Tankların Tarihi Günceli

Btth 19

Ekim 04, 2016


Acımasız Eğitim


Sabah soluk bir sis zirvenin çevresini kaplamıştı ve orada çok uzun bir süre oyalandı. Aniden esen hafif rüzgârın taşıdığı fiziksel bir homurtu duymuş olabilirdi.

Zirvenin arkasında gizli bir oluk içinde, Xiao Yan ayaklarını ahşap kazıklar gibi toprağın içine yerleştirdi. Arada dişlerini gıcırdatıp soğuk terler alnına dökülürken ayak parmakları yere yapışmıştı. Sadece kısa pantolon giyiyordu ve vücudunun çıplak üst kısmında çapraz yaralar bulunuyordu..

Xiao Yan’ın arkasında dev bir taş üstünde bağdaş kurarak oturmuş ruh modundaki Yao Lao vardı. Onun ciddi bir yüz ifadesi vardı, acıyla mücadele etmek için dişlerini sıkan Xiao Yan’a bakış attı sonra hafifçe avucunu yukarı salladı.

Yao Lao’nun avucunu takip eden kırmızı bir şekle giren Dou Qi atışı avucundan çıktı. Bir kamçı gibi arkasında uzun bir çürük bırakarak sertçe Xiao Yan’ın omzuna vurdu.

Xiao Yan ağzının köşeleri şiddetle titrer gibi oldu, acıdan dolayı dişlerinin arasından soğuk hava içine çekti. Xiao Yan’ın omzu uyuştu ve kavurucu ağrı dalgası kalbine doğru yol aldı. Şiddetli bir ağrı hissederken, Xiao Yan ayaklarının pelteleştiğini hissetti ve neredeyse dengesini kaybedip düşüyordu…

Şiddetli bir ağrı hissederken, Xiao Yan’ın içindeki normalde zayıf olan Dou Qi, Qi yollarına ve omzundaki basınç noktalarına akmadan önce hareketlendi. Soğuk akım yavaş yavaş kemiklerine sızdı ve güçlendirmeye devam etti.

“Tekrar!” Xiao Yan omzundaki ağrı yavaş ortadan kaybolduğunda genç yüzü sebat ve inatçılıkla dolu bir şekilde dişlerini sıkıp bağırdı.

Azmeden Xiao Yan’a bakarken Yao Lao’nun solgun yüzünde memnun bir gülümseme oluştu. Belli belirsiz başını salladı, avucundan yine kırmızı Dou Qi atışı çıktı.

“Bang Bang Bang …” Küçük ormanda Xiao Yan’a isabet eden bir vuruştan diğer vuruşa kadar vuruş sesine düşük sesli homurtu eşlik ediyordu.

Yao Lao’nun saldırılarının her biri tam olarak Xiao Yan’ın vücudunun maksimum dayanma noktasındaydı. Saldırılar Xiao Yan’a ciddi zarar  vermiyordu ama hala Xiao Yan’ın maksimum acı hissetmesine neden oluyordu..

Dou Qi kamçı darbelerinin acısı dayanılmaz oldu, acı içine yüzünün buruşmasına neden oldu.

Yao Lao’nun vuruşları nedeniyle vücudunda çok fazla çarpraz yara izleri ortaya çıktı…

“Bang!” Başka cisimleşen Dou Qi atışı vurdu ve Xiao Yan ahşap kazık gibi sonunda sınırına ulaştı. Zayıflamış bacakları ile, sanki bir süre için felç olmuştu..

Şiddetli bir şekilde soludu, Xiao Yan alnındaki soğuk teri sildi ve kaba bir şekilde gülümsemek için başını yukarı kaldırıp sordu: “Usta, bugün nasıldı?”

