Tankların Tarihi Günceli

Pmg 27: Özgüven

Ekim 03, 2016



Bölüm 27- Özgüven
Lin Feng in gülerek ona baktığını gören Liu Fei “Dünyada sapık olan, soysuz olan ve yetiştirme sanatını ciddiye almayan bir çok insan var. Ortak noktaları ise iğrenç ve sapkın düşünceleri.” Dedi

Öfkeli bir şekilde “Hayatın boyunca böyle aptalcamı davranacaksın?” diye sordu

Liu Fei konuşurken kaplıcadan dışarı çıktı. Elbiseli vücuduna yapışmıştı ve gizli kıvrımları ortaya çıkmıştı. Son derece çekici bir kadındı, bir kuğu gibi narindi. Eğer Lin Feng in diğer dünyasında olsaydı bir çok insan ona tapardı.

Ama burası o dünya değildi, Lin Feng de eski Lin Feng değildi. Liu Fei ye bakarken çok soğuk ve hissizdi. Kalbi taş gibiydi sanki bir insana ait değildi.

Lin Feng sakin bir şekilde düşünerek “Yaptıklarımı bir sapıklık olarak algılayacağını düşünmemiştim.” Dedi Liu Fei onun sapık olduğunu düşünüyordu. Lin Feng Liue Fei ye dik dik bakarak yüzünde bir gülümsemeyle onu baştan aşağı süzdü.

Liu Fei kalbindekini öfkeyi bastırmak üzereydi ama Lin Feng in yüzündeki sapıkça ifadeyi gördü. Onu kalbinden vurup öldürmek istemeye başladı.

Gerçekten bela arıyorsun, kalpsiz olduğum için beni suçlama.
Ok parlak bir ışık ile kuşatıldı ve havayı yararak Lin Feng in Dokuz Ağır Dalgalar tekniği ile çarpışıp parçalara ayrıldı.

Lin Feng “Son gördüğümden bu yana daha da güçlenmiş.” Diye düşündü. Oka karşı savunmak için Ağır Dalgaları kullandı. Dalgaların titreşimi atmosfere yayıldı ve ok u anında yere düşürdü.

Lin Feng Dokuz Ağır Dalgaları sürekli kullanarak daha güçlü bir hale getirmişti. Dokuz Ağır Dalgaların mevcut gücü 9000 jin den fazlaydı. Ok u durdurmak çok kolay olmuştu.
Geri dönmeye cesaret ettin. Ama bana sapıkça şeyler denemeye gücünün yeteceğini mi düşünüyorsun?
Liu Fei Ok ruhunu serbest bıraktı. Ruhu otomatik olarak Lin Feng e kilitlendi. Liu Fei bir ok çıkardı, yayına koydu ve yavaş yavaş tüm gücü ile kirişi çekmeye başladı. Baskıdan titreyen Kriş sesi duyulabiliyordu.

Git
Bu ok saldırısı önceki saldırılarına kıyasla daha güçlü ve daha hızlıydı.

Lin Feng bu savaş umduğundan daha zor olacak diye düşünmeye başladı. Küçük bir adım attı ve ona doğru gelen Ok a Dokuz Ağır Dalgalar tekniğini kullandı. Dalgalardan ortaya çıkan güç korkutucuydu.
Saldırı dalgalar tarafından engellendi ama ok onun yumruğunu biraz delmişti. Elini hafifçe salladı yumruğunun uyuştuğunu hissetti. Yumruğu Ok u durdurmuştu ama bu saldırı diğerlerine göre daha güçlüydü.
Liu Fei kaşlarını çattı. O sapık bu kadar kısa sürede nasıl böyle güçlenmişti.

Liu Fei öldürme niyetiyle bir ok daha gönderdi.

Lin Feng soğukça gülümsedi ve “Bu savaşta sadece kendinin mi saldıracağını düşündün?” dedi ve Ay Işığı Tüy Çevikliğini kullandı, inanılmaz bir hızla Liu Fei ye yaklaştı. Ok onu vurmak üzereyken bir ışık parladı ve ok ortadan ikiye bölündü, Lin Feng kılıcını tekrar kınına soktu.

Liu Fei şok olmuştu. Lin Feng bu kadar hızlı ilerlerken havada Ok u kesmişti. Ok u keserken ki hareket hızı ve saldırı hızı çok yüksekti, kılıcını çektiğini görmemişti bile sadece kılıcını kınına koyarken görmüştü.

Liu Fei hızlıca geri çekildi ve Lin Feng ile arasındaki mesafeyi korumaya çalıştı. Sonra aynı anda üç Ok fırlattı.

Liu Fei sessizce kendi kendine “Aynı anda üç ok un saldırı gücü 9500 jin i aşacaktır. Bu saldırıyı nasıl engelleyeceksin görelim.” Dedi Derin bir nefes aldı ve üç ok u Lin Feng e fırlattı.

Lin Feng hemen kılıcını kınından çıkardı ve Gök gürlemesi sesleri kılıcından duyuldu. Ok lar Lin Feng e tamamen yaklaşmadan Lin Feng Kılıcını Qi ile kapladı.

