hehe o klanın genç efendisi ona karşı böyle bir tutum sergileyemezsin.” Dedi.

O sırada Lin Feng atından inip dizginlerini lokanta sahibine teslim etti ve üçüncü kata çıkarak öğrencilerin oturduğu odaya girdi.

Sekiz kişi masalarda oturuyordu. Hepsi de güçlü klanların genç nesilindendi.

Lin Feng in geldiğini görünce kimse bir şey söylemedi. Hepsi masalarında oturup şaraplarını içiyorlardı. Hatta Lin Feng i çağıran Gu Song bile sessizdi ve yüzünde bir gülümseme vardı.

Lin Yu Lin Feng e bakmadan sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi “Bu çöp parçası kendini gülünç duruma düşürüyor. Gu klanının genç efendisi olsan bile benim klanımla dalga geçmek zorunda mısın?” dedi.

“Aile reisinin oğluyum, benim statüm bu. Unutmuş olabilirsin Lin Yu ama Lin Klanının genç efendisi gibi çöp değilim.” Dedi Gu Song gülerek.

Lin Feng gülümsedi. Herkes Gu Song bakıyordu. Lin Feng Gu Song a doğru birkaç adım attı.

“Oturabilir miyim?”

Wen Shan kaba bir şekilde “Buraya oturabileceğin mi düşünüyorsun?” dedi Yhangzhou şehrinde dört büyük klan vardı. Bu klanlardan bir tanesi şehri yönetiyordu. Diğer üç büyük klan arasında ise düşmanlık vardı. Özellikle Gu klanı ve Lin Klanı arasında büyük düşmanlık vardı. Gu klanı Lin klanına saldırmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyordu. Açıkçası Wen klanı da aynı şekildeydi.

Lin Feng Wen Shan ı umursamadı ve Gu Song a sordu “Oh tam olarak ne demek istiyorsun?” dedi.

Gu Song kibirli bir şekilde “Anlamı yormuşun? Beş para etmez bir çöp parçası bizimle oturma hakkına sahip değil.” Dedi Lin Feng bu insanların onu bu kadar küçük gördüğü hakkında hiçbir fikri yoktu.

Lin Feng sakin bir şekilde “Ah anlıyorum benimle dalga geçiyorsun değil mi?” dedi.

Gu Song öfkeyle bağırdı “Her neyse, kaybol.” dedi Lin Feng in korkup geri çekileceğini ve Lin Klanını rezil edeceğini düşünüyordu

Yorum Yap "Pmg 28: Islık Çalan Rüzgar Restoranı"