Otto Von Bismark Günceli

Btth 25

Ekim 04, 2016


Ben Bunu Ödeyeceğim


Xiao Yan odasına geri gizlice girdikten sonra, hızlıca kapısını kapattı ve nihayet tıbbi bitkileri ve sihirli kristalleri bir demet halinde çıkarmadan önce odanın köşesine gitti. O dikkatle dolaba yerleştirdi ve rahatlamış bir şekilde gülümserken bitkilerin koksunu derinden kokladı.

Xiao Yan kesintisiz uygulama için yılın geri kalan 8 ayı için yetecek bitkileri satın almıştı, bu ona yılın geri kalanında durmadan pratik yapmasını sağlayacaktı.

Dolabı sevgiyle okşarken esnedi ve tembelce yatağın üstüne çıktı ve kafasını aşağı koydu. Bugünün hareketliliği onu gerçekten yormuştu.

“Yan Er, orda mısın?” Bir ses mırıldandı ve kapısına bir kez vuruldu.

Mayışmış gözlerini açan Xiao Yan apar topar yataktan zıpladı, kapıyı açtı, kapının dışındaki Xiao Zhao’ya bakıp sordu: “Baba bir şey mi lazım?”

“Senden bir şey istemesem bile seni görmeye gelemez miyim? Çocuk, 2 aydır benden saklanıyorsun.” Xiao Zhan, Xiao Yan’ın kafasını seviyle okşarken azarladı.

Xiao Zhan’ın sıcacık gülümseyen yüzüne bakan Xiao Yan hassas burnundan derin bir nefes aldı, ne söyleyeceğini bilmiyordu

“Sen hala kendini sorumlu mu hissediyorsun? O benim oğlumdan hoşlanmıyorsa, bu onun kaybı. üzgün olman gerekmez. Neden büyük bir adamın çocuk gibi hareket etmesi gereksin ki? Ben Xiao Zhan’ın oğlunun işe yaramaz bir olmadığını biliyorum.” Xiao Zhan cesurca konuştu.

“Haha baba, 3 yıl sonra, Yan Er bizzat Puslu Bulutlar Grubu’na ( önceden yanlış çevirmişim) gidecek.” Xiao Yan gülümseme ile yumuşak bir sesle söyledi.

Xiao Yan’a bakarken Xiao Zhao’nun gülümseyen yüzü, daha ciddi bir hale geldi. Bir süre sonra, tereddüt ederek dedi: “Baban iyi hissediyor, ama … Gerçekten gidecek misin? Baban sen’in Nalan Yanran’a yetişemeyeceğini söyleyecek değil ama Puslu Bulutlar Grubu’nun gücü.”

Xiao Yan başını sallarken gülümsedi, onun ince dudaklarını inatçı bir çizgi oluşturmaya zorladı: “Baba, bir adam olarak taşımam gereken bazı şeyler var.”

“Aha, senin öfken benimkine çok benziyor, senin iki abin de böyle düşündüğünü bilseydi muhtemelen çok mutlu olurlardı.” Xiao Zhan, Xiao Yan’ın bağlılığı karşısında iç çekip başını ağırca  sallamadan önce memnun bir şekilde gülümsedi: “İyi, baba oğlunun saygınlığını geri vermesini bekle, o yaşlı şerefsiz Nalan Shu’nun evlilik sözünü yeniden verilmesi için bana yalvarmasını istiyorum.”

Xiao Yan başını salladı ve gülmesine engel olamadı.

“Hey, sana bunu vereceğim, bunu babanın desteği olarak düşün.” Çok tanıdık beyaz şişeyi Xiao Yan’a uzattı.

Kendi ellerine geri dönen iksire bakan Xian Yan gülmek mi ağlamak mı istediğini bilmiyordu. Ama yüzünde, o şaşkın ifadeyi muhafaza etti: “Baba, bu nedir?”

“Temel İksir, senin Dou Qi ekimini hızlandıracak, daha bugün aldım.” Xiao Zhan’ın ağzı kıvrıldı.

“Bunun için çok para ödemiş olmalısın değil mi?” o beyaz şişeyi aldığı gibi Xiao Yan’ın kalbi sımsıcak oldu.

“40 000 altın para, ama sana faydalı olursa fiyatına değer.” Xiao Zhan onu umursamadan gülümsedi.

“Temel Ruh İksirini bana almak için 40 000 altın para ödedin? Elderler belki bu bahaneyi kullanıp sana sorun çıkarmazlar mı?” Xiao Yan acı acı güldü.

“Tssk, Ben klan lideriyim, onlar en fazla birkaç kelime eder.” Xiao Zhan soğukça söyledi.

“Baba, teşekkür ederim, bir yıl içindeki yetişkinlik töreninde, onların ağızlarını tamamen kapatacağım.” Xiao Yan bunu der demez sakince gülümsedi.

“İyi, Oğlumun bir kez daha değişmesini bekliyorum!” Xiao Zhan oğlunun emin görünümünün nerden geldiğini bilmemesine rağmen oğlunun kendine güvendiğini görünce çok mutlu oldu.

