Tankların Tarihi Günceli

Btth 53

Ekim 04, 2016
Çeviri: coNan ve AlexiaAideen – Çeviri Kontrolü: AlexiaAideen ve Ozntyr – Düzenleyen Aoi Shuu – Yayıncı: Aoi Shuu



Küçük yemyeşil bir orman, havaya uçuşan bembeyaz Dou Qi’nin parçaları, aralıksız Xiao Yan’ın vücuduna doluyordu.

Enerji çukuru haline gelmiş Xiao Yan’a bakarak, Xun Er hoş bir şekilde şaşkına uğradı. Sessizce aralarına mesafe koyarak, gece nöbetine kalktı ve etrafı kolladı. Eğer Xiao Yan meditasyon çalışmasından uyandırılmış olsaydı, bir sonraki seviyeye ulaşma şansını kaybedecekti.

Xiao Yan’ın ilerlemeyi neredeyse başardığı kesin olarak söylenebilirdi.

Dou Qi emilirken, yorgunluğun soluk izleri Xiao Yan’ın yüzünden yavaş yavaş ortadan kayboldu. Sıcak yeşim taşı parçası gibi, narin yüzü soluk bir şekilde parladı.

İlerleyen saatte bu olaylar küçük sık ormanın içinde yapılmaya devam etti, ta ki sonunda bitine dek.

Sonunda, Dou Qi’nin son parçaları Xiao Yan’ın vücuduna girdiğinde, küçük orman eski sakinliğine yeniden kavuştu. Güneşin kavurucu ışınları ormana düşene kadar devam etti.

Xiao Yan’ın gözleri sıkıca kapanmasına rağmen, göğsü havalandı ve düzgün ve sabit bir tavır takındı. Xun Er, bunu görürken, bir nefes aldı, rahat ve nazik bir şekilde “Sonunda 9. seviye Qi’ye ulaştı. Belki bir yıla kalmaz, Xiao Yan ge-ge Dou Qi Cyclone’na yoğunlaşarak gerçek bir Dou Zhe olabilecek.”

Dn- Aoi Shuu: Merak ediyorum da Evrenin Hazinesi gelişirse Btth mi yoksa benim Evrenin Hazinesi mi kazanır bilmem...

Dudaklarında içten bir gülümseme vardı, Xun Er kireç taşının üstüne sıçradı ve bağdaş kurarak oturdu. Dirseklerini dizlerinde, parmaklarını yanağına dayarken, avuç içiyle çenesini destekleyip, kalkması için Xiao Yan’ın uyanmasını bekledi.

……

Xiao Yan sonunda derin uykusundan uyandığında gökyüzü yavaş yavaş alaca karanlığa dönüşmüştü. Birazdan yatsı ezanı okunacaktı ve daha akşamı kılmamıştı. Şaşkınlıkla göz kırpan Xiao Yan kendine gelene kadar etrafa boş boş bakındı. Kafasını kaldırdı, bakışları akşam güneşinin altın ışınlarıyla bezenmiş bir figüre takıldı. Sıvı su gibi parlak ve temiz bir çift göz gözleriyle buluştu. Gülümsedi. (mümin latifesi :D)

“Xiao Yan ge-ge sonunda uyandı mı?” Xun Er yeni uyanmış Xiao Yan’a soruyu sorarken cana yakın bir kahkaha atıverdi.

Xiao Yan kafasını sallayıp gülümserken ayaklandı. Uyuşmuş boynunu kütürdetip tembelce gerindi. ”Katur Kutur” Kemiklerin birbirine vuran tatmin edici sesi henüz bir Duan Qi yükselmiş bedenden duyulabilirdi.

Seviye atlamanın getirdiği duyguyla şaşıran Xiao Yan elini bir yumruk yapıp gevşetti, çenesi hafiften serbest kaldı ve başını eğdi: suratı hem şüphe hem de belirsizlikle doldu ve “ Gördüğüm şey… 9 Duan Qi’ye ulaşmış olduğum mu?” diye geveledi.

Xiao Yan’ın şaşırmış bakışlarına ilgili bakışlarla karşılık veren Xun Er kahkaha atmaya başladı.

Xun Er’in kafa sallamasını görmesi üzerine, Xiao Yan’ın dudakları yukarı doğru kıvrılarak bir gülümsemeye dönüştü. Hala gülse mi ağlasa mı bilmemesine rağmen kalbi memnuniyetle şaşırmıştı. En son seviye atladığında, uyuyordu. Bu sefer de, bir diğer seviye atlamayı uyurken gerçekleştirdi. Bu şekilde seviye atlamak biraz fazla gülünçtü.

Şiddetle havayı birbiri ardına birkaç kez yumruklayan ve Dou Qi’sinin birkaç saat öncesinden daha güçlü olduğunu hisseden Xiao Yan gülmeden edemedi.

