Dünyanın Oluşumu Günceli

Btth 45

Ekim 04, 2016


Son


Herkesin bakışlarını üzerine toplayan genç kız yüksek platformun üzerine zıpladı ve Xiao Yan’ın yanına geçti. Kırmızı dudaklarına zarif bir gülümseme yayılırken güzel gözleri kibarca hareket ediyordu.

Xun Er’in yukarı gelişini gören Xiao Yan çaresizce gözlerini devirdi ve sordu: “Neden hemen geldin ki?”

Xun Er hahifçe gülmsedi. Cevap vermeden, gözleri suratında karmaşık bir ifade olan Xiao Yun’un üzerinde gezindi. Xun Er gülümseyerek söyledi: “Xiao Yu Biao-jie, Xiao Yan’a kıyasla sen daha yaşlısın ve hatta eğitim için Jia Nan Akademisine gidiyorsun. Bu koşullar altında meydan okuman azıcık mantıksız. eğer Xiao Yu Biao-jie stresini atmak için birisine ihtiyaç duyuyor ise o zaman Xun Er seve-seve sana yardım eder.”

Bu sözleri duyan Xaio Yu’nun kaşları çatılırken yüzü düştü. Haşin gözleri ile Xiao Yan’a bakarak alaycı bir gülüşle sordu: “Sakın bana tek bildiğinin bir kadının arkasına saklanmak olduğunu söyleme?”

Xiao Yan’ın kaşları kasıldı ve gözlerinde korkutucu bir parıltı belirdi. O anda tek yapmak istediği o kadını yere yatırmak ve rezil etmekti.

ÇN: Uuu bebegim işler kızışıyor mu acaba😀

“Yeter!” Üçü kendi aralarında dalaşıyorken İkinci Elder sinirle bağırarak üçüne de söylemek istedikleri sözleri yutturdu.

Kasvetli bir ifade ile öfkelenmiş olan İkinci Elder onlara doğru yaklaştı. Xiao Yu’ya doğru dönerek öfkeyle bağırdı: “Senin bu sahnede kimseye meydan okumaya yetkin yok. Hemen geri dön. Eğer devam etmekte olan töreni bölmeye devam edersen bir ay boyunca evden çıkmama cezası alacaksın!”

Bütün sinirini Xiao Yu’dan çıkaran İkinci Elder rahatlamış olarak nefes verdi. Kafasını çevirerek, ümitsizce parlak siyah saçından bir tutam ile oynayan Xun Er’e baktı, gülümsemek için kendisini zorlayarak: “Genç Hanım Xun Er, siz de aşağı inmelisiniz. Sizin meydan okumanız da aynı şekilde kurallara aykırı.”

Xun Er umursamaz bir tavırla omuzlarını silkti. Zarifçe onaylayarak, sahneyi terk etmek için arkasını döndü. Ardından tekrar Xiao Yan’a döndü ve garip bir yüz ifadesi yaparak onu gülse mi ağlasa mı bilmediği bir duruma soktu.

İkinci Elder tarafından sinirle azarlanan alımlı/çekici Xiao Yu, kırmızı dudaklarını ısırırarak rendice edildiğini hissetti. Kısa bir süre sonra ayaklarını birkaç kere yere vurdu ve oradan uzaklaşmadan önce alaycı bir gülüş attı: “Küçük puşt, sen hele bekle sen!”😀

Olaylayın gülünesi bir şekilde sonuçlanışını gören İkinci Elder derin bir iç geçirdi. Kafasını çevirdi ve masum bir ifade giyinen, olayların esas şüphelisine doğru baktı. Kendisini gülümsemeye zorlayarak, İkinci Elder sahnenin ortasında durdu ve buz gibi bir ses ile bağırdı: “Xiao Ning usulsüz ilaç kullanımı nedeniyle bu günden itibaren üç ay ev hapsi almıştır!” Elder’in konuşması bittikten sonra heryerden fısıltılar yükseldi. Bir kez daha bağırdı: “Müsabaka sona ermiştir: kazanan Xiao Yan!”

Neler olduğu hakkındaki bu gereksiz açıklama karşısında Xiao Yan hiçbir düşünce belirtmedi. Yetişkinlik töreninin bittiğini duyduktan sonra platformdan aşağı indi.

İzleyicilerin hepsi, tribünlerden, genç adamı izledi. Klan üyelerinin korku dolu gözler ile kendisine baktığını gören Xiao Yan burun bükerek içten içe güldü.

……

Xiao Yan’ın seromonisi bittikten sonra, birkaç klan üyesi daha sahneye çıktı. Fakat diğer klan üyelerinin başarıları Xiao Yan’ın performansının gölgesinde sönük kaldı.

Sonunda Xun Er sahneye çıktı ve büyük bir telaşa neden oldu. 15 yaşında bir Dou Zhe. Bu başarıya sadece Xaio Yan’ın önceki başarısı gölge düşürebilirdi. Buna rağmen Xun Er’in başarısı gayet dikkate değerdi, törene katılan birçok kişi onun klanın en parlak incisi olduğunu biliyordu. Dolayısıyla şok olmuş olsalar bile Xiao Yan’ın performansının sonunda yaşadıkları şoka kıyasla çok daha az şaşırmışlardı.

