Otto Von Bismark Günceli

Pmg 19: Üç Yüz Yıl

Ekim 03, 2016



Çevirmen : IHATEPANDA,Overlord
Düzenleyici :DooDLez213
Bölüm – 19
Üç Yüz Yıl
Lin Feng Karanlık Ruhunu tamamen serbest bırakmıştı. Mücadele o kadar yorucuydu ki vücudu tamamen terle kaplanmıştı.
Saldırıları güçlenmişti. Lin Feng de On bin yılda bir görüle bilecek olağan üstü bir yetenek vardı. Aynı anda binlerce kılıç kullanıyor gibiydi ve odanın içi kükremelerle kaplanmıştı.
Lin Feng yaptığı ilerlemeye şaşırmıştı. Nasıl savunma yapacağını tahmin edebiliyor ve karşılık verebiliyordu. Tek bir saniye bile durmadan sürekli davullara saldırmaya devam ediyordu. Eğer küçük bir hata yaparsa bu onun ölümüyle sonuçlanacaktı. Lin Feng tamamen konsantre olmuştu.
Lin Feng in aklında nasıl güçlü olabileceğine dair binlerce teorisi vardı ama şuan ki durumu bir türlü idrak edemiyordu. Lin Feng hiç bu kadar güçlü enerji serbest bırakmamıştı. Saldırıdan geri dönen enerji Ling Qi katmnında olan birinin bile bu kadar güçlü bir saldırı yapamayacağı kadar ğüçlüydü.
“Gök Gürültüsü becerisini kullanmaya başladığından beri her saldırıda enerjisi ve Kılıç Qi daha güçlü hale gelmişti. Muazzam bir güce ulaşmış gibiydi.” Ama hala geri dönen saldırılardan kaçmak zorundaydı.
Kılıç Qi si bilinmeyen bir güce dönüşmüştü ve bu güç görünmez hale gelmişti.
“Han Man sekizinci Qi katmanında olmasına rağmen ayaklarının altındaki toprak ile mükemmel bir uyuma ulaşmış gibi görünüyordu. Toprak ona güç veriyordu, üç yumruk maçında Dokuzuncu seviye Qi katmanındaki birini yenmişti ve yaralanmasına bile sebep olmuştu. O anda toprağın gücünü kullandı toprak ona gücünü vermişti.” Diye düşündü
Lin Feng Han Man in savaşını düşünürken aklına bir fikir geldi. Han Man in savaşı sırasında toprak ruhu ona güç vermişti aslında bu yanlış bir düşünce olabilirdi çünkü güç o anda toprakta değil her yerdeydi. Her yerde kullanabileceğin bir güç vardı. Dokuz Ağır Dalgaları kullanarak davullara saldırdı, ve davullar ona saldırıyı geri gönderdi.
Kükreyen Gök Gürültüsünü kullanarak davullara saldırdı, ve davullar ona saldırıyı geri gönderdi.
Lin Feng sekiz davulun saldırıları inceledi. Ağır dalgaları kullandı ve birkaç kat güçle saldırı ona geri döndü. Kükreyen Gök Gürültüsünü kullandı ve gene saldırı ona birkaç kat şekilde geri döndü. Lin Feng hangi tekniği kullanırsa davul ona o teknikle karşılık veriyordu.
Lin Feng in yüzünde bir gülümseme ortaya çıktı ve “GÜÇ!” dedi. Aniden kılıç kullanma tarzını değiştirdi, ve saldırıları daha zarif ve becerikli hale geldi. Lin Feng in yaptığı hareketler ona nefes almak kadar kolay hale gelmişti. Kılıç becerisi daha benzersiz bir hale geldi.
………………
Bir grup insan gökten fırtınalı geçitteki arenaya doğru indi.
Geçitteki kalabalık bu insanları görünce, onlara saygıyla yaklaştılar. Ancak kalplerinde biraz gergin hissediyorlardı. İki tarikatta aynı durumda olmasına rağmen Chu Zheng Peng ülkenin ilk sekizinde olan biriydi. Yun Hai topraklarının hükümü Patrickdeydi. Onun gelişiyle birlikte Yun Hai tarikatının yaşlı ustaları tedirğin olmaya başlamıştı
“Yun Hai Tarikatının Büyük Ustası!” Tarikatın tüm üyeleri onu selamladı.
