Magi 10 - Kraliyet Başkentinde Gezinmek

Yazı Boyutları
Yazı Renkleri




Çevirmen: Night Raid, Düzenleyen Hberacck63

Magi 10 - Kraliyet Başkentinde Gezinmek

Kraliyet başkentindeki evimize geldiğimizde kapı muhafızları, hizmetçiler ve uşaklar vardı.

Büyükbaba, Amca Dis'e bu insanları göndermesini söylemişti ama bu dünyadaki hizmetçiler geçici işçiler miydi acaba? Daha doğrusu, sadece Büyükbaba, Büyükanne ve ben üç kişiyiz, birlikte yaşamak için planlar yapmıştık ama ben şaşırdım.

Biz üçümüzün bu kocaman köşkte sadece tek başımıza yaşamamızı beklemiyordun, değil mi? Bu konak odalarının yaklaşık yarısı hizmetçilerin odaları, biliyorsun değil mi ?

Öyle mi? Zaten böyle olması daha doğru, bunu önceden söylemeliydin.

‘’Hohho, ben bu konuda açık olduğumu sanıyordum, sana söylemeyi unutmuşum’’

Öyle mi? Bu aynı zamanda bir sağduyu, huh,

‘’Şu yada bu olmak yerine sağduyulu ol, biraz olayın o yönünden düşürsen anlayacaksınız.’’

Büyükanneme hayran kaldım. Doğal bir şekilde söyledi. Bu özel şevlere ve görevlilere alışmam zaman alacak gibi buna ek olarak benim önceki dünyamda bunların hayali bile zordu.

Biz konuşurken, yaşlı bir kadın hizmetçilerin olduğu yerden bize doğru yürüdü.

"Sizlerle tanışmaktan memnun oldum Merlin-sama, Melinda-sama ve Shin-sama. ben Bu Walford konutunda baş hizmetli olarak görev yapıyorum ve bana Marika derler. Standartın üstünde olmayabilirim ama yeteneğimle en iyisini yapacağım. Sizinle çalışmak için sabırsızlanıyorum.’’

‘’ ‘’ ‘’ ‘’ ‘’Sizinle çalışmak için sabırsızlanıyoruz. ‘’ ‘’ ‘’ ‘’ ‘’

Tüm hizmetçiler aynı anda başlarını eğdiler. Hizmetçilerin üniformaları kişinin ayak bileklerine kadar ulaşan, siyah bir hizmetçi elbisesiyle beraber beyaz bir önlüktü.

Etek hiçte kısa değildi ve ayrıca ona bağlı olan fırfırları vardı. Kesinlikle, bir iş elbisesi hissi veriyordu.

Elbette öyle, huh. Bu yerde hizmetçilik moda stilli bir meslek değildi. Özel bir giysiye gerek yoktu.

Ben hizmetçileri izleyerek böyle düşünürken, orta yaşlı bir uşak ortaya çıktı.

‘’Sizi ilk kez görmek benim için bir onurdur. Bu konakta baş uşağım. Bana Steve derler. Konağın tüm yönetim işleri benden sorulur, sizin için çalışmaktan memnun olurum.

‘’ ‘’ Sizinle çalışmak için sabırsızlanıyoruz.’’ ‘’

Sayıları Hizmetçiler kadar olmasa da, en az o kadar da uşak vardı. Merak ediyorum da bu uşaklar ne yapıyor?

Ben Baş Şef olarak görevliyim. Bana Correll derler.Herkesin memnuniyeti için çalışmak için elimden geleni yapacağım. Ayrıca bende sizinle çalışmak için sabırsızlanıyorum. ’’

Burada şefler bile mi var? Bu VIP muamelesi de ne? Peki ben ? Böyle davranırlarsa benim ne yapmamı bekliyorlardı?

‘’Shin-sama için birşey yapmak önemli değil. Temizlik, Çamaşır ve yemek için, lütfen her şeyi bize bırakın.’’

‘’Ö… Öyle Olsa bile… Şu ana kadar herşeyi kendim yaptım, doğrusu herşeyi size bırakırsam kendimi kötü hissederim.’’

‘’Öyle olsa bile biz doğrudan Majestelerinden emir aldık. Kahraman ailesinden olduğun için biz sana yetersiz ilgi gösteremeyiz.’’

