Dünyanın Oluşumu Günceli

Btth 11

Ekim 04, 2016



Market

Canavar özütleri, Dou Qi Anakarasında, sihirli kristaller olarak da bilinir. Canavar çekirdeği sihirli bir canavarın içindeki enerjinin kaynağıdır ve oldukça büyük bir dünya enerjisiyle doludur. Söz konusu bu kadar büyük bir enerji olunca bir Dou Wang bile bu canavar çekirdeğinin enerjisini emmek istemez.

Canavar özütlerinin enerjisi doğrudan emilemese de bu özütler simyanın esas malzemesidir. Bir simyacının öz çıkarma işleminden geçen canavar özütü bazı bitkilerle birlikte karıştırılarak insanlara güç veren pahalı haplara dönüşmektedir.

Üstelik dahası da var, bu özütler silahlarla birleştirilebilirler. Canavar çekirdeğiyle birleşen bir silah üstün yok edici bir güce sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda özel Dou Qi efektlerine de sahip olur ve Dou Qi Anakarasında en çok istenilen eşyalardan biri olur.

Canavar özütleri silahların dışında zırh ve diğer savunmaya dayalı ekipmanlarla da birleştirilebilir. Canavar çekirdeğiyle birleştirilmiş bir savunma aleti sahibine akıl almaz bir koruma bahşeder ve tehlike anında sahibini fazladan bir savunma ağıyla sarar.

Kullanım alanı bu kadar geniş olduğu için canavar özütleri Dou Qi Anakarasının en çok rekabet gören eşyalar listesinde birinci sıradadır. Sadece Dou Zhe ler değil en saygın simyacılar bile iyi kalitede haplar üretebilmek için yüksek seviye Canavar özütlerinin arayışındadırlar.

Eh, bu koşullar altında anakaradaki Canavar özütlerinin sayısı hiçbir zaman alıcıları memnun etmez. Buna icabet de ne zaman birileri yüksek seviyedeki bir canavar çekirdeğiyle ortaya çıksa meraklıları o çekirdeği oldukça yüksek bir fiyata satın alır.

Canavar özütleri bu kadar değerli olunca, birçok paralı asker grubu kendilerini sihirli canavarları öldürmeye adamıştır ancak bu o kadar da kolay bir iş değildir.

Çünkü bu sihirli canavarlar aşırı güçlü olmakla birlikte kurnazdırlar da. Aldatıcı davranışları ve özel saldırı metotlarıyla ünlü olan bu sihirli yaratıklar kendileriyle aynı seviyedeymiş gibi görünen insanlardan çok daha güçlüdürler. Bundan dolayı, müthiş bir güce sahip olmadığın sürece, sihirli bir yaratığı kendi başına öldürmen imkansızdır ve böyle bir girişim büyük olasılıkla kişinin ölümüne yol açar.

Üstelik sihirli yaratığı öldürmeyi başarsan bile bütün sihirli yaratıklar canavar çekirdeğine sahip değildir. Sihirli bir yaratığın çekirdeğe sahip olma ihtimali o kadar düşüktür ki paralı asker grupları bir yaratığı öldürmeye çalışırken adamlarının çoğunu kaybedip de hiç özüt bulamadan geri dönebilir. Bu tür olaylar Dou Qi Anakarasında sürekli olmaktadır.

İşte bu yüzden Dou Qi Anakarasındaki Canavar özütlerinin hepsi pahalıdır.

……

Xun Er’i dolambaçlı patikalardan getiren Xiao Yan en sonunda şehrin güneyindeki markete ulaşır. Wu Tang şehrinde birkaç tane orta boy market bulunur ve bu marketler üç klandan birinin himayesi altındadır. Xiao Yan’ın gittiği market Xiao klanın himayesindeydi.

Bu Market ne kadar Xiao klanın kontrolünde de olsa, Xiao klanı aslında sadece marketin güvenliğini ve düzenini sağlamaktadır. Ve satış işlerine gelince ise ister alışverişe gelen paralı askerler olsun ister markette tezgâh açan tüccarlar olsun hepsi klana vergi ödemek zorundadır. Bu Dou Qi Anakarasının en eski ve neredeyse kimsenin çiğnemeye cesareti olmadığı kurallarındandır.

Marketin önünde bulunan girişte Xiao Klanından iki gardiyan vardı. Gardiyanlar Xiao Yan’ı ve Xun Er’i tanıdı ve onları baş hareketiyle selamladı.

Xiao Yan da hafif bir baş hareketiyle onları selamlayıp, içeriye girdi ve içerideki uçsuz insan akımını gördükten sonra dudağını yalamaktan kendini alıkoyamadı. İçeride bu kadar insan olduktan sonra klanın marketi bu kadar sıkı bir şekilde yönetmesine şaşmamalı, klanın buradan elde ettiği gelir düşük olmamalı…

İkili şaşkın bir şekilde insan kalabalığına bakarken arkalarından saygılı bir ses duyuldu ”Üçüncü Genç Efendimiz, Bayan Xun Er, marketten bir şeyler satın almak ister miydiniz?”

