Otto Von Bismark Günceli

Lms 2.8 - Freya’nın Kayıp Hazinesi

Ekim 02, 2016


ÇEVIRIN RATEL, KONTROL / DÜZENLEME IÇIN WERTYUL ARKADAŞIMIZA TEŞEKKÜRLER. KEYIFLI OKUMALAR…


Huhuhuhu.”
Weed  Lavias’ı kuşbakışı görebileceği bir tepeye tünemişti, ve pelerini rüzgarda dans ederken tatminle gülüyordu. Avlanmak seviyesini 175’e kadar yükseltmişti.
Ölüm’ün Gri Pelerini:
Dayanıklılık: 20/20.
Savunma: 12.
Bir İskelet Savaşçının limelenmiş pelerini. Zavallı durumuna rağmen hala biraz korunma sunuyor
Gerekenler150. Seviye , 150 Kuvvet.
Etkiler: Uzun mesafe seyahatlerde hızı arttırır.

Graham’ın Çelik Kemeri: 

Dayanıklılık: 25/25.
Savunma: 7.
Bıçaklar, iksirler, panzehirler vb. gibi küçük itemler için 10 tane hazır yuva içerir.
Gerekenler: 110. Seviye, 200 Kuvvet.
Etkiler: Hazır yuvalardaki iksirler ve panzehirler otomotik olarak edvanterden tekrar dolar.

Graham’ın Deri Zırhı:
Dayanıklılık: 30/30.
Savunma: 25.
İskelet Kralı Graham’ın ruhu ile harmanlanmış hafif ve sert bir zırh. Hala sağlam gözüküyor.
Gerekenler : 130. Seviye, 300 Kuvvet.
Etkiler:
%20 şansla büyüsel veya menzilli saldırıları atlatma şansı. 
+20 Kuvvet.
+5 Çeviklik
Yaşayan ölülerle savaşırken, Weed çizmeler, eldivenler ve hatta yüzükler ele geçirmişti. Öldürdüğü her 30 İskelet Şövalyeden bir tane Farrot’un Yüzüğü elde ediyordu ki bu yüzük mana yenilenmesini %10 arttırıyordu.

//HOT SUMMER NIGHTS

Royal Road’da oyuncuların 8 parmaklarına yüzük takmalarına izin veriliyordu, tersini işaret edecek bir şey yoksa aynı ele de yüzük takabiliyordunuz. Weed tüm parmaklarına takabilecek kadar aynı yüzükten elde edebilmek için azmetmişti.
Şu anda yüzükler mana yenilenme oranını %80 arttırıyordu. Kaç tane İskelet Şövalye öldürdüğünü gururla sergiliyordu.*
Weed tekrar doğma noktalarına çöreklenmişti ve kayda değer item veya Exp veren her canavarı acımasızca katlediyordu.
Memphis Hall’ın güçlü İskelet Şövalyeleri Weed için bir mücadele dahi sayılmazdı.
Yeni yüzükleriyle, Düzensiz Kraliyet Kılıç Tekniklerini nerdeyse iki kat daha sık kullanabiliyordu. Ve onun diğer itemleri etkinliğini bir adım öteye taşıyordu. Yeni kılıcı, yüzükleri ve diğer ekipmanları sayesinde Weed sonunda saygı değer bir maceracıya benziyordu.
Kendimi rüzgarla beraber uçuyormuş gibi hissediyorum. Bu özgürlük. Bu yanlızlık…
Weed kollarını genişçe açtı, rüzgarın hızla pelerininden geçişiyle eğleniyordu. Ama dünya ona gevşeme şansı tanımadı.
Pelerininizin dayanıklılığı düştü.
Yaşayan ölüler. Onlardan düşen hiçbir item normal değildi. İtemler hızla bozuluyordu kullanılmasalar bile ve düşük dayanıklılıktan da muzdariplerdi. Bu nedenden Weed giydiği tüm eşyalara gözü gibi bakıyordu, görünüşleri aldatıcıydı.
Weed sessizce pelerinini çözdü ve hemen önüne koydu, sonra “Tamir et!” diyerek hafifçe vurdu. Bu hareket iş için yeterliydi. Pelerinini tekrar bağladıktan sonra Weed rüzgarı tekrar hissetti, eğer bir şey olmazsa…
O bu histen Contient of Magick’te de hoşlanıyordu. Bir zindanı temizlemenin sonrasında damakta kalan tadı, kendi sanatının tadına doymak. Şimdi herşeyi geride bırakıp ileri gitme zamanıydı…
…O sırada ani bir esinti zırhına küçük çakıl taşlarının yağmasına neden oldu.
Zırhınızın dayanıklılığı düştü.