Hizmetçiler, uşaklar ve aşcılar bile abartılı bir şekilde başlarını salladı.

Dis amca! Ne yaptın!? Ayrıca herkes Büyükbaba ile Büyükanneye özlem dolu gözler ile bakıyordu. Büyükanne ve büyükbabaya bakarken herkesin gözlerindeki parıltı çok tutkuluydu.

Onların küçükkken bir hikayesi olmasına rağmen hatta ben daha doğmadan önce…

"Herkes dedemden bir kahraman olarak bahsediyor ve tabi herkese Steve-san ve Marika-san da dahildi, henüz doğmadığım bir zamanın hikayesi değil mi? Şimdi bile bir kahraman gibi mi görülüyoruz?"

‘’Tabii ki öyleler ikisinin hikayeleri efsane haline geldi. Genç nesil’in hepsi bu hikayeleri okuyarak büyüdü. Genç erkek ve kızlar Merlin-sama’yı ve Melinda-sama’yı hayallerini süslemek için kullandılar.’’

Uwah! İnanılmaz bir şey bu.

İkisine gizlice baktığımda… Ah, Onlar utanç içinde kıvranmaya başlamışlardı.

Buna ek olarak onların hikayeleri üzerinden oyun da yapıldı. İlk performans birkaç on yıl önceydi. en iyi aktörler Merlin-sama ve Melinda-sama rolu için çok uzaklardan gelmişti.

Sadece bir masal olduğu için güzelleştirerek dramatize edildi.

Büyükbaba, Büyükanne, onlar bu konuda biliyorlar mıydı?

Kitap yayımlandığında, bir tane aldım ve okudum...  Ben onu okurken, bu hikayenin kime ait olduğunu kendi kendime merak ettiğimi hatırlıyorum.

"Bir kez oyun için davet almıştım. Ben hala çevreleyen insanlar tarafından bakıldıldığını anlayınca kendisinin düştüğünü hatırlıyorum."

Büyükannenin ve büyükbabanın yüzlerine baktığımda birşeylerden vazgeçmiş gibi görünüyorlardı. Gözlerinin içlerinde hayat vardı.

Buradaki herkes toplu işe alım için toplanmış sorduğumda aldığım cevap. Çok fazla başvuru olduğu için seçim sınavı yapılacakmış.

Son derece şiddetli rekabet olacağı belli herkes buraya kazanmak ve seçilmek için gelmiş. Yüzlerindeki özgüven görülüyor.

Memur hizmetçi belirleyici savaş nedir!

Sonunda üçümüz için zorlu tanışma faslı bitti. Artık biz Kraliyet başkentinde yaşamaya başladık.

* * *

Başkentteki hayatımda pek bir değişiklik olmadı. Benim yapacak birşeyim olmamasına rağmen alışkanlıklardan dolayı erken uyandım. Alışkanlıklarım avlanmak ve kahvaltı hazırlamaktı. Yapacak bir şey olmadığı için sabah eğitimimi tamamladım.

Correll-san ve diğerleri tarafından yapılan kahvaltıyı yedikten sonra sınav için çalıştım.Her ne kadar içeriğini bilsem de sınavı kapsayan kısımlarını kontrol ettim.

Öğle yemeği yedikten sonra bolca boş vaktim vardı. Kraliyet başkenti etrafında dolaştım ve biraz sihir yaptım. Her neyse zaman öldürmek zordu.

Tüm bu şeyler dışında başkenti gezmek 1 numaralı zaman öldürme etkinliği oldu.Şehirde yürürken elime para aldım bu dünyada doğduğumdan beri ilk kez oldu.

Bü dünyada para birimi yanlızca paralar değildi ancak kağıt paralar da vardı. Ancak sahte paralar yapmak için hiçbir teknoloji yoktu.

Sikke türleri vardı: Taş sikke, Demir sikke, Bakır sikke,Gümüş sikke,Altın sikke,Platin sikke.

Anlamak kolay olsun diye Yen le karşılaştırın:

Taş sikke = 1 yen (Less than a 1 USD penny)

Demir sikke = 100 yen (~$0.83 USD)

Bakır sikke = 1,000 yen (~$8.32 USD)

Gümüş sikke = 10,000 yen (~$83.24 USD)

Altın  sikke = 100,000 yen (~$832.36 USD)

Platin sikke = 1,000,000 yen (~$8,323.63 USD)

Dönüştürüldüğünde.

