Otto Von Bismark Günceli

Hjc 7.1

Ekim 01, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


 Three-Point Covenant


Neredeyse yarım gün ağlamasına rağmen, Shangguan Bing’er hala durmamıştı. Zhou Weiginq gökyüzüne baktı ve ona hatırlattı,” Tabur komutanım, geri dönme zamanı gelmedi mi? Eğer biraz daha beklersek birileri tarafından bulunacağız.“

Shangguan Bing’er doğal olarak bu elemanın geri döndüğünü biliyordu, kafasını kaldırdı, yaşlı gözlerle söylendi,”Bu seni ilgilendirmez. Sana gözümün önünden kaybol demedim mi ben?“

Zhou Weiginq insanları okumakta oldukça iyiydi, ve o kadar ağlamadan sonra söyleyebilirdi ki, Shangguan Bing’erin gözlerindeki nefret ve öfke azalmıştı. Sesi hala ciddi olsa da, öldürme arzusu yaymıyordu.

“Hemen kayboluyorum!” Shangguan Bing’erin ağlamayı bıraktığını görünce, Zhou Weiginq hemen kaçtı. Siniri biraz yatışsa da hala onu ezebilirdi.

Zhou Weiginqin üzgün halde ayrılışını görünce, Shangguan Bing’er dudaklarını ısırdı, kalkıp kampa geri döndü.

Zhou Weiginq çadırına geri dönünce rahat bir nefes aldı. Öncesinde uyandığı sırada, Shangguan Bing’eri hayatına kastedişi ile burun burunaydı, ve etrafına dikkatlice bakamamıştı. Şimdi, gün ışığında, bir rahatlamayla terler döktü, dün geceki kişinin nazik Shangguan Bing’er olmasına sevindi.

Çadır tamamiyle karışmıştı, parçalanmış kıyafetler her yandaydı, özellikle de Shangguan Bing’erin dün gece giydiği mor iç çamaşırları. Yatağında kan vardı, bu da dün gecenin ne kadar çılgın geçtiğini gösteriyordu.

Zhou Weiginq hızlıca ortalığı toparladı, daha sonra da onları önceden hazırladığı bavula tıkıştırdı. Daha sonra dikkatlice yatağını kanlardan arındırdı, ve onları sakladı. Sonuçta bu onun amacının bir sembolüydü, ve elbette saklamak istiyordu. Eğer gelecekte Shangguan Bing’er onunla olmak isterse, bunu ona verecekti. Elbette kabul edip etmemesi başka bir meseleydi.

Etrafı temizledikten sonra, Zhou Weiginq bir kez daha soğuk terler döktü, Ölümsüz tanrı tekniği kitabını bulamamıştı, Shangguan Bing’er tarafından alınmışa benziyordu. vermek istemiyor falan değildi, tek korkusu Shangguan Bing’erin onu takip edip öğrenmeye çalışmasıydı. Dün gece Ölümsüz tanrı tekniği üzerinde çalıştığında, bu tekniğin ne kadar zorlu olduğunu fark etmişti, öğrenilme zorluğunun neredeyse imkansız olduğunu görmüştü. Eğer içindeki siyah inci ona yardım etmese, büyük ihtimal Shangguan Bing’er gelmeden ölmüş olurdu. Hayır, bu kesinlikle olamazdı. Onu bu tekniği öğrenmeme konusunda uyarmalıydı. Yine de, öğrenmek istese dahi, tam iyileşene kadar 2-3 gün beklemesi gerekti.

Zhou Weiginq tüm zaman boyunca bileğinden kaybolmayan mücevherlerine baktıktan sonra, yavaşça uyuklamaya başladı ve derin bir uykuya daldı.

Askere alım hala devam ediyordu, ayrıca Shangguan Bing’er onu cezalandırmak için çok uzak bir bölgede görevlendirmişti, artı onu kimse rahatsız etmiyordu. Zhou Weiginq güneş batana kadar uyumuştu. 

“Eh… Çok rahat.” Yavaşça gerildi, kemiklerinden gelen yumuşak çıtırtıları duydu, ve rahatlamış bir hisse kapıldı, sanki bütün sıkıntılar gitmişti. Aşağı doğru bakınca, cennetsel mücevherler hala onun bileğindeydi.

