Kilimanjaro Günceli

[Overlord Bölüm 1.1 ]

Ekim 01, 2016





Son ve Başlangıç – Parça 1

Yıl Milattan Sonra 2138 idi ve  DMMORPG artık sadece var olmakla kalmayıp, aynı zamanda daha yaygın hale geldiği bir dönemdi.


Kısaltmanın açılımı olan <Kitlesel Dalış Çok Oyunculu Sanal Rol Yapma Oyunu> , nöron nano arayüze özel bir konsol bağlayarak, gerçek hayat gibi bir sanal dünyada oynamayı başararak etkileşimli bir oyun nitelendirdi ve sanki gerçekten bir oyunun içine girmeni sağladı.

Geliştirilen sayısız DMMO-RPG ortasında, ışıl ışıl parıldayan bir tanesi vardı.

Yggdrasil.

Saygın bir Japon geliştiricinin on iki yıl önce, 2126 yılında yayımladığı bir oyundu.

Ne olursa olsun Yggdrasil, diğer DMMO-RPGler ile kıyaslanamayacak düzeyde oyuncular için özgürlüğün son derece yüksek bir seviyede sunulduğu bir oyun.

Formun Üstü

Formun Altı

Normal ve yüksek rütbe sınıflarını eklediğiniz zaman oyun temelini oluşturan sınıfların sayısın kolayca  2000 üzerinde.

Tüm sınıfların maksimum 15 seviyesi vardı, bir oyuncu 100 genel seviye sınırına ulaşmak için en az 7 sınıftan birini seçmek zorunda.

Ayrıca, bu genel durumdan memnun olduğu sürece, çeşitli sınıfların tadına varmak mümkün. Verimsiz olmasına rağmen, eğer istersen 100 seviye bir meslek sahibi olmak da mümkündü.

Diğer bir deyişle, kasıtlı olarak bunu yaptı bu şekilde tamamen aynı karakterlerin oluşması imkansız bir sistem oldu.

Bu özgürlük seviyesi görseller içinde uygulanır. Eğer ayrı ayrı yaratıcı araçlar kullandıysanız, silah ve zırh, iç veri, karakter görseli ve bir oyuncunun ayrıntılı ev ayarlarını değiştirmek mümkün.

Ne zaman oyuncular macera için yola çıkmaya çalışsa onları bekleyen devasa bir harita vardı. Bu harita Asgard, Alfheim, Vanaheim, Nidavellir, Midgard, Jotunheim, Niflheim, Helheim, ve Muspelheim olarak toplam dokuz ana gezegenden oluşur.

Çok geniş bir dünya sayısız sınıflar ve tamamen özelleştirilebilir görseller.

Japon oyuncular zanaatkar ruhları tutuşturan ve sonra "görsel popülarite" denilen bir fenomen neden oldu.

Yggdrasil, arkasında bu tür patlayıcı popülerlik ile, Japonya'da DMMO-RPG lerden biri olarak kabul edildiği beğeni seviyesine ulaşmıştı.

“Ne yazık ki, bu geçmiş nesilden bir hikayeydi.”

Guild Binasının merkezinde Obsidyes parlaklığı veren büyük yuvarlak bir masa, 41 lüks koltuk tarafından çevrili  idi.

Fakat onların çoğu boştu.

Tüm üyelerin oturması için kullanıldığı yerlerde şimdi sadece iki silüet görünür.

Biri kenarları altın ve mor ile süslenmiş, ayrıntılı simsiyah akademik bir cübbe giyiyordu. Onun boyun dekorasyonu biraz aşırı gibiydi, ama garip bir şekilde oldukça uygun görünüyordu.

Ancak, lüks yaka üstünde oturuyor olması gereken baş, deri ve etten yoksun bir kafatasından başka bir şey değildi. Boş göz yuvalarının içinde koyu kırmızı bir ışık vardı, ve  karanlık bir hâle benzeri nesne kafasının arkasında parıldıyordu.

Başka bir koltukta oturan diğer bireyse bir insan değildi. Kömür katranı anımsatan yüzeyi, siyah yapışkan bir yığın oldu titredi ve bir saniye bile tutarlı bir şekil duramadı.

Elder Lichler ve Büyü ustaları arasında Eski bir overlord(derebeyi) oldu ve üst sırada yer aldı bu kişi nihai büyü peşinde ölümsüze dönüşmüştü. İkincisi Slime türleri arasında en yakın olan güçlü asidik yeteneklere sahip Elder Black Ooze du.

Oysa, onlar henüz canavar değildi.

Onlar oyuncu karakterleriydi.

