Tankların Tarihi Günceli

Btth 49

Ekim 04, 2016





Zifiri siyah kapının ardına geçtikten sonra etraf biraz loştu. Çevredeki duvarlara asılı ateş incilerinin içinden yayılan tatlı ışıklar geniş köşke derin ve sessiz bir hava vererek parlıyordu.

Köşk, ana girişte birbirinden ayrılan bir kaç geniş geçide sahipti. Her bir geçidin girişinde, geçitlerin sahipliğini yaptığı elementleri tanımlayan geniş kitabeler vardı.

Xiao Yan’ın gözleri en soldaki Ateş Geçidi’ne gelmeden önce her bir geçidi süzdü. Belli belirsiz burnuna dokundu, başını yana çevirdi. Her nasılsa bakış açısına giren utançla yüzü kızarmış bir Xun Er’di. Hayretler içerisinde “Bu da nesi Xun Er?” diye sordu.

“Ah?” Xiao Yan’ın sesiyle duygularından sıyrılan Xun Er’in kızarmış suratı sanki mümkünmüş gibi biraz daha kızardı. Xiao Yan’a burnunu kırışmasından ve umursamaz bir tonla cevap vermesinden önce toparlanması bir kaç dakikasını aldı. “Hiç bir şey değildi, hadi acele edelim ve bir Qi Metodu arayalım.”

Xiao Yan afallamış bir ifadeye büründü ama sonrasında Ateş Geçidi’ni işaret edip bir gülümsemeyle “Hadi gidelim bakalım.” dedi.

Xun Er suratındaki kırmızılığın izleri devam ederken umursamaz bir şekilde başını salladı.

Xun Er’in çekici yüzüne yandan bakarken Xiao Yan’ın kalbi bir an durmadan edemedi. Dümdüz karşıya bakarak yolu gösterdi.

……

Ateş Geçidi, daha küçük beş koridora ayrılıyordu. Her bir koridorda bir kaç klan üyesinin gölgeleri belli belirsiz görülüyordu.

“Ateş Geçidi, üçüncü koridor.” Kısa bir bakıştan sonra Xiao Yan, Xun Er’i üçüncü koridora doğru yönlendirdi.

Bu koridorun içinde ne varsa tamamen farklı bir dünya gibi görünüyordu. Koridorun iki tarafında da aralarında birkaç metre bulunan kalın kırmızı renkli ahşap kapılar vardı. Şuan bütün kapılar ardına kadar açıktı ancak her kapının içinde uçuk kırmızı bir perde vardı.

Bu kırmızı perde bir tür koruyucu engeldi. Aynı zamanda, klanın gençleri için son sınav olarak da konulmuştu. Eğer biri içerideki Qi Metodunu öğrenmek isterse, önce bu engeli geçmeliydi.

Bu koridora girmiş oldukça fazla klan üyesi vardı. Şimdi bu insanlar birkaç farklı ahşap kapının önünde duruyor ve kızarmış suratlarla kırmızı engele şiddetle vuruyorlardı. Arada sırada engellerin kırılma seslerine eşlik eden ve köşkün içerisinde çınlayan kutlama çığlıkları duyuluyordu. Böyle zamanlarda tüm güçleriyle hatta engellere saldıranlar suratlarını kıskançlığın kaplamasına engel olamıyorlardı.

Xiao Yan ve Xun Er, iki tarafta hevesle tutuşan klan üyelerini izleyerek koridorda gizliden gizleye eğlenip ilerlediler.

Başka bir köşeyi döndükten sonra Xiao Yan yanındaki ahşap kapı üzerine işlenmiş numaraya baktı. Numara 37’yi gösteriyordu.

Burnuna dokundu ve ilerlemek için acele etmeden önce gülümsedi. Sonunda 43 numarayla işaretlenmiş kapının önünde durdu ve neşeyle “İşte burası.” dedi.