Bu Graham adındaki İskelet Şövalyeden düşen nadir bir deri zırhtı. Yepyeni bir zırhla kıyaslanabilecek düzeydeydi! Hatta daha iyisi, buna bir bakır sikke bile ödenmemişti!
“Tamir et!”
Weed Lavias’a döndüğünden beri sürekli tamir yeteneğini kullanmaya zorlanıyordu. Düşük dayanıklılığa sahip ekipmanlar çok kırılgandı; canavarlarla savaşırken çarpıcı görünüyor olabilir ama gerçekte itemlerim hasar görecek diye deliricek durumdaydı. Doğal yenileme ihtiyacına rağmen Weed inatla bu itemleri kullanıyordu, başkası olsabunları ya fırlatır atar ya da ucuz bir fiyata satardı.
Gerçekten, bu fakirliğin en büyük göstergelerinden biriydi. Yakında bu şekilde yaşadığı hayat sona erecekti: Orta Düzey Tamir yeteneğini elde ettiği zaman maksimum dayanıklılığın düşmüş eşyaları eski hallerine geri döndürebilecekti. O zaman geldiğinde dinlenmemişlik hissiyatı olmadan poz verecekti.
” Kadere inanır mısın? Bizim kasabamızı kurtarman sadece bir tesadüf değilmiş gibi duruyor.”
“Huh?”
“Bir süre önce,  Freya Tarikatından bir rahip kötülüğün ordularının yükselmesi hakkında bizi uyarmaya geldi. Etkilerini dünyanın daha derin, soğuk ve karanlık köşelerine yaymaya çalışıyorlar. Rahip bana ancak gerçekten cesur bir kahramanın onları durdurabileceğini anlattı! Sonrasında ise bana bu kahramanı seçme otoritesini verdi.”
“……”
“Şu ana kadar ne demek istediğini anlamamıştım ama şimdi anlıyorum. Bu sana söylemediğim bir sırdı: bu tohum ailemizde nesillerce aktarıldı ve yeni bir mekana giderken sana yolu gösterecek”
“Rahip Freya’nın Kayıp Hazinesinin bulunması gerektiğini söyledi, Martının izini sürmen lazım. Lütfen, kötülüğü yenen kahramanımız ol!”
Freya’nın Kayıp Hazinesi hakkında bilgi edindin.
Weed Baran Köyünün Yaşlısından aldığı ipucuyu unutmamıştı.*
//Eminim çoğumuz unutmuştuk bile🙂
Martıyı bulmalıyım ve Freya’nın Kayıp Hazinesine ulaşmalıyım!
Bu kesinlikle zincirleme bir görevdi ve ödül kokuyordu. Tapınaklar ve saraylara girmek 10.000Şöhret gerektirdiğinden, çoğu tapınak görevine ulaşmak çok zordu ama ödülleri de kallavi oluyordu.
‘Ben Martıyı bulacağım!’
Weed Livias’daki tüm bölgeleri bilmesine rağmen, şimdiye kadar adı Martı adında biriyle karşılaşmamıştı. Karşılaştığı herkese bilgi için sorular sormaya çalışıyor, ama hiç bir tepki alamıyordu. Sadece Freya’nın Kayıp Hazinesinden bahsettiği bir seferde sonunda bazı cevaplar aldı.
“Martı? Tabi ki onu tanıyorum. O tehlikeli zindanlara girerken iki kere düşünmeyen ve yaşayan ölülerle savaşmaya cesareti olan bir aktar(bitki bilimci)* .”
//Herbalist
“Sen bilmiyor musun? Tüm şifalı otlar Martının dükkanında satılır.”
Tüm Avianlar Martıyla ilgili bazı bilgilere sahipti ama hiçbiri yerini söylemiyordu. Weed pazara gitti ve daha derin soruşturdu.
“Martının nerde olduğunu mu bilmek istiyorsun?Barecan’ın Yeraltı Mezarında olabilir.”
“Barecan’ın Yeraltı Mezarı?”
“Bu mekanda her zaman hayaletlerin çığlıkları yankılanır. Biz onları kontrol altına almayı denedik fiziksel bir bedenleri olmadığından bunu başaramadık. Oraya gitmeni önermiyorum, ama seni engellemeye de çalışmayacağım. Yeraltı Mezarının girişi şehrin arkasındaki dağın üstünde. 15 büyük kayanın yanındaki mavi çiçekli bir alanı ara.”
Hemen hazırlandı, Weed Barecan’ın Yeraltı Mezarını aramak için heycanla şehirden ayrıldı.
Harika. Ne kadar da faydalı bir yol tarifi’
Weed gülünç durumuna iç çekti. Avianlar uçabiliyorlardı, Şehirden çıktıkları anda havalanıyorlardı.
Görüşleri de oldukça gelişmişti, Yerde sürünen böcekleri bile görebiliyorlardı.
