Otto Von Bismark Günceli

Btth 37

Ekim 04, 2016


Xiao Yu


Eğer bir klan geçen yıllar içerisinde büyümeyi hedefliyor ise klan için an önemli faktör klanın “Yaşam Gücü” dür. Ve bir klanın yaşam gücü o klanın genç jenerasyonu, “Taze Kan”larıdır. Sadece sürekli “Taze Kan” tedarik ederek bir klan, o koca “Makine” sıkıntısızca çalışmaya devam edebilir.

Dolayısıyla, Yetişkinlik Töreni Xiao Yan da dahil olmak üzere bütün klan için çok önemli bir gündü.

Wu Tan Şehri’nin en büyük üç klanından birisi olan Xiao Klanı’nın Yetişkinlik töreni, şehirdeki güçlerin çoğunun ilgisini çekiyordu ve hatta Xiao Klanı ile yakın ilişkilere sahip olanlar töreni izlemek için geldiler.

….

Büyük bir ağacın gölgesinde Xun Er’e eşlik eden Xiao Yan gevşemiş bir şekilde oturuyordu.

Eğitim Alanının tam ortasındaki platforma bakarken Xiao Yan hafifçe gözlerini kıstı. Platform birazdan gerçekleşecek olan Yetişkinlik Töreni için özellikle, devasa kütüklerden hazırlanmıştı.

Xiao Yan’ın bakışları boş platformu terk etti ve Xiao Klanı’ndan olmamalarına rağmen Yetişkinlik Törenini izlemeye gelen insanlara doğru hareket etti. İsteksiz bir tavırla: “ Baya bir insan var…” dedi.

Xiao Yan’ın mutsuz suratını gören ve Xiao Yan’ın sakinliği ne kadar sevdiğini bilen Xun Er sinsice gülmeye başladı.

Tam da gülüşü duyulmaya başladığı sırada Xiao Yan’ın kınayan bakışlarını gören Xun Er hemen dudaklarını kapattı. Xiao Yan’a doğru bir bakış attı ve gözlerinde bir ışık parladı: “Xİao Yan ge-ge 8 Duan Qi’ye mi ulaştın?”

Bunu duyan Xiao Yan kafasını yana eğip Xun Er’e doğru baktı ve onun yanındayken herhangi bir sır saklamasının mümkün olmadığının farkına vardı. Kalbinde rahatsız bir his ile zayıfça kafası ile onay verdi.

“Vay canına… Daha bir ay bile olmadı ve sen şimdiden 8 Duan Qi oldun bile. Bu hız… Gerçekten korkutucu”. Xiao Yan’ın onayladığını görünce, normalde sakin bir yapıya sahip olmasına rağmen Xun Er’in yüzünde şaşırmış bir ifade oluştu.

Xun Er’e doğru gözlerini pörtleten Xiao Yan bir anda kafasını çevirdi. Tahta platformun (Aoi: Daha demin kütüktü ne zaman tahta oldu birazdan da odun olur demedi demeyin J ) yakınında yakınındaki diğer insanlar ile sohbet etmekte olan kırmızı bir elbiseyle sarılı bir kadın vardı. Etrafında çember oluşturan insanların oluşturduğu çember platform etrafındaki en popüler çemberdi.

Herkesin ilgisini çeken bu kırmızı ebiseli kadın Xiao Yan’ın daha önceden tanıdığı birisiydi! Premier Müzayede Evi’nin baş Müzayedecisi Ya Fei!

Xiao Yan, bakışları bir su yılanı gibi salınan o belinin üzerinde, sessizce görüşünü belirtti: “Gerçekten Güzel!”

Xiao Yan’ın bakışları Ya Fei’nin üzerinde bir süre kaldıktan sonra yanında duran Xun Er’in mutsuz huysuzlanışı duyuldu.

“Öhhöm…” Xİao Yan gözlerini kırpıştırarak sanki hiç Ya Fei’ye bakmıyormuş gibi yavaşça bakışlarını çevirdi ve somurtmakta olan Xun Er’e doğru gülümsedi: “Premier Müzayede Evinin bizim Yetişkinlik Törenimize geldiğini biliyor muydun?”

Xun Er, hiçbir şey olmamış gibi davranan Xiao Yan’a ters-ters baktıktan sonra duygusuzca: “Xiao Klanı ve Premier Müzayede Evi her zaman yakın bir ilişkiye sahip olmuştur, neden Ya Fei’nin gelişi bu kadar önemli ki? Ayrıca, bu kadının konuşma kabiliyeti bütün Wu Tan Şehri tarafından inanılmaz kabul ediliyor. Bazı genç efendiler güzelliği için onunla arkadaş oldular ve inanılmaz miktarlarda para harcadılar fakat sonunda hiçbir şey elde edemediler. Eğer Xİao Yan ge-ge onu etkilemek istiyorsa tek söyleyebileceğim dikkatli ol. Ve Xun Er bu tarz şeyler için sana asla borç para vermeyecek.” (DN: Hahaha😀 Koydu kapağı😀 )

Bu sözleri duyan Xiao Yan istemsizce gülümsedi: “Ben o tarz şeyler düşünüyor bile olsam, öncelikle onun beni kabullenmesi gerekir. Onun benden en az yedi veya sekiz yaş büyük olduğunun farkındasın değil mi?”

