Tank Tarihi Günceli

Mga 326

Ekim 02, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm



Martial God Asura - Qin Eyaletine Varmak

Azure Eyaleti içinde, Hundred Bends Vadisi’ndeki bulutların üstündeki salonun dışına Jiang Han hızla yaklaşıyordu. Ancak o, izin almadan içeriye girmedi ve saygılı bir şekilde dışarıda bekledi. Saygılı bir ses tonu ile, "Efendim, ben, Jiang Han. Sizi ziyaret etmeye geldim."

"Gir!" Tapınağın içinden Jiang Hengyuan'ın sesi geldi. Bu ses, ne çok yüksek ne de çok düşük; ne çok sakin ne de çok ciddiydi.

Jiang Han, anca o zaman ileri gitmeye cesaret edebildi. O yürürken, tüm Ruh Oluşumları onun için açıldı. Hatta salonun kapısı bile açıldı.

Salonun içinde Jiang Hengyuan, başka birisiyle satranç oynuyordu. O kişinin kim olduğuna gelince, o kişi doğal olarak Jiang Hengyuan tarafından onaylanmış Qi Fengyang'tı.

"Bitti mi?" Jiang Hengyuan, Jiang Han'a bakmadı. Satranç oynarken sordu.

"Efendim, talimatlarınızı dinledim ve görevimi tamamladım. Lin Moli, benim tarafımdan öldürüldü." Jiang Han saygıyla cevap verdi.

"Mm. Mezarın girişine iyi gizlenmiş bir Ruh Formasyonu koyun. Orduna liderlik edip orayı bizzat koru. Emrim olmadan onu açmayın." Jiang Hengyuan söyledi.

"Lordum. Girişi mühürlemeden önce, mezarın seviyesini belirlemek için etrafa bakmalı mıyız?" Jiang Han konuştu.

"Bunu yapmaya gerek yok, o bir İmparator Mezarı." Jiang Hengyuan sakince söyledi.

"Ne? O, aslında bir İmparator Mezarı mı?" Bu sözleri söyledikten sonra Jiang Han'ın yüzü büyük ölçüde değişti. Mezarın girişine neden mühür koymasını söylediğini anlamıştı şimdi.

"Hadi. Seni yanımdakiyle tanıştırayım. Bu, Qi Fengyang; Qilin Prens Konağı’nın Qi Klan şefi. Sen, Siyah Kaplumbağa Sıradağları’na orduyu götürdükten sonra Qilin Prens Konağı yönetimine el koyacak." Jiang Hengyuan sakin bir şekilde Qi Fengyang’a bakarken söyledi.

"Ben, üstüme, saygılarımı sunuyorum." Jiang Han samimi bir şekilde Qi Fengyang'a saygı gösterdi. Jiang Hengyuan, ondan güçsüz insanları ona tanıtsa bile  karşısındakine kibirli davranmaya cesaret edemezdi. Aksine, kibarca onlara saygı göstermesi lazımdı.

"Burada olduğunuza göre, yemek yemeden nasıl buradan gidebilirsiniz ki?" Jiang Hengyuan hafifçe gülümsedi, mutfağa doğru yürümeye başladı. Jiang Han da gülümsedi, Qi Fengyang da başını salladı  ve takip etti.

"Lordum. Atamız size bir söz söylememi iletti. İlahi Vücut’un geldiğini işaret eden anormallik yıllar önce ortaya çıktı ama hala bir İlahi Vücut ortaya çıkmadı. Muhtemelen bir İlahi Vücut işareti değildi."

"Bu yüzden İmparator, klandaki konulara yardımcı olmanız için mezar işini çözdükten sonra hanedana dönmenizi umuyordu." Jiang Han söyledi.

"Hiçbir neden olmadan neden gökyüzünde bir anormallik belirsin ki? Aslında ben, Atamız’ın  özenli çabalarını anlıyorum. O, burada daha fazla sıkıntı çekmemi istemiyor. Bu yüzden hanedana dönmemi istiyor, hepsi bu."

"Ama senin de gördüğün gibi burada çok rahatım. Özgürüm ve hiçbir şey hakkında endişelenmiyorum.  Ben, bu yerde kalmakta ısrar etmeseydim, Azure Eyaleti’nde bir İmparator Mezarı keşfetmem imkansız olurdu."Jiang Hengyuan gülümseyerek söyledi.

Jiang Han, sözlerinin işe yaramadığını görünce merak ile sordu: "Lordum, gerçekten İlahi Vücut o kadar önemli mi? O kişinin izlerini bulmak için, böyle ıssız bir yerde yıllarca beklemeye ve konumunuzu korumak için adınızı gizlemeye değer mi?"

"Jiang İmparator Klanım’daki herkes, İmparator kanına sahiptir ve son yıllarda, bir çok güçlü dahi ortaya çıktı. Onlar özenle geliştirilir ise, İlahi Vücut’tan aşağı kalmazlar diye düşünüyorum."

Jiang Han'ın söylediği şeyler karşısında Jiang Hengyuan hafifçe gülümsedi, "Ben İlahi Vücut’un ne kadar güçlü olduğunu kesin olarak söyleyemem. Sonuçta şahsen görmedim. İlahi Vücut ile ilgili her şey sadece kayıtlarda mevcut."