Avianların yol tarifleri bu yüzden insan bakış açısına göre hiçbir şey ifade etmiyordu. Dağın üstündeki 15 büyük kaya…
Manası  ne ola ki?
Weed yaya seyahat ettiğinden tüm kayaları tek seferde göremiyordu. Sonunda gördüğü her büyük kayanın çevresini araştırmaya başladı.
Daha da kötüsü, bulunması gereken mavi çiçekler uzun otlar tarafından saklanmıştı.
Herşeye rağmen, o sonunda uzun ve ısrarlı bir arayışın sonunda girişi bulmayı başardı. Çelik bir kapıyla ulaşılan küçük bir bina vardı. Bu kadardı. Geri kalanı ise yeraltındaydı. Eğri büğrü ve bu zamana kadar zor ulaşmış tabelaya şunlar kazınmıştı:
Ölüler.
Kanı ve eti çürüyüp gidenler,
Ölümlü bedenleri artık olmayanlar,
Bu mezarlık onlar için.
Kısa bir bakıştan sonra, Weed kapıyı iterek açtı ve suratında duygusuz bir ifadeyle içeri girdi.
ZİNDAN:  Burayı ilk keşfeden oldunuz  Balkan’ın Yer altı Mezarı!
Ödüller:
+100  Şöhret
Bir hafta için iki katı EXP ve item düşme sansı.
Her türden yaratığı ilk öldürdüğünüzde en nadir itemlerden biri düşecek.
Takip eden öldürüşlerde normal itemler düşer.
Buraya gelmeden önce. Avianlardan bu mekanla ilgili bilgiler toplamıştı. Burayla ilgili sadece Barecan’ın Yeraltı Mezarının Ruhlar, Hayaletler ve 130. seviyedeki Karabasanları içerdiğini biliyordu. Ruhlar dünyaya kötücül arzularla bağlanıyorlardı. Hayaletlerse sadece bulanık görüntülerdi.
Burası benim beklediğimden daha zayıf.’
Weed mezarlıkta yavaşça etrafına baktı.
Bazen Hayaletler ve Karabasanlar oraya çıksa da basitçe onları yok sayıyordu, onlarda onu rahatsız etmiyorlardı. Azim Statının etkisiyle etrafa yayılan öldürme isteği buna neden oluyordu.
Azim
İnanılmaz güç patlamaları yaşamanıza olanak sağlar ve zayıf düşmanları sindirir.
Bu stata puan aktarılamaz. Karakterin davranışlarının bir sonucu olarak değişir. Güçlü yaratıklara karşı dövüşürken veya uzayan çarpışmalarda daha hızlı artar.
Savaşçı-tipi oyuncuların Azim statı genellikle 20 ila 30 civarında olur. Yakın dövüş yapan Keşişler veya Suikâstçilerinki biraz daha çok olabilirdi, ama 50’yi aşmış birilerini görmek cidden nadirdi.
Azim statı ile ilgili sayısız yorum ve analiz olsa da çoğu bu statın işe yaramaz olduğu sonucuna varıyordu. Kuvvet yada Çevikliğin aksine görünürde bir etkisinin yoktu.
Büyücüler gibi çoğu zeka-tabanlı karakter avlanırken çok da fazla tehlikeyle karşılaşmadıklarından bu stattan etkilenmiyorlardı bile.
Bazı oyuncular Azim statını arttırabilmek için çalışsalar bile, onların hedeflerine ulaşmaları için başından başlayıp yükselmeleri lazımdı. Diğer bir deyişle bunun pek bir etkisi olmuyordu
Azimin otomatik olarak yükseldiği düşünülünce, gelişme kaydetmek kolay değildi. Sert rakipleri gücünüzün her zerresini kullanarak bile yenseniz genellikle tek puan artarak yetersiz bir yükseliş gösteriyordu. Ek olarak, bu stat öldüğünüzde veya savaştan kaçtığınız her zaman düşüyordu. Bu nedenlerden dolayı çok az oyuncu yüksek  Azim statı ile etkilenmiş durumdaydı.*
//Bu stat bir oyuncunun sertlik derecesi bir bakıma. Weed ise bu konunun elmas’ı🙂
Weed’in Azim statı her nasılsa 193tü; Efsanevi Ayışığı Oymacısı olduğundan eklenen 35 fazladan puaı da eklerseniz 228 yapıyor. Deli gibi güçlü rakip arayışında olduğundan, bu stat akıl almaz ölçüde artmıştı. Aynı seviyedeki yaratıklar artık onla savaşmayı denemiyordu. Eğer Weed ilk saldırırsa canavarlar dövüşebiliyordu, ama öldürme niyetleri defalarca zayıflatılmış bir vaziyetteydi.
