Tankların Tarihi Günceli

Pmg 14: Yaşam yada Ölüm arenasındaki savaş (2)

Ekim 03, 2016



Çevirmen : IHATEPANDA,Overlord
Çeviri Kontrol : kel kurbağa
Bölüm – 14
Yaşam yada Ölüm arenasındaki savaş (2)
Jing Yun yedinci Qi katmanında olduğu için Lin Feng in yanında kalmaya devam etti. Çünkü yedinci seviye Qi katmanı Fırtınalı Geçitte düşük bir seviyeydi ve diğer öğrenciler tarafından saldırıya uğrama ihtimali çok yüksekti.
Han Man Lin Feng in neden ayrıldığını anlamıştı. Çünkü sürekli onun yanında kalıp onu korursa Han Man gelişemezdi. Bu noktadan sonra sadece kendi gücüne güvenmek zorundaydı.
Fırtınalı Geçitte yalnız başına yürürken maske takan biri ona yaklaşmaya başladı niyeti çok açıktı, savaşmak istiyordu.
Konuşmak için zaman yoktu maske takan öğrenci Qi sini yumruğuna gönderdi ve Han Man a saldırdı.
Lin Feng uzak bir mesafeden gülümseyerek “Ne şanssızlık, Han Man şimdiden dokuzuncu seviye Qi katmanında olan biriyle karşılaştı.” Dedi. Han Man zaten öğrencinin yumruğundaki gücü görünce seviyesini anlamıştı, ama güç farkı hakkında endişelenecek zamanı yoktu. Tüm vücudundaki Qi iyi yumruğuna yönlendirdi ve yüksek sesle tüm gücünü serbest bıraktı.
Han Man in yumruğu rakibini bir adım bile kıpırdatmamıştı, tam tersi olarak rakibinin yumruğu ile birlikte Han Man birkaç metre geri itilmişti. Bu yumruk alış verişi hiç eşit değildi, çünkü Han Man sanki demir bir duvara vurmuş gibiydi.
Maske takan adam “Sekizinci seviye Qi katmanı… çok zayıfsın. Biraz deneyim kazanabilirim diye düşünmüştüm, tam bir hayal kırıklığı.” Dedi ve arkasını dönüp gitmeye başladı.
Han Man ile savaşma ilgisini kaybetmişti. Bir çok uygulayıcı acımasız ve zalim olmaktan zevk duyardı, ancak yetiştirme yolunu ciddiye alanlar acımasız ve zalimlik olmadan hareket ederlerdi ve kendilerini geliştirmek için bir yol ararlardı. Kendine yakın güçteki rakiplerle mücadele etmek senin gelişmende sana yardımı olurdu ancak kendinden düşük seviyedeki bir rakipler savaşmak zaman kaybından başka bir şey değildi, çünkü eşit seviyede olanların savaşı kendi potansiyellerini kavramada büyük avantaj sağlıyordu.
Han Man seslendi “Bekle , bekle!”
Fırtınalı Geçit e ilk defa gelip, nasıl bu kadar çabuk mağlup olmayı kabul edebilirdi ki? Hemen ruh gücünü serbest bıraktı. Sarımsı kahverengi bir ışık ayaklarının altında toplanmaya başladı sanki ayaklarının altındaki toprakla bir bütün olmuştu. Qi enerjisi tüm vücudunun etrafında yüzmeye başladı ve giderek güçlenerek artıyordu.
Maske takan adam “Toprak Ruhu.” dedi ve kaybettiği ilgisini geri kazandı. “Ruhun kötü değil, bakalım benim üç yumruğumu karşılayabilecek misin.” Dedi.
Maske takan adamın konuşması bittikten sonra tek bir sıçrama ile Han Man in önünde belirdi.
“BOOM”
Etrafı toz kaplamıştı Han Man in etrafını saran sarımsı kahverengi renk aniden son derece parlak bir ışık yaydı. Etraf biraz daha sakinleştiğinde Han Man altı adım geriye doğru gitmişti ve ağzının köşesinden kan akıyordu.
