Otto Von Bismark Günceli

Pmg 12: Lin Feng in ruhu

Ekim 03, 2016




Çevirmen : IHATEPANDA,Overlord
Çeviri Kontrol : kel kurbağa

Bölüm 12- Lin Feng in ruhu
Lin ailesinin evi Yangzhou şehrinin içerisindeydi. Lin Hai yalnız bir şekilde odalardan birinde oturuyor ve özlemle duvarda asılı olan portreye bakıyordu.
Portre son derece güzel bir kadının portresiydi. Gözleri derin mavi ve sanki sakin bir okyanus gibiydi. Asıl etkileyici  olan kısım ise kadının  omuzlarında sarılı olan korkunç canavardı, sanki bir yılana benziyordu ama tam olarak öyle olduğu da söylenemezdi. Her şeye yukardan bakan Antik bir Tanrıyı andırıyordu, onun bakışlarının altında kalan her canlı önemsiz yaratıklar gibiydi. Portrenin sadece gözlerine bakmak bile sizin ruhunuzu derinden etkileyip kalıcı bir etki bırakabilirdi.
Lin Hai tabloya bakarak konuştu “Meng, küçük Lin Feng sonunda bir yetişkin haline gelmiş gibi görünüyor. Onun içinde seni her geçen gün daha çok görüyorum ve senin ruhunu miras almış bile. Belki de ruhunun ne anlama geldiğini bilmiyordur ama ruhu uyanır uyanmaz, annesinin ona nasıl harika bir hediye verdiğini görecek.” Dedi.
“Oğlumuz hiçbir zaman işe yaramaz bir çöp olmadı, zamanı geldiğinde içinde gizli olan yılan ruhu dünyayı sarsacak”
Portrenin önünde ayakta duran Lin Hai kendi kendine aşık ve aynı zamanda hüzün dolu şekilde mırıldandı.
“Hafızamı kaybettim ama seni hayatım boyunca unutamazdım. Lin Feng in ruhu uyanır uyanmaz ona her şeyi anlatacağım. İmparatorluğa girmesi çok ve o zaman o kaderindeki yolu takip edicek.”
Lin Hai nin gözlerinin içinde güçlü duygusal kaynamalar yaşandı. Bir keresinde oğlunun ruhunu asla uyandıramayacağını düşünmüştü, ama onun oğlu sıradan değildi ve sonunda içinde yatan potansiyeli ortaya çıkarabileceğini biliyordu. Lin Hai Lin Feng in ruhunu kısa süre sonra uyandıracağına inanıyordu.
…………
Lin Feng doğal olarak ailesi tarafından gizli tutulan sırları bilmiyordu. Annesi hakkında hiçbir şey hatırlamayan Lin Feng, babası tarafından da ona yılan ruhu hakkında hiçbir şey söylenmemişti.
Lin Feng in kalbinden bir yük kalkmıştı ve rahatlamış hissediyordu çünkü Lin Heng in gelişimini sakat bırakmıştı. Sonunda intikamını almıştı ve ölen Lin Feng in pişmanlığı da ortadan kaybolmuştu
Lin Feng Fırtınalı Geçitten hemen ayrılmadı orda biraz daha kalıp deneyim kazanmak istiyordu. Fırtınalı Geçit e giren herkesiz amacı güçlenmekti. Lin Feng savaşmak için gidip birilerini provoke etmese bile birileri gelip onunla savaşmak isteyeceklerini biliyordu.
“Sen” diye soğuk ve ilgisiz bir ses duydu Lin Feng sesin geldiği yöne doğru bakındı ve yüzü görünmeyen bir kadın silueti gördü, ama sanki her kıvrımı hafızasına kazınmış gibiydi.
Kız kimliğini gizlemek için bir maske takıyordu. Lin Feng in bazı şüpheleri vardı o Yun Hai mezhebinden çok fazla kişi tanımıyordu. O Han Man i , Jing Yun ve Qing Yi tanıyordu ama bu kadın onlardan hiç biri değildi. Acaba eski Lin Feng in tanıdığı biri olabilir miydi ? Lin Feng in kafası çok karışmıştı.
“En son çok hızlı bir şekilde kaçmıştın, kaçış yeteneklerin iyi ama şimdi açıktayken nasıl kaçacaksın” dedi soğuk soğuk gülerek. Kız Sırtından bir ok aldı ve onu yayına koyup yayını germeye başladı tam o anda Lin Feng hatırladı, o kız dağlardaki kaplıcalarda neredeyse onu öldürecek olan Liu Fei idi.
Liu Fei bu sefer ona kaçmak için bir şans vermek istemiyordu hemen ruhunu kullandı çünkü geçen sefer onun gücünü sakladığını biliyordu. Lin Feng onun ruhuna hedef olduğunu anlamıştı, ruh yavaş yavaş Lin Feng e kitleniyordu.
Lin Feng “ Yay uzun menzilli savaşçılar için uygun bir silah, ancak kısa mesafede hiçbir dövüş yeteneği yok. Eğer aramızdaki mesafeyi kapatırsam silahının gerçek gücünü kullanamaz” diye düşündü ve Liu Fei e doğru şok edici bir hızla fırladı.
