Dünyanın Oluşumu Günceli

Btth 13

Ekim 04, 2016


Siyah Metal Parçası

Jia Lie Ao, Xiao Yan’ın kelimelerine Xun Er’in baş salladığını görünce ağzının kenarı seğirmeye başladı. Yumruklarını sıktı ve o kendisine bakmadan önce sakin ve vurdumduymaz genç adama soğukça bir bakış attı.

Jia Lie Ao’nun astları genç efendilerinin aşırı kızgın olduğunu görünce Xiao Yan ve Xiao Xun’a doğru yürüyüp etrafını sardılar. Bakışlarında art niyetlerini ortaya koyuyordu.

Olay pazarın iç kısımlarında olmasına rağmen, etrafta birkaç kişi hala vardı ve sorgulayan bakışlarla içinde bulundukları gruba karşı döndüler. Xiao Yan dâhilikten işe yaramaz biri haline dönüştüğünden ve Jia Lie Ao ise diğer kadınlarla yaptığı terbiyesizce hareketlerinden dolayı; ikisi de Wu Tang şehrinde oldukça ünlülerdi.

Xiao Yan, Jia Lie Ao’nun grubunun hareketlerine bakıp, tek kaşını kaldırdı ve genç yüzünde güvende olduğunu bilmenin ifadesi oluştu. Hafifçe başını çevirerek, pazarın içine doğru ıslık çaldı.

Xiao Yan’ın hareketlerini görünce, herkes başını Xiao Yan’ın ıslık çaldığı tarafa çevirdi ve pazar muhafızlarının Pei En önderliğinde öfkeyle geldiklerini gördüler.

Muhafız yoldaşları ile Pei En, hızlı bir şekilde Xiao Yan’a doğru koştu ve pazar muhafızları, Xiao Yan’ı ve Xiao Xun’u çevreleyen Jia Lie Ao’nun astlarını çevrelediler.

“Üçüncü genç efendi, yanlış bir şey mi var?” Pei En, Xiao Yan’a doğru yürüyüp, bakışlarıyla Jia Lie Ao’yu ve daha sonra saygıyla Xiao Yan’ı taradı.

Xiao Yan hafifçe gülümsedi ve yeşil yüzlü Jia Lie Ao’ya döndü. İlgisiz bir şekilde şöyle dedi: ” Genç Efendi Jia Lie Ao, bu pazar Xiao Klanı’nın kontrolündedir, burada dövüşmek istediğinizden emin misiniz?”

Jia Lie Ao’nun gözleri Pei En’den korktuğunu belli ediyordu ama yine de Xiao Yan’ı küçümsedi: “Sen sadece klanına güvenmeyi mi bilirsin? Eğer erkeksen… ”

“Demek istediğin, eğer erkeksem bire bir dövüşmeliyim. Öyle mi?” Xiao Yan elini salladı ve Jia Lie Ao’nun sözünü kesti.

Jia Lie Ao yine alay etti ve meydan okuyan bir sesle şöyle dedi: “Evet, korkuyor musun?”

Xiao Yan, Jia Lie Ao’nun kibirli yüzüne bakıp çaresizce iç çekti ve elini kaldırıp alnına dokundu. Dakikalar sonra, başını kaldırdı, omzunu silkti ve masum ve saf bir şekilde sordu: ” Genç Efendi Jia Lie Ao, size bir şey sormak istiyorum, kaç yaşındasınız?”

Jia Lie Ao’nun ağzının kenarı seğirdi ve o yanıt vermedi.

“Koca adam, zaten yirmi bir yaşındasın. Ben kaç yaşındayım? On beş! Sen gerçekten de daha yetişkinlik töreninde performansını göstermemiş bir çocuğa dövüşmeyi mi teklif ediyorsun? Bunu nasıl utanmadan isteyebiliyorsun? Böyle bir şey istediğinden dolayı utanmıyor musun?”

Xiao Yan’ın masum görünüşüne yanındaki Xun Er hiç yardımcı olmuyordu, yumuşak sesle bir kahkaha attı.

“Haha…”

Genç adamın sözlerini işiten, tezgâh sahibi zengin tüccarlar gülmeye başladı. Xiao Yan haklıydı, Xiao Yan yaşındaki biri çocuk gibi düşünebilirdi; ama Jia Lie Ao yetişkin gibi düşünmeliydi. Bu tür bir meydan okuma herkesin Jia Lie Ao ‘yu küçümsemesine sebep oldu.

Kalabalığın kahkahası Jia Lie Ao’ya bir kova soğuk su etkisi yaptı ve sakinliğini yeniden kazanmasına yardım etti. Xiao Yan’ın kayıtız tavırlarından olgunluğu ve sakinliğine kadar hepsi kolaylıkla insanların onun gerçek yaşını unutmasına neden oluyordu.  Xiao Yan yaşını dedikten sonra, Jia Lie Ao nihayet karşısında duran genç adamın sadece on beş yaşında olduğunu hatırladı.

Jia Lie Ao dişlerini gıcırdatarak, korumalarının arkasındaki Xiao Yan’a yan yan baktı ve bugün öcünü almak için herhangi şansı olmadığını fark etti. O sadece başını salladı ve soğukça konuştu: “Bir yıl daha ve sen önümüzdeki geleneksel yetişkinlik törenine katılacaksın değil mi? Hehe, düşünüyorum da senin gibi bir çöp yetişkinlik törenini bitirdikten sonra, yalnızca uzak ve yoksul bir köye yollanabilir. O zaman, Wu Tang şehrine girmek için bile gücün olmayacak, oldukça acınası”

Xiao Yan hafifçe gülümsedi ve kayıtsızca omuzlarını silkti.