Weed kısrak-benzeri yeraltı mezarında etrafı dolaştı, canavarlar bir bakışıyla onun yolundan çekiliyorlardı. Dikkatle araştırdıktan sonra, yaralı bir Avian’ı fark etti.
“Lanet…”
Weed koşarak vücudu yaralarla kaplı Avianın başına geldi, zehirden dolayı ateşlenmişti
“İlk Yardım!”
O, yaraların üstüne bazı şifalı bitkiler koydu ve yarayı sardı. Ölüme yakın bir durumda olsaydı onun için bir iksir gerekirdi ama normal yaralanmalarda Bandaj yeteneği yeterliydi. Yaralarıyla ilgilendikten sonra, Weed Avian’a bir iksir verdi.
“Uhh…”
Bir süre sonra,  Avian uyandı, kafasını salladı.
“Ben… Ben kendimden geçmişim. O kadar yaralıydım ki hiçbir şey yapamadım ve nerdeyse burada ölecektim.Her neyse, kim olabilirsin acaba?
“Ben Weed.”
“Weed? Sen Lavias’a gelen insan olmalısın Benim ismim Martı”
Martı! Sonunda, Weed Mantıyı bulmuştu. “Evet. Farkına vardım. Ama Freya’nın Kayıp Hazinesi nerede?”
“Freya’nın Hazinesi? Nasıl öğrendin onu?”
“Şey, doğrusu…”
Martı acı dolu bir yüz ifadesiyle Weedin Baran Köyünde neler olduğunu anlatışını dinledi
öhööhöm!
“İyi iş çıkardın. Freya seninle olsun. Freya’nın Gizli Hazinesi burada, Balkan’ın Yeraltı Mezarında.”
Weed kafasını salladı. Royal Road’ın anasayfasında Versailles Kıtası tarihinde buna benzer bir şey okumuştu.‘Balkan o adamdı, tabi ya.’
Balkann Demoff ruh büyüsünde* ustalaşmış bir kara büyücüydü. Ölümsüzlüğü arzuluyordu ve deneyler yapmak için çok sayıda çocuk kaçırmıştı. Ölümsüzlük arayışı başarısızlıkla sonuçlansa da, o yaşayan ölüleri kullanacağı bir istila planı yapmıştı.
// Necromancy
Ordusu yenilmez görünüyordu. Balkan’ın ruh büyüsü, ordusunu attığı her adımda daha da genişletmesine izin vererek büyük bir avantaj sağlıyordu. Onun yaşayan ölü güruhu binlerce Zombiden, İskeletlerden ve Dullahanlardan oluşuyordu.Ölü Şövalyelerin ve en kötü kabuslardan çıkmış iğrenç yaratıkların liderliğinde yürüyorlardı.
Ancak dünyadaki tüm krallıkların güçlerini birleştirmesi Balkan’ın yarattığı tehdite son verebilmişti. Weed bunu Lavias’a sonra öğrenmişti. Aslında Cennet Şehrinin kurulma amacı da yaşayan ölüleri dünyadan izole etmekti.*
//Ada bu yüzden uçuyor beyler
“Balkan’ın hizmetkarların elindeki Freya’nın Kayıp Hazinesi geri getirebilecek misin?”
Freya’nın Çalınan Hazinesi
Kaos zamanında, karanlık büyücüler şeytanlarla anlaşmalar yaptığında binlerce insan öldü, ve çılgın kralların arasındaki savaşlarda kıta kanla yıkandı.
Tanrıların nüfuz alanları daraldı ve dünya anarşiye kapıldı. Kılıçlarını tersten tutan aptallar güçleriyle böbürleniyor, çatal dilli yalancılar güç kazanıyordu.
Ölmüş olanlar sonsuz huzura kavuşamadılar, onlar acı ve umutsuzlukla kıvranıyorlar. Freyanın Hazinesi çalındığı zamandan beri.
Zorluk:  C
Reddetmenin cezası: -100  Şöhret.
Freya Tarikatıyla olan ilişkiniz bozulur.
Weed bir an duraksadı ve sonra kafasını salladı.
“Freya’nın Kayıp Hazinesini geri getireceğim.”
Görevi kabul ettiniz.
“Teşekkür ederim. Duyduğuma göre, Kutsal Kase bir Ölü Şövalye tarafından korunuyor. Yaraların iyileşene kadar bir süre burada bekleyeceğim. Lütfen hazineyi gerçek sahiplerine geri döndür.”
“Şüpheniz olmasın.”
Weed Martı’yı geçti ve yeraltı mezarlığının derinlerine doğru katetti.
Ölü Şövalyelere karşı dahi olsa Weed artık eskisi kadar gergin hissetmiyordu. Dullahanlar onun için kolay gelmeye başladıktan sonra, Ölü Şövalyelerden kaçınmayı bırakmış aksine onlarla dövüşmüştü.
