Otto Von Bismark Günceli

Iras 1

Ekim 05, 2016
Çeviren ve Düzenleyen : Ratel




Bölüm 1: Değiştikten Sonraki Dünya! 

Pekin.

İkinci günün sabahı.

Zhang Ye, evde yeni uyanmıştı, hala dünkü rüya hakkında düşünüyordu, Esnerken haberlere bakmak için televizyonu açtı. Aniden sol serçe parmağında daha önce olmayan gümüş bir yüzük olduğunu farketti, bu kesinlikle ona ait olan bişey değildi. Çıkartmak için elinden geleni yaptı ama tüm çabaları boşa çıktı. Sadece bu da değil, yüzüğün yüzeyini ovaladığında aniden sanal bir dokunmatik ekran belirdi. Dün geceki rüyaları ile aynı fontta yazılar geçiyordu, “Oyun Yüzüğü başlatılıyor. Yeni oyuncu teşvik paketi, ‘Oyun arkaplanında rasgele değişiklikler’ genişleme için hazırlanıyor.”

Geri sayım başlıyor…

Üç saniye …

İki saniye…

Bir saniye…

Teşvik paketi genişlemesi başlatılıyor!

Bunun ardından, Zhang Ye şok edici bir sahne gördü.

Yatağın üzerine atılmış HTC telefonu titreşmeye başladı ve garip bir şekil aldı ardından üstünde ‘TCC’ harfleri belirdi. Pencerenin kenarındaki iki korsan Xu Zhimo’nun şiirleri antolojisinden biri ortadan kaybolurken, diğeri Chen Tainmo’nun şiir antolojisine dönüşmüştü.

O kadar çok şey dönüşüme uğruyordu ki, hepsini aynı anda gözlemleyemiyordu!

Zhang Ye’yi en çok ilgilendiren değişimler televizyonda olanlardı. Changhong-markalı televizyon hiç duymadığı Feitian markasına dönüşmüştü. Ve asıl mesele ise televizyonda yayınlanan şeydi!

“Mango TV’nin yeni varyete şovu ‘Parıldayan Görkem’ %1 izleyici kaybetti.”

“Wu Bang’ın son filmi, ‘Beyaz Bakire’ 500 milyon gişe başarısına ulaştı.”

“Göksel Kraliçe Zhang Yuanqi’nin yeni şarkısı yine başarısız oldu. Bundan sonra film endüstrisine odaklanması bekleniyor.”

“Dün, dünyaca ünlü ressam Dake’in çalışması “Mavi Gökyüzü” Amerika’da kapalı müzayedede sahibini buldu.”

“ 20. Asrın en etkili Göksel Kral filmine pek çok insan şarkılarını ithaf etti. Chen Weishi’nin ölümünün 10. Yıldönümü seremonisinde konser veren Göksel Kral Sun Yu kameraların önünde gözyaşlarına boğuldu..”

Zhang Ye tüm bunlara yüzünde bir şok ifadesiyle 10 dakika baktı. Hala neler olduğunu anlayamamıştı. Televizyon ve cep telefonunun markaları nasıl değişmişti ki?
Cennetsel Kraliçe* Zhang Yuanqi mi?

//Cennetsel Kral ve Cennetsel Kraliçe bizdeki megastar ve diva gibi şeyler. Çinceleri: Tianti Nuwang ve Tian Wang

Ne zaman Zhang Yuanqi isimli bir cennetsel kraliçe olmuştu ki?

Ve 10. Ölüm Yıldönümü Seremonisi mi?

Chen Weishi de nerden çıkmıştı?

Nasıl onu duymamış olabilirdi ki? Zhang Yuanqi?

Zhang Ziyi sahne ismini mi değiştirmişti acaba?

‘Chen Weishi’ Eason Chen‘nin yeni ismi miydi?

Bu doğru olabilir mi. Eason Chen hala hayatta mı?

//Eoson Chen’i bilmeyen cahillere gelsin

“Beyaz Bakire” ne tür bir filmdi acaba?

Bai Yansong denen si*iğin oynadığı bir film mi?

O si*ik ne zaman film çekmeye başlamıştı ki?

