Magi 9 - Kraliyet Başkentine Taşınmak

Yazı Boyutları
Yazı Renkleri

Çevirmen : Night Raid, Düzenleyen: Hberacck63

Kraliyet Başkentine Taşınmak

Şok edici bir gerçeği öğrenmiştim.

Büyükbaba ve büyükanne önceden evli bir çiftmiş.

Bekle, ikisinin de birbirine karşı herhangi bir kısıtlaması yoktu bu yüzden bir ilişkileri olduğunu düşünmüştüm. Ama ikisinin gerçek bir çift olduğunu bilmek...

Buna ek olarak, acaba 'Eskiden' ne olduğunu merak ettim, bunu sormak istedim ancak yapamadım ve biraz depresif hissettim.

Zamanı geldiğinde, onlar bana söyleyecektir. O zamana kadar bekleyeceğim.

Bunları düşünürken, taşınma işimiz vardı. 'Çok boyutlu depolama alanı' varken işimiz çok uzun sürmedi. Bu dünyada taşıma işleri büyücülerin tekelinde yönetiliyor olmalı.

Paketleme işlemi çabucak bitmişti ve kraliyet başkentine olan yolculuğum başlayacaktı. Başkentteki beni bekleyen hayat için sabırsızlanıyorum.

Büyük babam beni aldığı günden beridir, bu evde 10 yıldan fazla yaşadım. Bu yüzden biraz bağlanmıştım.

Bu arada, bu evde olduğu gibi kalacak, çünkü bu evi haydutlardan ve diğer her türlü şeyden koruyacak olan bir bariyer var. Eskimeyi bile başaramayacak gibi görünüyor. Sihirle yaşa.
(Ç. N. = [hurray for magic] Sihirle yaşa ilerde bak fenomen olur bu cümle.)

Bu arada, Bu sihirli araziyi hazırlayan kişi büyükanne Melinda.

Bizimle her zaman ilgilenen büyükanne…

Bu nedenle, bu öneri göstermeye çalıştım.

"Büyükbaba, Kraliyet başkentindeki ev ne kadar büyük?"

“Bana verildiğinden beri bunu düşünmedim. Ancak pek çok oda var”

Ciddi misin?

"Ah, bu dede... Oda sayısı 20 olup, büyük bir resepsiyon odasına ve ek olarak, küçük bir akşam partisi vermek için bir salonu bulunuyor. Büyük bir şömine ve 10 kişinin oturabileceği kanepeleri olan bir dinlenme odası bulunuyor. 20 kişilik yemek masası ve bir de banyo bulunuyor. Ayrıca, bir mutfak ve kadırgası var."

Cidden o kadar büyük mü?

"Huh, Büyükanne bu konuda gerçekten bilgili."

"Elbette, ben büyükbabanla birlikteyken, o evde beraber yaşadık. Bu yüzden biliyorum."

"Öyle mi? Um, şey, büyükanne?"

“Hmm? Ne oldu?”

"Sende bizimle birlikte yaşayacak mısın, büyükanne?"

“Buffon!” [Yutkunma sesi.]

"Ne! Sen ne diyorsun!"

Büyükanne, bağırdı ve kızardı. Büyük babam ise çay içerken tıkandı.

"Sonuçta siz birlikteyken ev işlerini yapan Büyükanne değil miydi? Konağı bilen Büyükanne orada olursa daha iyi olmaz mı?"

Bakışlar...

"Dedem ile birlikte bu kadar büyük bir evde yaşayacak olmak beni biraz tedirgin etti."

Bakışlar...

"Sadece büyükannenin bize yardım etmesini istiyorum."

Bakışlar...

"Ah~ah, güzel! Tamam çocuk, buna engel olamam, sizinle yaşamak zorundayım."

"Gerçekten mi? Sonunda!"

"Shin... Gerçekten benimle yaşamak konusunda endişeli..."

“Üzgünüm Büyükbaba. Gerçekten öyle değil ben yalnızca büyükannenin de bizimle yaşamasını istedim.”