O taş sikkeye yazı tura denirdi.Onlar her yerdeki taşlar gibi değildi mermer gibi bir taştan yapılma gibi görünüyor. Dürüst olmak gerekirse 1 Yen değerinde bile değildi. Sadece görüntüsü Japonya’nın 1 Yenine çok benziyor.

Ehh. Yen dönüşümü sadece bir yaklaşım elbette tam olarak böyle olmayacaktır.

Henüz kendi paramı kazanmak mümkün olmadığı için Büyükbabamdan cep harçlığı aldım. Birkaç Gümüş sikke ve bakır sikke aldım ardından Kraliyet başkentinde yürümeye çıktım.

Yine beklediğim gibi Kraliyet Başkenti çok kalabalıktı ve bir sürü dükkan vardı. Açık tezgahlı dükkanlar da satın alma ve yeme işleri yapılıyordu. Aynı zamanda Sieg-niichan’ın bahsettiği büyü dükkanına gitmeyi denedim.

Dürüst olmak gerekirse, orada yapılan sihirli öğeler büyükanneninkiler ile karşılaştırıldığında her şeyden önce pahalı ve eski püsküydü. Bu yüzden hemen dükkandan çıktım.

Ben Şehrin etrafında gezerken ana caddeden çıkıp bir ara sokağa girdim çünkü burada çeşitli mağaza vitrinleri vardı bir şeyler almayı umuyordum.

’Bekle! Lütfen Dur!’’

‘’Siz! Şunu Hemen Kesin!’’

‘’Oo, korktucu, sinirlenme. Ben sadece bizimle oynamanı istiyorum.’’

‘’İşte böyle. Bu eğlenceli gel bizimle oyna üstüne sende çok iyi hissedeceksin.’’

‘’Gyahahahaha! Evet aynen öyle!’’

Oo… o şablon ney*...

[İngilizce'ye çevirenin notu: genel şablon, genel durum.]

Eğer orada sadece kadınlar varsa...,onlara sadece baktıklarını düşünüyordum ama bir şekilde işler iyi gitmiyor gibi görünüyor. Bu bir şekilde zorla kız kaçırmaya gidiyor gibi görünüyor.

O bölgede geçmekte olan insanlar gözlerini kaçırdı ve hızlıca ilerlediler. Kızların çevresinde deri zırh giyen kaslı adamlar vardı. Sıradan bir kişinin yüzlerine karşı bir şey demeye tereddüt ettirtecek tipleri vardı, sanırım elden bir şey gelmez.

‘’Aaa----- oradaki genç bayan. Başın belada mı?’’

Olmaz, ben bunu cidden sordum, Eğer yanlış anlaşılırsa çok fena utanırım.

‘’Evet! Başım Çok fena belada!’’

Çevrili olan iki kız arasında, açık kahvgirengi saçı omuz-uzunluğuna gelen kız bağırdı.Bunun nasıl bir yanıt olduğunu düşünken adamlardan biri yaklaştı.

‘’Ne oldu VELET! Bizimle bir işin mi var?’’

‘’OoOoOo, Doğru mu görüyorum ,Kahraman olmaya mı çalışıyorsun?"

‘’Hah! Kahramanlar kızları korumaz iblisleri filan avlar.’’

Aa, Yani o yüzden bu adamlar şeytan avcıları olarak adlandırılıyorlar. Ya da daha doğrusu…

‘’Oniisan-tachi, eğer sen şeytan avcısı isen burdaki kızları niye avlıyorsun yoksa sen kötü adam mısın?

Bu sözler ile adamların ten rengi değişti.

‘’Ne dedin Seni Lanet Velet!!!!’’

Biraz acı hissetmeden anlamıyacak gibi görünüyorsun!’’

‘’Sen! Öldün!!!’’

Ne onlar ‘anlamamış olamaz?’ demek istedi. Bana az önce bir şey mi öğrettiler? Düşünürken bir adam bana yumruk atmak için fırladı.

Çok yavaş! Onun haraketlerini tamamen görebiliyordum. İyi ki her gün Michel-san’ın abartılı eğitimi ile eğitilmiştim. Eski şövalye generalinin korkunç eğitimini anımsarken yumruk hala bana yaklaşıyordu.

