Dünyanın Oluşumu Günceli

Btth 50

Ekim 04, 2016


Qi Metodu ile odadan çıkan Xiao Yan’ı izleyen Xun Er kafasını salladı. Çaresizlik dolu bir sesle şöyle dedi: “Şimdilik sana inanacağım.”

Xiao Yan odadan çıkarken, diğer klan üyelerine baktı, hepsi de şaşkındı. Hafifçe omuzlarını silkerek, birlikte amaçsızca ilerlemeye ve gelişi güzel muhabbet et meye başlamadan önce Xun Er’in gelmesini bekledi.

Beraber iki saatleri olduğu için Xun Er ve Xiao Yan dışarıya çıkmak için acele etmiyordu. Qi Metodu Köşkü normalde herkese yasaklandığından, bugün orada olmak büyük bir fırsattı. Böylelikle meraklarını gidermeye karar verdiler.

Tam ateş yolunu terk edecekleri sırada, Xun Er gelişigüzel bir odaya girdi ve Düşük Xuan Qi Metodu parşömenini gidip aldı. Xiao Yan’a katılmasıyla diğer koridorları gezmeye devam ettiler.

Bugün Qi Metodu Köşkü için yılın en gürültülü günü olacaktı. … koridorlar … yapan … insanlarla doluydu. Her bariyer kırıldığında, diğer bir heyecan dolu nara duyulabiliyordu.

ÇN-Alexia: bilin bakalım boşluklara ne gelecek😀 hayde😀

Heyecan dolu bu atmosferde. Xiao Yan’ın yüzünde bile belirsiz bir gülümseme oluştu.

Diğer bir koridora yürürken Xiao Yan saate bir göz attı. Gerinip Xun Er’e bakarken gülümsedi, “Gitmemiz lazım, zaman neredeyse doldu.”

Umursamaz bir tavırla kafasını sallayan Xun Er, Qi Metodu Köşkünün çıkışına doğru gitmeden önce köşeyi dönen Xaio Yan’ı takip etti.

Koridorlardan birini yürüdükten sonra Xiao Yan’ın kaşları şaşkınlıkla havalandı. Yakında, Xiao Mei’ye ait kırmızı bir elbiseyi görebiliyordu. Engellerin önünde öylece dolaşırken etkileyici yüzü kızarmıştı. Görünüşüne bakılırsa, Qi Metodu’nu almak için elinden gelen her şeyi deniyordu ancak engeli kırmaya gücü yetmiyordu.

Xiao Mei, bugün hafif dar bir eteği olan kırmızı renkli güzel bir kıyafet giymişti ve belinde, sıkıca sarılmış, bir kurdele bağlıydı.

Şu anda, kaşları sevimli bir şekilde çatılmışken saf ve sevimli yüzü tedirgin gözüküyordu. Etrafındaki klan üyeleri onunla konuşabilmek için birbirlerini eziyordu.

……

Her geçen saniye Xiao Mei’nin ruh hali daha da kötüleşiyordu, ümitsizliğin kıyısında olduğu açıkça görülüyordu. Bugünün öncesinde babası ona gizlice bir oda numarası verip, İçerisindeki Qi Metodunu almak zorunda olduğunu söylemişti. Bütün olası yöntemleri denemiş ve saatlerce uğraşıp, sonunda Qi Metodu Köşkünün düzenlenmesinden sorumlu olan kişilerden bu bilgiyi alabilmişti. Biliyordu ki eğer Xiao Mei Hava özelliğine sahip yüksek Huang seviyesi bir Qi Metoduna sahip olursa güç yarışında diğerlerinin önüne geçebilirdi.

Xiao Mei’nin babası doğru oda numarasını almış olsa da odayı çevreleyen bariyerin dayanıklılığını hesaba katmamıştı. Xiao Mei tam bir saattir odanın önündeydi ama hala odayı koruyan bariyeri geçememişti ve diğer klan üyeleri ona yardım etmek için can atıyor olsalar da kimse bariyeri çizik bile atamamıştı. Koruyucu bariyere aynı anda sadece bir kişi saldırabilirdi ve eğer bariyer iki kişi yada fazlasının saldırdığını fark ederse savunmasını arttırıyordu. Sonuç olarak yaptıkları delik bir kova ile su taşımaktan farksızdı.

Şu anda iki saatlik süre neredeyse dolmuştu. Eğer odayı koruyan bariyeri kırmayı hemen başaramazsa o zaman Xiao Mei eli boş dönmek zorunda kalacaktı. Herhangi bir Qi Metodu elde edememe ihtimalini düşündükçe Xiao Mei’nin sevimli gözleri sulanmaktan kendilerini alamadı.