Jia Lie Ao’nun gözkapakları titredi. Nedenini bilmiyordu; ama ne zaman önündeki genç adamın sakin yüzünü görse içinde gizemli bir öfke kaynıyordu. Sadece işe yaramaz biriydi ve her şeyi biliyormuş gibi davranmaya hakkı yoktu..

Jia Lie Ao zorla öfkesini bastırıp, soğukça memnuniyetsizliğini belirten sesler çıkardı ve bir el hareketi ile kalabalıktan çıkmak için astlarına komut verdi.

“Ah doğru …” Jia Lie Ao adımlarını durdurup sanki bir şey hatırlamış gibi geri döndü, dedi ki: “ Genç Efendi Xiao Yan, Nalan Klanı ile Xiao Klanı arasındaki evliliğin iptal edildiğini duydum. Hehe, aslında, bu beklenmedik bir şey değildi. Bu Qi yeteneklerin ile, Bayan Nalan’a eş olamazsın. Haha … ” bunları dedikten sonra, Jia Lie Ao gülerek ayrıldı.

Xiao Yan bakışları Jia Lie Ao’nun gidişini soğukça izledi. Birden ortaya çıkan kişi Xun Er’i sıkıca tuttup sessizce şöyle dedi: “O sadece aptal bir köpek. Eğer o seni ısırdıysa, neden onu geri ısırasın?”

“Çok ileri gittin. Böyle davrandıktan sonra gitmene izin verebilir miyiz?” Xun Er kaşlarını çatıp öfkeyle cevap verdi.

“Her zaman bir fırsat ortaya çıkar” Xiao Yan yapmacık bir şekilde gülümsedi ve sesinden gelen soğukluk Pei En’i ürpertti. Bir aslanın ısırması o kadar kötü olmayabilir ama sabırlı bir aslan başka bir hikâye, korkunçtur…

“Amca Pei En, sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim.” Xiao Yan döndü ve nazikçe Pei En’in grubuna doğru gülümsedi. Daha önceki yoğun atmosfer aniden endişesiz bir hale döndü.

Xiao Yan’nın duygularını kontrol etme alıştırmaları onu etkiledi, Pei En’in gülümsemesi saygı doluydu. Xiao Yan’ın yetenek eksikliği ile bile, gelecekteki başarıları muhtemelen zihinsel cesareti ile çok küçük olmayacak.

“Haha, üçüncü genç efendinin şakası. Burası Xiao Klanı’nın bölgesi, Jia Lie Klanının burada istediklerini yapmasına izin vermeyiz.” Pei En gülümsedi ve Xiao Yan’ın etrafa bakmaya başladığını görünce hızla adamlarıyla birlikte oradan ayrıldı.

Xiao Yan, uzaklaşan Pei En’e ve grubuna bakıp, döndü ve Xun Er saçlarını karıştırdı, biraz zorla şunları söyledi: “Bir tane seviye 1 yaratık özü senin değerlerini unutmana neden oldu? Jia Lie Ao’nun nasıl biri olduğunu çok iyi biliyorsun. Bir kere onun eşyalarını alırsan ileride kesinlikle senden bir şey ister.”

Xun Er ellerini yukarı kaldırıp saçlarını düzeltirken dedi: “O bunu, bana bedava vermek istedi.”

Xiao Yan gözlerini devirdi ve gülmek mi ağlamak mı istediğini bilmiyordu: ”Değersiz bir şey için, böyle davranmana gerek var mıydı? Xiao Klanı’nın genç dahisisin, unutma … ”

Xun Er burnunu kırıştırdı ve bileğindeki bilekliği yukarı kaldırdı ve alayla “Demek Xiao Yan ge-ge de Xun Er’i fark etti.”

Xiao Yan sessiz kaldı ve Xun Er’in elini çekerek, pazarın daha derinlerindeki tezgahlara doğru yürüdü…

Epeyce tezgah geçtikten sonra, Xiao Yan’ın ayakları nihayet durdu. O eğildi ve tezgahtaki hala üzerinde kan lekesi olan yeşil küreye baktı ve dedi ki: ”Sonunda buldum.”

Eli Tezgahın orasına doğru hareket edip, yaratık özünü kapmak üzereydi. Sanki önseziymiş gibi garip bir şey hissetti.

Xiao Yan dudaklarını yalayıp yaratık özünü alırken bakışları, kazara, tezgahın ortasını taradı.

Dakikalar sonra, bakışları yaratık özünün yanında bulunan siyah metal parçaya indi.

Siyah Metal Parça üzerindeki çok fazla pas lekesi ve birkaç yerindeki kirli noktalar ile son derece eski görünüyordu. Sanki kazılmış gibi görünüyordu.

“Hey, Yan veleti, siyah metal parçayı satın al, bu iyi bir şey…”

Xiao Yan görünüşte değersiz metale bakınca neden bu kadar güçlü duygular hissettiği hakkında kafası karıştığında, Yao Lao’nun sesini zihninde duydu.



Yorum Yap "Btth 13"