"Ancak, İlahi Vücut’un ortaya çıktığını gösteren ışıklar Azure İli’nde belirdiğinde, Atamız o yıl, sadece bana bir söz söyledi: ‘İlahi Vücut neye mal olursa olsun bulunmalıdır.’ "

"İlahi Vücut, benim hanedanım tarafından kullanılmaz ise gelecekte çok büyük bir sorunla karşılaşabiliriz. Büyük olasılıkla klanımız imha olabilir."

"Bu ne cüret? İlahi Vücut ne kadar güçlü olursa olsun Dokuz Eyalet Kıtamız’da ortaya çıkmış olduğu sürece Jiang Hanedanım’dan daha düşük konumda olacak ve bize karşı bir suç işlemeye cesaret edemeyecek. Eğer o kişi, öyle bir şey yaparsa sadece ölümüyle karşılacak." Jiang Han'ın öfke dolu yüzü vardı.

"Ho.. İlahi Vücut’a sahip birisi bir kralın soyluluğuna sahiptir. Onlar, kesinlikle başkasının altında hizmet etmeye istekli olmaz. Gençken onlara iyi davranırsan, hanedan tarafından kullanılamasa bile kalbinde minnettar olacaktır."

"İmparator Hanedanımız,  onu iyilik ile beslemek yerine kin ve nefret ile beslerse, bu dünyayı yönetme duygusu, kendiliğinden kalbinde büyümeye başlayacaktır. Ve bu düşüncesi Dokuz Eyalet’i de kapsarsa, o kişi bizim için en büyük engel olacaktır. İlahi Vücut’u olan birisini yenebilir miydin?" Jiang Hengyuan gülümseyerek sordu.

"Bu İlahi Vücut, öylesine rahatsız edici ise neden onu öldürmüyoruz ki?" Jiang Han'ın bakışlarının içerisinde öldürme niyeti oluştu.

"Gerçekten de rahatsız edici ama Atamız’a göre karar vereceğiz. İlahi Vücut’u bulduğumuzda öldürmeli miyiz yoksa geliştirmeli miyiz? O geliştirmeyi seçer ise İlahi Vücut bizimle olduğu sürece, kim bize karşı durmayı cesaret edebilir ki?"

Jiang Hengyuan kayıtsızce gülümsedi ve Jiang Han'nın omuzlarını okşadı. "İlahi Vücut’un gücünde şüphe yok. İmparator kanımızın, İlahi Vücut’tan aşağı olmadığını düşünüyorsan, neden o yılki Dokuz Renkli İlahi Yıldırım’ı hatırlamıyorsun? İmparatorluk Klanı içerisinde bu güce sahip birisi var mı?"

"Bu.." Jiang Hengyuan'ın kelimelerinden sonra, Jiang Han’ın yüzü değişti hatta başlangıçta öfke dolu gözleri huzursuzca titremeye başladı.

O gece, gökteki olay asla unutulamayacak bir şeydi. Dokuz Renkli İlahi Yıldırım’ın aurası bütün kıtayı sarmıştı. O aurayı şimdi bile düşündüklerinde korku hissediyorlardı.

O anda, kıtanın Dokuz Renkli İlahi Yıldırım tarafından imha edileceğini söyleyen bilgeler vardı.

Daha sonra Jiang Hengyuan’ın talimatları doğrultusunda Jiang Han, Jiang Hanedanı’nın ordusu ile Siyah Kaplumbağa Şehri’ne taşındı ve kişisel olarak İmparator Mezarlığı’nı korumaya başladı.

Qi Fengyang'a gelince, Qilin Prens Konağı’na döndü ve Qilin Prens Konağı Efendisi haline geldi.

Bu haber kuşkusuz, patlayan bir bomba gibiydi. Neredeyse Qilin Prens Konağı’nda başı kesilecek olan hain, bir göz kırpması zamanda  Konak Efendisi haline gelmişti. Bu, gerçekten şok ediciydi.

Ama onlar için asıl şok edici şey Qi Fengyang'ı, Jiang Hanedanı’nın destekliyor olmasıydı. Daha doğrusu Lin Moli'nin çok acınası olduğunu düşünüyorlardı.

Sadece konak efendiliği görevini kaybetmemiş, kafası ezilip patlatılarak öldürülmüştü.

Bu gibi büyük dönüşümlerin olduğu birkaç günlük yolculuk süresi içerisinde Chu Feng, Azure Eyaleti’nden çıktı ve Ruh İli’ni geçip Qin Eyaleti’ne girdi.

Dokuz Eyalet Kıtası, Dokuz Eyalet’e bölünmüş olsa da hepsinin arazisi farklıydı. Şüphesiz Dokuz Eyalet içerisindeki en küçük eyalet, Azure Eyaleti’ydi.  Azure Eyaleti’ne kıyasla Ruh Eyaleti çok büyüktü. Ama Dokuz Eyalet içerisindeki en büyük alana Qin Eyaleti sahipti.

Chu Feng'in yolculuğu aceleye geldiği için kendine yeterince yemek hazırlamamıştı. Bu yüzden birkaç günlük yolculuktan sonra Chu Feng'in midesi açlıktan gurulduyordu ve devam etmek onun için çok zordu.

Uçma hızını düşürmeden edemedi. Aşağıda midesini doldurabileceği bir yer aramak istiyordu ve hazır oradayken, Bin Canavar Dağı’nın yeri hakkında da sorular sormak istiyordu.

"Haha, nihayet, küçük bir kasaba buldum!!"

"Ahh, doğru olmayan bir şey var. Neden bu kadar insan toplanmış?"

Yorum Yap "Mga 326"