Buğulu gözler ve buruk bir gülümseme ile kafasını salladı. Etrafına bakındı, Güzel gözleri tanıdık bir sima görerek havaya kalktı.

Çok da uzak olmayan bir mesafede, iki elini kafasının arkasına yerleştirmiş yüzünde sakin bir ifade olan siyah elbiseli genç bir adam vardı.

Acele ile yüzünü silen Xiao Mei çoktan pes etmişti fakat Xiao Yan’ın ortaya çıkışı ona yeni bir umut vermişti. Kendisine yardım edebilir umudu ile Xiao Yan’a doğru ilerlerken, göz yaşlarını tamamen silip, kırmızı dudaklarını ısırdı.

Etrafındaki klan üyeleri Xiao Mei’nin ifadesindeki değişimi gördü ve bakışlarını takip ederek Xiao Yan’ı buldu. Yüzlerinde saygı belirtileri oluşurken sessiz fısıltıları yavaşça dindi.

Bir süreliğine, başlangıçta çok gürültülü olan koridor anında sessizleşti.

Bir düzüne civarında bakışın altında Xiao Yan umursamaz bir bakışla ilerlemeye devam etti.  Yana doğru dahi bakmadan, kelimelerini açık seçik söyleyemeyen Xiao Mei’ye doğru yürüdü ve onu geçip gitti.

Xiao Mei onu görmezden gelen Xiao Yan’a kırmızı dudakları hafifçe aralanarak baktı, karşılaştığı muameleye şaşıp kalmıştı. Bir süre sonra, nazikçe kafasını sallarken suratı kendisiyle dalga geçtiği bir ifadeye büründü. Geçen üç yıldır Xiao Yan’a karşı tutumunu hatırladığında suratındaki kızgınlık hızla dağıldı.

ÇN-Alexia: Eden bulur, alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste, kendin ettin kendin buldun Xiao Mei asgfaddsa

“Haha, bu intikam olmalı, hakikaten mide bulandırıcı bir insanım. Ne ekersen onu biçersin…” diyerek Xiao Mei yere çöktü. Sessiz koridorda bastırdığı ağlamaları yankılanırken omuzları belli belirsiz kıpırdanıyordu.

Çevresindeki klan üyeleri başlarını sallarken Terk edilmiş yavru kedi gibi yerde oturan Xiao Mei’ye üzgünce üzgün olduklarını belli eden mırıldamalar çıkardılar.

Xiao Mei yere çömelmişken belli belirsiz hıçkırdı. Ama birden havada yanlış bir şey sezinledi ve ağlayan yüzü yavaşça şaşırmış bir hal aldı.

İlerlerken geriye dönmüş iki geç, elleri kafalarının arkasında Xiao Mei’ye doğru yavaşça yürüyorlardı.

Xiao Mei’ye göz ucuyla bakıp umurmasaz bir tavırla “Yoldan çekil.” dedi.

“Ah? Oh…” Şaşkın Xiao Mei, hemen suratına gelen neşeyle toparlandı ve uysal bir çocuk gibi ona yol verdi.

Hazırda olanların meraklı ama minnettar gözleri altında Xiao Yan kapıyı koruyan engelin önünde durdu. Avucunu uzatmasıyla oğlan hafifçe nefes aldı.

Herkes sessizliği sürdürdü. Sonrasında birden şimşek gibi hızlı hareket etti. Vücudunu çevirirken ayağını havalandırdı ve bir kamçı gibi ileriye doğru salladı. Bir ‘Kabum’ sesi çıkararak çevredeki havayı büktü.

“Bang!” Çevresinde süratle atan dalgalara neden olan acımasız tekmeyi engele indiriverdi. Sonunda, herkesin şok olmuş bakışları altında engel kırıldı.

Ayağını yavaşça yere indirmeden önce Xiao Yan ayağını havada bir süre bekletti. Boynunu biraz çevirerek geriye döndü ve sonrasında uzakta duran Xun Er’ın yanına doğru ilerledi.

“Biao-ge… … Teşekkürler… … Özür dilerim.” Diye çekinerek Xiao Mei, yanından geçmekte olan Xiao Yan’a teşekkür etti.

“Ne demek vazifemiz” [NOT: burada yazan aslında evet yada vb. Aoi kendi versiyonunu ekledi😀 ]

DN- Xiao Yan koru bu kızı bak senin haremine transfer edeceğim😀

Xiao Yan, bütün kibrini kaybetmiş olan genç kıza baktı ve diğer klan üyelerinin hayranlık dolu bakışları arasında uzaklaşmadan



Yorum Yap "Btth 50"