Kilimanjaro Günceli

[Overlord Bölüm 2.1 ]

Ekim 01, 2016


Kat Muhafızları - Part 1



Çevirmen: Rubedo, Ainz Ooal Gown

Editor: Dunklesplatz

Tadını çıkartın.


''Bana gelin, Lemegaton'nun Şeytanları''

--------------------------------------------------------------------------------------------------

Nadir metallerden yapılan golemler, Momonga'nın komutuna uydular ve ağır vücutlarından beklenmeyecek bir biçimde; atik olarak Momonga'nın önünde hareket ettiler, sonra daha önce takındıkları hazır duruşunu aldılar.

Momonga, sanal gerçekliğin tam olarak gerçeğe dönmüş olduğunu  kabul ettiğine göre, ilk kaygılanması gereken şey kendi güvenliği olmalıydı. Şimdiye kadar karşılaştığı Npcler kendisine itaat etse de diğerlerinin de aynı şekilde davranacağının garantisi yoktu. Hatta hepsi dost  (oyunlarda friendly Npc olarak geçer ) olsa bile sonraki tehlikenin ne zaman gelebileceğini bilmiyordu.

Momonga’nın yaşamı ve ölümü; golemleri, itemleri, kendi büyüsünü, Nazarick’in olanaklarını ve diğer imkanları  kullanıp kullanamamasına bağlıydı.

Golemlere baktı, biraz rahatlamıştı ve ''Öyleyse bir sorun çözüldü.'' diye söylendi. Daha sonra onun dışındaki birinden komut almamaları konusunda emir verdi. Böylece en kötü ihtimalle -diğer npcler ayaklansa bile- elinde bir kozu olacaktı.

     Golemlerin güçlü görünüşünden tatmin olarak, kemikten ellerine şöyle bir  göz  gezdirdi.

10 tane parmağında 9 adet yüzük takıyordu, sadece sol yüzük parmağı açıktaydı.

YGGDRASIL’de, oyuncular çoğu zaman sadece 2 adet yüzük takabilirdi, her el için 1 tane. Ama Momonga'nın aldığı kalıcı, paralı item (fiyatı dudak uçuklatır) ona her el parmağı için bir yüzük takıp onların gücünü aynı anda kullanmasına olanak sağlıyordu.

Bu Momonga ya özel birşey değildi, güçlü olarak bilinen oyuncuların çoğu da bu parayı harcamıştı.

Taktığı 9 yüzükten 1 tanesinde, tahtın arkasındaki büyük kırmızı sancağa işlenmiş simgeye benzer bir sembol vardı.

Bu yüzüğe Ring of Ainz Ooal Gown denilirdi.

Ainz Ooal Gown klanının her bir üyesinde de Momonga'nın sağ yüzük parmağında olan bu büyülü yüzükten vardı.

Momonga 10 yüzüğü de paralı itemler sayesinde aynı anda kullanabilmesine rağmen, paralı itemi aktif ettiği zaman hangi yüzüğü hangi parmağa atayacağına karar vermek zorundaydı, ve bu karar geri alınamazdı. Yine de, Momonga sol yüzük parmağındaki yüzüğü çıkartıp hazineye göndermişti. Kısmen  güçsüz olan o  yüzüğü sol yüzük parmağına  atamasının nedeni ise bazı durumlarda çok yararlı olabilmesiydi, ama devamlı etki eden bir özellik verdiği için çok nadir takardı onu.

Ainz Ooal Gown yüzüğünün gücü ise, Nazarick nin Büyük Yeraltı Mezarlığındaki isimli odalara sınırsız ışınlanma imkanı vermesiydi, ve hatta Mezarlığın içinden dışarı ışınlanma imkanı bile veriyordu. Nazarick, ışınlanma engelleyici ile korunduğu için, içerisinde yada dışarından içeriye ışınlanma yapılamıyordu (bazı özel alanlar hariç). Yüzük bu yüzden çok kullanışlıydı.

     Ring of Ainz Ooal Gown'nun ışınlanmaya izin vermediği nadir bölgeler Taht Odası ve klan  üyelerinin özel odalarıydı. Aynı zamanda, Hazine Odasına gitmek için de gerekli olması  Momonga nın bu yüzük olmadan yapamayacağının göstergesiydi.

Derin bir nefes aldı.

Biraz sonra yüzüğün gücünü kullanıyor olacaktı. Momonga, ondan beklediği tüm şeyleri yüzüğün tam olarak yapabileceğinden emin değildi, ama yine de denemekten başka seçeneği yoktu.

     Ring of Ainz Ooal Gown'nun gücünü açığa çıkartırken -önündeki dünya birden siyaha döndü.

Bundan hemen sonra, önündeki manzara değişti,ve kendini karanlık bir tünelde buldu. Tünelin sonunda, kapalı büyük bir kapı olarak farz ettiği şeyi görebiliyordu . Tünelin içinde yapay ışıklandırma vardı.

''işe yaradı...''

Başarılı ışınlanmanın rahatlığı ile kendi kendine söylendi.

Geniş, yüksek geçitten aşağı doğru yürümeye başladı, önündeki devasa kapıya doğru..

Taş zemin Momonga’nın ayak seslerini artırdı, bu sırada yankılanmaları duyabilirdi.

Tünel boyunca sıralanmış meşaleler sırayla yandı, sonunda meşalelerden kaynaklanan gölgeler sanki dans ediyor gibiydi. Pek çok meşalenin ışığında Momonga'nın vücudu çok sayıda gölge oluşturmuştu ve sanki ondan birden fazla varmış gibi göründü.

Burnu olarak sanılan şey kafatasındaki küçük bir delikten başka şey değildi, ama yine de  kapılara yaklaşırken bir şeylerin kokusunu aldı. Durdu ve derin bir nefes aldı. Bu toprağın ve çimin kokusuydu  -ormanın kokusu-.

Aynı biraz önce Albedo ile karşılaştığındaki gibi, aldığı bu yoğun gerçekçi koku da - böyle şeylere sahip olmaması gereken bir dünyada- bu dünyanın gerçek olduğuna Momonga’yı ikna etmeye yeterliydi.

Ama vücudu ciğerleri ve nefes borusu olmadan nasıl nefes almıştı?