“Chu Zhan Peng büyük usta Patrik Nan Gong ve Yaşlı usta Mo yu selamlıyor.” Dedi Chu Zhan Peng. Onları selamlarken bile yüzünde hain bir sırıtış vardı.
Büyük usta patrik başını sallayarak “Bugün nasılsınız? Genç usta Chu Zhan Peng.” Dedi  Büyük usta Patrik orta yaşlarda olmasına rağmen yüzü hala genç görünüyordu. Gençlik yıllarında gelişime çok önem vermişti ve şimdi olgun bir insan olarak dimdik ayakta duruyordu.
“Nan Gong Lin Yun Hai tarikatının tarihinde en genç yönetici olan kişi. Ama babam kadar güçlü değilsiniz, eğer savaşmak zorunda olsaydınız sonuçları ne olurdu tahmin edemiyorum.” dedi sakince Chu Zhan Peng. Nan Gong Ling gizlice şaşırdı. O son yüz yıl içinde Yun Hai tarikatındaki en genç ve en güçlü kadındı. Sadece kırk yaşındayken Yun Hai tarikatının başına geçmişti ve gelişimi dünya çapında duyulmuştu.
EN: BENİM BABAM SENİNKİNİ DÖVER!
“Babamı en son gördüğümden bu yana daha da güçlendi. Ayrıca buraya gelirken size de selamlarını iletti.” Dedi Aslında Chu Zhan Peng in babası Hao Yue tarikatının reisiydi.
Nan Gong Ling başını salladı ve “Chu Zhan Peng buraya misafir olarak geldi, onun ayakta kalmasına nasıl müsaade edersin Mo Xie?” dedi.
Mo Xie açıkladı “Aslında Chu Zhan Peng tarikattaki sıradan bir öğrenci olan Lin Feng i teslim etmemizi istiyor.” Dedi.
Nan Gong Ling “Sıradan bir öğrenci için mi geldi?” diye sordu.
Chu Zhan Peng sakince yanıtlatı “Yaşlı usta doğru söylüyor, büyük usta Nan Gog Ling. Lin Feng benim çırağımın kuzeni ve onun büyüklerine karşı hiç saygısı yok. O kendi kuzenini yaraladı ve büyüklerine hakaret etti. Benim buraya gelmekteki amacım çırağımın kişisel meselesi halletmek için.” Dedi.
Chu Zhan Peng ve yaşlı ihtiyarlar büyük ustanın karşısında duruyorlardı. Bu yüzden herkes sözlerine çok dikkat ediyordu. Chu Zhan Peng büyük ustadan onun isteğini kabul etmesini istedi. Bunu isterken hafif ve mütevazi bir ses tonu kullanıyordu. Nan Gong Lin neler olduğunu mükemmel bir şekilde anlamıştı.
Nan Gong Ling sordu “Mo Xie bunu nasıl yapmak istersiniz?”
Mo Xie hemen cevap vermedi. Gizlice Büyük ustanın yanında duran Yaşlı ustalara baktı.
“Bu çocuk büyüklerine ve üstlerine saygısızlık yapmış biri. Bu tarikattan kovulmalı.” diye cevap verdi.
Mo Xie korunarak konuşuyordu. Eğer direk Chu Zhan Peng den kurtulmak için Lin Feng i teslim etmek isteğini söyleseydi büyük usta aşırı öfkelene bilirdi. Lin Feng sonuçta Yun Hai tarikatının öğrencisiydi. Nasıl öğrencisini sorgulamadın Hao Yue tarikatına teslim edebilirdi? Mo Xie nasıl bu kadar zalim olabiliyordu? Topluluk artık Lin Feng in Tarikatla bir bağının kalmayacağını düşünüyordu.
Nan Gong Ling kaşlarını çatarak başını salladı. Tam olarak Mo Xie nin demek istediğini anlamıştı. Nan Gong Ling tarikatın bir öğrencisini direk olarak teslim etmeyi düşünmüyordu.
Tarikatın başka bir yaşlı ustası olan Mo Cang Lan  “Büyük usta, davranışları tarikatın itibarına zarar veriyor. Yun Hai tarikatında kalması gelecekte bir felaket olur. Tarikatın diğer öğrencilerinin iyiliği için onun tarikattan atılması için size yalvarıyorum” dedi.
