Tankların Tarihi Günceli

Btth 34

Ekim 04, 2016


Geri Dönüş


Elleri arkasında duran siyah giysili genç adamı izlerken bütün alan tekrardan sessizliğe bürünmüştü.

Yüksekteki platformun üzerinde, Xiao Yan’ın gülümsemesi giderek büyüdü ve sonunda kendisini tutamayıp yüksek sesle gülmeye başladı.

Xiao Yan’ın sevinç dolu gülüşünü duyan üç elder birbirlerine bakıp iç geçirdiler. Ancak, Xiao Yan’a karşı herhangi bir şey yapmaya kalkışmadılar. Xiao Yan tarafından sergilenen potansiyel onlara bir yenilgi hissi verdi. Bir yır içinde 4 Duan Qi herkesi şaşırtabilecek bir şeydi, kendi çocuklarının ve torunlarının bu hıza erişmeyi hayal etmeleri bile mümkün değildi.

Xiao Zhan, hafiflemiş bir kalp ile açıklarken ellerini çırptı: “Xiao Ke Zhi-er kaybetti. Umarım sıkı çalışmaya devam edersin!”

(ÇN: Zhi-er=yeğen Çincede)

Eğitim alanının da duran soluk yüzlü Xiao Ke açıklamayı duyduğunda hayal kırıklığı ile başını öne eğdi. Kendisinden çokta uzakta olamayan siyah giysili genç adama bakarak, daha bir yıl öncesinde onu “sakat” diye çağırarak nasıl aşağıladığını düşündü. Şimdi bir yıl sonrasında, “sakat” klanın tepesine çok yakındı ve ondan çok yukarılardaydı. Bu büyük fark Xiao Ke’nin daha birkaç ay önce holde duyduğu sözleri hatırlamasını sağladı: “30 yıl doğuda, 30 yıl batıda ben şu an zayıf olduğum halde bana kabadayılık yapmaya kimsenin cesareti yok!”

(ÇN: “Otuz yıl doğu, otuz yıl batı, sakın şuanda fakir olduğum için bana kabadayılık taslama!”, bence bu daha yakın ama önceden yukarıdaki gibi çevrilmiş. Çokta önemli değil zaten çin ata sözü 😀 bizi sallamaz.)

Xiao Ke yüzünde acı bir gülümseme ile kafasını sallayarak güçlükle ayağa kalktı. Xiao Yan’a doğru hafifçe başını eğerken, Xiao Ke’nin sesi önceden sahip olduğu bütün kibrini yitirmişti: “Xiao Yan Biao-di, sen kazandın. İyileşmeni tebrik ederim!”

(ÇN: Biao-di=genç erkek kuzen, bu cümleye alternatif olarak: “Xiao Yan Biao-di, sen kazandın. Tebrik ederim! İyileşmişsin.”)

Başını sallayarak onay veren Xiao Yan’nın bakışları yavaşca eğitim alanın çevresinde gezindi ve onun karanlık gözbebekleri ile karşılaşan herkes endişe ve huysuzlukla bakışlarını başka yöne çevirdi.

Bakışları gözlerini dikmiş ona bakmakta olan Xiao Mei de bir süre takıldı. Xiao Yan bir anda yüzünü sınavı geçememiş olan klan üyelerine çevirdi ve sordu: “Bana meydan okumak isteyen herhangi biri var mı?”

Xiao Yan’ı izlerken, Xiao Ke ile karşılaşmalarından ince Xiao Yan’a meydan okumaya can atan klan üyelerinin hepsi Xiao Yan’ın söylediklerinin onlar ile hiçbir ilgisi yokmuş gibi davranarak çenelerini kapatıp gökyüzüne bakmaya başladılar.

Çocukça aptala yatışlarını izleyen Xiao Yan omuzlarını silkti ve geri yürüdü.

(ÇN: kelime-kelime çevirmedim kulağa bu şekilde daha güzel geliyor bence.)

Xiao Yan’ın yanına oturduğunu gören Xun Er, eğitim alanının incelerken gülümsedi. Saçından bir tutam ile oynarken fısıldadı: “Xiao Er ge-ge, üç yıl önce de sana böyle bakıyorlardı…”

“Üç yıl önce saygı ve korku dolu bakışlarını gördüğümde heyecanlanırdım ama bugün… Hiçbir şey hissetmiyorum.”

“O zaman, Xiao Yan ge-ge olgunlaştın!” Xun Er şakalaşarak gözünü kırptı.

“Senin kadar olgun değil. Bazen sanki senin içinde bin yıllık bir canavar varmış gibi hissediyorum!” bir kız tarafından olgun diye hitap edilince Xiao Yan gülümsemesine hakim olamadı. Hafifçe gülümserken samimice Xun Er’in başını okşadı.

Bunu duyan Xun Er, Xiao Yan’a şeytanca bir bakış attı ve narin suratında sitemkar bir ifade görüldü. Bir kız ne kadar kaygısız olursa olsun, kimse yaşlı bir canavar olarak çağırılmaktan hoşlanmaz.

Xun Er’in sitemkar ifadesi o kadar güzeldi ki çevresindeki genç adamların ve hatta bazı kızların bile bakışlarını üstüne çekmişti.

