Otto Von Bismark Günceli

[Overlord Bölüm 1.2 ]

Ekim 01, 2016







Son ve Başlangıç – Parça 2


Çevirmen: Ainz Ooal Gown

Düzenleme: Miina


Tadını çıkartın.



Momonga Yuvarlak Masa adındaki odadan çıktı.

Özel durumlar olmadığı sürece lonca yüzüğü takan herhangi bir lonca üyesi, otomatik olarak bu odaya giriş yapacaktı. Geri gelecek herhangi bir üye olursa kesinlikle burada görünürdü. Ancak, Momonga diğer üyelerin buraya dönmeyeceğini biliyordu. Nazarick’in Büyük Yeraltı Mezarı’nın son anlarında yalnız Momonga kalmıştı.

Çalkantılı duygularını bastıran Momonga sessizce geniş bir fuayeye girdi. Mermer kaplı dev bir kaleyi anımsatan, ihtişamlı ve parlak bir dünya.

Yüksek tavana asılı, düzgün bir şekilde yerleştirilmiş avizelerin yumuşak ve sıcak bir parlaklık yaydığı görülüyordu. Geniş koridorun pürüzsüz zemininde, avizelerden gelen ışık yıldızlı bir mozaik gibi parıldayarak yansıyordu. Eğer koridor boyunca uzanan kapılar açılsaydı, odaların içindeki lüks mobilyalar çokça gözü kamaştırırdı.

Eğer Nazarick adını duymuş oyuncular buraya gelirse, böyle güzel bir manzaranın rezillik içinde bilinen bir yerde var olduğu gerçeği karşısında kesin mala bağlarlardı.

Sonuçta, Nazarick’in Büyük Yeraltı Mezarı sunucu tarihinin çok oyunculu büyük askeri saldırısının üstesinden geldi. Sekiz lonca ittifakı, loncalara bağlı gruplar, paralı oyuncular ve NPC askerlerden oluşan toplam bin beş yüz kişi, burada baskın için savaştı ve yok edildi. Bu olay, mekanı bir efsane haline çevirdi.

ÇN: Alayınız gelsin ulenn. Varsa şekliniz Ainz Ooal Gown a bekleriz..

Eskiden Nazarick’in Büyük Yeraltı Mezarı sadece 6 katlı idi; ama Ainz Ooal Gown tarafından işgal edildikten sonra büyük bir yeniden yapılanma sürecinden geçti. Şimdi 10 kat, kendine has özellikleriyle her alana yayılmış durumda.

Kat 1 ~ 3 ─── Yeraltı Mezarlığı

Kat 4 ─── Yeraltı Gölü

Kat 5 ─── Buzul

Kat 6 ─── Orman

Kat 7 ─── Yeraltı Volkanı

Kat 8 ─── Çöl

Kat 9 ─── Kraliyet Süiti

Kat 10 ─── Taht Odası

Son iki katında Yggdrasil’in en iyi 10 loncasından biri olan Ainz Ooal Gown’un üssü vardı.



Momonga’nın ayak sesleri, Kraliyet Süiti’ne giden geçitte yankılandı ve onu, asasının dokunuşları takip etti. Geniş koridor köşelerinin etrafında birkaç turdan sonra, Momonga uzaktan bir kadının ona doğru geldiğini gördü.

Çekici sarı saçları, özene bezene yaratılmış çehresinden ve omuzlarından aşağı dökülüyordu.

Büyük bir önlük ve uzun bir etek de dahil olmak üzere, bir hizmetçi kıyafeti giymişti. Yaklaşık 170 santimetre boyunda, tehditkar bir şekilde elbiselerinin göğüs kısmı dışarıya taşmış ve ince belli zarif bir vücudu vardı. Genel olarak, at gibiydi.

ÇN: Şaka şaka erdemli ve zarif bir izlenim vermiş.

İkisi birbirine yaklaşırken, hizmetçi kenara çekildi ve Momonga’ya içten bir selam vererek başını eğdi. Buna karşılık o, hafifçe elini kaldırdı.

Hizmetçinin ifadesi değişmedi; yüzünde daha önce olduğu gibi aynı ciddi ifade vardı. Yüz ifadeleri Yggdrasil’de değişmezdi. Ancak oyuncuların değişmeyen ifadeleri ve bu hizmetçi arasında bir fark vardı. Hizmetçi bir Oyuncu Olmayan Karakter (NPC) idi. Oyun içinde bu yapay zeka sadece programa göre hareket eder. Başka bir deyişle, onlar hareket eden cansız mankenler gibiydi; hatta Momonga onun içten selamının da sadece önceden programlanmış bir hareket olduğunun da farkındaydı.

Onun önceki selamı dolayısıyla zaman kaybı olarak görünebilirdi; ama Momonga’nın onlara saygısızlık etmeden cevap vermesinin bir nedeni vardı.

Nazarick’in Büyük Yeraltı Mezarı’nda çalışan tüm 41 hizmetçi NPC, şimdilerde aylık bir manga dergisinde serileştirilmiş bir mangaka olan bir lonca üyesi tarafından çok özenli şekilde tasarlanmışlardı. Onlar yaşayan sanat eserleriydi.

Momonga’nın baktığı sadece hizmetçi görünümü değil, aynı zamanda onun şaşırtıcı derecede ayrıntılı üniformasıydı. Özellikle, önlük üzerinde zarif nakış hayranlık konusu olmuştu.

