Tankların Tarihi Günceli

Btth 16

Ekim 04, 2016



Xiao Ning


Xiao Mei ve grubu, ağır ağır gelen genç adamı görünce yavaşladılar. Önceden attıkları kahkahalar kesilmişti.

Xiao Mei’nin yanındaki kızlar önceden klanın gururu olan genç adama bakarken gözleri büyüdü.  Yüzlerinde sempatiden tut daha bir çok çeşitli ifade vardı.

Xiao Mei olduğu yerde durdu. Aklından, hala ona bağlı olduğunu hissettiğini ve kalbini ele geçiren genç adam ile sohbet etmek istediğini geçirdi. Ancak, gerçekte onların arasındaki fark birlikte olamayacakları kadar büyüktü ve işe yaramazlarla vakit öldürmek çok akıllıca değildi.

Rahatlatmadan önce kaşları çatıldı, Xiao Mei aklından şöyle geçirdi: Bir selam diyeyim, ne olursa olsun o benim Biao-Ge’m

Xiao Yan, Xiao Mei’nin düşüncelerinden habersiz elleri hala başının arkasında onlara doğru tembelce yürüyordu.

Xiao Yan’ı daha yakından görünce Xiao Mei’nin yüzünde bir gülümseme oluştu ama Xiao Yan’ın hareketleri küçük yüzündeki gülümsemeyi dondurdu, garip bir yüz ifadesi yapmış gibi gözüküyordu.

Xiao Yan, iki eli başının arkasında olduğu halde, Xiao Yan kız grubunu görmezden geldi ve genç kızların yanından geçerken tereddüt etmeden önüne baktı.

Genç adamının sırtına bakınca küçük kırmızı ağzı şoktan açık kalmıştı. O bu güzelliği ile, ne zaman böyle korkunç bir muamele görmüştü ki? Mahcup düşmüş, öfkelenmişti ve bağırmasına engel olamadı:”Xiao Yan Biao-Ge.”

Xiao Yan durduğunda arkasını dönmedi ve sanki bir yabancı ile konuşuyormuşçasına ses tonu duygusuzdu:”Ne?”

Xiao Mei, duygusuz ve uysal ses tonu ile buz kesildi ve fısıldadı: “Hiçbir şey …”

Xiao Yan’ın kaşları kalktı ama başını salladı ve yürümeye devam etti.

Xiao Mei kaybolan gölgeyi izlerken öfkeyle ayaklarını yere vurdu ve farklı bir yoldan gitti.

Xiao Yan köşeyi dönüp geniş odanın yukarısına doğru baktı. Odanın üstündeki plakada kan kırmızısı ve gösterişli üç kelime vardı: Dou Teknik Salonu!

Xiao Yan Dou Teknik Salonunun içinden gelen bağırışları işitince oldukça şaşırdı. Normalde kimse buraya gelmezdi öyleyse neden bugün çok gürültü vardı?

Xiao Yan omuzlarını silkerek, öne çıktı ve Dou Teknik Salonuna girdi.

Xiao Yan salona girdiğinde, onu diğer klan üyelerinin alkışları karşıladı.

Dou Teknik Salonu doğu ve batı olmak üzere bölüme ayrılmıştı. Batı bölümünde büyük bir antrenman sahası var iken doğu bölümünde klanın Dou Teknikleri vardı. Şu anda, birkaç kişi eğitim alanının etrafında toplanmıştı ve alanın ortasındaki iki kişiyi izliyorlardı.

“Xiao Ning ge’nin Dou Qi yoğunluğu bakılırsa, 8 Duan Qi olmalı değil mi?”

“Hehe, Xiao Ning biao-ge sadece iki aydır 8 Duan Dou Qi’ye sahip olması lazım.”

“Ama o 8 Duan Dou Qi sahibi olsa bile, Xun Er biao-mei’nin 9 Duan Dou Qi’si var. Xiao Ning biao-ge’nin kazanma şansı yüksek değil.”

“İyi şanslar Xun Er biao-mei!”

Xiao Yan kalabalıktan gelen sesleri duyunca, adımları duraksadı ve eğitim alanına doğru bakındı. Sonunda, onun ilgili bakışları açık mor renkli bir elbise giyen genç kıza doğru indi.

Başkalarıyla dövüşecek zamanı nasıl vardı? Xiao Yan salonun doğu tarafına gitmeden önce aklından bunu geçirdi ve bir raftan rastgele bir siyah parşömen aldı. Parşömen açılınca, büyük sarı sözler göründü.

Orta Sarı: Yıkıcı Kaya El!

Xiao Yan, tembelce kitaplığa yaslanmış bir şekilde bazen eğitim alanındaki vahşi savaşa bakarak Yıkıcı Kaya El’in eğitim metotlarını okudu.