(ÇN: İbnelere bak hele döt korkusundan hemen sattılar çocuk cağızı )
EN: Hepsinin sırası var yeğen.
Çevredeki herkes durumu anlamıştı. Bir çözüm bulunmalıydı. Mo Cang Lan tarikattaki infaz bölümünün başındaydı. Tarikatın hiyerarşik düzeni içinde pozisyonu yüksekti. Ayrıca Mo Xie nin babasıydı. Onun söylediklerinden sonra Lin Feng için sonucun ne olacağı daha kolay anlaşılabilir hale gelmişti.
Nan Gong Lin fısıldadı “Sıradan bir öğrenci.” İçten içe ürkmüştü ama bunu belli etmedi. Mo Xie nin kararını onayladı ama Mo Cang Lan tarikatın baş isimlerinden biriydi. Nan Gong Ling sıradan bir öğrenci yüzünden Mo Cang Lan a karşı itibarını zedelemek istemedi. Lin Feng in terk etmekten başka yolu yok gibi duruyordu.
Nan Gong Ling tam kabul etmek üzereydi.
“GOOONNGGG” Ruhu parçalayan bir ses yankılandı. Ses dağları ve bütün alanı kaplamıştı. Bu ses tanrıların cennetteki savaşı başlatan davul sesiydi.
Bütün kalabalık şaşkına döndü. Böyle korkunç yüksek bir ses nereden gelmişti? Sadece duymuşlardı ama sese neyin sebep olduğunu bilmiyorlardı. Yun Hai tarikatının büyük ustası Nan Gong Lin in gözleri parlamaya başladı. Bu Ses Zhangu uçurum sınavındaki davulun sesiydi.
Mo Cang Lan şaşırdı. Gözleri parlıyordu. Belirli bir mesafedeki dağa doğru bakıyordu. Dağların bu kısmında bir uçurum vardı, uçurumun içinde küçük bir oda ve sekiz tane davul bulunuyordu. Davul yüz yıl içinde hiç çalmamıştı.
“GOOONGGG” Başka bir davul sesi daha duyuldu.
“Bu… İkinci davul! İmkansız!” Nan Gong Lin duyduklarına inanamadı. Yüzündeki gülümsemeyi kaldıramıyordu. Bu davulu böyle bir ses yaya bilecek hale gelmesi kesinlikle çok  yetenekli ve güçlü bir dâhinin işiydi. Bu ses şu anlama geliyordu Yun Hai tarikatının arasındaki dâhilerden daha dahi biriydi.
Nan Gong Lin in havası pek yerinde değildi, çünkü Chu Zhan Peng in durumu vardı. Yun Hai tarikatının böyle bir durumda olması utanç vericiydi. Ama o anda davul sesini duymuş ve heyecanlanarak bu olanları unutmuştu. Davul çalmayalı yüz yıldan fazla olmuş. Şimdi ise davul iki kere çalmıştı.
Tamamen Chu Zhang Peng sorununu unutmuş olan Nan Gong Lin “O öğrencinin kim olduğunu bilmiyorum… İnanılmaz Zhangu uçurum testini geçebildi.” Dedi.
“GOOOONNGGGG” Davul üçüncü kez çaldı. Yun Hai tarikatının gökyüzüne yayıldı. O anda Yun Hai tarikatındaki herkes göklere bakarken gözlerinde ufak bir korku görünüyordu. Güçlü olan öğrencilerin ses işitme yetileri daha gelişmişti ve bu seferki sesin daha yüksek çıktığını söylediler. Büyük usta çok mutlu olmuştu davul çalmayalı uzun bir zaman olmuştu.
EN: Mahşer borusu mubarek.
Nan Gong Ling de göklere bakıyordu. Binlerce yıllık tarikat tarihinde davul üç kere çalmayalı üç yüz yıl olmuştu.
Nan Gong Ling derin bir nefes aldı ve heycanını bastırmaya çalıştı. Çok genç yaşta büyük usta olmuştu ve Tarikatı eski şanlı günlerine döndürebilirmiş gibi hissediyordu.

Yorum Yap "Pmg 19: Üç Yüz Yıl"