Zhang Ye yataktan fırladı ve panikle perdeleri açtı. Dışardaki her şeyin değiştiğini gördü. Yoldaki yaşlı iki ağaç yok olmuştu, yerlerinde bir çiçek tarhı vardı Uzaktaki yüksek bir binanın yerini sadece 6 katlı kısa bir bina almıştı. Ve sadece birkaç blok ilerdeki gri renkli bina kurnazca pozisyon değiştirmişti, hatta merdivenlerinin rengi kahverengimsi bir beyaza dönmüştü!


Ding!
Teşfik arttırımı tamamlandı!
Note: Gerçek dünyanın arkaplanı teorik denge içinde değiştirildi.

Zhang Ye’nin yüzü soldu. Bilinmeyen marka telefonunu eline aldı ve inceledi. Tarih ve saat doğruydu. Bugün üniversiteden mezun olalı 2 ay olmuştu. Rehberini biraz karıştırdıktan sonra, kasten birkaç kişiyi aradı. Yakın arkadaşları hala aynıydı, ama çevresinin yaşadığı değişimi nasıl açıklayabilirdi ki? Aynı zamanda elindeki oyun yüzüğü de neydi? Tüm gerçekliği büken bu küçük oyun yüzüğü müydü?

Zhang Ye buna inanamıyordu, interneti kontrol etmek için bilgisayarını açtı. Ne kadar araştırırsa o kadar dehşete düşüyordu.

Değişmişti!

Her şey değişmişti!

 “He Jiong” yada “Xie Na” isminde birer şov yapımcı firma yoktu.

Müzik sektöründe artık Eason Chen or Jacky Cheung gibi insanlar yoktu.

Film sektöründe artık Feng Xiaogang ve Sun Honglei vb kişiler yoktu..

Çinde ve yabancı ülkelerde, kaligrafi ya da ressamlık dünyasında Qi Baishi yada Pablo Picasso artık bulunmuyordu.

Kutsal Şarkı, “Perturbed“?

//Biraz sayko bişi olsa da güzel bence :D

Mo Yan‘ın novelleri?

Beethoven’ın besteleri?

“Transformers” filmleri?

The Voice of China* şovu?

//O ses Çin :D

 “Mona Lisa” isimli tablo?

Hepsi yok olmuştu!
Tüm bu şeylerin bilinmeyen bir oyun tarafından rastgele olarak değiştirildiğini görmek, onun tek oyuncu olarak elde ettiği ödülün bu mu olduğunu merak ettirmişti. Fakat, gerçeklik nasıl bir oyuna dönüşebilirdi?

Ve bu ne tür bir oyundu?

“Contra”, yada “Super Mario” gibi miydi?

Duvarları delmek için kafasını mı kullanmalıydı, büyülü mantar yemesi onu büyütecek miydi?

Tabi ki değişmeyen şeyler vardı, bazı önemli tarihi figürler, dünya haritası ve sosyal gelişmeler gibi. Masadaki Master Kong hazır noodle’ı hala aynıydı, LV hala dünyaca ünlü bir markaydı. Pek çok şey küçük değişikliklere uğramıştı. 

“Rastgelelik” denen şey bu muydu?

Doğaüstü bir olay gerçekleşmişti!
Neler neler dönmüştü böyle?

Tam o anda, yumruklamalar duyuldu. Birisi kapısına vuruyordu. Vuruşlar oldukça şiddetliydi ve kesinlikle birisinin kapıya balyozla vurmasından kaynaklanıyordu!
Zhang Ye gelenin kim olduğunu tahmin etti ve duymamış gibi davrandı.
Kapıdaki kişi birkaç kere daha vurduktan sonra, kapının ardından anahtarların şıkırtısı işitildi ve kapı aniden açıldı!

Zhang Ye içeri giren kişiye baktı. Tüm dünya değişse de ev sahibesi hala ev sahibesiydi.