“Tamam, ben seni dinlenmeni bölmeyeyim. Herhangi bir problem olursa babanı görmeye gel, biz bir aileyiz; senin rezil olmana izin vermeyeceğim.” El sallayan Xiao Zhan, döndü, büyük adımlarla ön bahçeden ayrıldı.

“Kahretsin, ben şimdi de bu eski aptallar ile yüzleşmek zorunda kalacağım. Sadece 40 000 Altın Para harcadım, ama sözde parayı onların tabutlarını almak için harcamışım gibi hareket edeceklerdir. “Gecenin içinden  Xiao Zhan’ın mırıltıları Xiao Yan’a doğru süzüldü.

Babasının karanlıkta kayboluşunu izleyen Xiao Yan burnuna dokundu ve alçak sesle konuşurken gülümsedi: “Endişelenme, baba, bu insanların susmasını sağlayacağım. 3 yıl önce bana saygı duyuyorlardı 1,  yıl sonra yine hala aynı olacak! ”

Bir süre kapıda bekledikten sonra, Xiao Yan beyaz yeşim şişeyi kenara koydu. Odanın köşesine bir bakış attı, alayla: “Kız! İnsanlara kulak misafiri olmak eğlenceli mi? ”

“Xiao Yan ge-ge, senden beklendiği gibi…” Mor etek giyen tatlı genç bir kız zarifçe köşeden çıktı. Küçük başını eğerken kocaman bir gülümseme güzel yüzünde ortaya çıktı.

Yaramaz kızın yüzüne bakan Xiao Yan çaresizce başını salladı.

“Xiao Yan ge-ge go bu öğleden sonra nereye gittin?” Xun Er öne çıktı, hafifçe yürüdü ve gülümserken sordu.

“Ben sadece küçük bir gezintiye çıktım.”

“Öyle mi?” Gözleri yukarı, aşağı hareket etti, Xun Er aniden ileri bir adım attı ve hafif eğildi. Konuşurken burnunu buruşturdu: “Ben bir kadın kokusu alıyorum”

“*Öksürük*, hadi ama, üzerimde neden kadın kokusu olsun ki?” Xiao Yan’ın olgunlaşmamış yüzü aniden kızardı, ama karanlıkta onunki gibi kızın yüzü de  net görülmüyordu.

“Hee hee.” Görünüşte Xiao Yan bir çıkmazdaydı, Xun Er güldü ve bir an sonra gülmeyi kesti. Sessizce demeden önce: “Bir az önce, ben de Xiao shu-shu’nun sözlerini duydum, Xiao Yan ge-ge’ye inanıyorum, evet…. Gelecekte sen gerçekten Puslu Bulutlar Grubu’na gitmek istiyorsan, Xun Er yardım etmek için seninle gelecek…”

Bunu duyan Xiao Yan gözlerini kıstı ve genç kızın güzel küçük yüzüne sıkı bir bakış attı.

Xiao Yan’ın denetimsiz görüşü altında fısıldarken Xun Er’in yüzü utangaçlıkla biraz kızardı:”Xiao Yan ge-ge, neye bakıyorsunuz….”

“Hehe, Xun Er de kızarabiliyormuş, çok nadir bir görüntü.” Xiao Yan beklenmedik bir gülümseme ile konuştu.

Xun Er soğukça Xiao Yan’a baktı ve mırıldandı: ” Ve sende insanlara bu şekilde bakabiliyormuşsun.”

“Peki peki, Puslu Bulutlar Grubu müthiş olmasına rağmen ge-ge’ne güven, ben hala gencim. Nalan Yanran gibi ganimetin öğretmeni Yun Yun kesinlikle çok mükemmel değil.“ Xiao Yan genç kızın siyah saçlarını okşadığı gibi gülümsedi: “Peki, saat geç oldu, artık dinlenmelisin.”

Xun Er, el sallayan Xiao Yan’a bakıp isteksizce başını salladı. Ve Xiao Yan’ın bakışları altında karanlığa girdi.

Köşeye döndükten sonra Xiao Zhan ve birkaç elder arasındaki kavganın seslerini duydu. Kavganın konusu: 40 000 altın parayı nasıl harcadığıydı.

Duran Xun Er’in küçük kaşları buruştu ve mor kartı parmakları arasında tutarken küçük bir iç çekti.

Elder ile Xiao Zhan’ın kavga ettiği odaya süzüldüğü gibi parmak uçlarını şıklatması ile mor renkli altın kart altın gibi parladı.

Xun Er hafifçe konuşurken oda birdenbire sessiz oldu: “Bu Temel İksirin parası. Bu kartta 100 000 altın para var, şimdi bunu size veriyorum, umarım siz elderler  Xiao amcaya sorun çıkarmaya devam etmezsiniz. ”

Üç elderden “evet” onayını gelmeden önce oda tamamen sessizleşti.


Yorum Yap "Btth 25"