Tankların Tarihi Günceli

Pmg 18: Yükselen Güç

Ekim 03, 2016



Çevirmen : IHATEPANDA,Overlord
Çeviri Kontrol : kel kurbağa
Bölüm – 18
Yükselen Güç
Zhangu uçurumunun üzerinde güçlü bir rüzgar ıslık çalıyordu. Kılıç Qi si her yönden görülebilirdi. Çok güçlü bir rüzgar uçurumun kenarından görülebilirdi, Kılıç Qi si güçlü bir kasırga olurşturdu.
Kılıç Qi si sekiz davula yaklaşırken daha güçlü ve daha şiddetli bir hale geldi. Bitmeyen ıslık sesleri ve gök gürlemeleri odayı doldurdu ve çevresinde şiddetli bir rüzgar oluşturdu.
Lin Feng Kükreyen Gök Gürültüsü tekniği ile davullara kaç kez vurduğunu unutmuştu. Kılıcından serbest bıraktığı Qi si Lin Feng in vücudunun etrafında saydam bir katman oluşturmuştu ve onu koruyordu. Güçlü bir saldırıyla davul bombardımanına devam etti, vücudu yaralarla kaplanmıştı. Bazı yaralarından kemiği görünürken bazı yaraları sadece çizikti. Şu anda biri onu görseydi eğer nasıl korkunç bir savaştan çıktığını düşünürdü.
Lin Feng her şeyi unutmuştu. Kılıcındaki sonsuz Qi ye dalmış ve onun sırlarını çözmeye başlamıştı. Saldırıyor, kendini savunuyor ve tekrar saldırıyordu.
Birisi Lin Feng e bakrak oturuyordu, vücudundaki yaralar ona zarar veriyordu, bu onun durması için alarm niteliğindeydi. Bir davula saldırıyordu, daha sonra kendini savunuyordu. Sonra tekrar Kükreyen Gök Gürültüsü tekniğini kullanıyor, ve iki katı güçlü şekilde geri dönen saldırıyı savunmaya çalışıyordu.
(ÇN: Bazen üşenip Kükreyen Gök Gürültüsü yerine Gök Gürültüsü yazıyorum bilginiz olsun😀 )
“Henüz ses yok.” gerçekler onu ayılttı. Bu onun için çok tehlikeli olmasına rağmen, o ne kadar ilerlediğini biliyordu. Kükreyen Gök Gürültüsü tekniği mümkün olan son seviyesi ulaşmıştı ve artık onu ustalıkla kullanıyordu. Becerinin gerçek gücünü uçurumda anlamıştı. Bu teknik güçlü bir uygulayıcıya karşı kullanılsa, tekniği durdurmak onun için çok kolay olurdu.
Başlarda bir tek davula gücünün yarısıyla saldırıyordu. Zaman ilerledikçe iki, üç derken  sekiz davula birden saldırmaya başlamıştı. Sekiz davula yaptığı saldırıdan sonra karşılık olarak kat ve kat daha güçlü bir saldırı geliyordu. Eğer savunurken dikkatli olmazsa onun kaburgaları kırılabilir ve uzvuzlarını kaybedebilirdi. Bu süreçte kılıç tekniğini daha derinden kavramıştı.
Zaman ilerledikçe saldırılarının gücünü arttırdı ve arttırmaya devam etti. Her saldırışında gücünü katlayarak saldırıyordu, ilk saldırısı iki kat güçlüydü, daha sonra üç kat güçlü saldırdı. Her zaman bu sınırı nasıl aşacağını düşünüyordu, bir noktada tıkandığını düşündüğünde hemen sonra yedi kat güçlü bir şekilde sekiz davula saldırdı. Tüm bu zaman boyunca vücudu sert eğiteme ve ağrılara alışmıştı.
Ne yazık ki davul hala aynı boğuk sesi çıkarıyordu, sınavı geçmek istiyorsa gerçek davul sesini çıkarması gerekliydi.
…………
O sırada arenanın etrafında toplanan insanların sayısı giderek artıyordu.
Kalabalıktan biri şaşkın bir şekilde arenanın içinde duran adama bakarak “Burada ne oldu? Yaşlı usta neden geldi?” diye sordu.
“Son sınıf öğrencisi Chen Xing, iki ay önce elit bir öğrenciyi tek vuruşta yendi ve en güçlü öğrenci oldu. Şimdi ise elit öğrencilerin girmesine izin vermiyor.”
“Hehe Chen Xing i kim takar. Sen Tu Fu ve Ling Hu nun burda olduğunu görmedinmi?”
“Ne! Ling Hu ve Tu Fu nun burada oluğunu mu söylüyorsun?”
Kalabalık gürültülü bir şekilde bu olayı tartışıyordu. Tu Fu Yun Hai tarikatında çok ünlü biriydi. Hatta iddialara göre en güçlü elit öğrenciydi. Ling Hu ise tarikatın en güçlü öğrencisi olarak görülüyordu, onu bilmeyen neredeyse kimse yoktu. Söylenene göre Ling Hu He Shan tarikattaki herkezi seviye olarak geçmişti, buna bazı yaşlı ustalarda dahildi.
