Tankların Tarihi Günceli

Btth 12

Ekim 04, 2016


Ondan Uzak Dur

Keyfi yerinde yakışıklı genci görünce Xun Er’in kaşları çatıldı. Onun sesine kulak asmayıp arkasını döndü.

“Bayan Xun Er!”

Yakışıklı ama solgun genç Xun Er’in arkasına bakınca hemen endişeye kapıldı ve onu engellemek için hızla önüne geçti.

Genç, Xun Er’in hareket etmesini engelledi. Büyük ve güzel bir çift göz tembelce kısılmış bir şekilde ona bakıyordu. Tek kelime dahi etmiyordu.

“Bayan Xun Er…” Genç kızın su damlası gibi gözlerine baktı ve birçok güzelle flört etmesine rağmen nefes alışı hızlandı. Tatlı dilini kullanma yeteneğinin tümünü bir anda kaybetmişti.

“Genç Efendi Jia Lie Ao, acil bir şey yoksa lütfen uzak durun. Hala yapacak işlerim var.”

Xun Er, az da olsa yüzü kızaran gence bakıp nihayet konuştu. Onun yumuşak ve genç sesi, genç adamın solgun yüzünün fazlasıyla kızarmasına neden oldu.

“Hehe, Bayan Xun Er, bir şey satın almak için mi pazara geldiniz? Şu an tamamen boşum, neden birlikte pazarı dolaşmıyoruz?” Sakinleşmek için derin bir nefes aldıktan sonra Jia Lie Ao’nun gülümsemesi daha da nazikleşti. Bu gülümsemenin beraberinde yakışıklılığı ve statüsü ile epeyce kızı etkilemeyi başarmıştı.

“Genç Efendi Jia Lie Ao, size çoktan söyledim yapacak işlerim var! Kenara çekilir misiniz?” Xun Er’in küçük ağzı yukarı kıvrıldı ve yumuşak sesinde sinirden hiç eser yoktu.

Xun Er tarafından reddedilen Jia Lie Ao’nun ağzının kenarı seğirdi ama gülümsemeyi yüzünde tuttu ve cebinden bir bileklik çıkardı. Bu bileklik açık mavi altın rengindeydi ve mavi altından yapılmıştı. Bileklikte yeşil boncuk benzeri işlenmiş yaratık özü asılıydı. Yaratık özünden yumuşak yeşil bir renk yayılıyordu ve bu ışık bilekliğin üzerine özel bir renk vererek dağılıyordu. Bu ayrıntılı bileklik çok pahalı gözüküyordu!

“Hehe, Bayan Xun Er’in de ilgisi olduğundan artık hiçbir şey beni engelleyemez.”

Jiao Lei Ao bilekliği sıkıca kavradı ve gülümsedi: “Bu bilekliği daha yeni bir marketten satın aldım, çok pahalı olmasa da, seviye 1 doğa yetenek yaratık özü ile büyük ölçüde Dou Qi’nizi yenilemeye yardım eder. Bayan Xun Er daha Dou Zhe olmadığınızdan bu bileklik sizin için mükemmel. Bu yüzden hayır deme lütfen benden sadece küçük bir hediye. Sonuçta, astlarımın gözleri önünde kaybedemem…”

Sonra, Jia Lie Ao kasıtlı olarak sesini düşürdü ve etraftaki astları, sanki bir oyunmuş gibi, işaret üzerine sırıttılar. Xun Er, Jia Lie Ao’nun hareketlerine bakıp kaşını kaldırdı. Öyle biriyle nasıl başa çıkılır bilmiyordu.

Onu reddettiği zaman yeşil yaratık özlerinden yapılmış bileklik gözüne takıldı ve Xiao Yan’ın doğa yetenek yaratık özü bulmaya çalışmakla ne kadar meşgul olduğunu hatırladı. Uzun kirpiklerini hafifçe kırpıştırdı ve cansız yüzü biraz rahatladı.

Xun Er’in rahatlamış yüzünü görünce Jia Lie Ao’nın kalbi mutlukla hızlıca attı, doğa yetenek yaratık özü bilekliğini öne itti: “Bayan Xun Er, nazik olmanıza gerek yok. Jia Lie Klan ve Xiao Klan ikisi de Wu Tan şehrinin ilk üç klanlarındandır o nedenle küçük hediye alışverişleri yaygındır.”

“Bu bilekliği alıp ve Xiao Yan ge-ge’ye vermek için yaratık özlerini çıkaracağım. Bilekliği ise, dikkat etmediği zaman uzağa atarım.” Bu kurnaz fikirle tereddüt etmeden bilekliği almak için elini uzattı. Bilekliği almak üzereyken aniden biri elini tutup çekti.

Eli yakalandığı zaman, Xun Er şokla duraksamadan önce kendini korumak için bedenine Dou Qi aktı. Ama elini özgürce geriye çekerken genç bir adam mücadeleyi durdurup onun itaat etmesini sağladı.

Xun Er arkasına baktığında Xiao Yan’ı gördü. Biraz daha dikkatli bakınca onun ifadesinin sertleştiğini fark etti.

“Bunun nasıl biri olduğunu bilmiyor musun?” Xiao Yan, Xun Er’e sertçe bakarak zihninde kendini eleştirdi. Sonra yukarı baktı ve dedi ki: “Genç Efendi Jia Lie Ao, senin nezaketin Xun Er tarafından zarifçe kabul edildi ama hediyeni geri almalısın.”

Bu kötü atmosfere baktığında Jia Lie Ao’nun gözlerinde küçük bir kıvılcım parladı. Ama Xun Er’in önünde centilmen havasını korumaya çalıştı ve sinirli bir şekilde gülümsedi:

“Genç Efendi Xiao Yan, Bayan Xun Er’in gördüğüm kadarıyla hiç takısı yok, bu yüzden ona biraz yardım etmek istedim. Onun güzelliğini vurgulaması için birkaç küçük ıvır zıvıra sahip olmasına ses çıkarmak istemezsiniz değil mi?”

