Otto Von Bismark Günceli

Pmg 15: Yaşam yada Ölüm arenasındaki savaş(3)

Ekim 03, 2016



Çevirmen : IHATEPANDA,Overlord
Çeviri Kontrol : kel kurbağa
Bölüm 15 – Yaşam yada Ölüm arenasındaki savaş(3)
“BOOM!” “Ha ha ha”
Jiang Huai dönüp savunmasız olan Han Man e arkadan saldırdı. Ona dinlenmek için en ufak bir şans bile vermek niyetinde değildi. Toz ile birlikte Han Man i kör edip ona art arda saldırıyordu. Han Man in kemik ve omurgasından yüksek sesli çatlama sesleri duyuldu, ardından ürpertici bir çığlık sesi duyuldu. Han Man acılar içindeydi, tam tersi olarak da Jiang Huai sevinçten boğulmak üzereydi.
“Bu adam gerçekten çok utanç verici bir hareket yaptı, başından beri bu tozu kullanmayı planlıyordu demek ki Ne kadar alçakça!” Arenanın etrafında toplanan insanlar bu şekilde konuşuyor ve bazıları da söyleyemese bu şekilde düşünüyorlardı. Şu anda tüm gözler bu mücadeleye odaklanmıştı.
Jing Hao “Yaşam yada Ölüm arenasında kazanmak için her yol mubahtır.” Dedi.
Bu sözleri duyan Lin Feng arenaya doğru atıldı ama Jing Hao onu durdurdu ve “Onun cezası herkesin önünde dayak yiyip ölmek hiçbiriniz bu cezadan onu kurtaramazsınız.” dedi
Lin Feng “Geçmeme izin ver.” dedi
“Sekizinci Qi katmanındasın ve gelip bana meydan okumaya nasıl cüret edersin. Bu benim kişisel kinim ölmek istemiyorsan buna karışma.” Dedi Jing Hao
Lin Feng “İntikam mı? O zaman geçmeme izin ver. Kardeşini öldüren kişiyi bulmak istemiyor musun?” dedi ve devam etti “Kardeşinin intikamını almak istiyorsan Han Man in aşağıya gelmesine müsaade et ve benim arenaya geçmeme izin ver yoksa kardeşinin intikamını almak mümkün olmayacak senin için.” Dedi
Jing Hao öğrenci sıralamasında altıncı sıradaydı. Lin Feng inde korkunç yetenekleri vardı ama üst sıradakilerle kıyaslamak mümkün değil. Lin Feng in söylediklerini duyan Han Man in protesto eden bir yüzü vardı ama, bunu dile getirmek için şuan çok güçsüzdü.
“Ha?” Jing Hao duyduklarına inanamadı ama yavaş yavaş öfkelenmeye başladı ve “  Jiang Huai saldırmayı bırak” diye bağırdı.
Jiang Huai saldırmayı bıraktı ve bir sonraki rakibi için Jing Hao ya bakıyordu.
Jing Hao gözlerindeki öldürme niyeti ile Lin Feng e bakarken “Cesaretin varsa git ve Han Man in yerine geç.” Dedi.
Böyle gereksiz sözlere ihtiyacı yoktu ve hızlıca arenaya atladı. Han Man in yüzünün kanla kaplı olduğunu ve vücudunun parçalanmış olduğunu görebiliyordu. Bazı yaralarından kemikleri görünüyordu ve parmakları da farklı yönlere bakıyordu, nefesinde bir hırıltı vardı ve kolları hareket etmiyordu. Bu durumda Lin Feng geçmişteki diğer Lin Feng i hatırlamıştı.
Lin Feng “Han Man arenadan çıkıp beni yalnız bırakabilir misin?” dedi.
Han Man bütün vücudundaki ağrılara rağmen sırıtarak “Sorun değil, ölü değilim git ve benim öcümü al.” dedi.
Lin Feng Han Man in gülüşünü görünce kalbinde bir ağrı hisseti ve “Merak etme.” Dedi.
Lin Feng arenadan çıkması için Han Man in koluna girdi ve onu arenanın dışına doğru götürmeye başladı tam o sırada duyduğu sesle birlikte durdu. Jing Hao “Jiang Huai ne yapacağını biliyorsun.”dedi.
Jiang Huai “Anlıyorum ikisinide öldürmek zorundayım.” Dedi.
Bu cevaptan tatmin olan Jing Hao başıyla onayladı.
Jing Hao kaygısızca arena kenarında yürümeye devam eden Lin Feng ve Han Man e “Yaşam yada ölüm arenasında kendi hayatına yada arkadaşının hayatına karar verecek olan sen değilsin. Onun yerine geçmek mi istedin sorun değil! İlk onun yerine seni öldüreceğim ve ardından arkadaşın ölecek.” Dedi
Lin Feng yüzünde gizli bir sırıtmayla “Öyle mi?” dedi ve Han Man i dinlenmesi için arenanın kenarına bıraktı.
Tam o anda Jiang Huai güçlü bir Ateş Qi oluşturmaya başladı.
Jiang Huai nin elinde bir ateş topu belirdi ve bağırdı “Ateş Bombası! Birlikte ölün!”