Arenada böyle güçlü bir öğrenciyi gördükten sonra sakin kalmak nasıl mümkün olabilirdi?
Ufuktan gelen rüzgar huzursuz hissettiriyordu. Gökyüzünde efsanevi bir anka kuşu buraya doğru geliyordu.
Arenanın etrafındaki insanlar gergin bir şekilde gökyüzüne bakarken “Geliyor!” dediler.
Efsanevi anka kuşunun hızı inanılmazdı. Göz açıp kapayıncaya kadar Fırtınalı Geçit e gelmişti. Yun Hai tarikatındaki öğrenciler ses ile birlikte korkudan zıpladılar.
“Tanrım… İnsanlar…!” iki kişi anka kuşuna biniyordu, bunlardan birinin çok güzel bir kızdı.
Bu sahneyi izleyen insanlar heyecan içindeydi. Efsanevi anka kuşu insanları taşıyordu ve bunlardan biri çok güzel bir kızdı. Bu sahneye akıl dayanmazdı. Bu sahne alt tabaka öğrenciler için çok fazlaydı, zaten bugün yeterince şok edici şeyler görmüşlerdi.
“Sizi beklettiğim için özür dilerim.” Anka arenaya indi. Anka nın arenaya geliş hızı açıklanacak gibi değildi. Kalabalıktaki insanlar anlamıştı. O bir Anka ruhuydu. Kanatları geçiş ve parlaktı sanki gerçek gibiydi.  Anka ruhu bilinmeyen öğrenciye aitti, aynı zamanda öğrenci çok yakışıklı ve şeytani görünüyordu.
“ Genç adam nasıl bu yaşta böyle güçlü bir Anka ruhun var? Nasıl bu kadar güçlü oldu?”
“Bekle, bekle Hao Yue  tarikatından Anka ruhuna sahip yüksek dereceli bir öğrenci olduğunu duymuştum… Onu bir insanla karşılaştırmak doğru değil sanırım…”
“Kesinlikle çekirdek öğrenci haklı bir üne sahip. İnanılmaz çevik teknikleri var. Tarikatın bazı ileri gelenleri onun ruhunun uçarak başkalarını taşıyabildiğini söylemişti.” Gerçekten Hao Yun tarikatının bir öğrencisiydi. Adı Chu Zhang Peng di. Kısa bir süre önce Yun Hai tarikatına bilgi ve tecrübe paylaşımı için bir mektup gönderdi ve arenaya geldi.
Chu Zhang Peng Hao Yue tarikatının çekirdek öğrencisi oldu, bu durum onu Xue Yue ülkesinde çok ünlü biri haline getirmişt. Ülkenin en güçlü altıncı öğrencisi olmuştu. Neredeyse Yun Hai tarikatında kimsenin gücü onunkine denk olamaz demek abartılı olmazdı. Onun la Ling Hu mücadele etmiyecekti. Tarikatta kimse onunla mücadele etmeye istekli değildi, ama bir mektup göndermiş ve arenaya gelmişti.
“Sevgili elder bana iltifat ediyor. Bu benim küçük kadın çırağım Lin Qian. Kısa bir süre önce Lin Qi katmanına ulaştı. Buraya geldim çünkü çırağım Lin Qian Yun Hai tarikatının öğrencilerinin güçlü olduğunu duymuş. Ona yakın güçteki biriyle savaşıp aydınlanmaya ulaşmasında yardımcı olabileceğinizi umuyorum. Böyle bir savaştan çok şey öğreneceğini düşünüyorum.” Dedi
Chu Zhan Peng yanındaki kızı tanıttı.
Mo Xie sessizce düşüncelerinde Chu Zhan peng e hakaret etti. Chu Zhan Peng çok ünlü biriydi ve bu teklifini kolayca reddedemezdi. Büyük ihtimalle daha önceden bu durumu planlamıştı.
“Chen Xing git ve Lin Qian la savaş. Ona tarikatımızın tekniklerini ve bilgini paylaş.” Dedi yaşlı usta Chen Xing kısa zaman önce elit bir öğrenciyi yenmişti ve iki ay önce Ling Qi katmanına ulaşmıştı. Eğer o Lin Qian ı yenemezse Yun Hai tarikatında Ling Qi katmanına ulaşmış başka kimse yenemezdi.
Chen Xing “Tamam, elder.” dedi ve arenanın ortasına doğru Lin Qian la yüzleşmeye gitti.
Chen Xin ruhunu serbest bırakırken söyledi “Lin Qian başlayalım.” dedi. Aniden kayalar vücudunu kapladı, ve bu tamamen kayalardan oluşan bir Golem izlenmi yaratıyordu.
Eski bir öğrenci güvenle Chen Xin e bakarken “Bu onun Kaya Ruhu. Üstün savunma yeteneği olduğu gibi aynı zamanda saldırıları da çok güçlü. Başka bir yetenek kullanmadan bile bu şekilde kazanabilir.” Dedi.