“Bu küçük piç, çok kibirli…” Diğerleri gibi Xiao Ning de Xun Er’in sitemkar ifadesinden etkilenmişti fakat Xun Er ve Xiao Yan’ın samimi muhabbetlerini izlerken içerisinde bir kıskançlık ateşi yandı. Bütün klan içerisinde Xun Er ile bir tek kendisinin eşleşebileceğini düşünürken kıskançlığı mantıklı düşünmesini engelliyordu fakat tekrar düşününce farkına vardı ki şimdiye kadar ne yaparsa yapsın Xun Er nadiren gülümsemişti. Diğer taraftan, bir “sakat” olan Xiao Yan her zaman Xun Er’i güldürebilmişti. Aralarındaki bu fark Xiao Ning’in öfke ile dişlerini sıkmasına neden oldu.

“Küçük piç, şimdilik küstah davranmana izin veriyorum ama Yetişkinlik Töreninde Xun Er’in önünde düşen dişlerini arattıracağım sana!” Xiao Ning ellerini yumruk halinde sıkarak, bağdaş kurmuş oturan Xiao Yan’a soğuk bir bakış attı.

Geçen bir yıl içerisinde ki Xiao Yan’ın antrenman hızı Xiao Ning’i de şok etmiş olsa da alışmış olduğu her zamanki tepeden bakan tavrını değiştirememişti. Ek olarak, klan içerisinde Xun Er ile zar zor da olsa kıyaslanabilecek tek erkek olan Xiao Ning, Xiao Yan’ın bu ani performansından bir tehlike hissetti.

“Daha da güçlenmeden, ona acımasız bir ders vereceğim. En iyi ihtimalle dayak öyle bir yara bırakacak ki antrenman yapmasını engelleyecek!”

Şeytani planlarını düşünürken, Xiao Ning’in dudağının kenarları hafifçe kavislendi. Xiao Yan 7 Duan Qi seviyesinde bile olsa, Xiao Ning kendi 8 Duan Qi seviyesine güveniyordu. Sonuçta 7 Duan Qi’den sonra her Duan Qi arasında kocaman bir fark vardı!

Xun Er ile muhabbet ederken, Xiao Yan amaçsızca eğitim alanın çevresin’e göz gezdiriyordu ve Xiao Ning’in yüzündeki gülümsemeyi yakaladı. O gülümsemenin neden olduğunu anlayınca Xiao Yan’ın da yüzünde bir gülümseme belirdi, “Kendi duygularını bile saklamayı beceremeyen birisi herhangi bir risk oluşturamaz” diye düşündü.

—–

Xiao Ke’nin Xiao Yan’a kaybetmesinden sonra, kimse yerinde oturan Xiao Yan’a meydan okumaya kalkışmadı ve niteliksiz klan üyeleri hedeflerini başkalarına çevirdiler. Ama birkaç raunt sonra sadece iki kişi, şansın ve bilindik Dou tekniklerinin yardımı ile rakiplerini yenmeyi başardı ve Yetişkinlik Törenine katılmaya hak kazandı.

Yavaşça sakinleşen eğitim alanını izleyen Xiao Zhan gülümseyerek ayağa kalktı ve sonuçları ile beraber gelecek ay ki Yetişkinlik Töreni ile ilgili birkaç bildiriyi açıkladı.

Yavaşça ayağa kalkan Xiao Yan sahnedeki mutlu Xiao Zhan’a doğru gülümsedi, bu sırada Xiao Zhan niteliğini kanıtlamış olan oğluna doğru başparmağını kaldırmaktan çekinmedi.

(ÇN: Thumbs up ın Türkçesi var mı ki? Baya zorlandım bunu çevirirken 😀 ama güzel oldu bence)

Kıyafetlerinin üzerindeki tozları silkeledikten hemen sonra Xiao Yan Bir parfüm kokusu aldı.

Xiao Yan kaşlarını hafifçe çatarak karşısında duran Xiao Mei’yi görmek için kafasını kaldırdı ve sordu: “Bir şey mi istemiştin?”

Xiao Yan’ın yüzündeki vurdumduymazlığı ve soğukluğu görünce Xiao Mei’nin cesareti sendelemiş olsa da zorla gülümsedi ve “Xiao Yan Baoi-di, tebrikler!” dedi.

“Teşekkürler.” Kafasıyla hafifçe onaylayan Xiao Yan yanında duran Xun Er’e ufak bir bakış attı.

“Xiao Yan Baoi-di, babam yarın Dou Teknik Salonunda kişisel olarak Yüksek Huang seviyesi bir Dou Tekniği öğretecek. Benimle birlikte gelmek ister misin?” Xiao Mei gülümsedi ve Xiao Mei’nin dişilik çekiciliği ve gençlik nezaketi kombinasyonu dayanılmaz bir soru oluşturdu.

Bunu duyunca Xiao Yan’ın kaşları hafifçe yukarı kalktı.

Tam Xiao Yan bir özür bulup Xiao Mei’yi reddetmek üzere iken, açık beyaz renkli bir kol kayarak Xiao Yan’ın koluna girdi.

Şaşırmış Xiao yan, arkasına döndü ve kendisine gülümseyen bir Xun Er buldu

“Gerçekten üzgünüm Xiao Mei Biao-jie, Xun Er çoktan Xiao Yan ge-ge’yi yarın Wu Tan Şehri’ne giderken bana eşlik etmesi için davet etti yani Xiao Mei biao-jie ile Dou Teknik Salonuna gidemez.” Şaşkın bakışlar altında, Xun Er, zarif yüzünde belli belirsiz bir özür ifadesi ile Xiao Yan’ın koluna tutundu.


Yorum Yap "Btth 34"