Lin Feng hemen kılıcını kınından çekti ve “Kaybol.” dedi. Tüm arena Kükreyen Gök Gürültüsü tekniğinin kükreyişi ile sarıldı. Gök Gürültüsü tekniği hemen alevlere hücum etti. Alevlerle çarpıştıktan sonra dahi durmadı ve Jiang Huai nin göğsünde küçük bir delik açtı.
“Damlama, damlama…” Jiang Huai nin göğsünden kan akıyordu, o sırada Lin Feng öldürme niyetiyle birlikte Jiang Huai ye bakıyordu.
Lin Feng gülerek “Ölecek miyim?” dedi. Tekrar kılıcını uzattı ve arenada kükremeler duyuldu. Jiang Huai saldırıyı önlemeye çalıştı ama başaramadı çünkü saldırı çok ani olmuştu. Kılıçtan çıkan şok dalgası ona çarptı ve onu uçurarak taş zemine düşürdü.
Jiang Haui tek bir saldırıdan bile sıyrılamadı. Her ayağa kalkışında tekrar uçarak taş zemine düştü.
“Kükreyen Gök gürültüsü tekniği… Bu teknik her vuruşunda bir kükreme oluşturuyor.” Dedi kalabalıktakiler heyecanla. Kalabalıktakiler heyecanlarını tutamadılar ve tarikattaki bu dâhiyi tanımaya çalıştılar. Ama Lin Feng in yüzünde maske vardı ve kimse onu birine benzetemedi.
Jing Hao yu korku ele geçirdi. Rezil olmuştu, yüzü korkunç görünüyordu. Jiang Huai nin Lin Feng ile mücadele etmesi imkansız gibi görünyordu ve Lin Feng onu öldürmek üzereydi. Jiang Huai sadece kaçıyordu bunu gören Jing Hao onu korumak için bir müdahale de bulunmak üzereydi.
Jiang Huai Lin Fengin kılıcıyla yaklaştığını gördü. Yüzü çaresizlik ve dehşet doluydu. Lin Feng bilerek sürekli onun etrafında dönüyordu.
“Daha fazla savaşamam, pes ediyorum, sen kazandın!”
Lin Feng bu dünyada duyduğu en iyi şakayı duymuştu sanki “Ben kazandım?” Jiang Huai neredeyse Han Man i öldürmüştü. Hatta güçlü olmasa onu da öldürecekti, ve şimdi kendini mağlup ilan etmişti. Ama yaptığı o kadar şeyden sonra sadece bir yenilgi yeterli miydi?
“Geber!” diye bağırdı Jiang Huai. Beyaz bir toz Lin Feng e doğru uçuyordu, neyse ki Lin Feng gardını bir saniye bile indirmemişti. Bu sırada Jiang Huai arenanın kenarına doğru atladı.
“Jing Hao beni çabuk beni koru.” Diye bağırdı Jiang Huai. Lin Feng arkasından onu bir gölge gibi takip ediyordu.
(ÇN: Karaktersiz ipne!)
“Pat” sesiyle birlikte arenanın kenarından aşağıya düştü. Aslında bu Yaşam yada Ölüm arenası için bir şey ifade etmiyordu ama o gülüyordu çünkü tam olarak Jing Hao nun önüne düşmüştü.
Jing Hao müdahale etmek için arenaya girememişti çünkü bu onun itibarını zedelerdi. Ama arenanın dışında durum farklıydı onun eylemlerinde herhangi bir kısıtlama yoktu.
Jiang Huai alay edercesine gülerek “Ne yazık, arenada beni öldüremedin.” dedi. Yaşam yada Ölüm arenası kişinin hayatının söz konusu olduğu bir arenaydı. Eğer Jing Hao orada olmasaydı hala Fırtınalı Geçit de onu gizlice öldürebilirdi ama şimdi düşüncesizce hareket edemezdi.
“Öylemi? Arenadan çıktığına göre ölümün artık benim ellerimde değil tanrıların ellerin, ama onu öldürmem kurallara aykırı olur mu?” dedi Lin Feng.
Dedikten hemen sonra Lin Feng Dokuz Ağır Dalgaları kullandı ve onu Jing Hao nun olduğu yöne doğru gönderdi.
Jing Hao nun yüzünde kötücül bir gülümseme vardı ve Ağır Dalgaları avuç içiyle durdurdu.
“Kükreyen Gök Gürültüsü.”
Lin Feng Jing Hao ya doğru fırladı ve Kükreyen Gök Gürültüsü tekniğini kullandı.
Jing Hao kılıcını kınından çıkardı ve aynı tekniği kullanarak karşılık verdi.
Kükreyen Gök Gürültüsü tekniğinin hemen ardından Lin Feng havaya sıçradı  “ Dokuz Ağır Dalgalar… Geber!” diye bağırdı. Jing Hao Gök Gürültüsü ile karşılık verdi dalgaların yönü değişti ama durmadı sanki sonsuz bir okyanusmuş gibi akmaya devam etti.