Xun Er: “Bundan hoşlanan kadınlar yok mu?” derken hafifçe gülümsedi.

Kuru-kuru öksüren Xiao Yan sadece yenilgiyi kabullenebildi ve bir daha o gruba bakmadı.

Xiao Yan’ın o tarafa artık bakmadığını gören Xun Er konunun üzerine gitmeyi bıraktı. Bir süre sessizlikten sonra seslice dile getirdi: “Huh? O neden döndü ki?”

“Kim?” Xun Er’in bakışlarını takip ettikten sonra Xiao Yan’ın kaşları yavaşça çatılmaya başladı.

İkisinin de bakışları okul üniforması giymiş ve bir ağaca yaslanmakta olan bir kıza dönüktü. Belinde asılsı duran bir kılıcı vardı, baya uzun boyluydu ve vücudunun en dikkat çeken özelliği bacaklarıydı. Ya Fei’nin bile bacaklarını sönük bırakabilecek kadar seksi bacaklardı bunlar.

“Xiao Yu?” Uzun boylu kıza doğru bakarken Xiao Yan sordu: “Eğitim için Jia Nan akademisine gitmemiş miydi o? Neden geri gelmiş ki?”

Sevimlice omuzlarını silkeleyerek Xun Er aynı zamanda: “Xiao Yan ge-ge bu sefer başın belada olabilir.” Diyerek takıldı.

Ağzı istemsizce açılan Xiao Yan yanmaya başlayan alnını ovuşturarak: “Bu asi kadın gerçekten çok sinir bozucu. Lanet olsun, tek yaptığım kazara dağın içerisindeki gizli duş alma yerine denk gelmek ve kazara bacaklarına dokunmaktı. Ondan sonraki yılın büyük bir kısmında beni öldürmeye çalıştı!”

ÇN: Burada öldürmek mecaz olarak kullanılıyor, aslında fena halde pataklandığını söylüyor.

“Hehe, bir kızın vücudu öyle kolayca dokunulabilecek bir şey değildir.” Xiao Yan’ın anlattıklarını duyan Xun Er kahkaha atarken elleri ile ağzını kapattı. Birden bire Xiao Yan’ın bir zamanlar geceleri ona nasıl yardım ettiğini ve vücudu ile nasıl temas kurduğunu hatırlayınca yüzü kızarmaya başladı.

Xiao Yan dudaklarını büzdü ve soğuk bir şekilde gülümsedi: “O kadın Xiao Ning’in ablası ve ikisi de iyi insanlar değiller. O piçin bana olan düşmanlığının bir kısmı da ablası yüzünden.”

Uzakta duran Xiao Yu, ikisinin onun hakkında konuştuklarını hissetmiş gibiydi ve etrafında dönerek başka bir ağacın altında duran Xiao Yan’ı buldu. Ufak bir şokun ardından, memnuniyetsizlik ve küçümseme ifadeleri yüzünde belirirken kaşlarını çattı.

Bir süre durduktan sonra Xiao Yu, çekici bacaklarını hareket ettirdi ve Xiao Yan’a doğru yürümeye başladı.

Xiao Yu’nun geldiğini gören Xİao Yan’ın da Kaşları, kasılırken tiksinmesini ve katlanamamazlığını gösteriyordu.

“Ha, Xiao yan, senin durumunu tersine çevireceğin günü görebileceğimi hiç düşünmezdim. Gerçekten şaşırtıcı.” Xiao Yu yaklaştıkça, Xiao Yan’ın ona karşı olan saklamaya bile çalışmadığı hoşnutsuzluğunu gördü ve küçümsercesine gülümsedi.

“Seni ilgilendirmez.”

Görüldüğü gibi Xiao Yan, Xiao Yu’nun burada oluşundan hoşnut değildi ve normalde takındığı sakin tavrı asabi sözleri ile birlikte gitmişti.

Xiao Yu, tependen bakan bir tavır ve ders veren bir tonla Xiao Yan’a: “Kelimelerin hala sivri ve her zaman olduğu gibi sinir bozucu. Görünüşe bakılırsa bu üç yıllık sefilliğin o keskin tavırlarını yumuşatamamış.” dedi.

“Yine bu ses tonu…” rahatsız olmuş bir şekilde iç geçiren Xiao Yan aşağı doğru baktı ve neredeyse bir yıldır görmediği bu kızı dikkatlice incelemeye başladı. Bakışlarını bacaklarına çevirdi ve burnunu kaşıyarak sordu: “Bacakların hala çok uzun. O zamandan sonra başka bir erkek dokundu mu merak ediyorum.”

Bu sözleri duyduğunda alaycı bir ifade ile gülümseyen Xiao Yu, durdu veyüz ifadesi kararmaya başladı.


Yorum Yap "Btth 37"