Otto Von Bismark Günceli

Btth 38

Ekim 04, 2016


Bu Velet, Basit Biri Değil!


Xiao Yan’ın sözleri Xiao Yu’yu zayıf yerinden deşti ve Xiao Yu bir anda elini, belinde asılı duran kılıcının üzerine koydu.

Xiao Yan alaycı bir ifade ile arkasına yaslandı ve önemsemez bir tavırla: “Kavga mı etmek istiyorsun?” dedi.

“Öyleyle nolur!?” Xiao Yu kılıcı tutuşunu sıkılaştırırken bir yandan da umutsuzca içindeki kılıcını çekip Xiao Yan’a doğru savurmaya başlama dürtüsünden kurtulmaya çabalıyordu. Yüzünde alaycı bir ifade ile “Yeteneğin geri gelmiş olsa bile ne fark eder ki? Üç yıl önce ben, Xiao Yu, hayatın için kaçmanı sağlayabiliyordum ve üç yıl sonra, hala bunu yapabilirim.” diyerek kışkırttı.

Xiao Yu’nun, göğüs bölgesinde üç altın yıldız bulunan açık mor okul üniformasına baktığında, Xiao Yan’ın kaşları havaya kalktı. Bu yıldızlar Xiao Yu’nun gücünün bir göstergesiydi, üç-yıldız Dou Zhe. Görünüşe göre akademideki bir yılını boşa harcamamıştı.

“O pislik gözlerin nereye bakıyor?” Xiao Yan’ın nereye baktığını gören Xiao Yu’nun zaten kararmış olan yüzü daha da karanlık bir hal aldı.

“İnsanların seni fark etmeleri için giymiyor musun onu zaten?” Xiao Yan burnuna dokundu. Çok da üzerinde düşünmeden söylediği sözler, Xiao Yu’nun öfkesini daha çok zıplattı.

“Pislik herif!” dişlerini sıkarak. Xiao Yu çoktan sınıra gelmişti ve bir “clang” sesi ile sonunda kılıcını çekti. Ucunu Xiao Yan’a doğrultarak: “Gerçekten dilini kesmekten korktuğumu mu düşünüyorsun?” dedi.

Xiao Yan hemen önünde duran parlak çeliğe bakarak, gözünü bile kırpmadan: “Neden denemiyorsun?” dedi.

Konuşurken Xiao Yan’ın sağ eli hafifçe büküldü ve yavaşça bir girdap oluşmaya başladı. Sahip olduğu üç Xuan seviye Dou Tekniği ile Xiao Yan bir üç-yıldız Dou Zhe den o kadar da korkmuyordu.

İkisinin birazdan kavga etmeye başlayacaklarını gören, hemen yanlarındaki Xun Er, ümitsice kafasını salladı. Uzaklara doğru baktığında gülümsedi ve onları uyardı: “Xiao shu-shu ve diğerleri geliyor.”

Xun Er’i duyup, sinirli bir suratla ve acele ile onlara doğru gelen Xiao Zhan’ı gördüğünde Xiao Yu’nun kaşları çatıldı.

“Hmph, şansın çok da uzun sürmeyecek.”

Soğuk bir “hmph”dan sonra, Xiao Yu kılıcını kınına soktu ve geri döndü. Xiao Yu uzun bacakları ile yoluna devam ederken, Xun Er’in önünde durdu ve : “Xun Er biao-mei. Güzelliğin ve yeteneğin en üst seviye fakat bazı insanlardan uzak durmalısın yoksa bazı kötü alışkanlıklar üzerine sinebilir. Daha sonra pişman olmak için çok geç olabilir.”dedi.

Xun Er, Xiao Yu’nun önerisine karşılık olarak gülümsedi ve : “Xiao Yu biao-jie’nin hatırlatması için teşekkür ederim fakat Xun Er, Xiao Yan ge-ge’nin muhteşem biri olduğunu düşünüyor.”

Xun Er’in anlam dolu sözlerini duyduğunda, Xun Er’in gülümseyen yüzünü incelerken Xiao Yu’nun yüz rengi değişti. Sonunda Xiao Yu içtenlikle: “Klandan ayrıldığına dünyanın ne kadar büyük olduğunu öğreneceksin. Dışarıda ondan çok daha yetenekli insanlar var, eğer kalbinin çarpmasını sağlayan biri ile karşılaşırsan, o zaman…”

“Xiao Yu biao-jie çok fazla düşünüyorsun. Xun Er böyle bir şeyin gerçekleşebileceğine inanmıyor.” Xun Er, Xiao Yu’nun sözünü keserken kırmızı dudakları da büzüldü.