Aşağıdan gelen yumruğu hemen atlattım ve kolunu yakaladım ardından bacağına bir tekme geçirdim. Ben bunu yaptığım anda adam topaç gibi döndü ve herhangi bir savunma pozisyonu alamadan yere yığıldı.

Saçmalık, o ölmedi değil mi ?

Olanları gören diğer çoçuklar daha öfkeli bir hale geldiler ve kılıçlarını kınlarından çektiler.

Hiç tereddüt etmeden beni kesmeye geliyorlardı. Önceden insanları kesmiş gibi görünüyorlar…

Bana doğru gelen kılıçtan sıyrıldım ve adamın göğsüne doğru daldım ve onu silahını bırakmaya zorladım. Kılıç adamın elinden fırladığı anda göğsüne omzumda vurdum ve adam kafa üstü toprağa kapaklandı.

Son kalan adam da geldi ve kılıcını salladı, muhtemelen deminki yaptıklarımdan dolayı temkinliydi ve göğsüne ulaşmamı engelleyecek şekilde saldırmıştı. Başka bir çarem olmadığı için kılıçtan sıyrıldım ve elimin tersiyle adamın çenesine bir tokat attım. Adamın gözleri bembeyaz oldu, dizlerinin üzerine düştü ve yere yığıldı.

Çocukları yendikten sonra kızlara baktım ve onlar bana şaşkın bir şekilde baktıklarını gördüm.

‘’Siz iyi misiniz? Yaralanmadınız değil mi?’’

‘’Eh, Ah! Evet, ben iyiyim! Um, peki sen iyi misin ? Onlar sana kılıçları ile saldırdılar…’’

Daha önce yardım isteyen kız söyledi.Hafif eğimli büyük kahverengi gözleri var, yüzü küçük ve oldukça şirin.

‘’Ah, ben iyiyim. Onların salladıkları yavaş kılıçlar asla beni vuramazdı.’’

‘’Ha… Onlar yine de oldukça hızlı olduğunu sanıyordum.’’

Diğer kız mırıldandı. Bu kızın uzun düz bir lacivert saçı vardı… lacivert saç!? Ne? Böyle bir saç rengiyle çok fazla kavgaya karışması normal. Kızın yüzüne bakarken böyle düşünüyordum ki…

...kafama şimşek çarptı.

Karşımda, biraz küçük ve biçimli bir burnu, parlak ve dolgun dudakları hafif çekik büyük siyah gözleri olan güzel bir kız duruyordu.

‘’U-umm… Sorun mu var?’’

Kızdan gözlerimi alamazken o kıpkırmızı suratı ile konuşmaya başladı.

‘’Ha? Ah! Hayır, herşey yolunda , u-n, Yaralı olmadığına sevindim.

Allak Bullak şekilde yanıt verdim, bu iyi değil onun tarafından büyülenmek.

‘’[Mo~] Seni orada görünce çok şaşırdım. Yanlış bir şey olduğunu düşündüm.’’

‘’Ahh, özür dilerim. Ben iyiyim, yine de acilen burdan gitmemiz lazım.’’

Soruma cevap veren kahverengi saçı olan kız bize baktı. Kızlar oldukça korkmuş görünüyorlardı ayrıyetten hala titriyolardı.Onları sakinleştirmek için bir kafeye gidip oturduk.

Bir kez daha şükranlarımı sunmama izim verin. Orada bize yardımcı olduğun için çok teşekkür ederim

‘’Teş. Çok teşekkür ederim!’’

‘’Bana Teşekkür etmenize gerek yok. Onları rakip olarak bile görmedim , çok güçsüzlerdi.’’

Bunu söylerince, kahverengi saçı olan kız mırıldandı.

‘’Sihir kullansaydım, kolayca bu adamları yenebilirdim.’’

Rahatsız edici şeyler söylemişti.

‘’Yapamazsın Maria şehrin içinde büyü yasak, değil mi ?’’

‘’Biliyorum Sicily. Bu yüzden o adamlara bir şey yapamadım. Bu çok sinir bozucu!’’

Hoo, kahverengi saçı olan kız Maria, Mavi saçı olan kız Sicily.