“Bir hizmetçinin en iyi silahı onun üniformasıdır” diye övünen bir kişi tarafından çizildiği için bu kıyafetin ayrıntı seviyesi normalin ötesinde bir şeydi. Momonga, görsel işlemeden sorumlu olan lonca üyesinin göreve başladığında nasıl bağırmaya başladığını hatırlayınca nostaljik hissetmeden edemedi.

“Ah… Doğru. O zamandan beri, sürekli ‘Hizmetçi üniformaları adalettir!’ gibi şeyler diyordu … Yeri gelmişken şimdi çizmekte olduğu manga kahramanı da bir hizmetçiydi. Whitebrim-san, acaba hala asistanlarını ayrıntılara gösterdiğin aşırı ilgi yüzünden ağlatıyor musun?”



Onun davranışsal programına gelince, MeroMero-san ve diğer beş programcı tarafından oluşturuldu.

Diğer bir deyişle, bu hizmetçi geçmişte loncanın sıkı çalışması ve ortak çabalarıyla oluşturulan Ainz Ooal Gown Asası gibi değerli anılarının bir parçasıydı, bu yüzden onu görmezden gelmesi söz konusu bile değildi.

Momonga bu şeyler hakkında düşünürken, hizmetçi sanki ‘Bir sorun mu var?’ dermişçesine başını eğmişti. Birisi belli bir süre ona yakın durduğu sürece, hizmetçi otomatik olarak bu pozisyona geçiyordu. Anılarını hatırlayınca Momonga, MeroMero’nun  detaylara  bu kadar titiz bir şekilde dikkat etmesine şaşırmıştı. Programlanmış birkaç gizli pozisyonu daha olmalı. Onun tüm duruşlarını görmek istedi ama yeterince zaman yoktu.

Momonga’nın gözleri sol bileğinde görüntülenen yarı holografik saate döndü ve şimdiki zamanı doğruladı.

Gerçekten de, buralarda harcanacak boş zaman yoktu.

“Sıkı çalışman için teşekkür ederim.”

Momonga duygu yüklü veda eden bu ifadeyi, yürüyerek hizmetçinin yanından geçerken söyledi. Tabii ki, diğer taraftan yanıt gelmedi. Bununla birlikte Momonga son gün olduğu için sıra ile veda etmesi gerektiğine inanıyordu.

Hizmetçiyi geride bırakarak, Momonga ilerledi.

ÇN: Adiyos beybi ^_^

Çok geçmeden, lüks kırmızı bir halı ile kaplı dev bir merdiven onun huzuruna çıktı. Momonga yavaş yavaş merdivenlerden aşağı indi ve onuncu kat───Nazarick’in Büyük Yeraltı Mezarı’nın en alt katına ulaştı.

Vardığı yerde kendisini bekleyen, birkaç hizmetçi ile geniş ve açık bir lobiydi.

Onun dikkatini çeken ilk hizmetçi, geleneksel üniforması içinde incelikle duran yaşlı bir uşak oldu.

Saçları onun tertemiz sakalı gibi tamamen beyazdı. Ama yaşlı adamın sırtı çelik kılıç gibi güçlü ve bir ok gibi düzdü. Onun nazik görünümlü yaşlı yüzünde görünür kırışıklar vardı, ama gözleri avına bakan bir kartal gibi keskindi.

Uşağın arkasında onu gölgeler gibi takip eden altı hizmetçi vardı. Ancak kendi ekipmanları önceki hizmetçiden tamamen farklıydı.

Elleri ve ayakları altın, gümüş ve siyah metaller ile dekore edilmiş eldiven ve ayakkabılarla kaplıydı. Hizmetçi üniforması şeklinde zırh giymişlerdi ve kask yerine beyaz başlıklar takıyorlardı. Her hizmetçi farklı türde silah tutuyor ve savaşçı hizmetçi görüntüsü veriyordu.

Saçları da birbirinden farklıydı: topuz, at kuyruğu, düz, örgü, balık sırtı, bukleler.. Ama hepsinin ortak bir yanı vardı o da, aşkın güzelliği.

ÇN: Şair burada hepsi taş gibi hatun demek istiyor.

Ayrıca hizmetçiler seksi, sportif, geleneksel ve diğer kişilikler olarak türlere ayrılmıştı.

Onlar NPC’ydi ve onların tasarımcısı hepsini eğlenceli ve benzersiz yapmış olmasına rağmen, ana amaçları davetsiz misafirlerle mücadele olmuştu.

Yggdrasil’de, bir kaleye ya da eşdeğer bir yapıya sahip olan loncalara çeşitli özel avantajlar verilmişti.

Bu faydalardan biri de üssü koruyan NPCler’di.

Nazaric’in Büyük Yeraltı Mezarı’ndaki ölümsüz canavarlar da bu kategoriye denk geliyordu. Sözde bu canavarlar, 30. seviye sınırı olan ve öldükten belirli bir süre sonra hiçbir ücret ödemeden otomatik olarak yeniden doğan ‘Spawn NPCler’ idi. Fakat onların görünümleri ve yapay zekalarını değiştirmek mümkün olmadığından dolayı, izinsiz giriş yapan oyunculara karşı bir tehdit oluşturmuyorlardı.



ÇN: Bunları iskelet askerler ya da zombiler olarak düşünebilirsiniz.



Öte yandan başka bir avantaj da orijinal NPC oluşturma gücüydü. Bir lonca, kale düzeyindeki bir üssü ele geçirdiğinde toplamda maksimum 700 seviye NPC yapabilirler. Yani örnek olarak, en yüksek seviye 100 olduğundan dolayı toplamda beş tane 100. seviye ve 4 tane 50. seviye NPC oluşturabilirlerdi.