Sonra böyle şeyler hakkında çok düşünmenin aptalca olduğunu fark etti ve bunları askıya almaya karar verdi.

Sanki Momonga’nın yaklaştığını hissetmiş gibi, kapılar tam vaktinde onun geçmesine izin vermek için açıldı. Engeli geçtikten sonra  gördüğü şey her yeri kat kat seyirci koltukları ile çevrelenmiş dairesel bir arenaydı.

Kolezyum oval şeklindeydi. Uzun ekseni 180 metre, kısa ekseni 150 metre kadardı. 40 metre boyundaydı ve Roma arenaları esinlenilerek yapılmıştı.

Stadyumu aydınlatan [Devamlı Işık] büyüsü her yere yapılmıştı, böylece bakan kişi tüm kolezyumu sanki gün ışığındaymış gibi gözlemleyebilirdi.

Hiçbir eylem göstermeyen seyirciler kil kuklalardan oluşuyordu.

Bu kolezyumda,  Ainz Ooal Gown Üyesi biri onları arenanın VIP yerinden izlerken, işgalciler/davetsiz misafirler gösterinin yıldızları olabilirlerdi. Ana müsabaka tabiki vahşetli bir kavga olurdu. 1500 insanın aynı anda  işgal etmesinin dışında, her bir işgalci sonları ile burada karşılaşmıştı.

     Arenanın merkezine doğru yürüdü, ve havaya baktı. Gördüğü şey siyah bir geceydi .      Etrafında   hiç ışık olmasa belki de yıldızları görebilirdi.

Ama, bu yer Nazarick'in Büyük Yeraltı Mezarı'nın 6. katıydı.Yani gökyüzü yalnızca yapay bir taklitti.

Bu taklit için bile devasa miktarda data gerekmişti. Ama sonuç olarak ortaya çıkan yapay gökyüzü  günün saatlerine göre, hatta gerçek güneşe uygun günışığı efekti sergileyerek değişebiliyordu.

Bu sanal manzarada kendini rahatlatabildi, çünkü kemikten oluşan görüntüsüne rağmen kalbi hala insanlığını koruyordu. Rahatlayabilmesinin diğer bir nedeni de  takım arkadaşlarının bu yeri yaratırken harcadığı emeklere karşılık minnettarlık hissetmesi yüzündendi.

Bir parçası sadece burada bekleyip ara vermek istiyordu, ama içinde olduğu durum ona bu lüksü tanımıyordu.

Momonga etrafına baktı -hiç kimse-.  İkizlerin bu yeri kontrol ediyor olması gerekiyordu.

Bir şeyler fark etti.

“Toooooooh!”

Haykırdıktan sonra, bir figür VIP yerinden sıçradı.

Figür yaklaşık altı kat yükseklikten aşağı atladı, havada takla attıktan sonra sanki bir kelebek çiçeğe konuyormuş gibi yere indi. Hiç bir büyü kullanılmamıştı, sadece fiziksel yetenekti.

İnerken dizleri biraz bükmesi  etki kuvvetini hükümsüz kılmıştı. Genişçe güldü.

“V!”

V-zafer işareti yaptı.

Yukarıdan gelen kişi yaklaşık 11 yaşlarında bir çocuktu. Gülüşü güneş kadar parlaktı. Hem erkek hem de dişi gibi görünüşü ile çok güzeldi.

Saçları bükülmüş altın ipliklerini andırıyordu ve omuzlarına kadar geliyordu. Saçının tellerinden yansıyan ışık bir meleğin halesine benziyordu. Birbiri ile uyuşmayan gözleri -biri mavi, biri kırmızı - yavru köpeğinki gibi hevesli ve ışıl ışıldı.

Kulakları uzundu, teni koyuydu. Orman elfleri ile akraba olan bir tür karanlık elfdi.

Kırmızı ejderha derisi ile güçlendirilmiş, hafif deri zırhtan bir gömlek giyiyordu. Ainz Ooal Gown amblemi gururla yeleğinde sergileniyordu. Beyazın üstüne altınla dikilmişti. Onun altına yeleği ile uyumlu bir pantolon giyiyordu. Pırıldayan altın palamutlu kolyesi boynundan asılıydı, ve tılsımlanmış metallerle güçlendirilmiş bir çift eldiven giyiyordu.

Bir kamçı beli ve sağ omzunun üstünden dolanmıştı, ve sırtında bir yay vardı. Yayın sapı ve çıtası değişik dekorasyonlarla kaplanmıştı.

''Aura,değil mi?''

Momonga küçük kara elfin ismini söyledi.

Nazarick'in 6.katının gardiyanına hitap ediyordu. Aura Bella Fiora, evcil canavar çağırabilen ve onları eğiten bir avcıydı.

Momonga'ya doğru  koştu. Şey, sanırım bu ona göre yürümekti, evcilleştirdiği hayvanlar kadar hızlı hareket hakeket ediyordu, aralarındaki mesafe hızla kapandı.

Aura birden durdu.

Koşma ayakkabılarının tabanı özel metal(hihiirokane) bir alaşım ile kaplanmıştı, arenanın zeminine her çarpışında toz bulutu çıkartıyordu. Toz bulutu Momonga ya değmedi, eğer bunu planlayarak yaptıysa, yetenekleri gerçekten olağanüstü olmalıydı.

“Huu~”

Aura terlememişti, ama gene de alnını sildi bu doğal olmayan bir davranıştı. Sonra köpek yavrusuna benzer bir gülüşle Momonga'yı selamladı.

''Hoş geldiniz Momonga-sama, gardiyanı olduğum kata hoş geldiniz!''

Selamlaması Albedo, Sebas ve hizmetçilerin yaptığı gibi saygı barındıyordu ama nedense daha samimi hissettirdi. Bu samimilik Momonga'nın biraz gevşeyebilmesini sağladı. Çok korkunç ve sinirli olmak daha önce bu tarz deneyimi olmayan Momonga için oldukça sorundu.

Aura'nın yüzünde hiçbir düşmanca tutum görmedi ve Momonga nın [Düşman Tara] yeteneği hiçbir şey açığa çıkarmadı.