Bunu gören adam bir kez daha ayrılmak için hazırlandı.
Han Man ağzının kenarındaki kanı silerken “Geri dön.” dedi. Mücadele ruhu çok yüksekti sanki cesareti göklere ulaşabilecekmiş gibiydi. Han Man in vücudunu saran ışık sanki topraktan güç çekiyormuş gibi daha fazla parlamaya başladı.
“KABOOM.”
Saldırıdan sonra maske takan adam üç adım geri giderken Han Man sekiz adım geriye doğru gitmişti.
Maske takan adam “Güzel!” dedi. Yumruğunu beyaz bir ışıkla kapladı ve uyardı “Dikkatli ol bu sefer en güçlü yeteneklerimden biriyle geliyorum.” dedi.
Han Man “tamam.” diye cevapladı. Ardından adımları yeri sallayarak sanki dört nala koşan bir atlı gibi ileri doğru atıldı.
Lin Feng uzaklardan izlerken “Toprak ruhunun gücünü kullan, eğer ayaklarının altındaki toprakla birleşebilirsen gücünü büyük ölçüde artırabilirsin.” dedi. Bunu dedikten sonra Lin Feng kendi ruhunu nasıl uyandıracağını düşünmeden edemedi.
“BOOM!” İki yumruk çarpıştı. Toz bulutu Han Man ve rakibini kaplamıştı, bir şey görmek neredeyse imkansız gibiydi. Çarpışma sırasında oluşan şok dalgası her yöne dağılmıştı. Toz bulutu kaybolmaya başladığında Han Man zeminde meditasyon oturuşu yapıyordu.
Maske takan adam  yüzünde gülümseme ile “Beklenmedik bir şekilde ruhunu nasıl kullanacağını anladın. Bitti!” dedi. Ayrıca ağzının köşesinden kan akıyordu, Han Man in saldırısının bu kadar güçlü olacağını beklemiyordu ve hafif yaralı bir hale gelmişti ama buna değerdi. Bu mücadele sırasında değerli bilgiler edinmişti.
Han Man ile daha fazla zaman kaybetmek istemedi ve hemen uzaklaştı.
Lin Feng Han Man a doğru giderken “Ne kadar ilginç bir adamdı.” dedi. Han Man saygılı bir şekilde“Onurlu bir adamdı.” dedi.
Lin  Feng ve Jing Yun Han Man den ruhlar hakkında daha fazla bilgi edinmek istemişlerdi ama Han Man şuan gelişim yapıyordu ve onu rahatsız etmemek için daha fazla konuşmadan  yanına oturdular.
Bu mücadele Han Man için aydınlanma anıydı. Han Man gücünü tamamen anladığı için gücünde inanılmaz bir artış oldu. Lin Feng ve Jing Yun ona hayran olmuş şekilde bakıyorlardı. Bu onun ilk defa Fırtınalı Geçit e girişiydi ve ilk savaşı çok hızlı gerçekleşmişti.
Kısa bir süre sonra Han Man in vücudundan inanılmaz bir Qi yayılmaya başladı. Lin Feng ve Jing Yun şaşkınlıkla ona bakıyolardı.
“Gücü çok benzersiz ve çok güçlü, çok derin ve ezici bir duygu yayıyor. Gerçekten bu aydınlanma gücüde nedir?” diye düşündü Lin Feng.
Uygulama yolunda bir çok farklı gelişim türü vardı. Lin Feng bu yolda sadece yürümeye başlamıştı. Bazı uygulayıcıların ne kadar güçlü olduğunu duymuştu, bu uygulayıcılar kolayca dağları yok edebilir şehirleri ezebilirlerdi.
“Ölümsüz seviyesine ulaşmış olan uygulayıcılar Gökyüzünde uçabilir, yerin derinliklerine nüfus edebilirler. Bu uygulayıcıların sınırsız yaşamları ve hızları da ışık hızından daha fazla olabilir.”dedi Lin Feng. Eğer bu güce ulaşabilseydi Cennetin üstünden uçmak ve Dünyanın üzerinden aşağıya bakmak mümkün olabilirdi diye düşündü.