“Fena değil, bugün seksen dört Dou Qi kamçı darbesine dayandın. Yarım ay önce ilk başladığında yalnızca dokuz darbe alabildiğinden şimdi çok daha iyi.” Yao Lao’nun yüzünde bir gülümseme vardı ve başını salladı. Gözlerinde beklenmedik bir ışıltı parladı, son yarım ay, Xiao Yan’ın gösterdiği azim beklediğinin çok ötesinde oldu. Örneğin bugün, Yao Lao aslen Xiao Yan’ın sınırının yetmiş Dou Qi kamçı darbesi olduğunu düşündü ama daha sonra o seksen dört kamçı darbesine dayandı. Yao Lao, Xiao Yan’ın ruhuna hayran kalmaktan geri duramadı.

Yao Lao’nun sözlerini dinledikten sonra, Xiao Yan derin bir nefes verdi ve yere yığıldı. Duyularını geri kazandığı zaman o yavaş yavaş geri süründü ve çıkarıp yakındaki bir kayanın üzerine koyduğu elbiselerini geri giydi.

Elbiseleri giyerken serin kumaş çürüklerine dokunur dokunmaz Xiao Yan irkildi ve dişlerini sıktı.

Şeffaf Yao Lao ışık ışınına dönüştü ve siyah yüzüğün içinde kayboldu. Kaybolmadan önce, sayısız kere söylediği şeyi bir kere daha tekrarladı: “Hızla geri dönüp sırtında gizli kan toplamış kırbaç yaralarını Temel İksir içine dalıp yok olmasını sağla.”

Xiao Yan başını sallarken elbiselerini giydi ve ormandan ayrıldı.

….

Xiao Yan ağrıları devam ederken sonunda odaya döndü, bir kez daha hızlıca elbiselerini çıkardı ve yeşil sıvı dolu tahta fıçının içine zıpladı.

Buz gibi yeşil sıvı çürüklerle dolu cildindeki ağrıları ortadan kaldırdı, Xiao Yan yavaşça gözlerini kapadı ve yatıştırıcı sıvının cildinin üzerinde akmasının tadını çıkardı.

Bir süre sonra, Xiao Yan’ın nefes alışverişi yavaşça sakinleşti ve hatta birkaç kez horladı! Xiao Yan bu kadar acıya dayaktan sonra hem zihinsel hem bedensel yorgunluğa dayanamadı ve uyuya kaldı.

Xiao Yan uyurken yeşil sıvı belli belirsiz dalgalandı ve huzur dolu  enerji akımı yavaşça Xiao Yan’ın gözeneklerinden içeri girdi. Kan toplamış yaralarını temizledi ve aynı zamanda çoktan sınıra ulaşmış kaslarını yeniledi ve güçlendirdi.

Xiao Yan uyurken vücudunun gücü bambaşka bir seviyeye çıktı.

Xiao Yan’ın kasları güçlenirken ve yenilirken yeşil sıvının rengi yavaşça açıldı. Açıkça yeşil sıvının enerjisi azaldı.

…..

Xiao Yan ne kadar süre uyuduğundan habersiz bir şekilde kalktığında zaten sıcak güneş ışığının odasını aydınlattığını fark etti.

Vücudunu gerdiğinde aniden kemiklerinden takır tukur sesler geldi. Başını kaldırdığında tüm vücudunun enerji ve güç ile dolu olduğunu fark etti. Xiao Yan kendini tutamadı ve bağırdı: “Muhteşem!”

Xiao Yan tahta fıçıdan çıktı,  temel iksir fıçısındaki gerçekte yeşil olan sıvının berrak suya beklenmedik bir şekilde dönüştüğünü keşfetti.

“Benim iksirim çoktan tükenmiş?” Xiao Yan burnunu kaşırken çaresizce başını salladı. Aniden mutlu bir şekilde gözlerini kapattı ve dikkatle Dou Qi durumunu algılamaya çalıştı.

Biraz sonra, Xiao Yan gözlerini açtı ve mutlulukla güldü: “Sonunda, Duan Qi’m 5 oldu.”


Yorum Yap "Btth 19"