Momonga nın görüş açısı sağ kol bileğinin üstündeki şeritten ayrıldı ve Ainz Ooal Gown Asasını kavradığı elini gevşetti.

Acil bir durumda sertçe vurup ortadan kaybolmayı planlamıştı, ama buna hiç gerek olmayacakmış gibi göründü.

''...Mm.Burada kısa bir süre için rahatsızlık veriyor olacağım ''

''Neler söylüyorsunuz? Siz Nazarick'in efendisi, Yüce Overlord Momonga-sama'sınız. Sizin ziyaretinizle rahatsız olacak hiçbir yer yok.”

''Anlıyorum.....bu arada, eğer sen buradaysan, Aura...?''

Momonga'nın sorusu üzerine, Aura sanki emin olduğu bir şey aslında yanlış çıkmış gibi şaşırarak gözlerini kırptı, yukarı doğru bağırarak:

''Momonga-sama varlığı ile bize lütuf veriyor. Ona yüzünü göstermemenin ne kadar kaba bir davranış olacağını biliyor musun?''

Yukarıdaki VIP yerinde bir hareketlenme oldu.

''Orada Mare de mi vardı ?''

''Evet, doğru Momonga-sama. O çok ürkek.........oi, hemen aşağı atla şimdi!''

Neredeyse duyulamayacak bir yanıt  biraz sonra Vıp yerinden geldi. Momongaların bulunduğu ve VIP yeri arasındaki mesafeyi dikkate alırsak, bir taraftaki konuşmaları diğer tarafın duyması neredeyse mucize olurdu. Ama bu muzice  Aura'nın kolyesindeki büyü sağolsun gerçekleşmişti.

''Ben,ben yapamam onee-chan..'' (Dn: erkek değilmiydi la bu ? )

Aura derin bir nefes aldı ve elleri ile kendi kafasını tuttu.

''O..o..Momonga-sama, sadece korkuyor. O kesinlikle size karşı bir terbiyesizlik yapmaya çalışmıyor.''

Toplumun bir üyesi olarak, bir kişi içten konuşması gereken zamanı bilmeli ve duruma uygun cümleler kullanmalıydı. Momonga başını salladı ve Aura'yı rahatlatmak için nezaketle cevapladı:

     ''Tabiki, Aura sadakatinizden asla şüphem olmadı.''

Aura, rahatlayarak iç çekti, sonra yeniden ciddileşerek sinirli bir şekilde yukarıdaki VIP yerine doğru bağırdı.

''Üstün varlık Momonga-sama, bizi ziyarete geldi ama Kat Gardiyanı olan sen onu karşılamaya bile gelmiyorsun. Bunun ne kadar saygısızca olduğunu bilmelisin. Eğer aşağı atlamaya bu kadar korkuyorsan eminim sağlam bir tekme cesaretin için oldukça yardımcı olacaktır.”

''Uu...Merdivenlerden ineceğim.''

''Momonga-sama'yı daha  ne kadar bekletmeyi düşünüyorsun, Hemen aşağı atla, şimdi!''

''Pe-peki anladım,...e-eiii!''

Konuşması tedirgin gelmesine rağmen en sonunda cesaretini topladı ve aşağı atladı.

Aura'dan tamamen farklı olarak bu karanlık elf  istikrarsız bir biçimde indi, dengesini sağlamak için biraz sallandı. Ama yaralanmış gibi gözükmüyordu. İndiğinde oluşan karşı kuvveti bir takım atletik numalarla atlatmış olmalıydı.

Eteğini çekiştirdi ve olabildiğince hızlı bir biçimde koşmaya başladı, yinede en hızlı hali bile Aura ile kıyaslanamazdı. Aura da öyle düşünmüş olmalı ki somurttu ve bağırdı:

''Acele et!''

''Pek-peki.''

Sonunda gelmeyi başaran küçük karanlık elf Aura'ya oldukça benziyordu. Kesinlikle ikiz kardeş olmalıydılar; saçları, gözleri ve pek çok özellikleri aynıydı. Ama Aura Güneş ise Mare Aydı.

Gergin gözüküyordu, sanki azarlanmaktan korkuyormuş gibiydi. Momonga ikisi arasındaki bu muazzam kişilik farkından dolayı şaşırdı, böyle olmamalıydı; NPC'lerin karakterlerini tanımlayan özellikler ne kadar uzun olsa da oyunda bunları yansıtan bir fonksiyon yoktu.

Evet, iki küçük karanlık elf Momonga'nın önünde kanlı, canlı duygular, hareketler sergiliyordu.

''Onlar  tamda Bukubukuchagama-san'nın hayal ettiği Mare ve Aura gibi.'' diye düşündü Momonga.

Bukucukuchagama bu küçük elfleri tasarlayan Lonca üyesiydi.

Keşke o da onları böyle görebilseydi.

''Si-sizi beklettiğim için özür dilerim Momonga-sama.''

Momonga'yı görebilmek için ürkek bir biçimde gözlerini kaldırdı. Mavi ejder derisinden bir yelek ve yaprak gibi yemyeşil pelerin giyiyordu.

Kıyafetleri Aura'nınki ile aynı temel beyaz renklere sahipti. Kısa eteğinin altından teni çok az görülebilirdi; eteği kısa olmasına rağmen  bacaklarının büyük bir kısmı ipekten beyaz çoraplarla örtülmüştü. Aura'ya benzer palamut şekilli kolye takıyordu ama onunki gümüştü.

Aura'ya göre daha hafif kıyafetlerle donatılmıştı; küçük narin ellerine parlak beyaz eldivenler giyiyordu ve elinde eğri büğrü siyah bir asa tutuyordu.

Mare Bello Fiore.

O da aynı Aura gibi Nazarick'in Büyük Yeraltı Mezarlığı'nın 6. katının  gardiyanıydı.

Momonga gözlerini kıstı-ki gözleri sadece boş oyuklardan meydana gelmekteydi -ve onlara baktı. Aura gururla göğsünü öne çıkarmıştı, diğer yandan Mare ise Momonga'nın bakışları altında korkup sinmişti.