‘’Ah. özür dilerim. Kendimizi Tanıştırmadık. Ben Maria,ve bu Sicily.’’

‘’Aa...Ben… Sicily.’’

’’Memnun oldum. Bana Shin derler. Bu arada Maria büyü kullanabiliyor gibi görünüyor İleri Düzey Büyü Akademesi öğrencisi misin?

‘’Ummm, Değilim, en azından şimdilik.’’

Şimdilik derken?

‘’Eğer gelecek ay giriş sınavını geçersem, Evet bir öğrenci olacağım.’’

‘’Ehh, Maria da gelecek ayki giriş sınavında yer alacak öyle mi?’’

‘’Evet, Sicily ile birlikte gireceğiz. Bekle ‘’de’’ mi dedin sen’’

’Evet, bende katılıyorum.’’

Ben bunu söylediğim zaman aptal aptal bana baktılar.

‘’Hayır bekle… Büyük savaş becerilerin var … Ayrıca bir büyücü müsün?’’

‘’Kesinlikle Şovalye Eğitim Akademisi öğrencisi olduğunu sanıyordum.’’

Demek Şovalye Eğitim Akademesi de var ha.

‘’Giriş sınavı önümüzdeki ay, hepimiz birlikte aynı akademide olacağız. Sıkı birşekilde sınava çalışalım.’’ dedi ve el sıkışmak için elini uzattı.

‘’Tabii ki Ben birinci sınıf temsilci nişanı aldım. Siz sınavı kaybetmezsiniz, değil mi?"

‘’Haha, iyi, Biz zarzor girmek için çalışacağız.’’

‘’Ne, sen bunun bir rekabet olduğunu mu söylüyorsun?’’

Biraz surat asarak Maria ile el sışıktım. Sonra elimi Sicily e götürdüm ama…

"Şey...Bu…"

Kız elimi sıkmadı.

Anlıyorum, elbette öyle değil. İlk karşılaşmamızda el sıkışmak için aşırı yakın davran mıyor musun? Bu konuyu düşürken, Maria inanılmaz,huh.

‘’Hey, Sicily ne oldu. Bir sorun mu var ?’’

‘’Eh!? Unn! Sorun yok!’’ dedi ve kendini hazırlayıp iki eli ile elimi sıktı.

‘’Um, şey, Beraber sert bir şekilde çalışalım.’’

(Yanlış anlaşılmasın sert filan :D) (Anlaşıldı Bile Hocam)

‘’Eve, Evet! Elimden geleni yapacağım!’’

Elimi serbest bıraktı ve tekrar oturduk. Sonra Maria tarafından sorguya çekildim.

‘’Düşündüm de hangi orta okula gittin ? Aynı yaşta olmamıza rağmen seni daha önce hiç görmedim.’’

‘’Oh. ben Kraliyet başkentine yeni taşındım. Beni daha önce görememen çok doğal.’’

‘’Oh. o kadar Son zamanlarda Kraliyet başkentine gelenlerden bahsetmişken biliyor muydun Magi-sama ve Guru-sama geri başkente gelmiş!?’’

‘’Ah. aa ben bunu duymuştum…’’

‘’Sana ne oldu, onlarla ilgilenmiyor musun? Merlin-sama korkusuzca ve fedakarca bizi şeytan işgalinden kurtardı, yanı başındayse efsanevi büyülü aletler kullanan Melinda-sama inanılmaz güzelliğiyle ışıldıyordu. Onlar bu ülkeyi kurtaran nadir türden büyücüler ve biz onları kahramanlarımız olarak görüyoruz. Onlar bu ülke için, hayır bütün dünya için birer örnek teşkil ediyorlar. Onlar yaşayan efsane sayılıyor biliyorsun, değil mi?’’

Lanet Olsun, Acı içine öleceğim…

‘’İ…iy...iyi misin?’’

Kendi acım içinde bayılmak üzereyken Sicily endişeli bir sesle sordu. Saçmalık, şu anda gerçekten dengesiz ve şüpheli görünüyor olmalıydım.

‘’Ne? Bu garip tepki de ney ?’’

‘’Aa. Hayır, Maria sen gerçekten ded… Magi-sama ve Guru-sama gibi mi olmak istiyorsun?’’

‘’Tabi, ki evet! Bu iki kahramandan nefret eden kimse yok, onlardan nefret edenler ancak kötülük dolu kişiler olabilir.’’