Yggdrasil de seçilebilir ırklar üç farklı kategoriye ayrıldı: Klasik; bu tür  insanlar,cüceler ve elfler gibi insansı ırklar; Goblinler, orklar, devler gibi çirkin görünümleri ve fiziksel kuvvet ayrıcalıkları ile yarı-insan ırklar; ve heteromorphic ırkları, diğer ırklara göre çılgın yeteneklere ve daha yüksek istatistiklere sahipti, ancak görünüş yönünden çeşitli kısıtlamaları vardı.

Tabii ki Overlord ve Elder Kara Ooze oyuncularının secimi mümkün olan en yüksek kademe heteromorphic ırkıydı.

Bu iki kişi arasında, Overlord ağızı hareket etmeden konuştu. Bir önceki neslin üst düzey DMMO-RPG lerinden olmasına rağmen, konuşmaya geçmek için ifadeleri değiştirmek teknolojik olarak mümkün değildi.

“Vay canına, Meromero’-sama gerçekten uzun bir zaman oldu. Yggdrasil için son gün olmasına rağmen, dürüst olmak gerekirse aslında kimsenin gelmesini beklemiyordum. ”

“Aynen. "Momonga’-sama çok uzun zaman oldu. ”

Elder Kara Ooze yetişkin bir erkek sesi ile cevap verdi, ama Overlord a göre, enerji ya da canlılık diyebileceğimiz hiçbir iz yoktu.

“Bu gerçek hayatta işini değiştirdiğinden beri ilk kez, ne kadar oldu? ... İki yıl olmamış mıydı?”

“Ah — bu doğru görünüyor. Wow~ zaten çok uzun zaman oldu... Ah dostum, benim zaman algım bozuldu, çünkü son günlerde her gece mesai ye ve her gün vardiya ya kalıyorum.”

"Bu gerçekten çok tehlikeli bir şey değil mi? Sen iyi misin?"

"Fiziksel olarak mi ? Paçavralar içindeyim. Bir doktoru henüz ziyaret etmeme gerek yok ama yakında ziyaret ederim. Gerçekten kaçıp gitmek istiyorum. Yinede, geçinmek için para kazanmak zorundayım, bu yüzden sevgili hayatım için köle gibi çalışıyorum. "

"Waow... "

Overlord—Momonga başını öne doğru eğdi ve tedirgin olmuş bir ifade takındı.

“Gerçekten, dayanılacak gibi değil"

Meromero'nun hüzünlü sesi, sanki gerçeğin inanılmaz duygusu ile dolu bir şekilde momonga'ya vurmak üzere ilerledi.

Gerçek dünyada iş konusundaki şikayetini daha da hızlandırdı.

Küstah astları ile ilgili hikayeler, tamamen bir gecede değiştirilen planlar, kotayı karşılaşmada başarısız olduğu için üstlerinin eleştirileri, tüm gün ve gece süren işler, vücudu harabeden anormal kilo artışı, her geçen gün artan ilaç sayısı.

Sonunda, konuşma tek taraflı bir şekilde meromero'nun kırık bir baraj gibi patlayarak yakınmasına döndü.

Sanal dünyada gerçeklik hakkında konuşmaktan kaçınan bir sürü insan vardır. Sanal dünyayı gerçek dünyaya süreklememek hissi anlaşılır oldu.

Ancak, burada iki kişi bu şekilde düşünmüyordu.

Lonca , kendi oyuncularından oluşan bir meclis kurdu, bu meclise göre Ainz Ooal Gown a katılmak için iki kural belirlendi.

İlk olarak, toplumun bir üyesi olmanız gerekiyor. İkincisi, Irkının heteromorphic olması gerekiyordu.

Lonca doğası nedeniyle, gerçek yaşamdaki işler hakkında şikayet konusu olan pek çok konu vardı ve bu lonca üyeleri tarafından kabul edildi. Bu yapılan konuşmalar Ainz Ooal Gown  gündelik sahnelerinden biri haline geldiği söylenebilir.

iyi bir miktar zaman geçtikten sonra, Meromero nun ağzından dökülen şikayet sözleri durma noktasına geldi.

“... Bitmeyen dertlerimle başını ağrıttığım için üzgünüm. Diğer tarafta dertleşme için pek şansım olmuyor. ”

Meromero nun kafasının yay gibi gergin olduğu ortaya çıktı. Buna yanıt olarak, Momonga hızlı bir şekilde cevap verdi.

“Sorun değil Meromero-sama. Seni çağırmadığım halde bu kadar yorgun olmana rağmen geldin.”