Orijinal bir NPC oluştururken, kendi görünümü ve yapay zekasının yanı sıra, zırhlarını ve silahlarını bile değiştirmek mümkündü. Bu, loncaların çok daha güçlü NPC oluşturmak ve anahtar konumlarını korumaları için onlara olanak sağlıyordu.



Aslında savaşı düşünerek bu NPCler’i oluşturmaya gerek yoktu. Büyük Kedi Krallığı’ndaki bir kaleyi işgal eden lonca, tüm NPCler’i kedi veya kedi türü yaratıklara dönüştürebilirdi. Bu loncalara kalenin görüntüsünü ve atmosferini değiştirebilmeleri için munhasır haklar verildiği söylenebilir.



“Hmm.”



Yere diz çökmüş kahya ve hizmetçilere bakıp, elini çenesine götürdü. Odadan odaya geçmek için hep ışınlanmayı kullandığından beri, Momonga buraya pek sık gelmedi; bu da onlara nostaljik bakmasına neden oldu.

Momonga elini kaldırıp konsolu açtı ve sadece lonca üyelerinin erişebileceği bir sayfadaki seçeneklerden birini aktifleştirdi. Bunu yapmasıyla birlikte, hizmetkarlarının isimleri kafalarının üzerinde belirdi.



“Ah, demek ismi buymuş.”



Momonga bu ismi unutmuştu. Arkadaşlarıyla bu NPC’nin adını verirlerken yaptıkları kavgaları hatırlayınca, acı ama nostaljik bir gülümseme yaptı.



Sebastian, baş uşak, ayrıca evde kahya olarak görev yapıyor.



Doğrudan Sebastian’ın komutası altındaki altı hizmetçiyse; Savaşçı hizmetçi birimi ‘Pleiades’ olarak geçiyor. Bunlara ek olarak, Sebastian’in gözetiminde birkaç uşak ve asistan kahyalar da var.



ÇN: ’Pleiades’ Ülker burcunun yedi yıldızı, yedi kız kardeş olarak da bilinir. Momonga’nın önünde 7 kişi var bunların altısı hizmetçi hatunlar, peki 7. hatun kim yoksaa omgg sebastian..



Metin günlüğünde daha detaylı ayarlar vardı, ama Momonga daha yakından bakmak için havasında değildi. Sunucunun kapanmasına çok az zaman kalmıştı ve o başka bir yerde oturmak istiyordu.



Ayrıntılı ayarlara düşkün lonca üyelerinin bol olmasından dolayı tüm NPCler (hizmetçiler de dahil olmak üzere) detaylı ayarlar içeriyordu. Ainz Ooal Gown içinde birçok ressam, grafik tasarımcısı ve programlamacı olduğu gerçeği sayesinde görseller üzerinde takılmadan dışarıdaki işlerle uğraşabildiler.



Aslında, Sebastian ve hizmetçiler davetsiz misafirlere karşı son savunma hattıydı. Ancak, buraya kadar gelmeyi başaran bir düşman oyuncuya karşı durmaları pek olası değildi, bu yüzden gerçek amaçları sadece zaman kazanmaktı. Hiçbir işgalcinin buraya ulaşması mümkün olmadı ama, onlar emir aldıkları için hiç durmadan sadece bu yerde bekliyorlardı.



Asasını kavrayan Momonga, aptalca olmasına rağmen bu NPC’er’e karşı acıma hissetti. NPCler sadece veriden ibaret olmasına rağmen, mükemmel tasarlanmış yapay zekaları onun bu duyguları hissetmesine neden oluyordu.



Ancak—



“Lonca lideri olarak, etraftaki NPCler’e emir verme zamanı geldi.”



Kibirli yorumundan dolayı kendisiyle alay ederken Momonga bir emir verdi:



“Beni takip edin.”



Sebastian ve hizmetçilerin saygıyla başlarını eğmeleri, onların komutu kabul etmiş olduklarının göstergesiydi.



Onları bu yerden hareket ettirmek, lonca üyelerinin kararlarını göz ardı ettiği anlamına geliyordu. Ainz Ooal Gown çoğunluk oyunu vurgulayan bir loncaydı. Herkesin birlikte aldıkları kararları bir kişinin bozması yasaklanmıştı.



Ama bugün her şeyin sona ereceği gündü. Böyle bir günde verdiği kararlardan dolayı arkadaşlarının onu affedeceğine inanmaktaydı.



Momonga bu tür şeyleri düşünürken, onu takip eden birkaç ayak sesi daha eklenmiş oldu.



Sonunda onlar devasa kubbe şeklinde bir salona geldiler. Tavana gömülü ışıldayan büyük dört renkli bir kristal, beyaz ışık yayıyordu. Duvardaki yetmiş iki girintinin çoğu, heykeller ile doluydu.



Her heykel bir şeytan görüntüsünü taklit etmişti ve bunlardan altmış yedi tane vardı.



Lemegeton olarak bilinen bu odaya ‘Süleyman’ın Küçük Anahtarı’ denirdi. Bu ünvanı meşhur bir büyü kitabından almıştı.



ÇN: Burda bahsedilen Süleyman(solomon) birçoğunuzun bildiği Hz.Süleyman’dır. Bilenler bilir ama ben bilmeyenler için yine de söyleyeyim kendisi adam gibi adam, muhteşem bir kral ve Kur-an’ı Kerim’de adı geçen sayılı peygamberlerimizden biridir. Adam king yani :)



Süleyman’ın Yetmiş İki Şeytanı’ndan modellenmiş heykeller, aslında nadir bulunan büyülü metallerden yapılmış golemlerdi. Tasarımcısı projenin bir kısmında yorgun düşüp hasta olduğundan proje yarım kalmıştı, çünkü orijinalinde yetmiş iki olan heykellerden sadece altmış yedi tanesi tamamlanmıştı.