Xiao Yan tüm o memnun edici sürprizi aklından çıkarttıktan sonra kasvetli gökyüzü renginin farkına anca vardı. Xun Er’in bunca zamandır onu beklediğini bildiğinden ona özür dileyen bir gülümseme bahşetti.

Kıyafetlerini giyerken Xun Er’e esprili şakalar yapmaya başladı, “Gitmiyorsun herhalde? Bugün güzel bir gün, öyleyse neden Ge’nin sana Wu Tang şehrinde hoş bir yemek ısmarlamasına izin vermiyorsun?”

ÇN: Ge = abi ve Ge-ge = abişko (yerseniz tabi :P) Dn

“hihi, o zaman en pahalı yemeği isterim…” diye kendisine has hafif bir kahkaha ile cevapladı. Bir süre kireç taşının üstünde parmak uçlarınla yürüdü, ihtiyatlı yeşil orman yayılan ürkek bir kahkaha atıp dikkatle Xiao Yan’ın yanına atladı.

……..

Xiao Yan tüm öğlen beklediği için Xun Er’e teşekkür etmek için klana kadar eşlik etmeden önce Wu Tang Şehri’ni turlamaya götürdü.

Xiao Yan hala bir miktar heyecanlı bacaklarını odasına sürükledi, yatağına atladı ve yorganına sarıldı. Yumuşak bir mırıldanmayla kendi kendine “En azından, sonunda yeniden bir Dou Zhe olacağım..” dedi.

“Hey, henüz ulaşmış olduğun bu seviye atlama…. o küçük kızın sayesindeydi.” Odanın ortasından yaşlı bir adamın kahkahası duyuldu.

Bir göz kapağını kaldıran Xiao Yan, Yao Lao’ya tembelce bakmaya başladı ve kaşlarını çattı. “Xun Er’in bu konuyla ne alakası var?”

“Mm, kesinlikle alakası var, aksi halde kendi kendine seviye atlaman bir haftanı alırdı.” Yao Lao’nun ilgisiz tonu odada yankılanırken transparan bedeni bir sandalyeye oturdu.

Kıskançlıkla omuzlarını silken Xiao Yan kafasını yorganına geri gömdü. “Artık, zaten 9 Duan seviyesindeyim, eğer Dou Zhe seviyesine atamak istersem, korkarım ki bir altı ay civarında vaktimi alır…” Bunu söyledikten sonra, bir an için duraksadı ve yorganı attı. Odaklanmış suratı kasvetlendi, ses tonu şimdi soğuk bir hal aldı, “Bir yıl neredeyse geçti ama ben hala tek yıldız bir Dou Zhe olamadım. Eğer işler böyle giderse… ne yazık ki üç yıl içerisinde Nalan Yanran’ı yakalayamayacağım.”

Yao Lao bunu duymasının üzerine ona bakmak için gözlerini kaldırdı ama sessiz kalmaya devam etti.

“Nalan Yanran gelecek Mistik Bulutlar Grubu’nun lideri olmak için eğitiliyor. Yeteneğinin düşük olduğu da hiç söylenemez ve Mistitk Bolutlar Grubu da oldukça güçlüdür. İçerisinde heybetli simyacı, İlaç Kralı Gu He bile var.. Eğer Nalan Yanran’a yardım ederse, hızı korkutucu olabilir. Benim antrenman hızımdan daha yavaş olmayacaktır.” Diye sesli düşündü Xiao Yan.

Yao Lao, başını Xiao Yan’a doğru eğdi ve onun kristal gibi parlak gözlerinin kendisi üzerine inceden inceye odaklandığını gördü. Yao Lao birden bire kahkaha atmaya başladı ama hala daha bir yorumda bulunmadı.

Yao Lao’nun suratına bakan Xiao Yan sadece gözlerini devirebildi. Kelimeleri anlamsızdı...

“Heeh…” Yao Lao bir süre sessiz kaldıktan sonra yavaşça iç çekti. Xiao Yan’a doğru yürümek için kalktı ve dudakları bir gülümsemeyle kıvrılmaya başladı: “Şu Ge He denilen herif 6. derecede bir simyacıdan fazlası değil. İlaç Kralı diye çağırılmayı hak ediyor mu hiç? İlaçları arıtmaktan başka ne yapabiliyor ki?”

Yao Lao’nun bu şekilde konuşmasını duyan Xiao Yan’ın suratı birden sırıtan bir hal aldı. Şu anda, gizemli öğretmenin sonunda ona el uzatmak üzere olduğunu biliyordu...

“Yarın bazı malzemeleri almaya gideceksin. Qi Toplama Tozu, sanki şekermiş gibi bunu yiyeceksin… Nalan’ın bu tür muamele gördüğünü zannetmiyorum!” İki eli arkasında olan Yao Lao gurulu bir şekilde sırıttı.



Yorum Yap "Btth 53"