Şimdiye kadar, büyükbabaya karşı düşünceli olmaya çalışmış ve bir şey söylememiştim, ancak şimdi drumları daha iyi biliyordum ve muhtemelen söylediklerim bir sorun çıkarmayacak. Ben sadece ikisiyle birlikte yaşamak istiyorum.

Bu nedenle, büyükanne de bizimle birlikte yaşayacaktı ve üçümüz Kraliyet başkentine yöneldik.

* * *

Oraya bir at arabası ile seyahat ettik. "Kapı" büyüsüyle gidemiyorduk çünkü sadece daha önce bulunduğum yerlere gidebiliyordum. At arabası Tom amca tarafından ayarlanmıştı ve arabada, altında istirahat edebileceğimiz bir gölgelik vardı.

Kraliyet başkentine ulaşmamız sadece 1 gün sürecekti. Eh, muhtemelen ihtiyacımız olmayacaktı.

Ya da daha doğrusu, bütün bir ulusun kralı sık sık evimizi ziyaret ettiğine göre başkent çok uzakta olamazdı. Emekli olduğunda dedemden "çok da uzağa gitmemesi" istemiş olabilirler.

Dis Amca...

Peki o zaman, kraliyet başkentine olan yolculuğu atlıyorum.

Yol boyunca özel hiçbir şey olmadı.

Yolculuğun en zor yanı; güzel güneş ışığında, arabanın sallantısı nedeniyle uykumu kaçırmamaya çalışmaktı.

Sonunda, kraliyet şehrinin görüntüsü önümüzdeydi.

Sarayın kapısında başlayan upuzun bir sıra vardı, sonunda sıra bize gelmişti.

"Kimlik belgeleriniz var mı?"

Başkent girişinde ziyaretçilerden sorumlu asker sordu.

Kimlik belgeleri mi?

"Hoho, ne yapacak bunu acaba?"

"Al bakalım."

Büyükbaba ve büyükanne bu sözleri söylediğinde, kimlik belgelerini vermişlerdi. Hey! Ben ne olacağım?

“Hmm!”

Büyükbaba ve büyükannenin kimliğimi gören asker, gözlerini genişçe açtı ve dona kaldı. Kimlik belgelerinde herhangi bir sorun yok değil mi?

“Um, umm! Siz ‘Magi Merlin!’ ve ‘Guru Melinda!' mısınız?"

Asker yüksek sesle sordu.

Daha doğrusu, Magi... Ve Guru... Derken…

Bunu düşünürken, şu ikisine baktım.

"Benim gençlik budalalıklarım."

“Onlar, bunlar onlar.”

Ben onların adları yüzünden şaşkın iken, etraftakiler sesler çıkarmaya başlamıştı.

"Yani o Magi-sama mı?"

"Bu gerçek mi?"

Guru-samanın da burada olduğunu duydum!

"Magi-sama! Guru-sama!"

Uwah! Çevrede bir karmaşa başladı.

"Üzgünüm ama çevredeki bu karmaşa daha da büyüyecek gibi, lütfen çabuk olur musun?"

"Ah! B-Ben gerçekten çok üzgünüm! Pa-pardon... Bu genç efendi?"

Genç efendi! İlk kez böyle adlandırılıyorum. Nedense içim garip bir hisle doldu

"Hoho, bu çocuğun adı Shin. Shin Walford. O benim torunum."

"Huh! Yani torununuz öyle mi? Lütfen önden buyurun!"

"Oh, teşekkür ederim. Sıkı çalışmanız için teşekkür ederim."

“Hick! Ço-çok teşekkür ederim!”

Asker gözyaşlarına boğulmuştu. Büyükbabam ve büyükannemin hala bu ülkede kahraman olarak kabul edilmeleri harikaydı. Benimle ilgili olmasa bile, yine de gurur duyuyordum.