Momonga bu elflerin kesinlikle eski takım arkadaşlarının sıkı çalışmasının    vücut    bulmuş   hali   olduğunu düşünerek bir kaç kere kafasını salladı

''İkinizin de keyfinin yerinde olduğunu gördüğüme sevindim''

''Son zamanlarda biraz sıkıcı olmasına rağmen şu an enerji ile yanıp tutuşuyorum. Bir  kaç  tane davetsiz  misafirimiz olsa güzel olabilirdi.”

''Be-ben gelmemelerini tercih ederim. O-onlar korkunç''

Mare'nin söylediklerini duyduktan sonra Aura'nın ifadesi birden değişti:

''...Haa.Momonga-sama lütfen bana biraz izin verin.Benimle gel Mare.''

''O-oww.Acıyor onee-chan...''

Momonga'nın hafifçe kafasını salladığını gördükten sonra Aura, Mare'nin kulaklarından tutarak onu Momonga'dan uzağa sürükledi. Mare'nin kulağına bir şeyler fısıldamaya başladı. Belli bir  mesafeden bile Aura'nın onu azarladığı belli oluyordu.

''Davetsiz misafirler ha, şey bende aynı Mare gibi onlarla karşılaşmak istemem.''

En azından onları gerekli hazırları yaptıktan sonra karşılamak isterim diye düşündü Momonga ikizleri izlerken.

Momonga belli bir süre daldı sonra tekrar gerçekliğe döndü ve  Aura ona sert ve hararetli sözler savururken Mare'nin ablasının önünde diz çöktüğünü gördü

Momonga sırıttı. Bu sahne ona bir zamanlar arkadaşı olduğu kız ve erkek kardeşleri hatırlatmıştı.

Hay Allah!, Mare açıkça Peroroncino-san tarafından yaratılmamıştı. Bu durum acaba Bukubukuchagama-san'nın -küçük elflerin yaratıcısı- küçük erkek kardeşler ablalarının sözünü dinlemeli düşüncesi yüzünden miydi.Yani o yüzden mi böyle davranıyorlardı.

''Aklıma geldi de onlar bir kere ölmüştü değil mi? Bu durumu nasıl adlandırmalıyım....''

Zamanında 1500 kişilik bir istilacı topluluğu 8. kata kadar inmişti, Öyleyse Aura ve Mare de öldürülmüş olmalıydı değil mi? Acaba bu konu hakkında bir şeyler hatırlıyor mıydı ?

Onlar için ölüm kavramı ne ifade ediyor  ?

YGGDRASIL kurallarına göre bir kişi ölürse 5 lvl ve sahip olduğu itemlerden birini kaybeder. Kelimenin diğer anlamıyla 5 lvl altındaki kişilerin  tamamen yok olması gerekir. Lakin oyuncular (playerlar) özellikle bundan muaf tutulmuştu ve yok olmuyorlardı ama hala en düşük lvl olan 1 lvl e kadar düşebiliyorlardı. Demek ki, oyun kurallarında bir sıkıntı vardı.

[Resurrection] ya da [Raise Dead] gibi yetenekler kullanmak lvl düşüşünü azaltabilirdi. Hatta  paralı itemler kullanılarak bu düşüş minimum düzeye indirilebilirdi.

Bu Npcler için daha da basitleştirilmişti. Eğer bir Lonca sahip olduğu Npclerden birini yeniden diriltmek için gerekli parayı ödeyebilirse Npcler hiçbir yan etki olmadan hayata dönebilirdi.

Böyle olunca, karakterlerinin yetenek setini yeniden dizmek isteyen oyuncular, çoğu kez ölümün seviye kaybına yol açmasını desteklediler.

Bir level kaybetmek bile, her level oldukça fazla deneyim puanı gerektirdiğinden ağır bir cezaymış gibi gözükse de aslında o kadarda korkutucu bir olasılık değildi. Oyun şirketi, insanların ölüm korkusu(lvl kaybetme) nedeni ile çekimser davranıp keşif yapmaktan; yeni yerler ,yeni şeyler öğrenmekten korkmasını istemezdi tabiki.

Tüm bunları akılda tutarak, acaba zamanında 1500 kişinin istilasında can veren bu iki elf yeniden canlandırıldıktan sonra hala aynı mıydılar?

Momonga bunu doğrulamak istiyordu ama aynı zamanda onları gereksiz yere de rahatsız etmek istemiyordu. Çünkü bu büyük istila onlar için oldukça trajedik bir deneyim olmuş olabilirdi. Sonunda bu tarzda soru sormanın akıllıca olmayacağına karar verdi, özellikle Aura'nın ona karşı hiçbir düşmanca tavır sergilemediğini hatırladıktan sonra. Önemli olan yegane şey onların Momonga'nın biricik arkadaşlarının emeği ile yaratılmış olmasıydı.

Belki tüm sorunları çözdükten sonra sorabilirdi.

Ek olarak oyunda ki ölüm konsepti bulundukları durumda geçerli olmayabilirdi. Eğer bir kişi gerçeklikte ölürse, bu her şeyin sonu olurdu. Buradaki durum öyle de olmayabilirdi. Bu konu hakkında deneyler yapmak istedi ama önce önceliklerine karar verip gerekli bilgileri toplamalıydı. Bu nedenle bunları şimdilik ertelemek akıllıca olurdu.

Her şeye karşın, Momonga'nın hala, bildiği YGGDRASIL'in nasıl değiştiği hakkında şüpheleri vardı.

O bu düşünceler içindeyken Aura Mare yi azarlamaya devam ediyordu. Mare'ye birazcık acıdı. Biraz önce izin vermiş olduğu azarlamanın bu kadar hiddetli olması hakkında bir şey dememişti.

Eskiden, kardeşlerin(lonca üyeleri olan) kavgasını izlerken sadece izlemekten başka bir şey yapamazdı. Ama şimdi işler değişmişti

''Yeterli, sen de öyle düşünmüyor musun?''

''Momonga-sama! Ama Kat Gardiyanı olarak Mare...''

''Sorun yok Aura. Nasıl hissettiğini anlıyorum. Tabiki Kat Gardiyanı olarak Mare’nin korkakça şeyler söylemesi -özellikle benim önümde - seni üzüyor. Lakin ikinizin de eğer birileri Nazarick'i istila etmeye kalkarsa onlarla korkusuzla yüzleşebileceğine inanıyorum. Eğer biri zamanı gelince yapılması gerekeni yapıyorsa azarlanmasına gerek olmaz.''