ÇN: Şeytan derken şimdi peygamberin şeytanı mı vardı diyenler çıkar onu da açıklayam. Şeytan ve cin ikisi aynı tür ama aynı değiller tabisi karışık şeyler bunlar kısa kesiyorum. Hz.Süleyman Cinlere de hükmedebilen bir peygamberdi. Cin orduları falan var yani google sorun. Adam king diorum boru mu :)



Tavana yerleştirilmiş dört renkli kristal de aslında bir canavardı. Eğer bir düşman burayı işgal ederse, saldırmak için Ateş, Su, Toprak ve Tahta elementlerine sahip yüksek kademe cinleri çağırarak geniş alan büyüleri ile bombardımana başlayacaktı.



ÇN: şaka şaka tahta değil hava ama kabul edin güzel oldu :)



Her şeyi birleştirdiğinde, 100. seviye 12 kişiden oluşan iki tam partiyi kolayca ortadan kaldırabilecek ateş gücü vardı.



Gerçekten de bu oda Nazarick’in kalbini koruyan son savunma hattı olmuştu.



Momonga hizmetçileriyle birlikte Lemegeton karşısından yürüdü ve diğer taraftaki büyük bir kapının önüne geldi.



Beş metre boyunca yükselen bu görkemli çift kapının titizlikle sol panelinde bir tanrıça ve sağ panelinde bir şeytan motifleri işlenmişti. Oyma, kapıdan dışarı atlayarak karışındakine saldırmaya başlayacakmış gibi hissettirecek kadar canlı yapılmıştı.



Onlar hareket edebilir gibi görünmesine rağmen, Momonga aslında bunun mümkün olmadığını biliyordu.



────Eğer onlar bu noktaya kadar gelmeyi başarırsa, o zaman kahramanlara yakışır bir şekilde onları karşılayalım. Oyuncuların bir çoğu bizim zalim olduğumuzu söylüyor, bu yüzden neden onları tüm ihtişamımızla birlikte, oyun sonu canavarları gibi beklemeyelim değil mi?



Bu öneri çoğunluk oyu ile kabul edilmişti. Ve teklifi yapan…



“Urbet-san…..”



Tüm lonca üyeleri arasında, Urbet Alain Odle en çok “kötü” kelimesine saplantısı olan bir insandı.



“ Eh, Her şeye rağmen sonuçta o Chuunibyou….”



ÇN: Orta okul ikinci sınıf sendromu demek. O evrede olan insanların manyak bi hayal güçleri falan var kendilerini pokemon falan sanıyorlar camdan falan atlıyorlar öyle bişey işte… Google Sorun!



Momonga, salonun etrafına bir göz attığında bu oldukça belirgindi.



“.... Bu heykeller bana saldırmayacak, değil mi?”



Sözleri kaygı doluydu ve öyle olmakta da haklıydı.



Hatta Momonga bile tamamen bu labirentin iç işleyişini kavrayamamıştı. Eğer bazı üyeler emeklilik hediyesi olarak geride birşey bırakmış olsaydı bu sürpriz olmazdı. Bu kapıyı dizayn eden kişi de öyle biriydi.



Bir keresinde, o kişi tarafından yapılan güçlü bir golem aniden çevresindeki her şeye saldırmaya başlamıştı. Sonradan bunun yapay zekasında bir hata olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak Momonga şüpheci kaldı ve bu ‘hatanın’ kasıtlı olduğuna inandı.



“Luci★Fer-san, eğer, o kadar günün içerisinde, bugün böyle bir şey olursa gerçekten çok kızarım….”



Momonga kapıya dikkatle dokundu— ama endişeleri yersiz olmuştu. İhtişamına yakışır bir şekilde, sanki otomatikmiş gibi yavaşça açıldı.



Atmosfer aniden değişti.



Ortamın ambiyansı şimdi sükunet ve ciddiyeti ile bir mabedi andırıyordu; ama önlerindeki manzara onu bile aşmıştı. Sanki ortam değişikliği onu eziyormuş gibi hissetti.



İçerisi inanılmazdı: odadaki boşluğa yüzlerce kişi sığacak kadar geniş bir alandı ve tavan o kadar yüksekti ki tamamen yukarı bakmak zorunda kalıyordunuz. Duvarlar beyazdı ve çeşitli altın bezemelerle süslenmişti. Tavandan sarkan, gökkuşağı renkli taşlarla süslenmiş sıralı zengin avizeler fantastik bir parlaklık veriyordu. Tavandan zemine kadar, farklı desenleriyle toplamda kırk bir dev bayrak ile duvarları dekore edilmişti.



Odanın en iç bölgesinde yaklaşık on adımlık alçak bir merdiven vardı ve üstünde devasa bir kristalden kesilmiş gibi görünen bolca altın ve gümüş ile süslenmiş görkemli bir taht duruyordu. Arkasındaki duvarda loncanın amblemi işlenmiş büyük koyu kırmızı bir bayrak vardı.



Burası Nazarick’in Büyük Yeraltı Mezarı’nın en derin ve en önemli yeri olan─── Taht Odası’ydı.