Bir Ölü Şövalyeyle yaptığı ilk savaşta, bloklamakta başarısız olmuş ve ölmüştü. Cezası 24 saat oyuna girememe yasağıydı. Ek olarak seviyesi düşmüş ve tüm yeteneklerindeki ustalığı %5 düşmüştü. Seviyesini tekrar yükseltmek yeterince kolay olabilirdi ama yeteneklerindeki ustalığının azalması ölümcüldü. Oymacılık yada Aşçılık gibi Zanaat yeteneklerini arttırmak çok zordu. Şükürler olsun ki etrafta eşyalarını çalabilecek oyuncular yoktu.
Weed bir şekilde bu konuda inanılmaz inat yapmıştı. Ölü Şövalyelerden aktif olarak kaçınıyordu ve kazayla karşılaşırlarsa kalıp dövüşüyordu. Sonunda… o 5 kere ölmüştü. Beş gün oyundan ban yemiş seviye kaybetmiş ve yetenekleri %25 seviye kaybetmişti!*
//Adam bildiğin feeder. Fb verince dayanamıyor küsküye koşuyor….
Bundan sonra, seviyesini arttırdı ve Ölü Şövalyelerle eşit şartlarda savaşabileceği kadar deneyim kazandı.(afk farm) Tabi ki, seviye atlamak önemliydi ama daha güçlü canavarlarla dövüşmenin tecrübesi de paha biçilemezdi. Eğer bu şekilde düşünmeseydi kaybettiği şeyler yüzünden keçileri kaçırırdı. Eğer Ölü Şövalyeler olmasaydı, 10 seviye daha fazla olabilirdi. İki katı deneyim ve item kazanabileceği günlerde oyuna bağlanamadığında sefil bir sümüklü böcek gibi hissetti.
Nadir bulunan Yüksek statları sayesinde Weed 115. seviyedeyken Ölü şövalyelerle kapışabiliyordu. O her zaman kendinden güçlü düşmanlarla savaşmayı sevmişti. Normal durumlarda Oymacı sınıfı bir destek sınıfıydı ve savaşçı sınıflarından daha güçsüz olması beklenirdi ama Ayışığı Oymacısı sınıfı ona savaşta pekçok avantaj sağlıyordu. Zanaatkarlık, güçlendirilmiş yetenekler ve Oyma Bıçağı! Bu kesinlikle ideal bir meslekti şikayet edilecek bir yanı yoktu. Zindanlardayken veya gece olunca yetenekleri %30 daha güçlü oluyordu. Böylece denk seviyedeki yaratıklar kolay av mahiyeti kazanıyordu.
Hayaletler ve Karabasanlar etrafta dolaşıyordu, deneyim ve itemlerle onu baştan çıkarıyorlardı. Her nasılsa Weed onları görmezden geldi ve Ölü Şövalyeyi bulmaya odaklandı. Normalde tüm zindanı tek bir yaratık kalmayana kadar temizleyen Weed için alışılmadık bir hareketti. İki katı deneyim puanı ve iki katı item düşünme oranına rağmen Ruhların ve Karabasanların geçip gitmesine izin verdi.
Şimdilik onlarla savaşmama hiç gerek yok.
Weed daha büyük bir avı bekliyordu: Ölü Şövalyeler.
Nadiren kullanılabilir itemler düşürüyorlardı ve az kalan Ölü Şövalyeleri bulmak epey zorlaşmıştı. Bi tanesi ise Kayıp Hazineye bekçilik ediyordu ve tartışmasız diğerlerinden daha güçlüydü, işte bu yüzden Weed’in hedefine oturmuştu.
Weed zindanı ilk keşfedendi. İlk canavarı öldürdüğünde, o yaratıktan düşebilecek en iyi item düşüyordu. Şimdi, böylesi bir avantajı sömürerek lükse doyacaktı. Hayaletler, Karabasanlar ve Ruhlar, Barecan’ın Yeraltı Mezarını araştırırken peşine takılıyorlar ve korkutucu bir görüntü yaratıyorlardı. Yeraltının derinliklerindeyken Weed sonunda Ölü Şövalyeyle karşılaştı.
“Kuku, Ap…aptal insan. Bu…buraya ölmeye mi gel…din?”
Weed hırsla Ölü Şövalyeye baktı. Ölü Şövalye kemikli bedenine bir pelerin,kılıç ve miğfer giymişti. Parıldayan gümüş miğfer özellikle nadire benziyordu.
İş…İşte bu çok büyük bir vurgun olacak!’
Weed gülümsedi. Ne yazık ki bir miğferi yoktu ama sonunda bi tane düşürebilirdi.
Freya’nın Kayıp Hazinesi olan Helain’in Kutsal Kasesi*, Ölü Şövalyenin ardında ışıldıyordu. Keinlikle eşsizdi, karanlık zindanın derinliklerinde parlak bir ışıkla parıldıyordu.
