Otto Von Bismark Günceli

Btth 46

Ekim 04, 2016


Kuduruk Xiao


Yetişkinlik Töreninden sonra Xiao Yan sonunda rahat bir nefes alabildi. Genelde tıka basa antrenman ile dolu olan günleri, artık rahatlamıştı.

Temel İksiri üretmek için satın aldığı malzemeler neredeyse tükenmek üzere de olsa Xiao Yan yenilerini almayı düşünmüyordu. Sonunda 8. Duan Qi’ye ulaşmıştı ve bu seviyede Temel İksirinin faydaları yok denecek kadar azaldı.

ÇN-ozntyr: Yine ingilizce-çince-türkçe üçgeninde kaldım😀 Temel/Ruh Temeli/Qi Temeli Oluşturma/Geliştirme İksiri gibi bişey aslında ama çok da kurcalamaya gerek yok zaten ilerde 2-3 kere daha çıkacak karşımıza sonra da unutulup gidecek ondan yeni isim falan bulmaya uğraşmayacağım sadece haberiniz olsun yeter😀

Artık Temel İksiri işe yararlığını kaybetmiş olmasına rağmen Yao Lao onun yerine yeni bir iksir üretmekten çekiniyordu. Onun yerine Xiao Yan’a bu zaman dilimini rahatlamak ve ruh halini sakinleştirmek için kullanmasını söyledi. Antrenman yapmanın en doğru yolu setler haline çalışmak ve aralarında dinlenmektir. Bitkin düşene kadar çalışmak geri tepebilir ve insanı yanlış bir yöne götürebilir.

Bu rahat ve mutlu günler süresince önceden her günü gayet aktif geçen Xiao Yan, sıkıntıdan ölecek gibi hissediyordu fakat bu konuda yapabilecek bir şeyi yoktu. Her gün sadece Xun Er’e şehirde gezmesinde eşlik ediyordu. Ama bazen dağın arkasına doğru gidip Dou Teknikleri üzerine de çalışıyordu.

Şu anki Xiao Yan tartışmasız bir şekilde Xiao Klanı’nın odak noktası olmuştu. Nereye giderse gitsin saygı dolu gözler gölge gibi onu takip ediyordu. Ve arada sırada saygı ile selamlanmak Xiao Yan’a törenden önceki ve sonraki muamele arasındaki farkı düşündürdü.

……

“Peng!”

Gerideki dağların yoğun ve karanlık ormanında, yapılı maymunumsu bir gölge fırladı ve inanılmaz bir hızla atladı. Engellerden kaçınarak, çevik ve hızlı bir şekilde ormana ilerledi. Ardından şiddetli bir pat sesi ile Qi kaplı bir yumruk ve vahşi güç 2-3 metre genişliğindeki bir ağacın gövdesini çatlattı. Ağacın gövdesindeki çatlak yayılmaya devam etti ve sonunda bir “Bang!” sesi ile ağaç ikiye ayrıldı.

Çevik hamleler ile devrilen ağaçtan kaçan Xiao Yan bir taşın üzerine atladı. Sağ elini yıkılan ağacın üzerinde asılı olan giysilerine doğru uzattı ve bir anda bir güç sarmalı oluştu, giysilerini avucuna doğru çekti.

Kaşındaki teri silerken, Xiao Yan derin bir nefes verdi ve yavaşça giysilerini giydi.
Giysilerini özensiz bir şekilde üzerine geçiren Xaio Yan’ın kaşları bir anda havaya kalktı. Gözlerini kısarak ormanın dışına doğru baktı ve kıkırdadı.

Omuzlarının iki yanındaki yaprakları silkerken Xaio Yan’ın ağzı haşin bir gülümseme ile titredi ve ormanın dışına doğru yürümeye başladı.

Ormandan çıkınca, güneşten gelen ışınlar bedenine düştü, kemiklerinin içine işledi ve içine ılık, sıcacık bir his yaydı. Güneş ışığına alışmak için gözlerini eli ile kapatan Xiao Yan kafasını hafifçe yana eğdi ve kendisinden çok da uzakta olmayan kayanın zerinde duran kadın figürünü gördü.

Güneş, uzun zarif kızın narin bedenini, çekici hatlarını öne çıkararak aydınlattı., -özellikle de uzun, ince ve seksi bacaklarını.