Dikkatle çevreyi süzerken, başkentteki eve doğru yola çıktık. Kraliyet şehrinden de beklendiği gibi, insan sayısı şaşırtıcıydı. Tokyo'daki büyük kalabalıkları bilen bir eski bir Japon olsam da, bu dünyaya geldiğimden beri aslında insanları bu kadar çok gördüğüm ilk kez oldu.

Kabaca 14 yıldan sonra, bir sürü insanı görünce huzursuzlanmışken, şehir manzarasıyla birlikte ilerledik.

Yine de, ne güzel bir şehir manzarasıydı. Tüm yollar taş döşeliydi ve taştan yapılmış pek çok bina vardı. Yakından bakınca da yapımında beton kullanıldığını fark ettim. Önceki dünyamda da, betonun Antik Roma'da kullanıldığını bildiğim için, artık hiçbir şey olağandışı gelmiyordu. Ayrıca etrafta hiç çöp yoktu; tabiri caizse, Avrupa tarzı bir şehir manzarası vardı. Modern bir şehir gibiydi.

* * *

İlerlerken 30 dakika sonra...

Çok büyük! Sadece buradan, Kraliyet Sarayı'nın ne kadar büyük olduğunu görebilirsiniz.

Kraliyet Kalesi hala bu mesafeden görülebilir.

Merkezinde Kraliyet Sarayı, soylular ve zengin tüccarların yaşaması için konutlar vardı. Ayrıca şehrin etrafı da halkın yaşam alanlarıyla doluydu.

Şimdilik halkın yaşadığı bölgeye halk bölgesi ve soyluların yaşadığı bölgeye de soyluların bölgesi diyeceğim. Eve doğru gidiyorduk ve evimiz o iki bölgenin arasında sınırda yer alıyor gibiydi.

Halk ve soylular arasında bir ayrım olmamasına rağmen, soylular, kraliyet ailesine yakın olmak için kale yakınına; halk da, iş olanakları için dış bölgeye ayrılmıştı. Bu yüzden şehrin görüntüsü bu şekildeydi.

Sonunda malikâneye varmıştık. Malikânenin boyutlarını görünce, şaşkınlıktan gözlerim ve ağzım sonuna kadar açılmışlardı. Bu bizim mi? önceki dünyamda kötü işler yapmadan böyle bir konak ta yaşayamazdınız.

Malikânenin kapısındayken böyle şeyler düşünmemeliydim.

"Merlin-sama, Melinda-sama, tekrardan hoş geldiniz ve ayrıca sizinle tanışmak da bir zevk Shin-sama."

Vücudu muhteşem bir zırh ile kaplamış olan bir asker, kapının yanında belirdi.

"Shin-sama demenize gerek yok..."

"Size 'Shin-sama' demekten onur duyarız, kahramanların torunu. Bu bizim için doğal bir şey.”

Cidden mi? Bu konuda ısrar edecek gibi görünüyor.

“Bu çocuk bu tür bir ilgi görmeye alışkın değil. Ona karşı bu kadar resmiyeti bırakır mısın?”

“E-Evet, istediğiniz gibi olacak.”

Evet, bu yüzden bence çok sert olma.

Sonra, bekçi bize kapıyı açtı ve araba konağa girdi.

Yine eve baktım, gerçekten çok büyüktü. Bu ev 2 katlı ve simetrik inşa edilmişti; muhtemelen sağda beş oda ve solda beş oda bulunuyordu. İki katlı olmasıyla birlikte toplam 20 oda vardı. Sonra, başka bir büyük kapı açıldığı zaman...

” ” ” ” ” “Efendimiz*, tekrar hoş geldiniz. ” ” ” ” ” ”
//Goçijin samaaa

Düzgün sıralar halinde dizilmiş uşaklar ve hizmetçiler geldi ve bizi selamladılar.

"Eh? Ne? Bunun anlamı nedir?"

"Hoho, Diseum bizim için bu insanları göndermiş gibi görünüyor. "

"Haa ~ işte bu tür şeyler yüzünden buradan nefret ettim."

Ciddi misin?


  • Novel Listesi
    Link
Facebookta Paylaş Twitterda Paylaş Google+ Paylaş