Xiao Yan, çaresizce içini çekerek, Jia Lie Ao’nun elindeki Doğa Yeteneği bilekliğe baktı ve biraz hayal kırıklığı ile başka bir yeşil bileklik çıkardı ve sordu: “Gerçekten bileklikleri seviyor musun? Al bakalım, sebepsiz yere başka insanlardan eşya alma. Sana çoktan anlatmıştım hiçbir yerde bedava yemek diye bir şey yoktur. Ücretsiz şeyler sunan kişilerin her zaman gizli hedefleri vardır. Masum görünümün ile biz ne olduğunu anlayamadan birine satılman olası.”

Xiao Yan’ın açıkça ona yönelik kelimelerini duyduktan sonra Jia Lie Ao’nun yüzü donuklaştı. Ama Xiao Yan’ın elindeki bilekliği görünce gülmeden edemedi.

Xiao Yan’ın elindeki bileklik, yapıldığı maddeye göre 5 altından fazla etmez. Onun özgün yaratık özüne sahip doğa yetenek bilekliği tam olarak 1000 altına mal oldu. İki bileklik arasında, nasıl bakarsan bak önemi yok, hem fiyat hem de gerçek kullanışlığı açısından devasa fark vardı ve Xiao Yan’ın bilekliği Doğa Yetenek Bilekliği ile karşılaştırılamazdı bile.

Jia Lie Ao, Xiao Yan’ın güzel Xun Er’e böyle kötü bir bileklik verdiğini görünce onu eleştirmeden edemedi: “Xiao Yan, ben senin klanda yüksek bir konuma sahip olmadığını biliyorum, ama… Ama neden Xun Er’e böyle acınası bir şey veriyorsun?”

Xiao Yan, Jia Lie Ao’nun alayını umursamayıp elindeki bilekliğe bakış atan genç kıza baktı ve aceleyle sordu: “İstiyor musun istemiyor musun? Eğer almıyorsan uzak bir yere atarım, sadece 2-3 altın.”

“Haa…” Xiao Yan’ın kelimelerini duyduktan sonra sadece Jia Lie Ao değil astları da alaycı bir şekilde gülmeye başladılar.

Ama bu alaycı kahkaha sanki boyunları kesilmiş gibi fazla uzun sürmeden durdu. Herkesin yüzünde gülünç bir şaşkınlık oldu.

Hayrete düşmüş Xun Er, Xiao Yan’ın kelimelerine hızlı bir şekilde yanıt verdi. Her iki eli neredeyse içgüdüsel olarak uzanıp Xiao Yan’ın elindeki bilekliği kaptı. Bilekliği aldıktan sonra, Xun Er ne yaptığını fark etti, muhtemelen biraz sabırsızca hareket etmişti…

Narin yüzünde hafif açık bir kırmızı ton oluştu ama Xun Er diğer insanlara benzemezdi ve utanması geçtikten sonra nazik bir şekilde bilekliği beyaz bileğine bağladı. Başını kaldırdı ve nazlı bir gülümseme verdi, dedi ki: “Teşekkür ederim Xiao Yan ge-ge.”

Çirkin bir yüz ifadesi ile Jia Lie Ao, Xiao Yan ile oldukça samimi olan Xun Er’e baktı. Yüzünden kıskançlığı açıkça belli oluyordu ve konuştu: “Hehe, Bayan Xun Er’in tercihlerinin böyle benzersiz olduğunu fark etmedim. Yanıldığımı tahmin ediyorum.”

Xiao Yan önündeki Jia Lie Ao’ya bakıyordu ve bakışları göğsündeki altın yıldıza indi. Garip düşüncelere daldı: Geçen sene onu gördüğümde sadece 9 Duan Qi’ye sahip değil miydi? Başarılı bir şekilde Qi’yi sıkıştırıp Dou Qi Hortumu’ nu yapabileceğini kim düşünebilirdi ki? Ama 21 yaşında Dou Zhe olmak, az da olsa yeteneği var…

Jia Lie Ao’nun ayrılmak için hiç niyeti olmadığını görünce Xiao Yan dudaklarını büzdü. O, Jia Lie Ao’nun arkasındaki güç ve statüden etkilenmemişti ve zaten Xiao Klanı ve Jia Lie Klanı iyi ilişkileri olmadığından ona karşı mütevazı hareket etmesine gerek yoktu. Burnunu ovuşturarak, Xiao Yan hafifçe şunları söyledi:

“Genç Efendi Jia Lia Ao, senin zampara alışkanlıkların tüm Wu Tang şehri tarafından bilinmektedir. Xun Er hala genç ve sizinle flört oyunları oynamak için zamanı yok bu yüzden umarım gelecekte diğer kızların peşinden gidersiniz.”

“Ondan uzak dur!”

Xiao Yan, Jia Lie Ao’ya bunu söyledikten sonra yeşil suratını görmezden geldi ve Xun Er ile gururlu bir şekilde konuşmak için avantaj olarak yaşını kullandı.

“Tamam.”

Xun Er gözlerini hızlıca kırpıştırdı ve herhangi bir şekilde tereddüt etmeden başını salladı. Ona göre, Jia Lie Ao sadece birkaç kez gördüğü bir yabancı iken Xiao Yan, onun için, yeri doldurulamaz biriydi. Xiao Yan, Jia Lie Ao’dan uzak durmasını söylerse, o da uzak duracaktır.

Xun Er için ikisinden birini seçmek zor değildi.


Yorum Yap "Btth 12"