Koridorun içinde hala 10’dan fazla klan üyesi vardı. Hepsi de Xiao Yan’ın 43 numaralı kapının önünde durduğunu gördüğünde şaşkına dönmüştü. Bu oda aslında bu yoldaki en zor engele sahipti. Öncesinde yeterince yetenekli olan bir kaç klan üyesi bariyeri kırmayı denediyse de hepsi duvara toslamıştı.

Xiao Yan, yolundaki şaşkın gözleri umursamadan yavaşça avucunu ışık engeline doğru kaldırdı.

Xiao Zhan’ın hareketlerini gören Xun Er, oyuncu bir şekilde göz kırptı ve şaşkın bir gülümsemeyle sordu. “Xiao Yan ge-ge, böyle yaparak Xaio amca kişisel kazanç için yetkilerini kötüye mi kullanmış sayılıyor?”

Xiao Yan, engelin kalınlığını ölçtükten sonra etrafında döndü ve sahte bir vahşilikle yanıtladı, “Küçük kız, Hiçbir şey görmemiş ya da duymamış gibi davranırsan senin için daha iyi olur. Aksi taktirde…”

Xiao Yan’ın ifadesiyle eğlenen Xun Er bir gülümseme attı ve kibar suratını kırıştırdı. Böyle kız gibi bir davranış etraftaki üyelerin gözlerini birden fal taşı gibi açmasına sebep oldu.

Xiao Yan alaylı bir gülüşle karşılık verdikten sonra, iki adım geriledi ve bacaklarını hafifçe ayırdı. Yavaşça elini yumruk yaptı ve gözlerini kapattı. Sonrasında, vücudundaki Dou Qi yüksek hızda belirli bir yol izleyerek dolaşmaya başladı.

Güzel kıvrımları sıkı kıyafetlerinin içerisinde mükemmel bir şekilde sarılmış olan Xun Er duvara doğru tembelce eğiliyordu. Gözleri, Dou Qi’sini toplayan Xiao Yan’a kitlenmişti. Kırpılan o gözlerde, solgun altınımsı kıvılcımlar titreşti.

“Hah!” Gözleri birden açıldı. Bunu takiben Xiao Yan’ın ayağı ansızın yeri tekmeledi. Şimdi arkası havada hızlı bir dönüş ile engele bakıyordu. Sonra, ılık bir rüzgarın acı çığlığı duyulduğunda sağ dirseğini geri çekti. Nihayet, döndüğünde kırmızı ışık bariyerini şiddetle yumruklamıştı.

“Sekiz Kudretli Patlama!”

Dn-Duzeltiyorum çevirmen arkadaşın eli sürçtü. “Sekiz kudretli yıkım” ahaha acı günlerin aklıma geldi.

Aklında bastırılmış bir çığlık atan Xiao Yan’ın yumruğu engele şiddetle vurdu. Aniden engelin ortasından kenarlara doğru dalgalanmalar yayılmaya başladı.

“Kırıl!” diye bağırmasını takiben 10’dan fazla şok olmuş izleyici kırmızı ışık perdesinin cam gibi parçalandığına tanıklık etti.

Xiao Yan yavaşça nefes verdi. Kolu rahatlamadan önce, kollarını sallamasıyla kıyafetinin kol kısmından birkaç patlama sesi geldi.

Bir köşede kırmızı engelin parçalanmasını izleyen Xun Er “Bu iyi bir savaş tekniği. Saldırı gücü çok kuvvetli!” demeden önce hafiften ellerini çırptı ve hafifçe büzülmüş dudaklarıyla kafasını salladı.

Xiao Yan umursamaz bir şekilde “Şöyle böyleydi işte.” demeden önce boynunu kütürdetti ve kollarını esnetti.