Liu Fei alaycı bir tavırla “Cidden yakın mesafede benimle dövüşmek mi istiyorsun?” dedi. Yayına sürdüğü oku ateşledi ve ok ıslık sesi eşliğinde inanılmaz bir baskı yarattı. Yayın kirişi hala uğultulu bir sesle titriyordu.
“Clanggg!” Lin Feng sırtındaki kılıcı kınından çıkardı.
Dokuz Ağır Dalgalar, Kükreyen Gök Gürültüsü! Dokuz Ağır Dalgalar Lin Feng in sol koluna doğru gelen Ok a karşı koymaya başlamıştı ve onu geriye doğru itiyordu. Ok un gücü her dalga ile zayıfladı. Daha sonra Dokuz Ağır Dalgalar ve Kükreyen Gök gürültüsü tekniklerinin kombine saldırısı Ok a vurdu ve onu iki parçaya bölerek zemine düşmesini sağladı.
“Ay Işığı Tüy Çevikliği!”
Bedeni bir saniye bile yerinde durmadı. Sürekli Dokuz Ağır Dalga tekniğini kullanıyordu ve etrafındaki havayı bozarak Liu Fei ye daha yakın hareket ediyordu. Ay Işığı Tüy Çevikliğini sanki daha önce milyonlarca kez kullanmış gibiydi.
Liu Fei sadece güzel bir yüze sahip değil, aynı zamanda çok fazla savaş gücüne sahipti. Liu Fei aynı zamanda Tarikattaki öğrenci sıralamasında  Sekizinci sırada yer alıyordu.
Liu Fei Lin Feng in yakın mesafede dövüşmeye çalıştığını biliyordu ve geriye doğru zıplayıp bir ok gönderdi. Yay ile savaşan bir uzman olduğu için oda birkaç tane mükemmel hareket becerisi öğrenmişti. Lin Feng şimdiden iki ok kırmıştı bile ama çoktan muazzam miktarda Qi sahip yay şarj olmuştu, tam o anda üçüncü Ok ta yere düştü.
Lin Fen inanılmaz bir hızla kaçmaya başladı ve” Hoşça kal” dedi ama o anda yönünü değiştirdi ve küçük bir geçitteki ağaçlara doğru yöneldi. Liu Fei için hareket teknikleri çok önemliydi, Lin Feng in tekniği Liu Fei nin tekniğinden sadece biraz daha kötüydü. Ama bu fark Liu Fei ye saldırmak için yeterli zamanı oluşturmuştu ve üç tane ok u yayına yerleştirdi. Bu sırada Lin Feng hayatının tehlikede olduğunu hissetmeye başladı.
Which is why the moment Lin Feng saw that she was putting three arrows into her bow, he had quickly changed his plan and decided to escape from sight. That was the best way to hinder Liu Fei’s fighting strategy. Also when fighting on an open area the distance between them was vast however in this grove of trees she would need a line of sight to target him. Liu Fei using her arrow spirit was definitely able to bring out her maximum fighting potential on an open plain.
Lin Feng Liu Fei nin yayına üç ok yerleştirdiğini gördüğü anda kaçış stratejisini değiştirdi ve Liu Fei nin onu görmesini engelleyeceğini düşündüğü geçitteki ağaçlara doğru yöneldi. Çünkü açık bir alanda Ok ruhuna sahip olan Liu Fei kesinlikle daha avantajlıydı ama ağaçlık bir alanda Ok ruhunu etkili olarak kullanamayacağını düşünüyordu.
Lin Feng kasvetli bir şekilde “ Dokuzuncu seviye Qi katmanına ulaşmış bir uygulayıcının gücünü sanırım hafife aldım “ dedi. Liu Fei nin Dokuzuncu seviye Qi katmanına ulaştığını bilmeyen yoktu. Ayrıca o Ok ruhunu uyandırmış ve yayı ile birlikte uyum içinde kullanıyordu. Bu uzun menzilli güç Lin Feng için bir kabus haline gelmişti ve onun Dokuzuncu Qi katmanında birini kolayca yenerim düşüncesini ortadan kaldırmıştı.
Lin Feng in şu anda savaşmak için yeterince cesareti yoktu, eğer geçitteki ağaçlık alana ulaşabilirse o zaman kazanmak için bir şansı olabilirdi.
Liu Fei Lin Feng in arkasından “Hıh!” diyerek ironik bir şekilde güldü. Ardından yayın kirişini çok güçlü bir basınç ile birlikte  çekmeye başladı, geriye ve daha geriye doğru.
Lin Feng in vücuduna korkunç bir his yayıldı. Lin Feng Liu Fei nin onu vurmak üzere olduğunu anladı. Lin Feng kılıcını sıkıca kavradı. Ağaçlı geçit e ulaşması için sadece iki nefes uzunluğunda zamana ihtiyacı vardı ve ardından güvende olacaktı.