//Grail
“Hyaaa!” Weed hiçbir uyarı vermeden Ölü Şövalyeye doğru ileri atıldı. İtem düşme oranının ve EXP kazancının katlandığı şu zamanlarda boşa harcanacak tek bir saniye yoktu
“Oyma Bıçağı!”
Weed yaşayan ölülere karşı ölümcül olduğunu bildiği ona özgü* hareketine başladı.
//signiture
Ölü Şövalye karanlık bir aura sızdıran kılıcıı kaldırdı ve saldırdı. Oyma Bıçağı Ölü Şövalyenin kılıcıyla çarpıştı, iki tarafa da şok dalgaları gönderdi
Darbeyi hissetmişti ki, Weed kılıcını Ölü Şövalyeye karşı tutmayı sürdürerek sıçradı ve kafatasına bir tekme yerleştirdi.
“Kuk!”
Ölü Şövalye sendeleyip bir adım geri çekildiğinde, Weed ona doğru hızla iki adım attı.
Düşmanlar arasında karşılıklı şakalaşmalara felan hiç gerek yoktu, sadece öldürme niyetli saldırılar lüzumluydu. Aralarında sadece bir kol mesafesi varken dövüşüyorlardı. Bu Weed için avantajlı pozisyondu: Ölü Şövalyenin omuz hareketlerini okuyabilen Weed için tehlike mesafeyle beraber artıyordu, şu anki durum daha güvenliydi. 200. seviyenin üstündeki Ölü Şövalye dövüş yeteneklerini kullanabilirse işler daha tehlikeli olabilirdi.
“Öl, insan!”
Ölü Şövalye coşkuyla kılıcını savurdu.
Weed onu hayati bölgelerinden uzakta tutarken saldırıyı karşıladı. Acı üzerine hücum etti ve onu savaşın coşkusuyla doldurdu! Ortamı dolduran gergin auranın Ölü Şövalyeden yayıldığını hissedebiliyordu. Kafa kafaya savaşırken, onu ezmek amacıyla gelen düşman saldırılarına göğüs geriyordu. Bir aslan avı küçük bir tavşan bile olsa onu hafife alamazdı. Tansiyonun yükseldiğini hissedebiliyordu, öldürme niyeti ve Ölü lovalyeden gelen düşmanlık.. O bile fırsatını bekler ve ikinci hamlesinde sıçrar kaçardı.
Sabır 1 arttı.
Düşmanın darbelerini yemenin ve acıya göğüs germenin ödülüydü bu. Weed nerdeyse her savaşında darbeleri yiyordu; sonucuysa inanılmaz Sabır statından kaynaklanan muazzam bir savunmaydı. Yüksel seviyeli düşmanla savaştığındaysa daha da hızlı artıyordu. Seviyenizi arttırmak önemliyse statlarınızı arttırmak bir kat daha önemliydi.
Her savaşından sonra, Bandaj yeteneği hızla gelişiyordu. Yatırım yapmayı  boş iş olarak gören biri hayatı boyunca hiçbir şey kazanamazdı. Düşük seviyelerdeyse  Bandaj yeteneğine bir yatırımdan da fazlasını yapmak gerekiyordu. Weed  205 canı kaldığı zaman, daha ciddi saldırmaya başladı. Yakın mesafede Ölü Şövalyenin saldırılarından sıyrıldı, sağa sola hareket ederek yaratığın kafasını karıştırdı. Sonrasındaysa ateşli saldırılarıyla Ölü Şövalyeyi yendi.
“Ku…uk.”
Demin şevkle dövüşen Ölü Şövalye şimdi Weedin inanılmaz Azim statının baskısını hissediyordu, ve müthiş kılıç tekniği sayesinde Ölü Şövalye kolayca yenildi.
“Artık Ölü Şövalyeler de sıkıcı olmaya başlıyor.”
Weed Kil Kılıcını kınına soktuktan sonra mırıldandı. 125* leveldeyken yendiği Ölü Şövalyelerle savaşmak sıkıcılaşmaya başlamıştı.
//Şu anda 175 level, bölümün başında yazıyor.
Bu sefer dövüştüğü diğerlerinden neredeyse iki kat daha güçlüydü, belki de Beracan’ın hizmetkarı olduğu içindi. Öbür türlü, Weed’in ciddi savaşmaya başlamadan önce birkaç tane daha darbe yiyebilirdi.
Öyle bile olsa hayatının tehlikede olduğunu hissedememişti bile. Çoğu insan yakın mesafeden savaşmanın tehlikeli olduğunu düşünür fakat savaş sırasında düşmanın gözlerine bakmanın ve öldürme niyetini hissetmenin canlandırıcı bir etkisi vardı.