“Ooh……”



ÇN: Nasıl mekan ama game of thrones un demir taht ı halt etmiş…



Momonga bile odanın büyüklüğü karşısında hayran kaldı. Odanın ölçeğinin muhtemelen Yggdrasil içinde birinci ya da ikinci sırada yer aldığına inanıyordu.



Bu oda son anlarını geçirmesi için mükemmel bir yerdi.



Momonga salona girdi; adımlarının çıkardığı tüm sesleri yutabilecek kadar geniş olduğunu hissetti ve daha sonra gözlerini tahtın yanında ayakta duran kadın NPC’ye çevirdi.



Saf beyaz bir elbise giymiş, bir tanrıçanın yüzüne sahip çok güzel bir hatundu. Elbisesinin aksine, beline kadar aşağı uzanan parlak simsiyah saçları vardı.



Altın sarısı gözleri ve dikey yarık göz bebekleri ile kendine özgü, tuhaf olmasına rağmen kusursuz bir güzelliği vardı.



Omuz ve göğsünü kaplayan altın bir örümcek ağı kolye takıyordu. İpek eldiven giymiş elinde ince bir değnek gibi görünen garip bir nesne tutuyordu. Uzunluğu 45 cm civarıydı ve ucunda havada süzülen siyah bir küre vardı.



Momonga, onun adını unutmamıştı.



ÇN: Kim unutabilir kiii..

Onun adı, Nazarick’in Büyük Yeraltı Mezarı’nın Kat Muhafız Yöneticisi, Albedo. O, yedi Kat Muhafızı’nın yöneticisiydi ve bu, Nazarick Büyük Yeraltı Mezarı’nda diğer tüm NPCler’den de yukarı sırada demekti. Bu nedenle onun taht odasında beklemesine müsaade edildi.



Momonga keskin gözleriyle Albedo’ya baktı ve merak etti:



“Daha önceden onun Dünya sınıfı bir itemi olduğunu biliyordum ama, nasıl şimdi iki tanesine sahip oldu?”



Bütün Yggdrasil’in tümünde, toplamda sadece 200 Dünya sınıfı item vardı.



Bunların her birinin kendi benzersiz yetenekleri vardı ve bazıları oyunun dengesini yok etmek için yeterince güçlüydü. Tabii ki, tüm Dünya sınıfı itemlerinin oyunun dengesini bozacak yetenekleri yoktu.



Öyle olsa bile, eğer bir oyuncu Dünya sınıfı bir iteme sahip olmayı başarırsa, o oyuncunun itibarı Yggdrasil içinde en üst düzeye çıkardı.



Ainz Ooal Gown’da bu itemlerden on bir tane vardı ve bu ellerindekilerle en efsanevi itemlere sahip lonca oldular. Onlardan sonraki loncadaki item sayısı sadece üç olduğundan aralarında oldukça büyük boşluklar vardı.

ÇN: 1.de on bir item 2.de üç item. Farkımız tarzımızdır...



Lonca üyelerinin onayıyla Momonga bu nihai itemlerden birine sahip olmuştu. Gerisi Nazarick içinde dağıldı, bunların çoğunluğu avatar koruması altında Hazine içinde derin bir uykuda yatıyor.



Albedo’nun, Momonga’dan habersiz nasıl böyle gizli bir hazineye sahip olduğunun tek bir açıklaması vardı. Onu tasarlayan lonca üyesi tarafından kendisine verilmişti.



Ainz Ooal Gown çoğunluk oyu üzerinde duran bir lonca üyesiydi. Herkes tarafından toplanan bu hazineleri diğerlerinin izni olmadan, birinin kafasına göre taşıması yasaklanmıştı.



Hafif bir hoşnutsuzluk ile birlikte, Momonga geri almayı bile düşünmüştü.



Ama bugün son gündü ve Albedo’nun arkadaşı için çok değerli olduğunu dikkate aldıktan sonra, sorunu görmezden geldi.



“Burada durun.”



Taht merdivenlerine geldikten sonra Momonga, ciddiyetle onu takip eden Sebastian ve Pleiades’e emretti.



Birkaç adım tırmanmaya başladıktan sonra, hala arkasındaki ayak seslerinin onu takip ettiğini fark etti.



Momonga kendini tutamadı ve acı bir şekilde gülümsedi—elbette kafatasındaki hiçbir ifade değişmedi.

ÇN:içinden gülüyor yani hmm..



NPCler orijinal programlamaları dışında hiçbir komutu anlamazlardı. Komutları kabul etmeleri için özel bir kelime kullanmak zorundaydı. Momonga, uzun zamandır NPCler’e emir vermediği için komutları unutmuştu.



Lonca üyeleri gittikten sonra, Momonga yalnız avlanıp Nazarick’i korumak için para topladı. Bunları önlemek için bile olsa o diğer oyuncularla herhangi bir dostluk kurmadı. Ayrıca lonca üyeleri tarafından sık kullanılan tehlikeli alanlardan uzak durdu.



Günbegün, oturumdan çıkana kadar sürekli para kazanmak için hazine peşinde koştu. Neredeyse hiçbir NPC ile temas kurmuyordu.



“───Hazır ol.”



Ayak sesleri durdu.



Momonga doğru komutu verdikten sonra, tahtın önündeki son basamakları da tırmandı.



Momonga yanında duran Albedo’ya çekinmeden baktı. Nadiren geçmişte bu odayı ziyaret ederdi, bu yüzden de daha önce ona özellikle dikkat etmemişti.



“Acaba nasıl bir ayarı var?”



Momonga’nın Albedo hakkında hatırladığı tek şey, Kat Muhafızları’nın lideri ve Nazarick’in Büyük Yeraltı Mezarı’nın en yüksek rütbeli NPC’si olduğuydu.



