Otto Von Bismark Günceli

Pmg 20: Bilinmeyen Güç

Ekim 03, 2016



Çevirmen : IHATEPANDA,Overlord
Düzenleyici :DooDLez213

BÖLÜM – 20

Bilinmeyen Güç
Zhangu uçurumundan gelen davul sesi, Yun Hai tarikatı üyelerine benzeri görülmemiş bir şok yarattı. Davulun sesini duyan bazı öğrenciler korkudan kendilerini dövmeye bile başlamıştı.
Yedinci davul sesi duyuldu. Yun Hai tarikat üyeleri bir anda sustular. Davuldan yayılan ses tüm tarikatı sessiz bırakmıştı.
Tüm tarikat hala karışıktı. Bazılarına göre bu ses iyi şansı temsil ediyordu. Davuldan gelen ses o kadar yüksekti ki sanki dünyada geriye başka bişey kalmamış gibiydi. Sanki davulun gücü tarikata, hatta tüm dünyaya yayılmış gibiydi.
Nan Gong Ling elleri arkada bağlı şekilde dikiliyordu. Yüzünde hayran olmuş bir bakışla Dipsiz uçurumun olduğu yöne doğru bakıyordu. Nan Gong Ling in cübbesi esen rüzgarla birlikte hafifçe dalgalandı. Tek bir şey söylemeden öyle dikiliyordu. O sırada etrafında duran herkez Mo Xie , Mo Cang Lan tarikatın öğrencileri, Lin Qing ve Chu Zhan Peng ona bakıyorlardı. Sanki savaşın başladığını haber vermek için davulu çalan bir tanrı var gibiydi. Bir savaş Tanrısı.
Dağlardaki mağaranın içinde siyah pelerinli bir adam şaşırmış bir şekilde sarkan kayalıklardan aşağıya bakıyordu. Ciddi ve saygılı bir yüz ifadesi vardı.
Siyah pelerin giyen bu yaşlı adam Yun Hai tarikatındaki Dipsiz uçurumu korumakla görevliydi. Sadece birkaç kişi onu biliyordu, tarikatın Büyük Ustası bile onun karşısında saygılı davranıyordu.
Yaşlı adam Lin Feng i Sekizinci Qi katmanında olduğunu, ruhunun zayıf ve güçsüz olduğunu ve tek parça halinde dönemeyeceğini bildiği için ona en zor sınavı açmıştı. Asla zayıf Yılan Ruhu ve Sekizinci seviye Qi katmanını göz önüne alındığında başarılı bir şekilde bu sınavı geçen ilk öğrenci olmuştu.
Yaşlı adamı en çok etkileyen şey, davulun sesinin tüm Yun Hai tarikatının bölgesinde yankılanmasıydı. Davulun yedi kez duyuluşu zaten görülmemiş bir şeydi.
Yun Hai tarikatının bin yıllık tarihinde kimse davulları üst üste bu kadar çalıp, bu kadar yüksek bir ses çıkaramamıştı.
Yaşlı adam Zhangu uçurumuna giden geçitten girdi. Daha önce olduğu gibi ağır başlı ve saygın bir yüz ifadesi vardı. Merdivenleri yavaş yavaş iniyordu sanki sekizinci davulun çalmasını bekler gibiydi.
O anda hala tamamen bilinmeyen bir Kılıç Qi atmosfere doğru ilerliyordu. Lin Feng elinde uzun kılıcını tutuyordu sanki o anda yenilmez gibi görünüyordu.
Lin Feng sırıtarak “Kılıcın gücü, her yerde bulunabilir.” Diye düşündü. Bu davullar ilgi çekici ve harikaydı. Davulda doğru sesi çıkarabilmek için her saldırıda yeterince güç olmalıydı. Lin Feng in tam olarak yaptığı da buydu. Davul sesini üretmiş olabilirdi ama hala kılıcın kuvvetini artırmak için davulları kullanıyordu.
