Tankların Tarihi Günceli

[Overlord Bölüm 0 ]

Ekim 01, 2016


Başlangıç


Genç kız ve onun küçük kardeşinin karşısındaki zırhlı şövalye, kılıcını kaldırdı.

Tek bir saldırıda hayatlarını almak merhamet olurdu. Güneş ışığının vurduğu kılıç havada kesik kesik parıldıyordu.


Kız, alt dudağını ısırdı ve gözlerini kapadı. Onun ifadesinden bu durumdan kurtulmayı dilediği anlaşılıyordu. Kızın bunu kabullenmekten başka yapabileceği bir şey yoktu. Eğer kızın bir çeşit gücü olsaydı, adamın gözlerinin önünde kullanır ve kaçardı.

Ama — kızın böyle bir gücü yoktu.

Böylece söz konusu olan tek bir sonuç vardı.

Kız kesinlikle burada öldürülecekti.

Kılıç aşağı doğru savruldu

Yine de o henüz bir acı hissetmedi.

Kız sıkıca kapattığı gözlerini açtı.

Kızın gördüğü ilk şey yola düşmüş kılıç oldu.

Görüş alanına giren sonraki şey onu savuran kişiydi.

O sanki donmuş gibi hareketsizdi. Şövalyenin dikkati artık kızda değildi. Açıkçası savunmasız durumda olan şövalyenin yaşadığı şok tamamen görünebiliyordu

Sonunda kızda bakışlarını şövalyenin gözünü dikerek baktığı tarafa doğru yöneltti.

Sonra—kız çaresizliği gördü.

Karanlık vardı/çökmüştü.

Kağıt gibi ince,  akıl almaz derinlikte saf bir karanlık. Oval bir şekil, zemini keserek topraktan yukarıya çıkmıştı. Tarifsiz bir endişe veren,  gizemli bir sahne ortaya çıkmıştı.

“Bir Kapı?”

Bu sahneyi gören kızın düşündüğü buydu..

Kızın kalbi bir kere daha attıktan sonra, o bunu doğruladı.

Drippp

Bir şey karanlığı kesti.

O ne olduğunu fark ettiği anda

“Hiii!”

Kız delici bir çığlık attı.

Hiçbir ölümlünün başa çıkamayacağı bir varlık.

Beyaz kafatasının içi boş göz çukurlarında, kırmızı gözleri bulanık alevler gibi sallandı. İki kıza bakarken sanki onlar, kurbanına bakan dondurucu bakışları hissetti. Et ve deriden yoksun elinde, korkutucu güzellikte kutsal bir asa vardı.

Ölümün kendisi, bol dökümlü simsiyah süslü bir elbise içinde, karanlıklar içindeki başka bir dünyadan bu dünyaya doğmuş  gibiydi.

Hava göz açıp kapayıncaya kadar dondu.

Sanki zamanın kendisi mutlak bir varlığın gelişiyle donmuş gibiydi.

Kızın sanki ruhu çalınmış gibi nefes almayı unutmuştu.

Bu durumda zaman duygusu bile ortadan kaybolmuştu, kızın nefesi kesilmeye başladı ve nefes nefese bir halde zar zor soluk aldı.

“Azrail öteki taraftan beni götürmeye geldi.”

Kız böyle düşünmüştü, ama o çok geçmeden bir şeylerin yanlış olduğunu hissetti. Olanlardan sonra şövalye de hareket etmeyi kesmişti.

“Urghh…”

Sessiz bir inilti duyuldu.

Kimden geldi?  Kılıcını gözlerinin önüne kaldırmış olan şövalyeden, yanı sıra titreyen küçük kız kardeşinden, yada kendisinden gelmiş gibi hissetti.

Etten yoksun sivri parmak kemiklerini yavaşça uzattı — kızlardan değil, ama şövalyeden sanki bir şeyleri zorla almak için.

Kız izlemeyi durdurmak istedi ama o bunun yapmak için çok korkmuştu. Eğer başka bir tarafa bakmış olsaydı çok daha korkunç bir şeye şahit olacağını hissediyordu.

<—Kalp Sıkma>.



Ölümün cisimlenmiş şeklinde bir kavrama hareketi yaptı ve metalik yüksek bir ses, hemen kızın yanında çınladı.

Kız ölümden korkan gözlerini başka tarafa çevirmişti, ama kalbine düşen küçük bir merak, onun bakışlarını o tarafa doğru taşındı ve şövalyeyi yerde yatarken gördü.

O ölmüştü.

Evet, ölmüş.

Sanki her şey bir şakaydı, kızın yaşamını tehdit eden kriz öylece ortadan kayboldu.  Ancak buna sevinemezdi çünkü ölüm şeklini değiştirdi ve daha belirgin bir şeklinde kendini gösterdi.

Kendilerine doğru yaklaşan ölümü kabullenen kızlar, korku dolu bakışlarıyla izlediler.

Karanlık güzel kızın görüş alanında toplandı.

“Beni teslim almak için ilerliyor.”

Bu şekilde düşünerek, kız sıkıca küçük kardeşine sarıldı.

Kaçma düşüncesine artık kafasında yer yoktu.

Eğer rakip bir insan olsaydı, umut kıvılcımları ile harekete geçebilirdi. Ama o şey gözlerinin önünde olanı kolayca kavrayıp yok edebilecek bir varlıktı.

“Lütfen en azından acısız bir şekilde öleyim.”

Yapabileceği tek şey, bu şekilde dua etmekti.

Onun küçük kardeşi dehşet içinde titreyerek, beline sarılıyordu. Onu kurtarmak istedi, ama yapamadı. O sadece güçsüzlüğü için ondan özür dileyebilirdi. O sadece dua etti ve bir şekilde kardeşiyle beraber gideceği için o kadar yalnız hissetmiyordu.

Ve sonra.

//evet arkadaşlar overlord serimiz hayırlı olsun şoförümüz Ainz Ooal Gown’a kazasız belasız yolculuklar diliyoruz tabii ki muavininiz bendeniz Dunklesplatz bu yolculukta kıl olmanız için elimizden gelen ne varsa yapacağımıza emin olabilirsiniz :D



Yorum Yap "[Overlord Bölüm 0 ] "