Önceki  ile karşılaştırıldığında, zayıf bir kahkaha biraz daha canlı bir şekilde Meromero dan duyuldu.

“Çok teşekkür ederim, Momonga-sama. Ben giriş yapıp seninle karşılaştığım için mutluyum. ”

“Bunu duyduğuma sevindim. "

“… Ama korkarım benim için zaman yaklaştı …”

Meromero nun dokunaçları sanki havadaki bir şeye dokunmak üzere hareket etti. O menü konsoluydu.

“Ah, haklısın. Şimdiden çok geç olmuş.”

“Momonga-sama, özür dilerim. ”

Momonga usulca içinde kabaran  duygularını gizlemek için iç çekti.

"Anlıyorum. Bu utanç verici... Dürüst olmak gerekirse, zaman eğlenceli bir şekilde hızlı geçti. "

"Ben gerçekten sonuna kadar seninle beklemek istiyorum, ama çok yorgunum. "

“Yorulmuş olmalısın. Lütfen, çıkın ve biraz dinlen. ”

“Gerçekten çok üzgünüm... Momon - hayır, Lonca lideri, siz ne yapacaksınız?”

“Ben hizmetin sona erdirilmesine kadar online kalmayı planlıyorum. Hala zaman var…kim bilir, başka bir kişi gelebilir. ”

"O da doğru... Açıkçası, ben hala buranın var olmasını beklemiyordum. "

Şu anda yüz ifadelerini gösteren hiçbir yeteneğinin olmaması gerçekten iyi bir şey oldu. Çünkü olsaydı tek bakışta onun ekşiyen yüzünü görebilirdi. Momonga ani kabaran duygularının sesinden ortaya çıkacağını düşündüğü için ağzını kapalı tuttu.

//CN: içim burkuldu be

Çünkü o beraber oluşturdukları loncayı umutsuzca muhafaza etmişti, bu tür kelimeler yoldaşlarından biri tarafından söylendiği zaman tarifsiz duygular ile boğulmuş olması, onun için çok doğaldı. Ama bu duyguları meromero nun sonrakı sözleri tarafından engellendi.

“Lonca Lideri olarak siz, bizden birinin her an dönme ihtimaline karşı burayı koruyup kolladınız. Teşekkür ederim. ”

“… Hepimiz birlikte burayı oluşturduk. Bir Lonca Lideri olarak burayı korumak ve denetlemek görevim. Böylece herkes istediği zaman geri dönebilir!”

“Biz, sizin varlığınız sayesinde bunu başardık ve bu durum sayesinde oyundan sonuna kadar zevk aldık. … Bir dahaki sefere Yggdrasil II de karşılaşmak eminim güzel olurdu.

“Henüz hakkında bir netice yok ama bir söylenti duydum... umarım gerçekten öyle olur.”

"O zaman geldiğinde tekrar buluşalım! Peki o zaman, şimdi gerçekten çok uykulu hissediyorum, bu yüzden çıkış yapacağım ... oyun sona ermeden sizinle konuşabildiğim için çok mutluyum. İyi oyunlar dilerim. ”

“…”

Bir an için, Momonga suskun kaldı, ancak hemen son sözleri söyledi.

“Bende sayende iyi zaman geçirdim. İyi oyunlar. ”

Gülümseyen bir ifade parlayarak Meromero başının üstünde çıktı. Yggdrasil yüz ifadelerini değiştirme yeteneği olmayan oyuncuların duygularını ifade etmesi için çeşitli ifadeler kullanmıştır. Momonga da konsola uğraştı ve aynı ifadeyi seçili.

Sonra, Meromero nun son sözleri duyuldu.

“Başka bir yerde tekrar görüşmek dileğiyle. ”

Bugün kendini gösteren üç lonca üyesinden sonuncusu gözden kayboldu.

Ziyaretçinin tüm izleri silindi ve sessizlik lonca salonuna geri döndü. Anılar ve duygulardan yoksun bir sessizlik.

MeroMero nun sadece birkaç saniye önce oturduğu o sandalyeye bakarak, Momonga sonunda söyleyeceğini kelimeleri döktü

“Yorgun olmanı anlıyorum, bugün oyunun son günü ve zaten buradasın, neden sonuna kadar kalamazsın ?”

Tabii ki, kimse cevap vermedi. Meromero zaten çıkış yaparak gerçek dünyaya geçmişti.

“Haah…”

Momonga yürekten gelen bir iç çekti.

O bu sözleri söylemek için kendini ikna edemedi.