Kayanın üzerinde sessizce oturan Xaio Yu’ya doğru bakan Xiao Yan ellerini kafasının arkasına yerleştirdi ve yavaşça koca kayaya doğru yürüdü. Sakince duran güzelliği süzdü, bakışları özellikle şehvet verici bacakları üzerinde bir andan daha fazla oyalandı. Ardından burnunu çekti ve kendini beğenmiş bir tonla konuştu; “Bacakların çok güzel. Bu şekilde reklam yapmana gerek yok…”

Sadece birkaç kelimeyle ağır başlı Xiao Yu’nun çekici yüzü karanlık bir hal aldı.
Göğsü yavaşça kalkıp inerken, Xiao Yu dişlerini sıkarak soğuk bir sesle cevapladı: “Seni neden aramaya geldiğimi biliyor musun?”

“Beni dövmek için?” Ellerini kafasından çekerek, Xiao Yan hafif bir gülümsemeyle rastgele bir tahminde bulundu.

ÇN-Alexia: Ellerini burnundan çekmesi biraz garip duruyor burada. Çünkü en son ellerinin konumu başının arkasındaydı. Çince-İngilizce çevirisinde bir sıkıntı olmuş olabilir. “Ellerini kafasından çekerek” olarak düzeltildi.

ÇN:-ozntyr: Yippiii yeni çevirmen😀

“Kardeşim senin yumruğunla ciddi bir şekilde yaralandı ve şimdi hiç hareket edemeden yatakta yatıyor. Bu kadar zalim olduğun için, ben, onun ablası olarak, onun böyle karşılıksız yaralanmasına izin veremem.” Xiao Yu’nun güzel gözleri Xiao Yan’a nefretle bakıyordu.

Xiao Yan alayla gülerek başını yana yatırdı ve pis pis sırıttı. “Öyleyse senin bakış açından söyle bana, örneğin hareketsiz kalmalı ve kolumu anında kıracak saldırısına izin mi vermeliydim?”
Xiao Yu kırmızı dudaklarını ısırdı. Hala gözlerini inatla Xiao Yan’ın üzerinde sabitlemişti, gözlerini bürümüş düşmanlık bir nebze azalmamıştı.

“Hayır. Eğer kolumu gerçekten kırmış olsaydı, bahtsız ben için en fazla bir kaç dakikalığına üzülürdün. Sonra hiç suçluluk hissetmezdin, hatta hayatım boyunca sakat kalsam umursamazdın bile. Haha. Her seferinde aynı terane. Sen, Xiao Yu, senin ki gibi sebepsiz ayrımcılık yapmaktan zevk alan bir karakter daha neler yapabilir? Senin gibi insanlardan gerçekten tiksiniyorum. Kardeşin insan da ben değil miyim!?” Her cümlede Xiao Yan’ın öfkesi daha da arttı ve sonunda kabalaşmadan edemedi.

“Lanet olsun sana. ‘Koca göğüslü ama beyinsiz’ tam da senin gibi geri zekalı bir kadını anlatmanın en iyi yolu.”

ÇN-ozntyr: bu deyim sanırsam çince olaraktan anlamı da ‘boyu uzun aklı kısa’ gibi bir şey😀

“Xiao Yan, seni küçük piç. Kapa çeneni!’’ (thx 2 grim fox :D)
Yüzü kızgınlık içinde buruştu, hüsranla yeşil ve beyaza döndü. Sonunda,Xiao Yu, Xiao Yan’ın son küfür girişiminden sonra artık daha fazla dayanamayarak patladı.

Xiao Yan’ın gözleri, Xiao Yu’nun kül rengine dönmüş güzel yüzüne bakarak, sırıttığı ve dudağını şaklattığında yakıcı bir öfkeyle doldu. kalbinde sevinç belirtileri kabardı. (thx 2 hüseyin uyanık)

Xiao Yu derin bir nefes alarak, yavaşça kalbindeki kızgınlığı bastırdı ve baştan çıkarıcı uzun bacaklarını kullanarak iri kayanın üzerinden atladı. Dişlerini gıcırdattı ve şöyle dedi; “Ne olursa olsun, senin gibi küçük bir piçin böyle kolay kolay kurtulmasına izin vermeyeceğim.” Ardından sol ayağını öne attı ve, narin bedenini zarif bir şekilde hareket ettirerek insafsızca Xiao Yan’ın bacaklarını hedef alan bir tekme savurduğunda sağ bacağı havada ıslıklarla gerildi.