Momonga ikisinin arasına doğru yürüdü ve Mare'nin kalkmasına yardım etti.

''Ve Mare sen, düşünceli ablana minnettar olmalısın. Gerçekten sana kızgın olsaydım bile ablanın seni nasıl azarladığı gördükten sonra bu kızgınlığım geçerdi.''

Mare şaşkınlık içinde kız kardeşine baktı. O anda Aura aceleyle konuştu:

''Eh? Ha-Hayır, hayır öyle değil. Onu sizden korumak için  azarlamıyordum, rol yapmıyordum Momonga-sama.''

''Aura, sorun yok. Kafanda ne olduğu önemli değil. Senin iyi niyetini anlıyorum. Ama, söylemeliyim Mare'nin gardiyan olarak performansından asla şüphe etmedim.''

''Um,ah,evet,evet! Teşekkür ederim, Momonga-sama!''

''Ço-çok teşekkür ederim.''

Momonga ikizler ona boyun eğdiği için biraz huzursuz hissetti. Özellikle ona parlayan gözlerle baktıkları zaman bu his daha da kötüleşti. İkizler tarafından böyle bakılması sonucu olan utancını gizlemek için öksürdü.

''Hmm. Doğru. Aura hiç davetsiz misafir olmamasından dolayı sıkılmak hakkında bir şeyler demiştin değil mi?''

''-Ah, Hayır , o, o konu hakkında.''

Momonga Aura'nın korku dolu tepkisini gördükten sonra, soruyu sorduğuna pişman oldu.

''Seni ayıplamıyorum o yüzden aklından geçeni söyleyebilirsin.''

''..Evet, birazcık. Buralarda benimle antrenmana 5 dakikadan fazla dayanabilecek kimse yok.''

Aura ümitle Momonga'ya bakmadan önce işaret parmaklarını bir araya getirmişti.

Gerçektende bu zindanda 100 lvl  Kat Gardiyanı olan Aura'ya değerli rakip olabilecek çok az kişi vardı. Aura ve Mare'yi de katarsak böyle Npclerden toplam 9  tane vardı, aynı zamanda biri daha.

--------------------  ÇN Rubedo:Biri daha ? kim acaba :D -------------------

Ainz Notu: Benim bile bilmediğim biri kim acaba ?? :D

''Peki ya Mare senin rakibin olsaydı?''

Mare'nin vücudu ürperdi ve korku içinde geri çekildi. Sulanmış gözleri ile birlikte başını salladı, oldukça korkmuş gözüküyordu. Aura içini çekti olaya Mare'nin bakış açısından bakarak.

Aura'nın iç çekmesi ile tatlı bir koku havaya yayıldı. Albedo'dan gelen kokunun aksine bu kokuda bir baskı vardı. Momonga Aura'nın yeteneklerini hatırlayınca kokudan uzaklaşmak için geriye doğru adım attı.

''Ah,üzgünüm,Momonga-sama''

Aura Momonga'nın garip tepkisini görünce aceleyle kokuyu uzaklaştırmak için elini kullandı.

Canavar terbiyecisi olarak Aura'nın güçlendirici(buff) ve zayıflatıcı(debuff) bazı özel pasif yetenekleri vardı. Bu yetenekler nefes verme yoluyla eyleme geçerdi ve farklı etki alanları vardı -bazıları 10 metreye kadar ulaşabilirdi- Hatta özel yeteneklerin yardımıyla  ile bu etki alanı inanılmaz oranlarda attırabilirdi.

YGGDRASIL'de bu tarz güçlendirme(buff),zayıflatma(debuff) etkileri oyuncunun bakış açısından görülecek şekilde simgelerle ifade edilirdi, böylece bir kişi herhangi bir yeteneğin etkisi altında olduğunu rahatça  anlayabilirdi. Ama, olayı oldukça can sıkıcı bir yapacak şekilde, şu an bu tarz değişiklerin hiçbir belirtisi Momonga'ya gözükmedi.

''Bu, şimdi düzelmiş olmalı yeteneği kapattım''

''Öylemi...''

''...Undead olduğunuz için zihinsel etkilere bağışıklığınızın olması gerekiyor,değil mi Momonga-sama? ''

Evet,YGGDRASIL'de dediği şey doğruydu iyi yada kötü zihinsel tüm etkilere Undead ırkının bağışıklığı vardı. Peki ya burası?

''Etki alanı içine girmiş miydim?''

“Mm''

''...Kızgın değilim Aura'' Momonga becerebildiği  kadar kibar bir dille söyledi. ''Aura..korkmana gerek yok, sence böyle basit bir yetenek bana sıkıntı verebilir mi? Sadece soruyorum demin o yeteneğin etki alanı içinde olup olmadığımı?''

''Evet! Az önce onun etki alanı içindeydiniz.''

Aura ,Momonga'nın  kibar gibi görünen sorusundan dolayı tekrar içine dolan rahatlıkla enerjik şekilde cevap verdi. Momonga Aura'nın hareketlerinden, ısrarının onu korkuttuğunun farkına vardı.

Bunu fark edince, olmayan karnına kenetlenmiş bir ağrı girdi. Ya bu Momonga'yı zayıflatmışsa, ya bir debuff'ın etkisindeyse? Aklına her geldiğinde bu tarz düşünceleri kafasından atmaya çalıştı.

''Etkisi neydi?''

''O konu hakkında, deminki etki...korku olmalı.''

''Umm...''

Korku falan hissetmemişti. YGGDRASIL'de oyuncular kendi Party ya da Lonca üyelerinin saldırılarından etkilenmezlerdi. Bu durumun burada da geçerli olabilmesine rağmen bunu kanıtlayabilse süper olurdu.

''Aura, düşünüyordum ki yeteneklerinin aynı klanladakiler....aynı gruptakiler üzerinde etkisi olmaması gerekir.''

'' Eh? ''

Aura'nın gözleri genişçe açıldı, aynı diğer taraftaki Mare gibi. Momonga küçük elflerin tepkilerinden yola çıkarak onların kendisine bu konuda katılmadığı anladı.