Yetişkinlik Töreni sabahın erken saatlerinden akşama kadar sürdü. Sonunda alan hızlıca boşalmadan önce hayranlık sesleri ile doldu. Fakat kendinden geçmiş bakışlar bir mucize yaratan siyah elbiseler içerisindeki gencin üzerine kenetlenmişti.

Yetişkinlik Töreninin bitişini izleyen Xiao Yan sessizce iç çekti. Bütün bu bakışlar onun için dayanılmaz hale gelmişti. Kafasını sallayarak oradan ayrılmak için ayağa kalktı.

“Bugün Xiao Yan ge-ge’nin gösterisi gerçekten insanların hayretten nefesini kesti.” Güzel bir koku yaklaştı ve Xun Er’in gümüş bir çan gibi narin gülüşü Xiao Yan’ın benliğini esir aldı.

Burnuna dokunan Xiao Yan gülmeye başladı.

“Aslında bende Xiao Yan ge-ge’nin hiçbir Dou Tekniği bilmediğini zannediyordum fakat onları bu kadar iyi sakladığını kim bilebilirdi ki.” Zarif ellerini arkasında taşıyarak Xun Er, Xiao Yan’ı takip etti kafasını hafifçe yana yatırdı. Gülümsemesi duygu doluydu.

“Haha. ben sır saklama da senin kadar olamam, Xun Er. Geçen sefer Dou Tekniği Salonunda sergilediğin Dou Tekniği de sıradan değildi.” Arkasını dönerken Xiao Yan’ın ağzının kenarları büküldü ve konuştu.

Bunu duyan Xun Er duraksadı. Güzel gözleri hilal gibi kısıldı kahkahalar ile gülerken ve söyledi: “Xiao Yan ge-ge’nin bilgileri gerçekten dengeli. Eğer o Dou Teknikleri ile gerçekten ilgili isen Xun Er sana öğretebilir…”

Omuzlarını Silken Xiao Yan kafasını salladı ve söyledi: “Sorun değil. Yutabileceğimden fazlasını ısırmak bana yardımcı olmaz. Bu kesinlikle emin olduğum bir şey.”

“Qi Metoduna… ne dersin?” Xiao Yan’ın reddetmesi Xun Er için beklenmedikti fakat siyah ve zeki gözleri bir fikir bulmadan önce devrildi.

Duraksayan Xiao Yan gözlerini kıstı ve belirsiz bir şekilde söyledi: “Beş gün içerisinde Qi Metodu Holüne gidip Qi Metodu aramayacak mıyız…”

Xiao ailesinin en yüksek tekniği sadece Xuan sınıfının orta seviye tekniği, “Azgın Aslan’nın Öfkesi”. Dahası Xiao Yan bunu kullanmak için yetkisi yoktu. Xun Er onun küçük elini kullanarak saçını bir tutam iterek yana attı. Küçük ağzını büzdü, sanki kelimeleri dikkatlice seçiyordu. Birazcık sonra, yumuşak bir tonla “Xun Er, Xiao Yan ge-ge için yüksek seviye Xuan Qi metodu bulabilir… Ne dersin?”

“Ah bu zalim kız… gerçekten de zengin. Yüksek Xuan seviyesi… en azından birkaç yüz bine mal olur.” İçten içe iç geçirdi, Xiao Yan kendisini gülmeye zorladı. Eğer tesadüfen Yao Lao ile tanışmasaydı, belki onun için Xun Er ile aralarında mesafeyi kapatmak zor olabilirdi. Doğuştan olan yeteneği bile Xun Er’in arkasındakiler onun hayal bile edemeyeceği şeylerdi.

Gizlice basit ve sıradan yüzüğünü okşadı. Yüzüğün tekrardan gücünü kazanabilmek için onun gizli bir yöntemi oluğunu bilerek kalbi huzurla doldu.

Xiao Yan, Xun Er’e bakarak kahkaha attı. Kafasını hafifçe salladı, yumuşak sesinde bir inatçılık gizliydi. “Gerekli değil. Güçlü olabilmek için kendi gücüme güveneceğim.”

Xun Er durdu. Keskin gözlerini kırparak, Xiao Yan’in arkasından gözünü dikerek durmadan baktı. Kısa bir süre sonra aniden gülümseyerek “Göründüğü kadarıyla…, Xiao Yan ge-ge, arkanda esrarengiz birisi var. Evet… Acaba üstüne gitsem mi?”

Düşünceli bir ifadeyle parmağını alnına götürdü. Biraz durduktan sonra Xun Er çaresizce kafasını salladı. “En iyi onu kendi başına bırakmak. Xiao Yan ge-ge başkalarının işine burnunu sokmasından nefret eder. Esrarengiz öğretmen bu kadar şeyi ona öğrettiğine göre muhtemelen ona zarar vermez.”


Yorum Yap "Btth 45"