“Niye bende diğerleri gibi cennetsel mücevherlerimi vücuduma geri alamıyorum? Bunu nasıl halledeceğim?” Zhou Weiginq çocukluktan beri işe yaramaz olarak atfedildiğinden, mücevher ustası okuluna gitmemişti, sadece basit bilgileri vardı, ne yapacağını bilmiyordu.

Boşver, şimdilik bunu kafama takmayacağım, önce güzel bir tıkınayım – Tüm gün uyuduktan sonra, dün geceki olaylarda eklenince, büyük bir açlık içinde uyanmıştı. Ordu üniformasını üzerine geçirdi, kollarını uzatıp cennetsel mücevherlerini gizledi ve yemek salonuna doğru koştu.

Zhou Weiginqin midesi doyunca, ruhu da doymuştu. Boyunun uzaması onu gerçekten şaşırtmıştı. 1.7 metre dolaylarındaydı, 13 yaşında biri için fazlasıyla uzundu. Yine de, dün geceki olaylardan sonra, birkaç santim uzamıştı ve vücudu daha yapılı bir hal almıştı.

Kalbinde Shangguan Bing’er için duyduğu acı bir yana, keyfi gayet yerindeydi. Sonunda uzun süredir arzuladığı cennetsel mücevherlerine kavuşmuştu. Değil efsanevi cennetsel mücevherler, sıradan bir cennetsel mücevher ustası olmak bile onu tatmin etmeye yeterdi. Eğer Shangguan Bing’er için olmasa, çoktan babasına iyi haberleri vermeye gitmişti, ve sürekli onu aşağı gören difuyanın çoktan onun cennetsel mücevher ustası olduğunu öğrenmesini sağlamıştı.

Zhou Weiginq keyfi yerinde bir şekilde çadırına döndü, ama çadır girişini açtığı anda, kalbi aniden alarm verdi ve bağırdı:”Kim o?“

O an gelen ürperti bilinç altından geliyordu ve orada neler olduğunu bilmiyordu. O an, hava kararmıştı ve çadırın içine dair hiç görüşü yoktu.

Yine de çadırın içindeki kişiyi görünce Zhou Weiginqin ifadesi değişti. Yüzünde aptal bir ifadeyle,”Oh demek sizdiniz tabur komutanı, niye gelmiştiniz?” Bunu söylediği sırada, çadıra bir adımını atmıştı, diğer adımını atmayı reddediyordu. Kim bilir Shangguan Bing’er onun çadırına niye gelmişti.

Shangguan Bing’er bir çift mavi elbise giymişti ve masmavi saçlarına çok uyuyordu.  Zhou Weiginq kendi elbisesinin ranzanın üzerine katlanmış olduğunu gördü, ve o çadıra girdiği sırada, kızımız gözlerini dikmiş kıyafete bakıyordu.

“İçeri gel.” dedi Shangguan Bing’er sesinde soğuk bir ifadeyle.

Zhou Weiginq etrafına baktı, yalnız silah olmadığını görünce çadırdan içeri girdi. Yine de hala ürperiyordu ve çok ilerlemedi.

Bu kurnazın ifadesine bakınca, Shangguan Bing’er kızardı, kalbinde kendini suçluyordu, nasıl bu lanet kurnazın kendisinden avantaj sağlamasına izin verirdi.

“Kıyafet nerede?” diye sordu.

“Ne kıyafeti?” Zhou Weiginq anlamamıştı.

Shangguan Bing’er utançtan kıpkırmızı kesilmişti, ve katlanmış kıyafete baktı. Zhou Weiginq hemen durumu çaktı ve dikkatle söyledi,”Bir anlık… saklayıvermişim.“

Shangguan Bing’er gül gibi kızarmıştı;”Sen… buraya ver onları.” Kendini tutamayıp bu haytayı öldürmekten korkuyordu.

Zhou Weiginq isteksizce özenle sakladığı giysileri çıkardı ve onları Shangguan Bing’ere verdi. Elbette kızımız böylesi utanç verici bir şeye şimdi bakamazdı, hemen güvenli bir yere koydu. Bilmediği bu çakalın hala bir parçayı sakladığıydı.

Yorum Yap "Hjc 7.1"