''Hatalı mıyım? ''

''Evet...Acaba bir kişinin saldırı menzilini özgürce arttırma yeteneği ile karıştırıyor olabilir misiniz?”

Öyle görünüyordu ki dosta saldırmayı engelleyen kural artık geçerli değildi. Mare Aura'nın yanında olmasına rağmen etkilenmemişti, çünkü zihinsel atakları engelleme özelliğine sahip bir item giyiyordu.

Tersine, Undead olan Momonga'nın divine-class itemlerinden hiç biri  zihinsel atakları engelleyen özelliğe sahip değildi. Öyleyse, neden Momonga etkilenmemişti?



--------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÇN Rubedo:

1.)Undead :ölmeyen anlamına geliyor ama böyle ölümsüz değilde- yani şeytan, melek, tanrı vb gibi- genelde, ölmüş ama karanlık büyülerle yeniden canlandırılmış olanlara ya da aslında ölü olmasına rağmen yaşıyormuş gibi gözüken (vampir tarzı), zombimtrak,çoğu kez tiksindirici,lanetli ve genelde kötü roldeki ırklara deniliyor.

Neyse ''Ölen bir daha ölmez ''diyerek buradan Boğulmuş Tanrı'ya selam çakıyorum.

2.)Divine-class  oyundaki 2. en güçlü item sınıfı -1.si World Class -

3.)İtem eşya anlamına geliyor /benim gibi Knight Online tarzı oyunları uzun yıllar internet cafelerde oynamış kişiler için bunu eşya diye çevirmek çok zor . İtem itemdir ;skill skilldir ya.

4.)Klan,lonca; aynı anlamda ve kafama göre değiştirerek kullandığımı farkettim, tam olarak aynılar mı bilmiyorum.Ainz Ooal Gown gibi topluluklara  bazı oyunlarda klan bazı oyunlarda lonca diyorlar

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İki olasılık vardı.

Ya temel statları ile engellemişti, ya da undead olmasından dolayı doğuştan gelen bağışıklığı vardı

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÇN Rubedo:

<stat >bu tarz oyunlarda geçen bir tabir ,tam olarak nasıl açıklayacağımı bilmiyorum ama çevirmenin saçma olacağını düşündüm.

Ainz Notu: STR - İNT- Dex- Mag Armor Psy Armor Lucky falan filan onlar stat oluyor tabi daha çok var.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hangi hipotezin doğru olduğuna emin olamadığından Momonga bir deney yapmaya karar verdi.

''Başka yetenekleri kullanmayı deneyebilir misin?''

Aura olayı anlamadığı gösteren garip bir ses çıkartarak başını yana eğdi. Bu Momonga'ya bir köpek yavrusunu hatırlatmıştı, Aura'nın kafasını sıvazlamak için elini uzattı.

Saçı ipek gibiydi, ve onları şefkatle okşaması Momonga'yı iyi hissettirdi. Aura umursamıyor gibi göründüğünden bunu devam ettirmek istedi. Ama, Mare'nin biraz tırsmış bir şekilde diğer taraftan kendilerine baktığını görünce durdu

Mare ne düşünüyordu ki?

Biraz düşündükten sonra, elindeki asayı saldı ve böylece boşta kalan diğer eliyle Mare'nin de saçlarını karıştırdı.

Mare'nin saçı daha iyi hissettirdi, buna fazla takılmadı ve tatmin olana kadar elf kardeşlerin saçlarını ovmaya devam etti. Sonra neden burada olduğunu hatırladı:

''Öyleyse sizden bir ricam var. Bir deney yapmak istiyorum bunun için yardımınıza ihtiyacım var.''

En başta, ikisi de bunu nasıl yanıtlayacağını bilemedi .Momonga onların saçlarını okşamayı bıraktığında utanmış olmalarına rağmen mutlulukları yüzlerinden okunabilirdi.

Aura neşeli bir şekilde cevapladı ''Peki Momonga-sama anladım, bana bırakın''

Momonga, Aura'nın heyecanını bastırmak için elini kaldırdı.

''Bundan önce-''

Havada asılmakta olan asayı tuttu.

Az önce yüzüğün gücünü kullandığı gibi asaya odaklandı. Asanın pek çok yeteneği olmasına rağmen özellikle ona dekore edilmiş değerli taşlardan birine konsantre oldu.

Bu Ay Taşı diye adlandırılan divine-class bir taş-itemdi.

Momonga ….-

-...Ayışığı Kurtlarını çağırmayı şeçti.

Çağırma büyüsü aktif olunca, 3 tane hayvan hiç yoktan var oldu.

Büyünün özel efekti, YGGDRASIL'deki ile aynıydı, bu yüzden pekte şaşırmamıştı.

Ayışığı Kurtları, sibirya kurtlarına çok benziyordu, ama gümüşi bir ışık saçıyorlardı. Momonga kurtlar ile kendi arasında gizemli bir bağlantı hissetti. Bu bağdan algıladığı şey, açıkça kendinin efendi onların ise köle olduğu olduğuydu.

''Bunlar Ayışığı Kurtları mı?''

Aura'nın her halinden anlamadığı belliydi, neden böyle düşük lvl canavarları çağırmıştı ki?

Oldukça atik olduklarından, Ayışığı kurtları pusularda etkiliydiler, ama 20 lvl civarı falandılar. Aura ve Momonga'ya göre oldukça düşük seviye canavarlardı yani. Ama şimdilik amaçlarını gerçekleştirmek için bu yeterliydi

Aslında,ne kadar zayıflarsa o kadar iyiydi.

''Evet öyleler, şimdi beni yeteneğinin etki alanı içine al.''

''Eh? Gerçekten mi?''

''Sorun yok''

Momonga'nın bu kadar baskı yapınca, aklı karışmış olan Aura onun dediğini yapmaya karar verdi.

Oyunda olmadıklarını hesaba katarsak, Aura'nın yeteneğinin her zamanki gibi çalışmama olasılığını görmezden gelemezdi. Böyle bir durumdan kurtulmak için, üçüncü bir kişiyi de işin içine katmalıydı. İşte bu yüzden, Ayışığı kurtlarını çağırmıştı.