Düşmanın nefesini hissetmeniz lazımdı. Bu yüzden Weed bir kılıç tutuyordu ve normalden çok daha yakında dövüşüyordu. Karşılaştırmak gerekirse uzaktan dövüşmek sakin bir parkta yürümek gibiydi.
Eğer Ölü Şövalye dövüşürken yeteneklerini kullanabilseydi bile sadece çok küçük bir fark yaratabilirdi. Ama Weed ağır darbelere izin verseydi zırhının kırılma ihtimali vardı ve Sabır statı bu kadar hızlı artmazdı, bu yüzden yakın dövüşüyordu.
“Tamir et!”
Weed ekipmanlarını çıkardı ve bir çekiçle onlara vurdu. Kırılmaya yakın durumdaki zırhlar ve diğer ekipmanlar maksimum dayanıklılıklarına kadar hızlıca yenilenebiliyorlardı.
Ne yazık ki onun Tamir yeteneği sadece 8. seviyeydi, yani iyi görünüyorlardı ama her biri aslında çok kötü durumdaydı. Başka bir insan bu tipten itemler giyerek savaşa girse savaş bitmeden üstündekiler parçalanırdı. Öylesi ekipmanlar giymek özenli bir bakım olmaksızın onları giymek imkansızdı, aynı çok eski bir arabaya binmeye benziyordu.
Tamir yeteneği Oymacılık yada Aşçılıktan daha hızlı ilerliyordu çünkü bu bir yan-yetenekti, ana yetenek değildi. Demircilik yeteneğine bağlı bir yan-yetenekti, bu yüzden daha hızlı yükseliyordu. Diğer yandan her yerde Oymacılık yapabiliyordu, Aşçılıksa Sanat statına ve sıkı çalışmaya bağlıydı oysa kırık silahlar yada yıpranmış ekipmanlar olmadan kimse Tamir yapamazdı. Lavias’ta yanlız avlanan Weed için Tamir kolay geliştirebilir bir yetenek değildi.
Weed Ölü Şövalyeden düşenleri kontrol etti.
Van Hawk’ın Büyülü Miğferi:
Dayanıklılık: 90/90.
Savunma: 25.
Bir Ölü Şövalye tarafından giyilmiş bir miğfer.
Kubbe-yapılıdır ve kafayı tamamen korur; büyük bir savunma sağlar.
Van Hawk’ın gücünü içerir
Sınırlamalar:
200. Seviye
400 Kuvvet.
Etkiler:
+30  Kuvvet.
+10  Çeviklik.
+15  Yaşam Gücü.
+10  Zihin Gücü.
Kara büyü direncine +15
Yaşayan ölülerle ilişki +10
50. seviyenin üstündeki yaşayan ölülere emir verebilmenizi sağlar. Kontrol edilen yaşan ölülerin rütbesi ve sayısı Liderlik statına bağlı.


Kalamorian Kılıcı:
Dayanıklılık: 65/65.
Hasar: 35-40.
Eskiden Kalmor İmparatorluğunun şövalyesi Van Hawk tarafından kullanıldı.
İmparator Theodore tarafından imparatorluğun 651. yılı şerefine Van Hawk’a bizzat verildi.
Öfkeli bir ruhu ve soyluluğun aurasını taşıyor.
Sınırlandırmalar:
200. Seviye,
300  Kuvvet.
Sadece ‘Şövalyeler’ tarafından kuşanılabilir.
Etkiler:
+20  Kuvveet.
+10  Asalet.
+10  Zerafet.
+10  Sadakât.
Kuşanıldığında, +30  Şöhret

Yaşam’ın Kan Kırmızı* Kolyesi.
Dayanıklılık:  50/50.
Kadim karabüyüyle üretilmiş ve gizemli bir güç içeriyor
Yaşayan ölülerin hükümdarı Balkan tarafından hizmetkarları için üretildi.
Sınırlandırmalar: Bilinmiyor
Etkiler: Bilinmiyor
//Crimson
Weed derin bir nefes aldı.
“İşte büyük vurgun.”
İlk avladığında, bir canavar düşürebileceği en iyi itemleri düşürürdü. Ama bunlar fazla iyiydi. Van Hawk’ın Büyülü Miğferi—Van Hawk öldürdüğü Ölü Şövalyenin adıydı galiba.
İtemler, harika savunmalarıyla ve etkileriyle beklentilerini bile aşıyordu. Kalamor’un Kılıcı onun Kil Kılıcından çok daha ötedeydi.
Fazladan buz hasarı yoktu ama bu sadece şövalyelerin kullanabileceği harika bir kılıçtı
Bunun bir problem olduğu doğruydu: bu kılıç bir şövalyenin kılıcıydı. Oymacı olan Weed bunu kullanamazdı. Tabi ki gerçekten isteseydi bu kılıcı kuşanmasının kolay bir yolu vardı: Bir krallığa yada imparatorluğa giderdi, testi geçerdi, ücretini öderdi ve sertifikalanmış bir şövalye olurdu.