Xiao Yan’ın sözlerini duyan koridordaki diğer üyeler göğüslerinin sıkıştığını hissetti. Sadece şöyle böyle olan ne de tuhaf bir savaş tekniğiydi bu? Tamamen travmaya neden olucu bir ifade…

“Hehe, haydi gidelim ve içeride nasıl bir teknik sakladıklarını görelim.” Xiao Yan kafasını içeri girmeden önce hafif kırmızımsı bir lekeye sahip olan odaya çevirdi.

Odanın içerisi, kayda değer şekilde aydınlıktı fakat o kadar da geniş değildi. Ufak odanın ortasında üzerinde koyu kırmızı renkli bir parşömen duran taştan bir masa vardı.

Xiao Yan parşömene doğru yürüdü ve zevkle eline aldı. Parşömenin arkasında yazılı olan kelimeleri okudu: “Yüksek Huang seviyesi Qi Tekniği: Kül Edici Alev!”

Xiao Yan’ın arkasından yumuşak kahkahalar geldi. “Aslında bakarsan o kadar da kötü değil. Hatta klan’ın en iyi Ateş Özelliği Qi Metodu. Hehe, Xiao Amca, Xiao Yan ge-ge’nın yararı için bayağı efor sarf etmiş gibi gözüküyor.”

Xiao Yan gülümseme ile onayladı. İçten içe sıcak bir duygu yayıldı.

Birden Xiao Yan’ın arkasından pamuk beyazı bir el belirdi ve koyu kırmızı parşömeni ellerinden aldı. Parşömeni tutarken kafasını eğmesiyle “Xiao Yan ge-ge, gelecekte yüksek seviyede bir Qi Metodu edinebilecek olsan da, gerçek şu ki, gelecekteki gelişimin ilk başladığında kullandığın antrenman tekniğinin seviyesiyle belirlenecek. Yüksek Huang Qi Metodu… ki bu biraz düşük.”

Xiao Yan belli belirsiz bir gülümseme ile onayladı.

Xiao Yan’ın serinkanlı ifadesini gören Xun Er hafifçe kaşlarını çattı ve ardından iç çekti. Parmak şıklatması ile birlikte antika görünümlü parşömen elinde beliriverdi. Parşömen’in rengi kırmızı akik taşı gibiydi

“Bu ateş yetkisi Yüksek Xuan Qi Metodu: Alev Manipülasyonu!”

Xun Er parşömeni okşarcasına elini sürtüp, yumuşak bir ses tonuyla konuştu , “Xiao Yan Ge-ge’nin itibarını kurtarmak için benim teklifimi reddetmeye ihtiyacı yok. Xun Er zaten senin fazlaca ukala birisi olmadığını biliyor. Yüksek Seviye Qi Metodu senin geleceğin için son derece yararlı, bu yüzden…

Her bir elinde birer parşömen tutan Xun Er’e bakan Xiao Yan buruk bir kahkaha attı ve kafasını salladı. Kafasını okşamak için elini uzattı, sonrasında Yüksek Huang seviyesi antrenman tekniğini saklayan parşömeni geri almak için ilerledi. Bütün bunlar Xun Er’in kırılmış ifadesi altında gerçekleşti.

“Xiao Yan ge-ge…” Xun Er dudak büzdü ve üzgün bir ifadeye büründü. Yaşlı gözleri görülmeye değecek kadar şaşkındı.

Dn- Var ya ben bu kızı  seviyordum ama “dum” artık sevmiyorum… Bu kız gizemli fazla gizemli ve ben bu gizeme gıcık oldum….

“Hehe, teşekkürler Xun Er. Teklifini kendi saygınlığımı korumak için reddetmiyorum.” Xiao Yan, yüzünde nazik bir gülümseme ile öne eğildi ve hafifçe kulağına fısıldadı.

“Xiao Yan ge-ge, daha iyi bir Qi Metoduna sahip…”

ÇN: bu son sözü Xiao Yan fısıldıyor ama kendisinden 3. şahıs olarak bahsetmiş


Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "Btth 49"