Tuhaf bir şekilde Momonga’yı merak kapladı, konsola ulaştı ve Albedo’nun ayrıntılı ayarlarını inceledi.



Yoğun bir yazı dizisi tüm görüşünü kapladı. Uzunluğu destansı bir şiire eşdeğerdi. Yavaş yavaş hepsini okumaya kalksa sunucunun kapanmasına kadar yetiştiremeyecek gibi görünüyordu.



Bir mayına basmış olmanın hissiyle, Momonga’nın hareketsiz yüzü titremeye başladı.
Kalbinin çok derinliklerinden, Albedo’yu dizayn eden üyenin çok titiz bir kişi olduğunu unuttuğu için kendini azarlamak istedi.



Ama o zaten okumaya başladığından sonuna kadar gitmeye karar verdi. Gerçek içeriğe dikkat etmeden yazı metninin duvarına hızla göz gezdiriyordu.



Tüm uzun metinleri atlayarak geçtikten sonra, Momonga sonunda onun ayarlarının son bölümüne ulaştı. Ama en altta yazılanı okuduktan sonra, Momonga’nın beyin çarkları durma noktasına geldi.



[O azgın bir hatun]



ÇN:[She is also a nympho.] erkek delisi falan ne isterseniz deyin hatun Momonga’yı yer bitirir diyor :)



Ne diyeceğini şaşırmıştı.



“...Haah? Bu da ne b*ktan şey böyle?!”



Momonga bağırmasına engel olamadı. Yanlış gördüğünden şüphelenerek birkaç kez daha okudu ama hala aynı cümle oradaydı. Hatta sakinleşmek için birkaç dakika bekledikten sonra, aklına bir şey gelmiyordu.



“Azgın bir hatun… yani aşırı cinsel isteği vardır anlamında mı?”



Kırk bir lonca üyesinin her biri en az bir NPC’nin ayarından sorumlu olmuştu.



Onlardan birinin kendi karakteri için böyle bir ayar vermiş olması, olası mıydı? Momonga şaşırmıştı. Belki de dikkatli bir şekilde tüm metni okuduktan sonra, bunun arkasında farklı bir anlam bulabileceğini düşünmüştü.

ÇN:yaw he he vermiş kıza ayarı işte ille ben mi diyem yani hatun yollu diye…



Ama lonca üyeleri arasında, gerçekten de bu kadar farklı ve garip bir ayar verebilecek insanlar vardı. O insanlardan biri de Albedo’nun tasarımcısı olan ‘Tabula Smaragdina’ idi.



“Ah, karakter uyumsuzluğu onu çıldırtırdı, değil mi? Ama öyle olsa bile…..”



—Ama öyle olsa bile, biraz ileri gitmiyor musun?



Bir üyesi tarafından yapılan her NPC loncaya miras kalmıştır. Momonga, NPCler arasında ilk sırada yer alan böyle bir ayara sahip Albedo hakkında hayal kırıklığına uğramıştı.



“Hmm..”



Lonca üyesinin içtenlikle tasarladığı bir NPC’yi değiştirmek onun için iyi miydi? Momonga bu konuda biraz düşündükten sonra bir neticeye ulaştı.



“Hadi şunu değiştirelim.”



Şimdi elinde lonca silahı da olduğu için o gerçek bir lonca lideri oldu. Ayrıcalıklarını kullanmak için iyi bir egzersiz olacaktı. Momonga’nın tereddüdü, ‘lonca üyelerinin hatalarını düzeltmek gerekir’ tarzındaki saçma mantığıyla birlikte ortadan kayboldu.



Momonga asayı tutan elini uzattı. Normalde bir ayarı değiştirmek için düzenleme aracı kullanmak zorundaydı, ama şu anda lonca lideri ayrıcalıklarını kullanarak doğrudan erişmesi mümkündü. Konsolun çalışmasıyla birlikte, hemen cümleyi sildi.



“Şimdilik bu kadarı yeterli.”



Albedo’nun silinmiş ayar boşluğuna bakarken, Momonga bir an için düşündü.



—Belki de bir şeyler koymam gerekir…



“Hayır, bu çok aptalca.”



Konsolun üstünde yazılı aklından çıkmış olan bu fikre gülüyordu. Tek bir cümle vardı:



[Aynı zamanda o Momonga’ya aşık.]



“Vay canına, bu çok utanç verici.”



Ellerinin arkasında yüzünü saklayarak, Momonga yaptığı eylem için çok mahçup hissetti. İdeal kız arkadaşını tam bir aşk komplosu ile programlamak gibiydi. İlk başta yazmaktan vazgeçmek istedi, ancak sonradan böyle kalmasına karar verdi. Bugün oyun sona erecek ve utanç duygusu yakında kaybolup gidecekti. Sonunda silinen ve eklenen kısmı yaklaşık aynı uzunluktaydı. Eğer arta kalan boşluklar olsaydı, Momonga kendini kötü hissederdi.



Mahçup ve biraz memnun bir şekilde tahtta oturan Momonga, odaya baktı, Sebastian ve hizmetçilerin hareketsiz bi şekilde ayakta beklediğini farketti. Birlikte aynı yerde olmalarına rağmen, hala biraz ıssız hissediyordu.



—Sanki böyle bir komut vardı.



Momonga geçmişte asla kullanılmamış bir komut hatırladı. Asayı taşıdığı elini yavaşça aşağıya uzattı ve:



“Diz çök.”



Albedo, Sebastian ve Pleiadesler aynı anda diz çöktü.