Meromero nun hep yorgun olduğu gerçeği onların kısa konuşmalarından yeterince anlaşılıyordu. Ama Meromero, gelen e-postalar arasında Yggdrasil in bugün son günü olduğunu gösterilen postayı gördü. O bunun için müteşekkir oldu. Utanmadan bundan daha fazlasını istemek rahatsızlık verirdi.

Momonga, Meromero nun bir süre öncesine kadar oturduğu koltuğa, sonra da etrafına baktı. Eski yoldaşlarının oturması için kullanılan 39 sandalyeyi gördü. Etrafına hızlı bir bakış attıktan sonra gözleri tekrar Meromero nun koltuğuna geri döndü.

“Başka bir yerde tekrar görüşmek dileğiyle. ”

Bir gün yine görüşelim.

Görüşürüz.

Bu ifadeleri zaman zaman duymuştu. Ama, bu sözlerin gerçekleştirildiği bir örnek neredeyse hiç olmadı.

Yggdrasil e geri dönen kimse olmadı.

“Sadece nerede ve ne zaman tekrar buluşacağız…

Momonga nın omuzları çokça sallandı. Sonra uzun zamandır sakladığı gerçek duyguları patladı.

“Bana şaka yapma!”

Öfkeli bir bağırma ile, masaya elini vurdu. Eylem bir saldırı olarak değerlendirilir, sistem Momonga’nın silahsız hasar ve masanın yapısal savunması gibi sayısız değişkenleri hesaplayarak verilen hasarın sonucunu Momonga’ya “0” sayısı ile gösterir.

“Burası hep birlikte inşa ettiğimiz Nazarick in Büyük Yeraltı Mezarı! Herkes nasıl bu kadar kolay pes edebilir?!”

Şidddetli  öfkesini sonra ıssızlık takip etti.

“... Hayır, bu doğru değil. Onlar pes etmediler. Onlar sadece "gerçeklik" ve "fantezi" arasında bir seçimle karşı karşıya geldiler. Ah, Ellerinde değildi, ihanet edilmedi. Bu onlar için zor bir seçim olmalı ...

Momonga sanki kendini ikna eder gibi mırıldandı ve oturduğu yerden ayağa kalktı. O üzerinde asılı tek bir  asa olan duvara doğru yürüdü.

Yedi yılan tarafından dolanmış asa, yunan tanrısı Hermesin motifine sahipti. Kıvrılan yılanların ağızlarının her birinde farklı renkte mücevher vardı. Asanın sapı kaliteli bir kristal gibi şeffaftı ve mavimsi beyaz bir ışık yayıyordu.

Her  loncanın sahip olabileceği bir yüksek kaliteli ‘Lonca Silahı’ vardı ve bu asanın Ainz Ooal Gown sembolü olduğu söylenebilirdi.

Aslında, Lonca Liderlerinin bunları yanlarında taşımaları gerekiyordu, peki neden odanın duvarında süs olarak asılı duruyor?

Çünkü bu loncayı sembolize eden bir varlıkdı.

Lonca silahının imhası loncanın dağılması anlamına geliyordu. Lonca silahlarının en güvenli yerlerde saklı tutulması, güçlü yeteneklerinin asla gün ışığına çıkmamasına neden oldu. Ainz Ooal Gown gibi önde gelen bir lonca bile istisna değildi. Bu nedenle, asa Momonga ya özel yapılmış olmasına rağmen asla onun eline almadı, bunu yerine duvarda dekorasyon olarak kullanıldı.

Momonga asa için elini uzattı, ama yarı yolda durdu. Tam şu anda — Yggdrasil’in sunucularının kapatılması yakın olmasına rağmen, o birlikte yaptıkları muhteşem hatıraları küçük düşürücü bir eylem olduğunu hissederek tereddüt etti.

Onlar Lonca silahını oluşturmak için günlerini harcadılar ve kendilerini tekrar tekrar tehlikeye attılar.

Onlar takımlara bölünüp sanki yarışır gibi çeşitli malzemeler toplamalarına ve görünümü neye benzemeli gibi konularda tartışmalarına rağmen, herkesin düşünce ve önerilerini birleştirerek yavaş yavaş oluşturdular.

Onlar Ainz Ooal Gown en görkemli zamanlarıydı

Bildiğim kadarıyla kendini aşırı zorlayarak gelen biri vardı. Ailesiyle beraber zaman geçirmeyi ihmal ettikleri için, eşiyle kavga etmeden gelmeyen bir kişi bile yoktu. Ayrıca ücretli izin aldığını söyleyerek gülen bir insan vardı.