Geniş salon, sanki iki dünyaya ayrılmış gibiydi. Doğu tarafı huzurlu ve sakin iken batı tarafı gürültülüydü.

Xun Er’in rakibi Xiao Ning’di ve üst elderin torunuydu. O sadece 17 yaşında olmasına rağmen, çoktan 8 Duan Qi sahibi olmuştu ve tüm klanda, sadece Xun Er ondan daha iyiydi. Ayrıca önceki gün gördüğü Jia Lei Ao’ya benzeyen oldukça yakışıklı biriydi.

Xiao Yan, biao-ge karşı nötrdü. Sadece zaman zaman karşılaşırdı ve karşılaştıklarında aceleyle geleneksel şekilde selamlaşırlardı. Belki bunun nedeni babası ve üst elder arasındaki arkadaşça olmayan atmosferdi ama Xiao Yan ondan yayılan düşmanlığı hep hissedebiliyordu. Ama Xiao Yan “işe yaramaz” iken o Xiao Yan ile alay etmek ya da kızdırmak için kendi yolunun dışına çıkmadı…

Xiao Yan, hafifçe gülümseyerek düşüncelerinden sıyrıldı ve Yıkıcı Kaya El’i okumaya geri döndü.

Eğitim alanında, Xun Er hafif mor bir kelebek gibi incelikle ve zarif bir şekilde Xiao Ning’in hızlı saldırılardan kaçınıyordu. Ancak, onun narin yüzünde yorgunluk ya da benzeri hiçbir duygudan eser yoktu.

Xiao Ning saldırılarından bir başkasını engelledikten sonra, Xun Er bakışları tembelce salonu süzdü ama aniden hareket etmeyi kesti.

Salonun doğu tarafındaki dikkatini elinde tuttuğu parşömene vermiş genç adamı görünce, Xun Er’in yüzünde hafif ve zarif bir gülümseme oluştu.

Kızın ani gülümsemesi seyircileri güzelliği ile sersemletti.

“Xun Er Biao Mei, dikkat et!” Xun Er şaşırdığı zaman, kalabalığın içinden genç bir ses geldi.

Xun Er arkasında gelen şiddetli basınç hissedince kaşlarını çattı ama bakışları hala kitaplığın oradaki genç adamın üzerindeydi.

Aynı zamanda, Xiao Yan başını kaldırdı ve Xun Er’e yönelik sinsi saldırıyı görünce kaşlarını çattı ve başını salladı. Onun bakışlarında ihtiyatlı bir endişe vardı.

Xun Er, Xiao Yan yüzündeki endişeli ifadeyi görünce, yaramazca güzel gözlerini kırpıştırdı. Aniden, sola doğru küçük bir adım attı. Sadece bir adım olmasına rağmen, garip bir şekilde Xiao Ning saldırısını tümünü atlatmasına yardım etti …

O yana kaçarken, kar beyazı eli altın renginde parladı ve Xiao Ning’in kolları arasından düz ilerleyip hafifçe göğsüne dokundu.

Xiao Ning birkaç geri adım atıp eğitim alanından çıkarken, Xun Er daire çizerek nazikçe gücü etkisiz hale getirdi.

Xiao Ning’i tek bir saldırı ile yenebilmişti, seyircilerin tümü Xiao Xun’u kocaman alkışladılar.

“Hehe, Xun Er Biao Mei gerçekten klanın genç nesli arasında en üsttesin. Gerçekten güçlüsün.” Xiao Ning, Xun Er tarafından yenilmesine rağmen, geri eğitim alanının ortasına doğru yürürken gülümsüyordu.

Xiao Ning sakince önündeki kıza bakarken, gözlerindeki tutkulu aşkın tümü gizli değildi.

Onlar teknik olarak Biao Ge / Mei olmalarına rağmen, Xiao Ning ve tüm klan içinde üyelerinin birçoğunun yakın kan bağlarının olmadığını biliyordu ve Xiao Xun Er için ise, Xun Er’in kendisiyle kan bağı olmadığını biliyordu.

Xun Er, sanki Xiao Ning’in tutkulu bakışlarını hissetmemiş gibi saygıyla başını salladı ve dedi ki: “Xiao Ning Biao Ge benim kazanmama izin verdin.” Bunları dedikten sonra onun cevabını beklemeden büyük bir gülümsemeyle salonun doğu tarafına gitti.

Xun Er ilgi odağı olduğundan, hareketleri herkes tarafından fark edildi ve onlar gittiği yolu takip edince Xiao Yan’ı gördüler.

Şimdi Xiao Yan, önceki izleyicilerin ilgi odağı olmasına rağmen, Xiao Yan bakmadı ve kendi dünyasına dikkat kesilmişti.


Yorum Yap "Btth 16"