Chen Xin dev kayalarla kaplı olmasına rağmen hızı hiç azalmadı, ve inanılmaz hızlı bir şekilde hareket edebiliyordu. Göz açıp kapayıncaya kadar Lin Qian in önüne gelmişti. Chen Xin Lin Qian e doğru bir yumruk salladı. Herkes bu sahnenin karşısında güzelliğin güvenliğinden endişe etti ve ateş püskürdü.
Lin Qian “Buz.” diye fısıldadı. Dondurucu bir soğuk vücudundan yayılmaya başladı ve hava aniden soğudu. Gizli saldırı Chen Xin yumruğunu dondurdu ve ona sanki kırılması imkansız bir duvara vurma hissi vermişti.
Sonra Lin Qian onun yumruğunu iki eliyle kavradı ve Chen Xin tüm vücudunu buzla sarana kadar şiddetli bir şekilde yayıldı.
Mo Xie “Buz ruhu çok güçlü, cidden doğal bir yetenek!” dedi. Herkes bir ruh ile doğardı, ama aynı ruha sahip insanların güçleri farklıydı. Ruhları yetiştirip güçlendirmek çok zordu, doğru temeller olmadan bu kadar güçlü bir ruh elde edilemezdi.
Mon Xie Chen Xing hakkında endişeli değildi. Çünkü onun savunma yetenekleri son derece güçlüydü ve bir kaya ruhuna sahipti.
Lin Qian soğuk bir şekilde fısıldadı “Ateş.” Chen Xing in vücudu aniden ateşler  içinde kaldı ve donmuş bedeni titriyordu. Kayayla kaplı vücudu çatlamaya başladı ve dondurucu bir çığlık attı. Herkes şok içinde kaya vücudunun parçalanmasına bakıyordu.
Mo Xie nin yüzü aniden değişti “Buz ve Ateş muhtemelen evrensel bir ruh.” Dedi.
Chen Xin vücudundan düşen taşlara bakarken “Lin Qian nın gücü fazla ve ben kaybettim.” Dedi ve geri Mo Xie nin yanına döndü.
Yun Hai tarikatı savaş için elit bir öğrenci seçmişlerdi ama mağlup oldular. Yaşlı ustaların yüzleri ve yanakları kızarmıştı, çünkü kaybetmişlerdi.
Chu Zhan Peng in yüzünde gizemli bir gülümseme vardı ve “Söylendiği gibi Yun Hai tarikatının öğrencileri güçlü, ama Hao Yue tarikatındaki benim çığarım daha güçlü. Bu kıtada onu yenebilecek kişi sayısı çok az.” Dedi
Sormak istediğim bir şey var “Aslen benim buraya Lin Qian ile gelmemim sebebi Yun Hai tarikatındaki seçkin bir öğrenciyi bulmak için.“ dedi
Mo Xie tedirgin bir şekilde “Kimi arıyorsunuz?” diye sordu.
“Benim küçük çırağımın bir amcası ve kuzeni var. Kuzeninin adı Lin Feng. Yaşlılar toplasında amcası ve Lin Feng onun ailesini aşağıladı ve kendi klanının öğrencisini yaraladı. Sadece kibirli sıradan bir öğrenci, Yun Hai tarikatının onu bana teslim edeceğini umuyorum. Yun Hai tarikatında böyle bir öğrencinin olmasını istemiyorum.” dedi.
Bu sözleri duyunca Mo Xie her şeyi anladı. Tüm bu olayların amacı buydu. Eğer direk mektup da bunu dile getirseydi reddedilirdi. Chu Zhan Peng zeki bir çocuktu, Lin Qian bir Yun Hai tarikatı elit öğrencisini yenmişti ve Yun Hai tarikatı öğrenciyi teslim ederek onu mahcup etmeyeceğini dile getirdi.
Eğer Mo Xie bu teklifi kabul etmezse Chu Zhan Peng in daha fazla dost canlısı olmayacağını biliyordu.
“Lin Qian onun için çok önemli gözüküyordu, yoksa böyle küçük bir mesele için Yun Hai tarikatına gelmezdi. Evrensel ruh çok güçlü bir ruh, sanırım onu buraya bilerek intikam için getirdi.” Diye düşündü Mo Xie ve kararını verdi. Diğerlerine gidin ve Lin Feng i bulup getirin dedi.
Bu sözleri duyunca, Chu Zhan Peng gülümsedi ve Lin Qian ın gözlerinde öldürme niyeti ortaya çıktı.
Lin Feng hala Zhangu sınavındaydı. Fırtınalı geçit de neler olup bittiğini bilmiyordu.
Lin Feng in kılıcı büyük miktarda Qi ile kaplandı. Kılıcı ile yaptığı her saldırı çok güçlüydü ve daha sonra birkaç kat güçlenerek ona geri dönüyordu. Vücudunu saran beyaz bir ışık vardı ve karanlık ruhunu kullanıyordu. Kükreyen Gök Gürültüsü yeteneğini kullanıyordu ve odanın içi tamamen kükreme ile kaplanmıştı.
Lin Feng tüm gücü ile birlikte davulları bombardımana tutuyordu. Bu sırada tarikatın onu infaz etmek için aradığından bi haberdi.

Yorum Yap "Pmg 18: Yükselen Güç"