Tankların Tarihi Günceli

Btth 36

Ekim 04, 2016


Gülünç Seviye Atlama


Mükemmel Xun Er’in bu şekilde bir genç kız gibi konuşabileceğini düşünmek çok zordu; çekiciliği Xiao Yan’ı tekrardan dalıp götürdü…

Sessizce tekrardan kendisini eleştiren Xiao Yan, kısık bir sesle cevapladı ve hemen ardından Xun Er’in gülümseyen bakışları altında hemen oradan kaçtı.

Xun Er, uzaklaşan Xiao Yan’ı izlerken gülen ağzını elleri ile kapadı. Ardından kaşarını çattı ve çok da uzak olmayan gölete doğru yürümeye devam etti.

Göletteki yansımada güzel bir surat, parıldayan gözler ve bembeyaz dişler görülüyordu. Xun Er’in her hareketinde, insanı kendisine çeken açıklanamaz bir çekicilik vardı.

“Çok güzel…” Saçı ile oynarken, Xun Er’in dudaklarında memnuniyet dolu bir gülümseme belirdi.

Çok da uzak olmayan bir mesafede, dışarıdaki maceralarından klana yeni dönmüş birkaç genç adam ağızları sonuna kadar açık dona kaldılar. Söğüt ağacının altındaki kızı aptalca izlerken gözlerinden şaşkınlık okunuyordu.

…..

Odasına çekilen Xiao Yan, kapıyı kapatırken derin bir nefes aldı. Alnındaki soğuk terleri silerken çarpık bir şekilde gülümsedi: “Bu kız, büyüdüğünde muhtemelen müzayede deki Ya Fei’den bile daha güzel olacak…”

Masasına oturan Xiao Yan, kafası hala Xun Er ile dolu olarak koça bir ağız dolusu çay içti. Xun Er’in gözlerinin ne kadar da güzel olduğunu hatırlayınca, aniden kalbinde bir yanma hissetti.

Kafasını sallayarak kendisini adi herif diye azarladı ve sonunda sakinleşebildi.

Ağrıyan kollarını sallayarak, içi Temel İksiri dolu olan tahta leğenin yanına odanın köşesine doğru ilerledi ve hemen içine atladı.

Tenine çarpan soğuk su dalgaları eşliğinde hafifçe bir sıcaklık Xiao Yan’ın vücudunu sarmaya başladı ve yavaşça yorgunluğunu alıp götürdü.

Dalgacıklar oluşmaya başladıkça tahta leğenin kenarına dayanan Xiao Yan’ın nefesi de yavaşladı ve sakinleşti.

Bugün Eğitim Alanında bulunan herkesin yüzündeki şaşkın ifadeyi hatırlayınca, Xiao Yan’ın yüzünde bir gülümseme belirdi: “Güç, dünyadaki en önemli şey!”

Mabedini okşarken, beklenmedik bir anda zihninde soğuk ve güzel biri belirdi. O yüz… Nalan Yanran’dı.

With his eyes narrowed, Xiao Yan muttered: “2 more years? You better get ready because I will find you…”

Xiao Yan gözlerini kısarak mırıldandı: “İki yıl daha? Hazır olsan iyi olur çünkü seni bulacağım…”

Eğer kelimelerin arasındaki soğukluk da olmasa, Xiao Yan’ın sözlerini duyan herhangi birisi bu sözlerin bir düşmandan ziyade bir sevgiliye hitaben söylendiğini düşünebilirdi.

Nalan Yanran’ın Ana salonda söylediklerini ve kendini beğenmiş tavrını hatırlayınca, Xiao Yan yumruklarını sıkmaya başladı.

“Haha, mola bile veremem. O… o kibirli tavrına rağmen Mistik Bulutlar Grubu’nun Grup Lideri tarafından kişisel çırak olarak alındığına göre yeteneği ve potansiyeli çok da kötü olamaz.” Xiao Yan’ın dudakları soğuk bir gülümsemeye dönüştü.