Kükreyen Gök Gürültüsü ve Kılıç Qi sini birleştirince çok güçlü bir saldırı elde etmişti. Kılıç Qi si yada Gök gürültüsü ayrı kullansaydı güçleri Ok ları durdurmaya yetmezdi. Ama Atmosferdeki Kılıç Qi si ve Gürleyen Gök gürültüsü birleştirince kolaylıkla Ok ları engellemeyi başardı.

Liu Fei şok içerisinde “Bu nasıl mümkün olabilir?” dedi Mevcut güç seviyesi ile tek seferde üç ok kullanabiliyordu. Ama bu üç ok u tüm gücüyle ateşlemişti. Normal şekilde 5 ok atsaydı gücü anca 9000 jin civarında olurdu.

Ama Lin Feng üç oku kırmayı son anda başarmıştı.

Lue Fei Lin Feng e baktı ve yüzünde bir gülümseme belirdi. O savaş sırasında mesafeyi sürekli koruyordu ve aniden Lin Feng e üç ok daha ateşledi.

Ama sonuç gene aynıydı Lin Feng kılıcını kullanarak ok ları gene kırdı.

Tekrar saldırmak için zamanı vardı, ama kendi düşünceleri içerisinde kaybolmuştu. Bu sırada Lin Feng kılıcıyla onun boğazına doğru yaklaşıyordu. Lin Feng in ilk defa ne zaman ortaya çıktığını hatırladı, o zaman tek Ok a zor dayanmıştı. Onu öldürmek istemişti ve ikinci defa fırtınalı geçitte karşılaşmışlardı. O zamanda Lin Feng tek saldırısıyla zor başa çıkmıştı ama bu üçüncü sefer her şey çok farklıydı.

Bu nasıl mümkün olabilir? Nasıl bu kadar hızlı ilerle kaydetmiş olabilir?

Liu Fei kendi eğitimin hızlı ilerlediğini ve diğerlerine göre daha yetenekli olduğunu düşünüyordu. Sürekli günlük olarak beceri ve yeteneklerini geliştiriyordu. Ama Lin Feng in saldırıları çok güçlüydü, kendini savunamamıştı bile. Sonra Lin Feng in kılıcı onun hassas boğazını kesmeden önce aniden durdu.

Lin Feng in yüzünde gülümseme vardı ve sanki kullanılıp atılacak bir şeye bakıyormuş izlenimi vardı. Liu Fe onun yüzünü görünce, başından ayaklarına kadar tüm bedeninde korkuyu hissetti.

Bana ne yapmayı düşünüyorsun?

Lin Feng Liu Fei nin dudaklarından aşağıya doğru baktı. Sanki sadece kader ona dayanabilirdi.
// yani diyorki “güzelliğine karşı sadece kaderin kendisi karşı koyabilirdi”. en azından ben öle anladım
(ÇN: Ne anlama geliyorsa artık😀 )

Lin Feng sırılsıklam olan Liu Fei ye baktı. Elbiseleri vücuduna yapışmıştı ve büyüleyici görünüyordu. Bu görüntü bir çok erkeği delirtebilirdi. Lin Feng duygu dolu bir nefes verdi. Bu kız olağan üstü güzeldi ama çok şiddetli ve acımasızdı.

Lin Feng Liu Fe inin vücut hatlarına baktı ve inceledi.

Daha sonra birden gülümsemesi değişti ve “Kendini bu kadar yüksek görme, senin gibi biriyle ilgilenmiyorum. Hemen kaybol eğitim yapacağım.” Dedi

Lin Feng konuşmayı kesti ve kılıcını kınına koydu. Arkasına bile bakmadan eğitim yapmak için mağaraların birine doğru yöneldi. Lin Feng ona sapıkça ve onu öldürmek isteyen bir ifade göstermişti. Ama bunu bilerek yapmıştı ve ilk seferinde Liu Fei onu öldürmediği için bugünde o onu öldürmemişti. Ama bir dahaki sefere bu kadar cömert olmayacaktı.

(ÇN: Adam taş kalpli😀 )

Liu Fei Lin Feng i izlerken donup kalmıştı. Dudaklarını öyle sert ısırdı ki dudakları kanamaya başladı.

Liu Fei on altı yaşında Dokuzuncu seviye Qi katmanına ulaşmıştı. Çok ustaca yay kullanıyordu ve Ok ruhuna sahipti. İkisini birleştirdiğinde inanılmaz güçlü saldırılar yapabiliyordu. Yun Hai tarikatında onunla savaşmaya cesaret edebilen biri vardı ve ondan daha güçlü, doğal yeteneklere sahipti.

Ayrıca çok güzel bir yüzü vardı. Tarikatta bir çok öğrenci onu sevgilisi yapmak istemişti, ayrıca elit öğrenciler arasına girmesine çok az kalmıştı. Bu nedenle Lin Feng ide geçmişte karşılaştıkları gibi sapık olduğunu düşünüyordu. Çünkü o eğitim yaparken o soyunup kaplıcaya atlamıştı. Ama bugün onun sadece numara yaptığını anlamıştı.