“Zaten yedi kez davulu çaldım. Şimdi son davulu çalmanın vakti geldi, sekiz davul, sekiz ses. Son ses mükemmel olmalı ve o zaman Zhangu testini geçebilirim.“ dedi. Lin Feng daha sonra yaşlı adama teşekkür etmek istiyordu, çünkü yaşlı adamın kendisine yumuşak davranmış ve Dipsiz uçurumdaki en kolay sınavı açtığını düşünüyordu.
Elindeki uzun kılıcı tutarak atmosferdeki enerjiyi kılıcına emdi ve kılıcıyla birleştirdi.
Lin Feng “İşte geliyorum Davul!” diye bağırdı. Kılıcında ki Qi parlak bir ışık haline dönüştü ve son davula vurdu.
“GOOOOONNNNNNGGGGG!!!” son davul çaldığında dağlar titredi ve Yun Hai tarikatı boyunca yayılarak bir süre atmosferde kaldı. Lin Feng in arkasında bulunan karanlık ruh ortadan kayboldu ve Lin Feng gücü tükenmiş bir şekilde zemine oturdu.
Lin Feng yorgun olmasına rağmen yüzünde bir gülümseme ile “Şimdi Han Man i tedavi edebilecek birkaç ilaç bulabilirim sanırım.” Dedi.
Gürültülü bir ses duyuldu ve uçurumdaki taş kapılar açıldı. Kapının önünde bir siluet vardı, bu siluet onu sınava gönderen siyah pelerinli yaşlı adamdı.
Lin Feng yaşlı adamı görünce ayağa kalktı ve “Testi geçebildim mi? Şimdi arkadaşımı kurtarmak için gereken ilaçları bulmam mümkün olacak mı?” diye sordu.
Yaşlı adam şakın şekilde bakarken yüzünde bir gülümseme vardı. Bilinmeyen bir ifade yüzünde belirdi, Lin Feng farkına varmadan bu yaşlı adamı kızdırdım diye düşündü. Hiç görülmemiş bir şey yapmıştı. Tarikat, güç, kıymetli hazineleri önemsemeden ölümü göze alarak arkadaşını kurtarmak için gelmişti. Ama bunları paylaşacak bir arkadaşın yoksa statü ve güç bir şey ifade etmiyordu.
Yaşlı adam sırıtarak “Evet testi geçtin.” dedi ve bilinmeyen kaynak haplarıyla dolu bir kavanoz çıkarıp onu Lin Feng e attı ve “Bir tanesi arkadaşını kurtarmak için yeterli, geri kalanını nasıl kullanacağın sana kalmış.” Dedi
“Teşekkür ederim değerli yaşlı usta.” dedi. Lin Feng şaşkındı yaşlı adam ona hapların bir tanesinin arkadaşını kurtaracağını söylemişti ve ona bir kavanoz hap vermişti. Yaşlı adamın ne kadar güçlü olduğunu anlamak mümkün değildi. Lin Feng yaşlı adamın onu kandırmadığını biliyordu ama bu kadar kolay bir test için bu kadarı da fazlaydı.
Yaşlı adam “Sınavı geçtin yani bunu hak ediyorsun, ama diğer inşalara Zhangu uçurum sınavının sırrını anlatmamalısın.” Dedi Lin Feng sekizinci seviye Qi katmanında olmasına rağmen kimsenin yapamadığını yapmış ve sekiz davulu çalmıştı. O dâhilerin içinde bir dâhiydi. Yaşlı adam Lin Feng için umarım tam filizleneceği dönemde kötü adamların elleri geçmez diye umut etti.
Yun Hai Tarikatı da dahil Xue Yue ülkesinde gizlice güç elde etmek için son derece yetenekli ve seçkin öğrencileri avlayan insanlar vardı. Kıskançlık duygusuna sahip olarak doğduğumuz için pekte anormal bir şey değildi. Bu gün tüm davul sesleri tarikat içinde duyuldu, tarikat içinde büyük bir hedef haline gelecek. Keşke birkaç sene sonra daha güçlü bir şekilde buraya gelseydi o zaman kendisi için daha iyi olurdu diye düşündü yaşlı adam.