Liu Fei biraz paniklemiş bir ses tonuyla “ Nereye koşuyorsun!” dedi
A sword had suddenly come into vision which shocked Lin Feng. He could sense that he was in great danger. He was dashing forward with all his strength when suddenly he stopped and then jumped back.
Kılıcın üstünteki yansıma Lin Feng i aniden şok etmişti. O anda büyük bir tehlike içerisinde olduğunu hissedebiliyordu. İleride durdu ve tüm gücü ile birlikte geriye doğru zıpladı.

“BOOM!” Sesi ile birlikte kırılan taşlar etrafa uçtu. Patlama Lin Feng in önünde gerçekleşti ve bir kılıç işareti oluşan kraterin ortasında duruyordu. Eğer Lin Feng bir adım daha atsaydı vücudu ikiye bölüşmüş olacaktı ve ikinci hayatı da burada sonlanıcaktı.
Lin Feng’s expression changed as he saw a man in the grove that was wearing white robes and holding a long sword in his hand. A moment ago it had been his sword which had created the mark in the ground.
Lin Feng in ifadesi değişti ve geçidin önünde elinde uzun bir kılıçla duran beyaz elbiseli bir adam gördü. Bir önceki patlama bu kılıç tarafından oluşturulmuştu.

Liu Fei “ Bu böcek sizi rahatsız edecek nasıl bir hata yaptı. Onu öldürmek için size yardım etmemi ister misiniz?” dedi. Diğer adam geçidin girişinde Lin Feng e bakıyordu ve çok fazla kendini beğenmiş biri gibi gözüküyordu. Gözlerinde Lin Feng in karınca kadar değeri yoktu ve onu isteği an öldürebilirmiş gibiydi. Liu Fei harekete geçmesi için başını sallayarak sinyal gönderdi. Tarikat direk olarak öldürmeye izin vermese de eğer hata yaparsanız kimse dokunulmaz olarak kalmazdı.

Lin Feng adamın rozetini gördü ve “ Tarikatın Elit öğrencisi” dedi. Lin Feng donmuştu ve korkuyla titriyordu. Liu Fei adama Lin Feng e saldırabilir miyim diye sordu. Lin Feng bu saldırıyı atlatmak için en yüksek hızına ihtiyaç duyucaktı aksi taktirde burası onun idam edileceği yer haline gelebilirdi.
Liu Fei “ Yun Hao başkalarının içine karışmayı bırak “ dedi. Liu Fei Lin Feng e saldırmamıştı ona merhamet gösterdiğinden yada onu affettiğinden değildi sadece Yun Hao ya bir şey için borçlu kalmak istemiyordu. Çünkü ondan yardım istemedi ve o Yun Hao sayesinde Lin Feng i öldürürse ona borçlanacağını biliyordu.
Liu Fei ruhunu geri çağırdı ve yayını omzuna geri koydu, ardından Lin Feng e “ Kendini geliştirsen iyi olur yoksa bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmaya bilirsin” dedi.
Konuşmayı bitirdikten sonra arkasını döndü ve yürüyerek uzaklaşmaya başladı.
Yun Hao başını sallayarak “ Neden hemen gidiyorsun Liu Fei “ dedi ve hemen uzağa doğru atladı ve Lin Feng i görmezden geldi.
“BOOM!” Sesi ile birlikte Lin Feng in önünde başka bir patlama oldu.
Uzak bir yerden Yun Hao nun sesi duyuldu ve “ Seni şanslı böcek! Eğer bir daha seni Liu Fei yi rahatsız ettiğini görürsem gelip seni ezerim” dedi.
Lin Feng hala olduğu yerde duruyordu, hiç hareket etmemişti. Kılıç önünde büyük bir patlamaya neden olsa da nedense hiç korkmamıştı.
Liu Fei Lin Feng in çok güçlü olduğunu sanıyordu çünkü daha önce kimse kaplıcaya gelip onu rahatsız etmeye cesaret edememişti. Yun Hao elit bir öğrenciydi ve çok güçlüydü. Lin Feng ona karşı herhangi bir kötülük yapmamış yada ona herhangi bir şey söylememişti buna rağmen o Lin Feng i öldürmek üzereydi. Lin Feng bu dünyada çok kısa süredir bulunuyordu ama güçlü olmanın ne demek olduğunu tecrübe etmişti. Lin Feng güçlü olmalıydı, acımasız ve saygın biri olmak zorundaydı.
Lin Fen “Yun Hao Ling Qi katmanına ulaştığımda gelip elindeki kılıcı alacağım ve o kılıcı kalbine saplayacağım ” dedi
Lin Feng kılıç izinin olduğu yere baktı ve aklına bir fikir geldi. Lin Feng orayı terk ederken çok çalışmalarının hediyesini alacağını inanıyordu ve intikam alacağı gününde çok uzakta olmadığını hissediyordu.

Yorum Yap "Pmg 12: Lin Feng in ruhu"