Lin Feng düşünceler dalmıştı, bu esnada uzaktan birileri onlara doğru inanılmaz bir hızla yaklaşıyordu. Yetiştirme yolunda büyük bir adım atmak üzere  olan Han Man i görünce alay edermişçesine güldü.
Lin Feng farkına vardığında atmosfer bir anda değişti ve “Uyan.” Dedi
Han Man “Wahh.” diye bir ses çıkardı ve ağız dolusu kan tükürdü.
Gözleri kızarmıştı ve ilerdeki siluete bakıyordu. Yeni gelişimi anlamaya başlıyordu ama saldırı yüzünden yarıda kesilmişti. Savunmasız durumdayken saldırıya ugradı ve yaralandı.
Lin Feng “Küstah.” dedi ve ilerdeki öldürme niyeti yayan siluete bakıyordu. Bu kişi bilerek Han Man in gelişim anında ona saldırmıştı ve gelişimin yarıda kesilmesini sağlamıştı.
Han Man yavaşça siluete doğru yürüdü ve öfkeyle “Neden bana saldırdın?” diye sordu.
“Sebebi yok, sadece eğlence için yaptım. ” dedi. Bu kişi bir maske takıyordu ve yüzünde alaycı bir gülümseme vardı. Hiç biri bu öğrenciyi daha önce görmemişti.
Öfke Han Man in vücudundan dolup taşıyordu. “Eğlenmek için mi yaptın?” dedi. Nadir bir aydınlanma yaşıyordu Han Man o esnada, ama o kişi nasıl olduysa bunu anlamış ve bilerek ona saldırmıştı.
(ÇN : Bu noktada gelişim yada kavramada denilebilirdi ama aydınlanma bu seriye daha uygun diye düşündüm.)
Adam kibirli bir ses tonuyla “Hehe savaşmak mı istiyorsun? Ama burası savaşmak için uygun değil. Eğer intikam almak istiyorsanız neden Yaşam yada Ölüm arenasına gelmiyorsunuz?”dedi.
Han Man aşırı öfkeli bir şekilde tereddüt etmeden “Tamam.” dedi.
Genç Yaşam yada Ölüm arenasına bakarken “seni bekliyor olacağım.” dedi.
Lin Feng Han Man i uyararak “Senin gücün Yaşam yada Ölüm arenası için yeterli değil, orası senin için çok tehlikeli.” dedi.
Han Man cevap verdi “Bir bakışta gücünü belirlemek mümkün değil ama sanırım sekizinci seviye Qi katmanındaydı.” dedi. Bunu duyunca Lin Feng şaşırdı, Han Man diğer insanların gelişim düzeyini hissede biliyor muydu?
“Neler olduğundan emin değilim ama senin ve Jing Yun un gelişim düzeylerini hissedebiliyorum. Belki de aydınlanmanın etkilerindendir eğer yarıda kesilmeseydi size tam olarak açıklayabilirdim.” dedi Han Man in cevabı Lin Feng i ikna edememişti. Han Man yumruklarını sıkarak Yaşam yada Ölüm arenasına doğru yürümeye başladı.
Lin Feng şüpheli bir şekilde “Hadi gidelim.” dedi. Jing Yun ve Lin Feng arkadaşlarının güvende olması için  için Han Man i takip etmeye başladı. Eğer aydınlanma gerçekleşseydi Han Man genç in Qi seviyesini tam olarak söyleye bilirdi ama aydınlanma tam olarak gerçekleşmemişti ve bu durum onu biraz endişelendiriyordu. Rakip gerçekten sekizinci seviye Qİ katmanında olursa pek sorun yoktu ama değilse o zaman cidden Han Man tehlikeli bir durumda olacaktı.
Yaşam yada Ölüm arenası Fırtınalı Geçit in içindeki kanyonun ortasındaydı. Arena sınırında kayalıkların üzerinde izleyiciler için on tane koltuk bulunuyordu. Ama çoğu savaş oldukça şiddetli olduğu için kimse o kadar yakında izlemiyordu, herkes savaşları daha uzak mesafeden seyrediyorlardı.