Bundan sonra, Aura yeteneğini birkaç kere kullandı. Momonga herhangi bir şekilde  etkilendiğini hissetmedi. Ne olacağını anlamak için büyünün etki alanı içinde rahatça hareket etmeyi ya da dolaşmayı denedi, farklı bir şey yoktu. Ondan ziyade arkasındaki kurtlar ise etkilenmiş gözüküyordu. Bundan yola çıkarak Aura'nın yeteneğinin aslında çalıştığı sonucuna vardı.

Bu deneyden zihne etkiyen tesirlerin ona işlemediğini anlamış oldu. Öyleyse-

Oyunda, Demihuman ve heteromorphic türler belli seviyelere geldiklerinde kendilerine has özellikler, yetenekler kazanıyorlardı. Overlord olarak Momonga'nın yetenekleri ise:

Create High-Tier Undead 4 times/day, Create Mid-Tier Undead 12 times/day, Create Low-Tier Undead 20 times/day, Negative Energy Touch, Despair Aura V (instant death), Negative Protection, Dark Soul, Black Halo, Undead Blessing, Unholy Protection, Wisdom of Darkness, Speak Evil Tongues, Ability Damage IV, Piercing Damage Resistance V, Slashing Damage Resistance V, Turn Resistance III, High-Tier Physical Immunity III, High-Tier Magic Immunity III, Cold, Acid and Electrical Immunity, as well as Arcane Vision/See Invisibility.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÇN:

1.) Hatırlarsanız Ainz Oaal Gown klanına girmek için heteromorphic türden olma şartı vardı, yani tüm klan bu türden oluşuyor. Bunların özelliği ise Demihuman(yarıinsan)ların aksine insanlara hiçbir bağlantıların olmaması ya da öle bir bağın önceden tamamen kopmuş olması

2.)Yetenekleri çevirmenin hem amelelik olduğunu hem de orjinalinin çok daha iyi olduğunu düşünmekteyim o yüzden çevirmedim

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ve ayrıca kendi sınıfının levellerinden gelen yetenekleri vardı— Instant Death Magic Enhancement, Rite of Darkness, Undead Aura, undead creation, undead control, undead strengthening, ve böyle devam eder.

Sonra tüm undeadlerin sahip olduğu temel yeteneklere de sahipti: Immunity to critical hits, mind-affecting, poison, disease, sleep, paralysis, death and energy drain effects. Resistance to necromancy and biological penalties

Undeadlerin yemek yemeğe, uyumaya nefes almaya ihtiyaçları yoktu ve negatif enerji ile kendilerini iyileştirirlerdi.

Tabi ki zayıflıkları da vardı: Good, Light and Holy Vulnerability IV, Bludgeoning Vulnerability V, Vulnerability to Holy/Good Consecrated Areas II, double damage from fire ve böyle devam eder.

-Bu şu anlama geliyordu; Momonga hala undead olmanın getirdiği temel yeteneklere ve level atladıkça kazandığı becerilere sahip olduğundan artık emin olabilirdi.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ÇN:*ÖNEMLi*

Yukarıda ki cümle daha önce ''Öyleyse-'' diye devamı, anlatımda cümleyi yarıda kesip ,yenetekleri açıklama bölümünü komple ara bilgi olarak vermiş///bu ''-''lerin önemini yeni anladım :D arada bazen ''–''den sonra gelen  konunun gidişatı ile uyuşmayan mantıksız cümleler  olabiliyor; demekki önceki ''-'' bittiği yerden cümlemize devam etmemiz gerekiyormuş///

Çok fazla not düştüğümün farkındayım ama anlaşılmasını kolaylaştırmak bakımından bu ''-'' olayı cidden önemli bence.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

''Çok bilgilendirici bir deney oldu. Teşekkürler Aura, iyi misin?''

''Evet, iyiyim''

''Öyle mi .......,Geri Dön!''

Ayışığı Kurtları daha önce  hiç yoktan belirdikleri gibi aniden ortadan kayboldu.

''Momonga-sama katımıza daha deminki gibi deneyler yapmak için mi gelmiştiniz?''

Mare aynı soruyu kendi de merak etmiş gibi başını salladı.

“Eh? Ah, hayır doğrusu buraya antrenman yapmak için geldim''

''Antrenman? Eh ? Siz mi, Momonga-sama?”

Aura ve Mare'nin gözleri sanki yerlerinden çıkacakmış gibi açılmıştı. Şaşırmaları çok doğaldı; her şeyden önce böyle bir şeyi Momonga'dan duymak, muhteşem büyücü, Nazarick'in Ulu  hükümdarı, aynı zamanda  Üstün Varlıklar(diğer klan üyeleri) içinde bile hepsinden rütbeli olan kişiden.

Bu tepkileri öngörmüştü, hızla cevapladı:

''Kesinlikle''

Momonga'nın hızlı cevabını  ve  elindeki  asayı  yere hafifçe vurmasından kaynaklanan sesi duyduktan sonra, Aura'nın yüzü bir şeyleri anlamış gibi bir ifade aldı. Momonga, Aura'nın bu tepkisini görünce bir şeyleri başarmış gibi kendinden memnun oldu çünkü onun tamda böyle tepki vermesini bekliyordu.

Mare: ''O, o .. sadece sizin kullanabileceğiniz en üst düzey efsanavi silah mı?”

Efsanevi silah? Bununla ne kastetmişti.

Momonga'nın bazı şüpheleri vardı, ama Mare'nin parlayan gözlerini gördükten sonra onun kötü bir niyeti olmadığını anladı.

''Evet, bu benim ve takım arkadaşlarımın beraber yaptığı Staff of Ainz Ooal Gown''

Staff of Ainz Ooal Gown'u kaldırdı. Asa kaldırılınca hemen kendi çevresini aydınlatan hoş parıltılar yaymaya başladı. Parıltılar neredeyse asanın kendisi kadar göz kamaştırıcıydı. Ama etrafı tehditkar bir aura ile dolduran; uğursuz, hareketli gölgeler ile kaplanmıştı.