Lin Feng siyah pelerinli adamın başını sallayarak ne konuştuğunu anlamamıştı.
Siyah pelerinli yaşlı adam başını kaldırdı ve uzak bir mesafeye bakarak “Koruyucu Bei, onu geri gönder.” Diye bir ses duydu.
Lin Feng şaşırdı. Burada tehlikeli uçurumlardan başka bir şey yoktu. Etrafa bakındı ama kimseyi göremedi ama o anda çok uzaktan birini gördü. Anlaşılan yaşlı adam hava ile konuşmuyormuş.
Uzaktan dağların ortasından bir ses “Tamam, eski dostum. Genç adam hadi geri dönelim.” dedi ve gökten süzülerek yanlarına indi. Bu yaşlı adamın tanıdık bir yüzü vardı ve kar gibi beyaz iki tane kanadı vardı. Bir turna kanadı gibi görünüyorlardı. Bir turna ruhu vardı.
Lin Feng bu sahneyi büyüleyici buldu ve “Güçlü gelişime sahip insanlar uçabilir ve gökyüzünde insanlar taşıyabilirler. Yun Hai tarikatında böyle insanlar olduğunu bilmiyordum.” dedi. Sağlam bir kasırga ilerden yaklaşıyordu, sağlam durmak ve hareket etmemekte yarar vardı.
Kum ve küçük taşlar yukarıdan aşağıya düştü. Turna kanatlı Siluet sarkan kayanın üzerine indi: Bu oydu!
Lin Feng gördüğü adamı tanıyordu. Bu yaşlı adam Xing Chen köşkünde tanıştığı kişiydi. Hala halsiz ve bakımsız görünüyordu, sırtındaki dev kanatlar hariç.
Lin Feng şaşırmıştı, Xing Chen köşkünü koruyan yaşlı adamı beklemiyordu, biraz daha sıradan biri gelir diye hayal etmişti.
yaşlı adam, “Genç adam seni eski bir arkadaşımla tanıştırayım. Kendisi Yun Hai tarikatının koruyucularından biridir. Onu koruyucu Kong olarak çağırabilirsin.  Beni de koruyucu bei olarak çağırabilirsin.” Dedi. Yaşlı adamın ruh hali iyi görünüyordu. Yun Hai tarikatının hiyerarşik yapısında koruyucuların pozisyonu çok iyi idi. Tarikatın büyük ustası bile onların karşısında küstahlık yapamazdı.
Koruyucular her zaman tarikata aşırı bağlılık gösterirlerdi. Yetenekleri diğer öğrencilere çok ilerideydi. Sadece Tarikata değer verirlerdi. Şu anda aklında tek bir şey vardı Lin Feng Zhngu Uçurum testini geçmesine rağmen neden mutlu değillerdi?
Lin Feng iki yaşlı adama bakarak gülümsüyordu. Muhtemelen onlar tarikatın içinde en güçlü olanlar arasındaydı.
Koruyucu Kong sessizce başını salladı ve tekrar mağaraya girip karanlığın içinde kayboldu.
Koruyucu Bei başını sallıyordu “Eski dostum her gün bu mağarada zaman geçiriyor, pek konuşmaz ama böyle bir durumda konuşmaması anormal.” diye düşündü ve Lin Feng e“gidiyoruz.” Dedi.
Turna ruhu ortaya çıktı. Kanatlarını bir kasırga hissi vererek çarpıyordu. Lin Feng sadece gizemli bir güç tarafından uçurulduğunu hissetti. Ayaklarının altında hiç bir şey yoktu. Önceki yaşantısında teknoloji olmadan böyle uçmak imkansızdı.
Ancak Dokuz Butlar kıtasında, aşırı güç ve kuvvet bazı geliştiricilerin insanlara yukardan bakmasını sağlıyordu.
(ÇN:Bizimkisi bu dünyaya geleli daha kaç gün oldu ama daha oturup iki dakika soluklanamadı hep bir aksiyon hep bir gerilim😀 )

Yorum Yap "Pmg 20: Bilinmeyen Güç"