Derin-derin nefes alan Xiao Yan, Nalan Yanran’ı her düşündüğünde limitlerini aşmak için yeni bir güç bulduğunun farkına vardı. Hemen uyuşuk pozisyonunu değirip tahta leğenin içinde daha dik oturmaya başladı. Elleri ile bir sembol oluşturduktan sonra zihnindeki bütün düşünceleri yavaşça dışarı atıp antrenmanına başladı.

……

Geçen günkü testten bu yana Xiao Yan, çevresindeki klan üyelerinin ona olan bakışlarının eskisi gibi alay dolu olmadıklarını hatta tam tersine artık saygı dolu olduklarını fark etti.

Aslında üç yıl öncesinden alışmış olduğu bu ‘yeni’ bakışlar karşısında Xiao Yan ne kadar “saygıdeğer” olduğu ile böbürlenmeden, sakinliğini ve umursamazlığını korudu.

Testten hemen sonraki gün Xiao Yan, sözünün arkasında durdu ve Xun Er’e şehrin içindeki ve dağdaki gezintisinde eğlenirken eşlik etti. Xun Er babası Xiao Zhan’dan sonra klan içerisindeki Xiao Yan’a en yakın olan kişiydi. Xiao Yan onun hiçbir isteğini geri çeviremezdi.

Rahatlatıcı bir günün ardından Xiao Yan’ın hayatı eski sakin ve düzenli haline geri döndü.

Her sabah dağların arkasında Dou Tekniği antrenmanlarına devam ediyor, kalan zamanlarında Dou Qi antrenmanı için odasına dönmeden önce ara sıra Xun Er ve babası ile sohbet ediyordu; hayatı basit ve düzenliydi.

Bu süreç içerisinde Xiao Yan klan çevresinde yürürken ara sıra Xiao Mei ile karşılaşsa da, yumuşak sesle “Xiao Yan ge-ge” diye mırıldanışlarını duyduğunda sadece hafif bir gülümseme ve ufak bahaneler ile karşılık verip kaçıyordu. Xiao Yan, zor zamanlarında onu terk edenler ile asla eskisi gibi yakınlaşmadı.

Çünkü yeteneklerinin tekrardan doğuşuyla, birden bire ona karşı saygılı ve dostça davrananların, yeteneklerini kaybetmesi durumunda tekrardan soğuk yabancılar olacaklarını biliyordu. Bu şekilde sırttan bıçaklanma tek seferlik yeterliydi.

….

Bir aylık zaman yavaşça geçiyordu ve Xiao Yan’ın Yetişkinlik Töreni’ne sadece yedi gün kalmıştı…

Sürenin çoğunun bitmesine ve Yetişkinlik Töreni’ne sadece yedi gün kalmasına karşın, Xiao Yan’ın 8 Duan Qi’ye ulaşma arzusu sonuçlanamamıştı ve bu onun moralini düşürüyordu.

8 Duan Qi’ye ulaşmak için iki gün daha çabaladıktan sonra, Xiao Yan hala bir ilerleme yaşayamamıştı ve hayal kırıklığı içindeydi, Yetişkinlik Töreni’nde sahip olduğunun en iyisini gösterebilmek için antrenman programını biraz rahatlattı. Fakat tam bir ilerleme kaydedip 8 Duan Qi’ye atlamak için umudu olmadığını düşündüğü sırada, enteresan bir sürpriz oldu.

Yetişkinlik Töreni gününden iki gün önceki gece Xiao Yan bir anda uyurgezer gibi derin uykusundan uyandı ve üzerindeki kıyafetlerini bile çıkartmadan doğrudan içinde çok az Temel İksiri bulunan tahta leğenin içerisine atladı.

Yarım gecelik uğraşın ardından sonunda hala uykulu bir halde gözlerini açtı ve sonra… Farkına vardı ki ulaşmak için 2-3 aydır kavga verdiği o meşhur 8 Duan sonunda, yarı uykuluyken gelmişti…

Bu şaşırtıcı ve gülünç ilerleme karşısında hem mutlu hem de şaşırmış hisseden Xiao Yan sadece haykırdı: “Kahretsin!”


Yorum Yap "Btth 36"