‘’Haklısın.’’

‘’O ikisinin torunu da bu sefer Büyü Akademisine giriş sınavında olacak gibi görünüyor.’’

Cidden mi?! Yayılan söylentiler bu noktaya kadar ulaştı mı ?

‘’Ahh~~, nasıl biri merak ediyorum? Ben onunla aynı yaşta olduğum için  tanrıya ne kadar şükretsek az.’’

//Kafalara bak ya :D

Bir şekilde ikisi de biraz sakinleşti, eğer onlarla burada kalırsam tehlikeli olacağının kokusunu alıyorum. İkisi de burada birazdan daha kalacak gibi görünüyor, faturayı  aldım ve ayağa kalktım.

‘’Dur bir dakika! Biz kendi payımızı ödeyeceğiz!’’

‘’Sorun değil, Sorun değil. Kızlara hesabı ödetirsem kötü görünürüm. Lütfen bana bırakın.

Bunu söyledikten sonra hesabı ödetip mağzayı terkettim.

* * *

Bugün gerçekten ilginçti. Bu durumu geliştirmek için bir karşılaşma olacağını düşünüyorum. ve bu kadar tatlı kızla bir şeyler içmek mümkün oldu.(ingilizce çeviride böyle yazıyor kızla dediği büyük ihtimal Sicily onu daha tatlı bulmuştu galiba :D)

… ~~ Sicily Çok Şirin ~~....

Ah! Lanet olsun! İletişim adresini ona sormalıydım!

Uwaaa, ne ölümcül bir hata yaptım! Ayrılırken cool davranmak niçin elimden geleni yaptım, şimdi geri dönmem imkansız!

Haa… düşününce her ikisi de Büyü Akademi giriş sınavına gireceklerini söylediler eğer geçerlerse akademide tekrar buluşabiliriz.

Pekâlâ! Kesinlikle geçmeliler!

Sicily’nin başarılı olması için dua edeceğim.

Maria için Dua etmeye gerek yok o kendinden emin gözüküyordu,sanırım.

* * *

Shin kafeyi terk ettikten sonra Maria ve Sicily birbirleriyle konuşuyorlardı.

‘’Haa… Nasıl denir, ç.ok havalı görünümlü bir adamdı.’’

‘’Nn...’’

‘’Çok yakışıklı bir yüzü vardı, ayrıca çok güçlüydü. Nereden geldi ki acaba, Sihir akademisine kayıt olmak istiyor ve sihir de kullanabiliyormuş, En önemlisi de o saldırgan biri değil.’’

Nn…

‘’...O son bakışı çok havalı değil miydi?’’

Nn…

‘’...Hey Seni öpersem sorun olur mu?’’

Nn…

(Nn lardan Hiçbirşey Anlamadım Tamam Anlamında Sanırsam Hmm Peki Dermiş Gibi )

‘’Haa, hey peki onu kendime alırsam sorun olur mu?’’

‘’N…...Ha! Ah! Hayır yapamazsın!’’

Sicily bu sözlerle kendini ele vermişti. Maria onun yanıtını duyduktan sonra kıkırdamaya başladı.

‘’Ne, Neden Sen! Maria!’’

‘’Ahahaha, Hayır, üzgünüm, üzgünüm,Sicily Seni ilk defa böyle görüyorum.’’

Ugh…

‘’Peki? Ne ? Seni kurtardığı için ona bir klişe gibi ilk görüşte aşık mı oldun yoksa kendini bir peri masalındaki basit bir kadın karakter gibi mi hissediyorsun?"

‘’Öyle! Öyle değil… bir şekilde... sanırım…. ama….’’

‘’Bekle? Bekl... bekle, gerçekten mi?’’

‘’Bilmiyorum… ama, um… yüzüne baktığımda gerçekten tedirgin hissediyorum ya da daha doğrusu … kalbim çok hızlı atıyor. Nasıl desem ben o …. benim vücüdum ısınıyor. Yani…’

‘’Dur, dur, sen ciddi misin…’’

Shinden habersizce bir yerde , başka bir hikaye kendi yolunda ilerlemeye başlamıştı.


  • Novel Listesi
    Link
Facebookta Paylaş Twitterda Paylaş Google+ Paylaş