Kılıç ustalığının aksine, Sövalye olabilmek için ikinci bir teste girmeniz gerekiyordu, ancak gidip lisansı alması gerekirdi. Bunları yaparsa kılıcı kullanabilirdi. Zaten bu itemleri seviye sınırlaması nedeniyle kullanamayacaktı.
“İtemi Tanımla!”
İtemi tanımlamakta başarısız oldun.
“İtemi Tanımla!”
İtemi tanımlamakta başarısız oldun.
Yaşam’ın Kan Kırmızı Kolyesini umutsuz birkaç denemeden sonra tanımlayamamıştı; Tanımlama yeteneği basitçe çok düşüktü.
“Öyleyse, şansıma güvenmem gerekecek”
Tüm ganimeti topladı ve sunağın üstünde duran Kutsal Kaseye gitti. Altından yapılmıştı ve Weed’in eli dokunduğunda parlak bir ışık yaydı.
Sıcak.
Weed’in eli ateşin üstündeymiş gibi hissediyordu. Kutsal gücün onu sıkıca sardığını hissedebiliyordu. Ölü Şövalyeyle dövüşünden kalan yaraları kısa süre önce tamamen iyileşmişti, yorgunluğuysa havaya karışmıştı…
Freya’ın Hazinesini elde ettiniz, Helain’in Kutsal Kasesi.
Helain’in kutsal kasesinden yayılan ışık yavaşça soldu, ve geride saf, temiz bir hissiyat bıraktı. Weed sadece meraktan kutsal kaseyi inceledi.
“İtemi Tanımla!”
Helain’in Kutsal Kasesi:
Dayanıklılık: Sınırsız.
Tanrıça Freyanın bahşettiği üç kutsal emanetten biri.
Tanrıçanın güzelliğinin ve ihsanının bir sembolü.
Güçlü bir imanı olanlara sonsuz güç verir. Suyu bir gün içinde Kutsal Suya çevirir.
Kutsal Su yaşayan ölüler için ölümcüldür. Toprağa serpildiğinde bereketli bir hasat sağlar.
Sınırlandırmalar:
İman: 900.
Ruhbanlıkla ilgili sınıflar yada Freya Tarikatınca kabul edilenler tarafından kullanılabilir.
Etkiler:
+100  İman.
+300  Şöhret.
Kutsal Su üretir.
Durmaksızın Kutsal Su üreten bir item(damacana)… beklendiği gibi Freya’ya inananlar için kutsal bir itemdi ve paha biçilemez bir hazineydi. Kutsal Su toprağta kullanıldığında, o yılki hasat on katına çıkıyordu. Yaşayan ölülere karşı ise ölümcül bir silahtı.Sadece ruhbanlıkla alakalı sınıflarca kullanabilmesi Weed’i hayal kırıklığına düşürmüştü.
“Fena değil.”
Weed kılıcını tamir etti, demin tereddüt etmeden yanlarından geçtiği Hayaletleri ve Karabasanları avlamak için hazırlandı.
Barecan’ın Yeraltı Mezarında kazanacağı deneyim puanları ve item düşürme oranı ikiye katlanmıştı; böyle bir fırsatı tepemezdi
Hemen sonra, bir ses duydu…
“Hadi. Uyan, Oppa*.”
Weed’e “Oppa” diye çağıran tek kişi küçük kız kardeşi(bacı) Hye Yeon’du. Oyun kapsülüne takılmış mikrofondan sesleniyordu.
Hah… Tam da zamanı…
Weed etrafa baktı ve oyundan çıktı.




//Bu seriyi çevirmemin sebebi insanlara ilham verdiğini düşünmem. Çoğumuz kendi hayatında gözlemcilik yapan kameralar gibiyiz ve şartların yönlendirmesinden çıkamıyoruz. Weed’in hikayesi çırpınan zihinler için bir ilaç gibi…
// Şu anda ingilizce çeviri 26.cilt 8. bölümde. Bundan sonra güncel için geri sayım yapıcam ki heycan gelsin. Aynı zamanda sonraki bölümün uzunluğunu vericem ki sonraki bölüm için bir fikriniz olsun. Güncele gelene kadar ben korece ve japonca öğrenmiş olurum inşallah. Durmadan devam ederiz sonuna kadar.
//Bu bölüm 12 sayfaydı ve 2. cilt 9. bölüm 11 sayfa olacak hadi eyvallah.
//Güncele 240 bölüm var.

Yorum Yap "Lms 2.8 - Freya’nın Kayıp Hazinesi"