Bu gün ki savaşta Lin Feng ona fiziksel zarar vermemişti ama onun egosunu ve benliğini rencide etmişti.
Lin Feng in soğukça söylediği “Kendini bu kadar yukarda görme!” sözü onun duygularını derinden incitmişti.

Bir dahaki sefere, ona gününü göstereceğim.” Dedi ama gitmedi tekrar kaplıcaya girdi ve nefes eğitimine devam etti. Bu su altı eğitimi onun gücünü geliştirmek için en uygun yerdi.

Lin Feng büyük bir mağaraya girdi.
Dağın derinliklerine gittiğinde orada bir yatak ve elbiseler gördü. Liu Fei açıkça burada da eğitim yapmıştı.

Lin Feng mağarayı görünce “Bu kadın cidden eğitim yapmak için güzel bir yer seçmiş.” Dedi Yun Hai tarikatındaki yeni öğrenciler eğitim yapmak için bu mağaraları tercih ediyordu. Bu mağaralar Yun Hai tarikatının ataları tarafından yapılmıştı. Çocukları ve torunları bu mağaraları hala kullanmaktaydı. Bu mağaralar Yun Hai tarikatının her üyesine aitti. Ama bu zamanda Mağaralar sadece güçlü öğrencilere aitti. Bazı zamanlarda insanlar mağaradaki değerli eşyaları ve hapları çalıyorlardı.

Lin Feng taş yatağın üstüne oturdu ve ruhunu serbest bıraktı. Eğer biri içeri girerse onun varlığını hemen gizleyecekti.

Lin Feng hemen eğitime başladı ve meditasyon durumuna girdi. Cennet ve Dünya Qi si vücuduna nüfus etmeye başlamıştı.

Kısa bir zaman geçti.

Cennet ve Dünya Qİ si onun vücudunda bir girdap şeklini almaya başladı. Parlak beyaz bir ışık belirdi ve Lin Feng in dantianına girdi.

Lin Feng gözlerini açtı ve gözleri parlıyordu ve ağzı kulağına gelecek şekilde sırıtıyordu.

Dokuzuncu Qi katmanına ulaştım. Artık Lin Qi katmanında olanlardan korkmama gerek kalmadı.

Lin Feng sekizinci Qi katmanındayken zaten Lin Qi katmanındaki biriyle savaşa biliyordu ama güçlerinin arasındaki fark çok fazlaydı ve yaralanmıştı. Eğer kaçmasaydı büyük ihtimalle ölebilirdi. Lin Qi katmanına ulaşmış olanların müthiş bir gücü vardı ve ruhlarını uyandırabiliyorlardı. Geçen gün savaştığı Lu Lian ın bir Kartal Ruhu vardı. Kartal ruhu son derece güçlü ve şiddetli olmasına rağmen hala tam olarak uyanmamıştı. Lin Qİ katmanına ulaşmış diğer öğrencilere kıyasla çok güçsüzdü.

Herkesin ruhunu uyandırmak için fırsatı vardı ama herkesin uyandırması o kadar kolay değildi. Bazı ruhları uyandırmak zordu ve bunun için çok çalışmak gerekiyordu Lin Feng bunun farkındaydı.

Ne kadar vakit var bilmiyorum ama, ihtiyarlar toplantısından önce seviye atlaya bildim sanırım.” Diye düşündü ve gelişimine devam etmedi. Ayağa kalktı ve mağaranın dışına doğru yürüdü. Orada kaplıca Liu Fei yi gördü ve onun varlığı onu kızdırmıştı.

Liu Fei Lin Feng e bakıyordu. Kaplıcada savaştıklarından beri değişmişti ama nasıl bir değişim geçirdiğini anlayamamıştı.

Lin Feng Liu Fei nin yüz ifadesini dikkate almadan “Kaç gündür gelişim yapıyorum?” diye sordu.

Liu Fei soğukça yanıtladı “Yirmi gün.

(ÇN: Kısa zamana bak😀 )
Lin Feng kaşlarını çatarak “O kadar uzun mu?” diye düşündü. Meditasyonda geçirdiği sürenin bu kadar uzun olmasını beklemiyordu.

Liu Fei “yirmi gün içinde ne kadar ilerleyebildin?” diye bağırdı.

Sadece Dokuzuncu Qi katmanına ulaştım” dedi ve hemen ortadan kayboldu.

Lin Feng bir anda dağdan dışarı fırladı ve aceleyle ihtiyarlar toplantısına gitmeye başladı. İhtiyarlar toplantısına yetişecek kadar zamanı yoktu. Bu kadarcık zamanda sadece Yangzho şehrine ulaşabilirdi.

Liu Fei çok şaşırdı. Şu anda yaşadığı duyguyu tarif edemiyordu.

Lin Feng sekizinci Qi katmanındayken kolaylıkla onu alt edebilirim diye düşünüyordu. Sonra Lin Feng onun hayatına girip onun kendine güvenini paramparça etmişti. Lin Feng onu istemiyordu ve onun yeteneğini tamamen aşmıştı. Şimdi içinde ne kadar kendine güveni kalmıştı?

Yorum Yap "Pmg 27: Özgüven"