Her şey ayarlandı.



Momonga holografik saate bakmak için sol elini kaldırdı.



23:55:48



Son anlar için tam zamanında.



Muhtemelen dışarıda GMler yayına ve havai fişek gösterilerine başlamıştı. Ama dış dünyadan tamamen izole bir şekilde içeride oturmuş, eski günleri hatırlarken Momonga’nın bunları bilmesinin yolu yoktu.



Momonga sırtını tahta yasladı ve yavaş yavaş tavana baktı.



Momonga’nın, geçmişte büyük sefer gücünü yok eden efsanevi üs Nazarick’i belki de oyunun son günü olduğu için işgal etmeye çalışacak bazı oyuncular olabileceğini düşünüyordu.



Bekliyordu, lonca ustası olarak son meydan okumayı kabul etmek için.



Her ne kadar eski yoldaşlarına e-posta göndermiş olsa da, hemen hemen hiçbiri ortaya çıkmadı.

ÇN: Önceki bölümde Meromero’ya gelen e-maili de Momonga atmıştı. Sanırım çeviride bi hata vardı kafasına göre internette gezerken oyunun son günü olduğunu görüp gelmiyor yani Momonga davet ediyor ;)



Bekliyordu, lonca ustası olarak arkadaşlarına son bir kez daha hoş geldiniz demek için.



Artık biz geçmişin bir kalıntısıyız...



Momonga, yüreğinin içinden düşündü.



Lonca şimdi boş bir kabuk gibiydi, ama yine de uzun vadede harika zamanları olmuştu.



Gözleri tavana asılı dev bayraklara baktı. Toplamda kırk bir tane. Lonca üyelerinin her birine kendi tasarımlarının olduğu bir bayrak. Momonga, kendi etsiz parmağını kaldırdı ve bayraklardan birine işaret etti:



“Ben”

(DN: “Me”)



Sonra onun yanındaki bayrağa doğru parmağını kaydırdı. Bu Ainz Ooal Gown’dan birine aitti—Hayır, Yggdrasil’in en güçlü oyuncularından birine. Bir keresinde loncanın kurucuları ile birlikte hep beraber “İlk Dokuz”a girmişlerdi.



“Touch Me.”



ÇN: oyuncu isimlerini olduğu gibi bırakıyorum zaten bunların alayı garip insanlar olduğu için isimlerinin de anlamları haliyle garip oluyor. “Bana dokun” nedir la..



Sonra gerçek dünyada bir üniversite profesörü olan ve aynı zamanda Ainz Ooal Gown içinde en yaşlı kişinin bayrağını işaret etti:



"Shi-juuten Suzaku."



Parmaklarını hızlı hızlı hareket ettirerek, Ainz Ooal Gown’un üç kadın üyesinden birine ait olan bayrağı işaret etti:



"Azuki Mochi."



Momonga sorunsuzca bayrak sahiplerinin isimlerini okudu:



"Meromero, Perorontino, Simmering Teapot, Tabula Smaragdina, Takemikazuchi, Variable Talisman, Genjiro───"



Kırk yoldaşının isimlerini hatırlamak Momonga için hiç de zor değildi.

ÇN: Asmak kesmek kelle uçurmak hırsızlıktan altın çalmak 40 haramıleeer 40 karamileerr..



Arkadaşlarının isimleri hala zihninin derinliklerinde kazınmış durumdaydı.



Momonga yorgun bir şekilde sırtını tahta dayadı.



“Evet, gerçekten eğlenceliydi.”



Aylık harcamalar konusunda, Momonga çevrimiçi alışverişlerde aylık maaşının neredeyse üçte birini harcadı. Geliri yüksek değildi, ama başka bir ilgi alanı olmadığı için parasının çoğunu Yggdrasil üzerinde harcadı.



Oyuncuların nadir bir item kazanmak için belli bir ücret ödeyerek katılabilecekleri piyango sistemi vardı ve Momonga parasının çoğunu buna harcamıştı. Epey masraftan sonra birçok nadir item kazandı. Ama lonca üyelerinden birinin sadece yemek parasını kullanarak piyangoyu kazanmayı başardığını duyduktan sonra, Momonga kıskançlıktan yeşermişti.



Ainz Ooal Gown’da her üye toplumun çalışan bir üyesi olduğu için, herkes çevrimiçi alışverişlerde para harcıyordu; ancak Momonga ayrı bir ligdeydi.



Bunun bağımlısı olmuştu. Maceralar ilginçti ama özgürce arkadaşlarıyla gezmek en eğlenceli şeydi.



Momonga’nın gerçek dünyada hiçbir arkadaş ya da kalan ailesi olmadığı için Ainz Ooal Gown ve arkadaşlarıyla geçirdiği zamanın anıları onun için her şeydi.



Bugün, o lonca ortadan kalkacak.



Dehşet ve pişmanlık dolu bir yürekle, o asayı tutan elini sıktı. Momonga sadece normal bir insandı, o bu gerçeği değiştirecek herhangi bir mali güce ya da bağlantılara sahip değildi.



Zaman sunucu üzerindeki tüm oyuncular için yavaş yavaş biterken, o sadece bunu sessizce bekleyebilirdi.



Holografik saat 23:57’yi gösteriyordu. Sunucu 00:00’da sona erecekti.



Zaman azalıyor. Bu sanal dünya sona erecek ve ben gündelik hayatıma geri döneceğim.



Bu çok açık. İnsanlar sanal bir dünyada yaşayamaz, herkes er ya da geç terk etmek zorunda kalacak.