Jing Hao şaşırmış şekilde bakıyordu çünkü Lin Feng in tekniklerinin bu kadar güçlü olmasını beklemiyordu. Lin Feng hemen açıktan yararlandı ve Gök Gürültüsü tekniğini kullandı. Lin Feng Jing Hao nun hayati noktalarını hedef alıyordu. Geçit in her tarafını şok dalgaları ile kaplandı. Ama Jing Hao geri çekilmedi ve bir adım attı.
Lin Feng tüm saldırıları engellenince hatasını fark etti. O şuanda Jiang Huai nin yanında duruyordu, ve hemen kılıcını onun boynuna doğru yöneltti.
Ağır Dalgalar ve Gök Gürültüsü tekniğini birleştirince güçlü bir kombinasyon oluşturmuştu. Jing Hao sadece birkaç adım geri atmış olsa da Lin Feng kendisiyle gurur duyuyordu.
“Jing Hao öğrenci sıralamasında altıncı sırada. Onun gücü ortalamanın üstünde, o Kükreyen Gök Gürültüsü tekniğinde ustalaştı bile. Hiç kimsenin Gök Gürültüsü tekniğine Jing Hao kadar hakim olup onu geri adım attıracağını düşünmemiştim.”
Kalabalıktaki insanlar yüksek sesle tartışıyorlardı “Lin Feng sadece Sekizinci Qi Katmanında, Jing Hao ise tarikatın güçlü öğrencilerinden biri. Bazı Dokuzuncu seviye Qi katmanına ulaşmış öğrenciler birleşse bile onu yenmesi mümkün olmazdı. Ama Lin Feng tarafından geri adım attırıldı, ve Jiang Huai in hayatı şimdi onun ellerinde. Kim bu olanları hayal edebilirdi?”
Dövüşü izleyen kalabalık Jing Hao nun sinirden kendini tutamadığını görebiliyorlardı. O tarikat içinde çok ünlüydü ama şimdi Lin Feng tarafından rezil edilmişti.
Jing Hao “Nasıl cürret edersin! Bırak onu! Yoksa hayatını bir kabusa çeviririm ve her gün ölmeyi dilersin!” dedi sinirli bir şekilde Lin Feng’e.
Jing Huai titriyordu “Lütfen gitmeme izin ver.” diye yalvardı.
“Gitmene izin mi vereyim? Rüyanda görürsün. Burada bir köpek gibi öleceksin!” dedi ve kılıcıyla Jing Huai nin boynunu kesti.
(ÇN: Olley be sonunda be😀 )
Sahne cidden şok ediciydi. Jiang Huai kafası bir kenara atılmıştı ve kendi ölüm sahnesini izliyordu. Gövdeden sürekli kan fışkırıyor ve toprağa doğru akıyordu. Kan buğusu havada koyu kalın kırmızı bir kum tabakası oluşturdu.
Lin Feng tamamen Jing Haonun uyarılarını göz ardı ederek Jiang Huai yi öldürdü. Jing Hao nun önündeki sahne ona ürpertici bir his bırakmıştı. Kalabalıktaki insanlar “ Cesarete bak be!” diye bağırıyorlardı çünkü Lin Feng hem tarikat kurallarını çiğnemişti hem de Jing Hao yu dinlememişti.
Ne olursa olsun Jing Hao zaten Lin Feng i avlamayı bırakmayacaktı. Neden şimdi onun boş tehditleri hakkında düşünmesi gereksin ki?
Jing Hao Öfkeyle “Bugün beni rezil etmeyi başardın. Şimdi seni burada öldüremesem bile, ölmekten beter edeceğim!” dedi.
Tüm kalabalık Lin Feng in çok şansız olduğunu düşünüyordu, çünkü o Jing Hao yu kızdırmış ve tarikatın kurallarını çiğnemişti. Şimdi öldürülmese bile ölene kadar işkence görecekti. Lin Feng yetenekli bir öğrenciydi ama sıradan öğrenci sıralaması içinde yer alıyordu. İlk on daki öğrencilere karşı kimse yeterince güçlü değildi.
Jing Yun nefes alırken zorlanıyordu ve çok gergindi. Ne yazık ki zayıf bir uygulayıcı olduğu için Lin Feng e yardım edemiyordu, deneseydi bile Jing Hao nun tek kılıç darbesiyle ölürdü.
Herkes Lin Feng e bakıyordu. Lin Feng sessizdi, ve arkasını dönüp tekrar arenaya atladı.
Kalabalık şaşırdı, Lin Feng i arenada görünce hepsi “Ne yapıyor bu?” diye sordu.
Lin Feng arenanın ortasına doğru geldi, arkasını döndü ve Jing Hao ya baktı. Buz gibi soğuk bir ses tonuyla “Ne bekliyorsun? Sıradaki sensin.” Dedi
(ÇN: Fazla atar G*TE batar derler ama gene de sen bilirsin Lin Feng reis😀 )
O anda tam bir ölüm sessizliği oldu, Lin Feng Yaşam yada Ölüm arenasında sıralamada altıncı olan öğrenciye meydan okumuştu.

Yorum Yap "Pmg 15: Yaşam yada Ölüm arenasındaki savaş(3)"