Onların bütün gün gevezelikle boşa geçirdikleri hikayeleri vardı. Onların maceralar planladıkları ve önlerine kattıkları değerli arkadaşları vardı. Onların baskınlara gittikleri ve düşmana ait lonca kalelerini ele geçirdikleri zamanlar vardı. Onların bulabildikleri her gizli patron canavarları yok ettikleri günleri oldu. Onlar sayısız keşfedilmemiş kaynaklar buldular. Onlar kendi üslerine istilaya gelen oyuncuları temizlemeleri için çeşitli canavarlar yerleştirdiler.

Ama şimdi hiç kimse yoktu.

41 kişiden 37 si ayrıldı,ve geri kalan üç isim olsa da bunlar lonca üyelerinin ismiydi,

Momonga konsolu açtı ve resmi verilere erişerek, lonca sıralamasını arattı. Daha önce 800 lonca arasında 9. Sırada duruyordu, ama şimdi 29. Sıraya düşmüştü. En düşük oldukları 48. Sıraya kıyasla şuan ki sıralamaları o kadarda kötü sayılmazdı.

Loncanın rütbesini korumayı başarmasının sebebi Momonga’nın sol arka tarafında  duran arkadaşlarının bıraktığı itemler sayesindeydi  — geçmişin kalıntıları.

Çok harab bir lonca olmasına rağmen, bir zamanlar ışıldardı.

— O zamanların meyvesi.

Kendi Lonca Silahları: Ainz Ooal Gown Asası.

Momonga onların muhteşem anılarıyla dolu bu silahı beraberinde sürüklemek istemedi; halbuki içindeki duyguları bunun tam tersiydi.

Tüm bu zaman, Momonga oy çoğunluğuna göre karar almıştı.

Bir lonca lideri konumunda olmasına rağmen, gerçekte yaptığı şey, insanlarla irtibat kurmak gibi çeşitli çalışmalardı.

Bu nedenle, etrafta kimse yokken onun aklına ilk kez, lonca lideri yetkisini kullanma fikri geldi

“Bu kostüm yeterince yağmalama yapmadı”

Kendi kendine mırıldanarak, Momonga avatarını önemli bir lonca liderine yakışır silahlanma ile donatmak için konsolu faliyete geçirdi.

Yggdrasil içinde donanım veri boyutlarına göre sınıflandırıldı. Daha fazla veri, daha yüksek kalite silah demekti. Dipten başlayarak, sınıflar Daha Küçük, Küçük, Orta, Büyük, Çok Büyük, Eski, tarihi eser ve Efsanevidir. Ama şu anda, Momonga nın tüm bunlardan daha yüksek sınıf olan İlahi silahlı oldu.

Onun etsiz parmaklarının her birinde farklı güçler ile aşılanmış dokuz yüzük vardı. Dahası, onun kolyesi, eldiveni, botu, pelerini, ve taçı dahil ıtüm İlahi sınıftı. Tek başına sadece onların fiyatları bile her birini muazzam değerlerde şaheserler yapmaya yetiyordu.

Parlak bir cübbe omuzlarına takıldı ve koyu kırmızı gül renginde bir aura ayaklarına doğru hafifçe dalgalandı. Gürültücü ve uğursuz bir aura olmasına rağmen, Momonga’nın bir yeteneği değildi. O sadece cübbe’nin görsel veri kapasitesinde biraz boşluk olduğu için ‘kaotik aura’ etkisi yerleştirdi. Tamamen zararsız bir şeydi.

Momonga’nın yeteneklerinin arttığını belirten çok sayıda ikon, görüş alanının köşesinde ortaya çıktı.

Lonca liderine yakışır bir şekilde tepeden tırnaga değiştirilen takı ve zırha bakan momomga tatmin olmuş bir şekilde başını salladı. Sonra elini ona doğru uzattı ve Ainz Ooal Gown Asasını aldı.

O an elinde tuttuğu asadan, girdap gibi koyu kırmızı bir aura dışarı kustu. Bazen ızdırap içinde kıvranan bir insan yüzü oluştu ve parçalanarak uzaklaştı. Bazen çok gerçekci bir şekilde, acı dolu seslerini duyabildiğini hissediyordu.

“... Hastalıklı ayrıntılar. ”

Tamamlanmasından sonra bir kez bile eline almamış olduğu yüce asa, Yggdrasil’in çevrim içi hizmetinin sona ermesiyle birlikte nihayet gerçek sahibinin eline geçti.


Yine onun statlarında dramatik bir artış olduğunu belirten simgeler, ona hafif bir yalnızlık hissettirdi. “Loncamızın sembolü biz gitmeli miyiz? Hayır, bu değil Lonca sembolü, gidelim.


Yorum Yap "[Overlord Bölüm 1.1 ] "