Yarın sabah 4’te kalkmak zorunda kalacağım. Bu yüzden yarın beni işte etkilememesi için sunucu kapandıktan hemen sonra uyumam gerek.



23:59:35,

36,

37…



Momonga yavaşça saniyeleri saydı.



23:59:48,

49,

50...



Momonga gözlerini kapadı.



23:59:58,

59—



Saat kalan saniyeleri sayarken, o, bu fantastik dünyanın sonunu bekledi—



Ve nihai zorla çıkış—



0:00:00…

1,

2,

3…



“...Hah?”



Momonga gözlerini açtı.



O tanıdık odasına geri dönmemişti. Hala Yggdrasil içinde taht odasında oturuyordu.



“Neler oluyor?”



Zaman doğruydu. Şu anda onun sistem kapandığı için zorla sunucudan dışarı gönderilmiş olması lazımdı.



0:00:38



Zaten zaman ilan edilmişti ve sistem hatası olmadığı sürece, yanlış yapmak imkansızdı.



Momonga şaşkın bir şekilde etrafına baktı, bir açıklama arıyordu.



“Kapatmada gecikme mi yaptılar? Veya sunucuyu kapatamadıkları için sonu erteleme kararı mı aldılar?”



Çeşitli açıklamalar aklına geldi, ama bunların hiçbiri doğru cevap değildi.



En olası açıklama sistemdeki bir hata nedeniyle sunucunun kapanmasının gecikmiş olacağı ortaya çıkıyordu.



Eğer durum bu olsaydı, şimdiye GM’nin bir açıklama yapması gerekirdi. Momonga aceleyle sohbet kanalında kapatmayla ilgili herhangi bir haber bulmaya çalıştı——ama aniden durdu.



Hiçbir kontrol ara birimi yoktu.



“Ne…?”



Momonga endişeli ve şaşkın hissediyor olması gerekirken, o da kendi sakinliğine biraz şaşırmıştı. Oyundaki tüm fonksiyonları denedi: Forced System Access, Chat, Call GM, Log Out───



Hiçbir şey işe yaramadı, tamamen sistemden kaldırılmış olduğunu hissetti.



“...Neler oluyor lan burada?!”



Onun kızgın bağırışı taht odasında yankılandı ve sonra solarak uzaklaştı.



Böyle bir şeyin son günde, her şeyin sona ermesi gereken günde, gerçekleşmesi… Geliştiriciler aslında herkesi kandırıyor muydu?



Momonga’nın sesi öfkeliydi ve muhteşem bir son ile karşılaşamamış olmaktan hayal kırıklığına uğramış hissetti.



Genellikle, onun bu öfkeli eylemine hiçbir yanıt gelmemesi gerekirdi.



Ancak….



“Momonga-sama, her şey yolunda mı?”



Momonga ilk kez bu kadar tatlı bir kadın sesi duyuyordu.

Şoka rağmen, Momonga sesin kaynağını aramaya başladı. Kim olduğunu öğrenince ise, dut yemiş bülbüle döndü.



Ses bir NPC den gelmişti—Bu, Albedo idi.



// Evet arkadaşlar birinci bölümün ikinci kısmının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Şimdi size nedne geciktiğimi ve bazı yerleri trollediğimi açıklayacağım..

Bu bölümü daha önce çevirmiştim fakat salak ben çevirdiğim dosyayı arkadaşımın PC sinde bıraktım ne olabilirdiki…

Sen git PC yi başkasına ödev yapması için ver… Dosya silince bile her türlü geri getiririm ama bu salak pc yi çaldırmış saka gibi KYK yurtlarının taaa… PC dediğim mini book bimde falan satılan hani şu 150 tl lik pcler varya ondan he. Peşinden bile koşmadı arkadaş ama olan bana oldu.. Neyse bizdeki hizmet aşkı kolay kolay sönmez gittim üniversitenin kütüphanesinde çeviri yaptım çevirinin yarısına geldiğimde ki buda yaklaşık 2000 kelime oluyor bu bölüm 4.200 kelime bu arada, kütüphanenin şartelleri attı ve benim tüm emekler çöp oldu evet çöp….

Lanet pc lerde Deepfreze olduğu için geriye bişey kalmadı neyse pes edermiyiz etmedik dolmuş şöförü gibi küfür ede ede çeviriye devam ettim, sabah erkenden kalkıp kütüphaneye gittim la değerinizi bilin hepsi sizin için.Bunları niye yazıyorum diye soran biri çıkar kesinyazmak istediğim için yazıyorum bu işi hobi olarak yapıyorum ve çevirmenlik işi çok zahmetli ve gerçekten sabır isteyen bir iş. Sitede çeviri yapan arkadaşlara kendini bilmez bazı veletler kırıcı yorumlar atıyor onlara da sadece  “Get the f*ck out of here” diyorum.



Bunlar içimdeki duygulardı söylemesem bir yerim şişerdi o yüzden mazur görün. Asıl söylemek istedim önemli kısım 3. kısımıda attıktan sonra (buda full çalışırsam iki gün falan sonra olur) çeviriyi kpss sınavından sonraya erteleyip düzenli bir şekilde aylık olarak vermeyi düşünüyorum neden derseniz onada cevap verem.. İngilizce seviyem iyi değil zaten makine çevirisi yapıyorum (google-yandex-bing) yânı yavaşım ve bu serinin her bir bölümü en az 20.000 kelime bilmem anlatabildimmi..



Hepinizi seviyorum :)




Yorum Yap "[Overlord Bölüm 1.2 ] "