Momonga daha gururlu ve canlı bir biçimde konuştu:

''Asanın yılan ağızlarının içindeki 7 taşın hepsi divine-class item. Hepsi bir sete ait olduklarından onları bir araya getirmek temel özelliklerinden çok daha büyük bir gücü aktif ediyor. Onları toplamak  için sayılmaz miktarda zaman ve emek harcadık, hatta klan üyelerinin bazıları  bunun imkansız olduğunu söyleyip vaz geçmeyi önerdiler. İtemleri düşürmek için kaç tane boss, kaç tane yaratık kestiğimizi hatırlamıyorum. Neyse, bu asanın gücü divine-class itemlerin de ötesinde, hatta nerdeyse World-class item seviyesine yakın. En etkili özelliği ise otomatik nişanlama sistemi... Öhö, öhöö!''

..Görünen o  ki ,fazla heyecanlanmıştı.

Asayı, zamanında arkadaşları ile birlikte oluşturmuşlardı. Daha önce hiç çıkartılmadığından, parlaması için fırsatı bile olmamıştı. Ama şimdi onu sergilemek için fırsat eline geçtiğinden kendini tutamamıştı ve onunla duyduğu gurur sel gibi akıp gitmişti.

Ne kadar utandırıcı....

''Mmm, böyle bir şey''

''Bu, bu muhteşem..''

''Bu tamamen harika, Momonga-sama''

Momonga onların gözlerini gördüğünde gülme isteğini zor tuttu. Suratındaki memnun olmuş ifadeyi hemen ortadan kaldırmaya çalıştı -iskeletlerin ifadesi olmamasına rağmen- ve devam etti:

''Mm, iyi. Öyleyse size ,sadece benim kullanabileceğim bu muhteşem asanın gücünden küçük bir parça göstermeliyim.

Aura: ''Mühtiş.'' diyerek haykırdı ve oldukça sevimli bir biçimde zıplamaya başladı.

Mare kulaklarının uçlarının seğirmesinden belli olan sevincini güç bela saklamaya çalıştı.

Ah, bu kötü oldu. Sert görünüşümün yok olmasına izin veremem. Momonga daha önceden kendisinde  hatırladığı kadarıyla ağırbaşlılığını geri kazanmaya çalıştı.

''...Ve bir şey daha var Aura. Diğer gardiyanların burada toplanması emrini çoktan verdim. Bir saat içinde burada olurlar.''

''Eh? Öyleyse bizde bunun için hazır-''

''Hayır, gerek yok yapmanız gereken tek şey burada durmak ve onları beklemek.''

''Öylemi? Hmm..Diğer gardiyanlar-bu Shalltear'ın da mı geleceği anlamına geliyor?”

''Tüm gardiyanlar.''

Aura'nın uzun kulakları birden düştü.

Aura, Shalltear ile hiç  anlaşamazdı; çünkü öyle dizayn edilmişti.

Diğer yandan Mare'nin tepkisi Aura'nınki kadar aşırı değildi, büyük ihtimalle Mare için öyle bir durum yoktu.

İlerde ne olacaktı? Momonga sessizce iç çekti.

ÇN Rubedo:

Öncelikle Ilk kez çeviri yapıyorum. Yarıya kadar hızla çevirdim, daha sonra çevirdiğim şeyi okuyunca ne kadar çok hata yaptığımı fark ettim. Tamam ben çevirdiğim için anlıyordum ama önemli olan okuyucunun anlamasıydı ayrıca akıcılıkta önemliydi. Elimden geldiğince anlaşılabilir ve akıcı bir dille yazmaya çalıştım. Ne kadar becerebildim bilmiyorum, anlamadığınız bir yer varsa bildiriniz. THANKS!

Ainz Ooal Gown Notu: Evet arkadaşlar bazılarınızın sabırsızlıkla beklediği overlord geldi ama geç geldi farkındayım sizlere söylediğim sürenin çok dışına çıktım onun için sizden özür diliyorum. Kpss den sonra çeviri yapıcam dedim sorna günde 1k dedim yine olmadı tam ne yapacam diye düşünürken Nazarick’in gizli kozu bana yardıma geldi ona da buradan çok teşekkür ediyorum bu bölümün çevirisinin %99 ona ait ☺ ben pek bişey yapmadım ;)

Bu uzun süre içinde ne yaptım ve bundan sonra da ne yapacam sizlere kısa bir bilgi vereyim

Kpss iyi geçti 51 aldım ☺ barajı geçtiğim için 16.08 de sözleşmeli öğretmenlik için mülakata girdim oda iyi geçti tahminime göre baraji geçerim dua edin öğretmen olayım ☺ bu süre içerisinde babamı evlendirdim ^_^ neyse fazla özele girdim..

Düzensiz olarak babama işinde yardım ettiğim için şuan günde 1k çeviri yaparım ya da şu tarihte bölüm gelir dersem yalan olur ama bölüm gelir bu konuda hiç şüpheniz olmasın çünkü overlord animesini araştırırken aslında light novel olduğunu ve Türkçe olarak ln çevirisi yapan grupların olduğunu öğrendim. Ama bir türlü overlord çeviren yoktu bende olaya el attım. O yüzden bu seriyi sonlandırmadan ölmek bana yasak ^_^

Daha önce overlord bölümlerinin uzun olduğunu söylemiştim bu bölümde İngilizceden 5500 kelimeden çevrildi daha bunun gibi 3 part daha var ☺

O yüzden Bende bir bölüm ya da bir part çeviri yapmak istiyorum sorumluluk almam ama çorbada tuzum olur diyen İngilizce bilen ya da benim gibi lise seviyesinde olup  çat pat bilen bi şekilde translete (Google,yandex,bing) kullanarak çeviri yaparım diyen arkadaşlar bana bu bölüm altından yorum atarak yada özel mesaj atarak ulaşsın ☺ İnanın herkez çeviri yapabilir sadece isteyin ^_^

Dn: Selamlar begler baayanlar bende uzun zamandır düzenleme yapmıyordum biraz antrenman yapmış oldum bu güzel :D çeviri için çevirmenlere teşekkür ediyorum ve diyorum ki

Dunklesplatz burada

Ainz Ooal Gown’un Şanlı Bayrağı Burada Dalgalanmakta !!




Yorum Yap "[Overlord Bölüm 2.1 ]"