Ani hareketine karşılık Xiao Yan yalnızca küfredip Xiao Yu’nun tekmesinden az bir farkla kaçarak hızla geriye atıldı.

“Hah, ne kadar yetenekli olduğunun bir önemi yok, sen sadece bir 8 Duan Qi’sin. Eğer sana bugün bir ders vermezsem, kibrin kaf dağına çıkabilir.” Saldırılarından sürekli kurtulan Xiao Yan’a baktı, ince bacakları fırtına gibi havada dans ederken soğukkanlılıkla güldü. Şiddetli tekmeler yerdeki yaprakları havalandıran güçlü bir rüzgarı beraberinde getirdi.

3 Star Dou Zhe’nin gücüne sahip olan Xiao Yu, Xiao Ning’den oldukça güçlüydü. Böyle hızlı saldırıların karşısında Xiao Yan, karşı saldırı şansı dahi elde edemedi bile, sadece hamlelerden kaçınabilirdi.

Xiao Yu’nun acımasız tekmelerinin hızına karşı Xiao Yan suratındaki sakinliği sadece sağa sola kaçabilmesine rağmen korudu. Hafifçe gözlerini kıstı ve keskin bakışları ile yararlanmak için rakibinin zayıf noktalarını aradı.

Xiao Yan, Xiao Yu’nun devam eden tekmelerini kollarıyla engelliyordu ancak her darbede kolları biraz daha yaralandı. Aslında Xiao Yu’nun tamamiyle bir aptal olmadığı anlaşıldı; Xiao Yan’la bütün gücüyle mücadele etmedi ve saldırıları agresif gözükse de en fazla kısa dönemli yaralanmalara neden oluyordu.

Xiao Yu, alelacele gerileyen Xiao Yan’a bakarak kırmızı dudaklarını memnuniyetle havalandırdı. Ayakucuyla biraz ilerledi ve tekrardan vahşice bir saldırıda bulunmak için hazırlandı.

Fakat saldırıya başladığında, başından beri ondan kaçınan Xiao Yan birden uysal bir koyundan vahşi bir kurda dönüştü. Xiao Yan’ın kıvrılmış avuç içlerinin onu hedeflemesiyle Xiao Yu onu içine çeken bir güç hissetti ve öne doğru sendeledi.

Vücudu öne doğru eğilirken, Xiao Yu’nun bedenindeki Dou Qi hızla ayağında toplandı. Neredeyse yerde sabit duruyordu, nasıl olduysa çekim gücü ansızın kayboldu ve yerini güçlü bir itiş gücü aldı.

Bir ileri bir geri derken Xiao Yu sonunda dengesini kaybetti ve geriye doğru bir kaç adım tökezledi, beklenmedik bir şekilde kıçının üstüne düştü.

Xiao Yan’ın birden patlak veren güçleriyle kendini yerde bulan Xiao Yu çok şaşırmış göründü. Hızlıca ayağa kalkmayı dahi unuttu ve sonunda kendisine gelip de tepki vermeye çalıştığında, göklerin soyundan gelmiş vahşi kaplan gibi bir figür hızla onu yere sabitledi.

“Adi sürtük, bu üstat bugün sana tecavüz edecek!”

ÇN:-AlexiaAideen: Tecavüz etmesi çok saçma geldi?? Ama yine de önerisi olan varsa bir bakıversin buraya.

ÇN-ozntyr: çincesi de ‘強奸’ demiş o da rape demek ama biz böyle bırakalım bekir seçsin ne isterse😀 altta da ingilizceye çeviren yazmış zaten bu ronanda öyle şeyler yok sonraki bölümde anlarsınız demiş

DN-Aoi Shuu: Orjinalde nasıl yazıyorsa aynen bıraktım bir dahaki bölümde anlarız “Tecavüz”derken ne demek istediklerini😀

İki elini Xiao Yu’nun solmuş bileklerindeki kalp atışları üzerinde sabitlerken yüzündeki morluklar ve bedenindeki yaralar Xiao Yan’ı nefessiz bıraktı.


Yorum Yap "Btth 46"