Xun Er tarafından lafı kesildikten sonra, Xiao Yu, utanmış bir şekilde orayı terk etmeden önce Xiao Yan’a son bir ters bakış attı.

Xiao Yu’nun sinirle uzaklaşmasını izleyen Xiao Yan’ın hoşnutsuzluk dolu yüzü eski sakin haline dönerken yavaşça nefesini bıraktı. İç geçirerek : “Ondan gerçekten hiç hoşlanmıyorum.” dedi.

Bunu duyan Xun Er gülerken elleri ile ağzını kapattı: “ Aslında ben neden sürekli Xiao Yan ge-ge ile ters gittiğini merak ediyorum. Kazara onun gizli banyo yerini bulmuş olsan da sana karşı bu kadar da ters davranmamalı değil mi?”

“Ben nerden bilebilirim?” Xiao Yan ona doğru gelmekte olan Xiao Zhan ve diğer birkaç insana doğru bakmadan önce masumca omuzlarını silkti.

Hızlıca oraya gelen ve Xiao Yan’ı zarar görmemiş olarak gören Xiao Zhan: “Yan Er, iyi misin? Xiao Yu nerede?” diye sorarken rahat bir nefes verdi.

Hafifçe omuzlarını silken Xiao Yan gülerek: “Ben iyiyim. Kan sadece o kadının başına hücum etmiş.”

“Ondan biraz uzak durmalısın. O kızın ters bir mizacı var ve şimdi de üç yıldız Dou Zhe olmuş, eğer kavga ederseniz, sen kaybeden taraf olursun. Hatta, birinci elder’in torunu olduğu için kavga ederseniz onu cezalandıracak bir pozisyonda değilim.” Xiao Zhan umutsuzca söyledi.

Xiao Yan cevap vermeden burnunu okşadı ve gülümsedi.

“Bak Xiao Yan, bu bayan Primer Müzayede Evinin baş müzayedecisi, Ya Fei.  Geçen seferki Temel İksirini ondan satın alındı.” Xiao Zhan, arkasında duran kırmızı elbiseli kadını göstermek için yana çekilirken tanıttı.

Xiao yan, her hareketi ile olgunluk gösteren güzel hanımı izlerken yaşına uygun, utangaç bir gülümseme belirdi yüzünde: “Merhama Ya Fei-jie.”

Çekici gözleri Xiao Yan’a sabitlenen Yan Fei’nin güzel yüzünde hitap ediliş şeklinden ötürü bir gülümseme oluştu. Kırmızı dudakları hareket ederken, Ya Fei gülümseyerek sordu: “Duyduğuma göre genç efendi Xiao Yan sadece bir yıl içerisine 4 Duan Qi yükselmiş? Hehe, bu çalışma hızı Wu Tan Şehri’nde çok büyük bir haber oldu, ama doğru mu?”

Xiao Yan hafifçe kafasını eğdi ve “utanarak” karşılık verdi: “Bu daha çok babamın Temel İksiri’ni satın almasının sunucunda oldu.”

Xiao Yan’ın dolaylı yoldan doğrulamasını duyunca sakin yapısına rağmen Ya Fei’nin nefesi kesildi. Gözlerinde merak ve ilgi duyguları belirirken düşündü: “Bir yıl içerisinde 4 Duan Qi, bu gelişme hızı dehşet verici. Ayrıca Temel İksiri’ne gelecek olursak, ben kendim de onu inceledim ve doğal olarak etkilerini biliyorum. Birisinin antrenman hızını az bir şey de olsa etkileyebilir ama sadece ona dayanarak 4 Duan Qi yükselmek mi? İmkansız!”

İkisinin basitçe tanışmalarını gören Xiao Zhan gökyüzüne doğru baktı ve Xiao Yan’ın omzunu sıvazladı. Gülümseyerek: “ Tamam, Yetişkinlik Seremonisi başlamak üzere ve benim gidip bazı şeyleri hazırlamam gerek. Beni hayal kırıklığına uğratma.” dedi.

Xiao Yan gülümseyerek başı ile onayladı.

Ya Fei geri dönüp Xiao Zhan’ı takip etmeye başlamadan önce Xiao Yan’a son bir bakış attı. Müzayede Evinde geçirdiği yıllar içerisinde en ufak detayları bile fark eder olmuştu ve genç adamın gözlerine baktığında, önünde duran bu genç adam dışarıdan utangaç gözükse de o kara gözlerinde hiçbir duygunun olmadığını fark etti. Sanki sakin, tenha bir göl gibiydi.

“Bu genç yaşta bile duygularını kontrol edebilmek… Bu velet basit biri değil…” arkasını dönerken bu düşünceler Ya Fei’nin zihninde ses buldu.


Yorum Yap "Btth 38"