İki siluet çok hızlı bir şekilde arenaya girdi. Bunu görenler acele ile savaşa izlemek için arenaya doğru yöneldi.
Geçit e gelen insanların miktarı çok fazla olsa da arenaya savaşmak için gelenler çok azdı. Yaşam yada Ölüm arenası içinde ölüm riski vardı. Eğer tüm kalbinle birinden nefret etmiyorsan neden bu riske giresin ki? Arenaya giden çoğu kişi savaşmak için değil izlemek için gidiyorlardı.
Bu nedenle Han Man ve rakibi arenaya gelmişti. Onlar arenaya girer girmez çevredeki insanların sayısı hızlıca arttı. Hatta kanlı bir savaş olacak diye haber yapan insanlar bile vardı.
Genç adam yüzünde pis bir gülümseme ile “Hepinizi arenaya bir kin yüzünden getirdim, bugün senin kaderin başkası tarafından çoktan belirlendi, size karşı bir garezim yok ama bunu yapmam gerekiyor. Han Man karşındaki kişinin adını unutma benim adım Jiang Huai.” dedi.
Lin Feng bu sözler üzerine bir ürperti hissetti Jiang Huai nin söylediklerinde bir şeyin yanlış olduğunu biliyordu. Nasıl olurda maske takan Han Man i tanıyabildi?
Han Man öfkeli şekilde “Beni tanıyor musun?” diye sordu.
Jiang Huai pis bir şekilde sırıtarak “Hehe.” dedi. Aniden yanan bir enerji parlayan alevlerle birlikte vücudundan ortaya çıktı. Aynı zamanda arkasında Ateş Ruhu belirdi.
Lin Feng “Gerçekten Sekizinci seviye Qi katmanında.” Dedi
Han Man in Toprak Ruhu da benzer bir şekilde haykırdı. Çok hızlı olmasa da ileri koşmaya başladı, vücudu tarafından yayılan enerji ve gücü her adımda zeminde ufak depremler yaratıyordu.
“Alev Patlaması!” güçlü ateş dalgaları Han Man a doğru gelmeye başladı. Han Man aniden durdu ve bir duruşa geçti sanki bir dağ izlenimi yaratıyordu. Jiang Huai bunu görünce bağırdı “Bu dağı parçalayacağım!”
İki Yumrukta havada çarpıştı ve ikisi de aniden durdu. İkisinin gücüde birbirine eşitti.
Jiang Huai kaşlarını çattı ve gülmeyi kesti. Han Man in bu kadar güçlü olmasını beklemiyordu. Yüzünde sinsice bir sırıtış belirdi ve sol eliyle Han Man e vurdu ama Han Man bu saldırıyı kolayca avuş içiyle durdurdu. Aniden sağ eliyle Han Man in gözlerine beyaz bir toz attı.
(ÇN: Kahpe herif!!!!!!! )
Jiang Huai Han Man in göğsüne bir yumruk attı ve “Öl!” dedi.
“Lanet olsun! Ne kadar utanmaz.” Lanetleyerek konuştu. Tam o sırada karanlık bir gölge arenaya doğru ilerledi.
Gölge “Yaşam yada ölüm arenasında insanlar bazen hayatlarını kaybedebilir, merak etme Jing Yun senin de sıran gelecek.” Bunu duyan Jing Yun yüzü korkudan bembeyaz kesildi.
“Jing Hao.”
Yüksek sesle bağırdı. Jing Hao nun arkasında başka bir öğrenci belirdi. Bu sabahın erken saatlerinde Lin Feng tarafından dövülen çocukdu. Bunu gördükleri zaman her şeyi anlamışlardı bu planlanmış bir tuzaktı!
( ÇN : Yazar biraz atlamayı seviyor gölge abimiz Jing Hao çıktı :D)
( EN : Yalancı sıkılınca sildin demi son paragrafları. :D)

Yorum Yap "Pmg 14: Yaşam yada Ölüm arenasındaki savaş (2)"