Otuzlarındaki kadın yaklaştı. Çok güzel görünüyordu. Bazen “çok güzel” sözcükleri onu tanımlamaya yetmiyordu. Örneğin, saçlarını açıkça yeni yıkamıştı. Kafasında hala beyaz bir havlu sarılıydı, ama güzelliği şehirleri ve ülkeleri aşabilecek düzeydeydi, gizlenmesi imkânsızdı. Vücut yapısı özellikle iyiydi. Cildinin esnekliği açıkça ortadaydı ve çok keskin bir biçimde gözüküyordu.
Ancak bu güzel kadınla birkaç gün yakın temasta bulunan birisi onun adi tarafını fark edebilirdi. Sözleri isteyebileceğiniz kadar zehirli olabilirdi. Olmasaydı, nasıl bu yaşa kadar bekâr kalabilirdi ki? Onun şu ufak ağzı onu katlanılamaz kılmaya yetiyordu.

// Bunun gibi bi abla olmalı :D

 Zhang Ye’nin evde olduğunu gören, Rao Aimin boğazını temizledi ve gülümsemeden güldü., “Çocuk, benimle saklambaç mı oynamaya çalışıyorsun? Ben saatlerdir kapıyı çalıyorken neden tepki vermedin? Ölü numarası mı yapıyorsun?

Zhang Ye yavaşça ona doğru döndü, “Ev sahibem, siz mi geldiniz?”
Rao Aimin rahatça oturma odasına oturmuştu. Bir çarpma sesiyle, masaya bir hesap makinesi vurdu. Zhang Ye onun hesap makinesini defalarca görmüştü. Eskiden markası Casio’ydu ama şimdi daha önce hiç duymadığı ”K” ile başlayan bir markaydı. Hesap makinesi firmaları bile mutasyona uğramıştı. 

“Neden ne için burada olduğumu söylemiyorsun? Kirayı toplamak için buradayım!” parmakları becerikli bir biçimde hesap makinesini dövdü. “Bu ayın kirasını vermedin. Geçen ayın aidatını eklersek, senin için hesapladım, Toplamda 2,582 yapıyor. Sana defalarca söylediğim gibi, tek bir cent aşağı olmaz! Sana diyorum, Küçük Zhang… Senin aylık ödemene izin vermemin tek sebebi Pekinli olman. Git etrafa sor; 3-aylık kirayı depozito olarak almayan tek bir bir yer bulabilir misin? Sana ne kadar özel bir muamele yaptığımı sor."

Zhang Ye çarpık bir şekilde gülümsedi, “Lütfen bana birkaç gün daha verin. Şimdilik elimde gerçekten para yok, iş bulduğum anda paranızı ödeyeceğim.”
Rao Aimin zarifçe parmaklarını savurdu, “Paran yoksa, defol. HEMEN!”

Zhang Ye yalvardı, “Durumumu biliyorsun. Sana verdiğim önceki kira ailemden aldığım tüm paramdı. Elimdeki tüm para oydu. Beni kapıya koyarsan gidebileceğim tek yer ailemin yanı. Sana zaten söylemiştim, mezun olduğum zaman özgürlüğümü ilan edip evden taşındım. Şimdi hangi yüzle geri dönerim. Teyze*, çevremize bir bak bu bloktaki tüm binalar apartmanlar ve mağazalar sana ait. Bu kadarcık bir para sende bir eksiklik yaratmaz. Bu konuda, bu öğleden sonra Pekin Radyo Televizyon Kurumunda bir mülakatım var. Gerçekten bir sunucu olabilirsem maaşımı aldığım anda tüm borcumu öderim.”

//Hani taştı la bu?

Rao Aimin ona dik dik baktı ve şüpheyle konuştu, “Sen? Bir sunucu mu olacaksın? Kes şunu, senin görünüşünle ve boyunla, kalabalık bir ortamda kim sana dikkat eder ki? Tüm günlerini bir yıldız olma hayaliyle harcıyorsun. Bir ünlü olmanın kolay olduğunu mu sanıyorsun? Sen bir sunucu olursan bu yaşlı teyze yarınki Bahar Şenliği Seremonisinde görünmeye cüret edecek!”
Zhang Ye devam etti, “Her neyse, lütfen bana biraz aha süre ver. Ben…”
Rao Aimin onu görmezden geldi, “Olmaz!”

“Son birkaç günde kahvaltı bile edemediğimi görmüyor musun? Gerçekten param yok.”

“Yememenle benim ne alakam var? Eh?” Rao Aimin insanlık dışı bir sesle konuştu.

Uzun süre kafa siktikten sonra, ev sahibesini gitmeye ikna etti. Yaklaşık 10 dakika sonra ev sahibesi pijamalar içinde geri geldi. Bu sefer kapıyı çalmadan direk anahtarını kullandı.

Zhang Ye Büyük kardeş Rao’nun parasını istemek için geldiğini düşünerek dikkatlice konuştu, Ev sahibesi teyze, siz…” 

Rao Aimin sehpaya bir kahvaltı seti fırlattı ve soğukça homurdandı, “Tek başıma yiyemiyorum. Evlat, çok şanslısın. Sana bir şey söyleyeyim mi, şu günlerde iş bulmak kolay olmasa da, sen hala Medya Üniversitesinden mezunsun; nasıl işsiz kalabilirsin ki? Tek bir ağaca bağlanıp da ölene kadar asılı kalma!”

Zhang Ye şaşkındı ve hızla konuştu, “Teşekkürler. Anladım.”

Rao Aimin, soğuk ve güzel yüzüyle kapıyı çarpıp çıktı.

Zhang Ye kalbinin ısındığını hissetti. Masadaki hala sıcak kahvaltıya bakarken içi içine sığmıyordu. Bunlar açıkça büyük kardeş Rao’dan arta kalan yiyecekler değildi, bunları kesinlikle Zhang Ye’nin bir kaç gündür aç olduğunu duyduktan sonra dışarı çıkıp almıştı. 

Zhang Ye büyük kardeş Rao’nun dıştan sert gözükse de içinin bir sufle gibi olduğunu biliyordu. Belki zehirli bir dili olabilirdi, ama yine de onu önemsiyordu. Aslında büyük kardeş Rao’nun demeye çalıştığı anlıyordu. Ancak, Zhang Ye’nin çocukluğundan beri çok büyük hayalleri olagelmişti. Sahneye çıkmak ve kalabalıklarla yüzleşmek istiyordu. Bu nedenle hiçbir zaman sahne arkasında duracağı bir iş aramaya yönelmemişti.

Zhang Ye asansörü kullanarak dışarı çıktı.
Zhang Ye caddede etrafa bakındı, yol tanıdık gelse de garip gözüküyordu. Billboard reklamlarındaki ünlülerden hiçbirini tanımıyordu. Bazı dükkânlar Zhang Ye’nin daha önce hiç duymadığı en popüler şarkıları çalıyordu. Bu tanıdık ama yinede garip caddede yürürken adapte olmakta zorlanacağını hissetti. Bu alternatif dünya ile mücadele edemezmiş gibi hissetti, o kadar çok şey değişmişti ki; Yoksa şöyle mi demeli: burası artık Zhang Ye’nin dünyası değildi.

Ağustos ayıydı. Hava hala sıcak ve rahatsız ediciydi.

Bu bilimsel değildi!

Gerçekten de bilimseldi değildi!

Zhang Ye sonuç olarak prestijli bir üniversite bitirmişti. Tabii ki bu gerçekliği hemen kabullenmeyecekti. Hangi çağda yaşıyorduk? Artık şeytanlar ve hayaletler gibi hurafelere inanılan tarih öncesi bir toplumda değillerdi. Hurafelere inanmak sadece zarar getiriyordu. Bu ilkokul çocuklarının bile bildiği bir şeydi. Her şey bilimin karşısında diz çökerdi. Bilimin kesin gücüne inanan Zhang Ye’nin gözlerinde kararlı bir ifade belirdi. 

Cüzdanından bir-Yuanlık demir bir parayı saygıyla çıkarttı ve ciddiyetle havaya fırlattı. “Yazı gelirse, dünyanın arka planını gerçekten bir oyun tarafından değiştirilmiştir, tura gelirse her şey sahtedir.”

Ding Ling Ling.

Para yere düştü, Yazı!

Zhang Ye’nin gözleri karardı. Sahte değildi, her şey gerçekti!





Yorum Yap "Iras 1"