Sesi duyan Xiao Yan kafasını arkaya çevirdi. Arkasında Xiao Klanının üniformasını giyen 7-8 tane adam vardı. Onlarla konuşan kişi ise 6 yıldızlı bir rozete sahip 30’lu yaşlarında olgun görünümlü bir adam vardı, anlaşılan o 6 yıldızlı bir Dou Zhe idi.

Xiao Yan’ın gözlerindeki şüpheyi fark eden adam içtenlikle gülümsedi ve ekledi ”Üçüncü Genç Efendimiz, benim adım Pei En. Klan liderimiz beni marketteki güvenliği sağlayan gardiyanların başına atadı. Ah! Geçen yıl genç efendinin doğum gününe, ben, Pei En gelmiştim…”

“Aa, sen Pei En amcasın!”

Xiao Yan göz kırptı ve Pei En’le ilgili hiçbir izlenimi olmasa da, onun kendini tanıtma şekline güldü. Eh, bu adam Xiao Yan’ın babası tarafından bizzat atandığına göre doğal olarak onun emrinde demekti, onun sadakatiyle ilgili bir sıkıntı olmamalıydı.

Xiao klanı çok büyük bir güce ve nüfuza sahip olan bir klan olmasa da klan kendi içinde ayrılıklar yaşamaktaydı. Eğer karşılarında duran bu adam yaşlılardan birinin emrinde olsaydı, yaptığı selamlaşma bu kadar içten ve kibar olmazdı sadece sıradan bir selamlaşma olurdu.

“Klanda durmaktan sıkılmıştım ben de buraya gelip etrafa bakınmaya karar verdim. Pei En amca, sen işlerine devam edebilirsin eğer bir sorum olursa sana gelmekten çekinmeyeceğim.” Xiao Yan’ın genç sesi diğer genç efendilerinki gibi kibirli değildi aksine sesi öylesine yumuşak ve saygı doluydu ki bu sesi duyan herkesin içi gurur ve neşeyle doluyordu.

Pei En’in yüzü ferahlamış ve daha da içten bir hal almıştı. Kafasını eğerek, ekledi: “O zaman etrafa bakınırken size iyi eğlenceler genç efendimiz. Bizimkiler marketin her yerindedirler yani bir şeye ihtiyacınız olursa seslenmeniz yeter.”

Xiao Yan saygılı bir şekilde başıyla selam verip Xun Er’i de yanına çekerek kalabalığın içine daldı ve gözden kayboldu…

“Pa Li, yanına iki adam daha al ve üçüncü genç efendiyi izle. Ayrıca hırsızları uyar ve eğer üçüncü genç efendimize veya Xun Er’e karşı herhangi bir hareket yapmaya kalkarlarsa bir daha buraya gelemeyeceklerini söyle.” Kalabalıkta kaybolan genç erkek ve kıza bakan Pei En arkasına döndü ve yüzündeki o dürüst ve içten ifadenin yerini kurnaz ve duyarlı bir ifadeye bıraktı.

“Emredersiniz kaptan.” Adamlardan biri yavaşça cevapladı ve elini sallayarak, o ve diğer iki kişi insanların arsına daldı.

“Haha. Üçüncü geç efendi insanlara karşı hala nazik, insanların etrafında rahatlamasını sağlıyor…” Kalabalıktaki üç adama bakarken, Pei En’in gülümsemesi aniden değişir ve söyler. “Üçüncü genç efendi çok iyi biri, ne kadar üzücü.”

Üzülerek başını salladı, astlarını yollayarak sokaklarda devriye gezdiler.



Xiao Yan’ı yavaşça takip ederken, Xun Er “kazayla”  bir bakış attı. “Xiao Yan ge-ge Pei Er oldukça iyi biri.”

Xiao Yan bir onayla cevap verdi ve yakındaki bir sokağı aradı. Ruhu normal insanlardan daha uzağı sezebiliyordu, bu yüzden onu takip eden korumaları tespit edebiliyordu. Arkasına bakınca Xun Er ile yan yana yürüdü. Başını eğerek şaka yaptı.” 9 Duan Qi olarak şimdiden gizlenmiş 3 kişiyi tespit edebiliyorsun, Xun Er oldukça iyisin.”

Xun Er, Xiao Yan’ı kopyaladı ve şirince kozunu ortaya çıkardı: Gülümsedi ve sessiz kaldı.

Sessiz Xun Er’e bakınca dudaklarında bir gülümseme oluştu. Hafifçe başını okşadı ve fısıldadı. “Kim olduğunu ya da nereli olduğunu bilmesem de kardeşim olduğunu biliyorum ve gelecekte ne olursa olsun seni daima koruyacağım.” Hafifçe hızını artırarak Xun Er’den uzaklaştı.

Xun Er’in adımları durdu ve daha yeni onunla konuşan genç adamın sırtına güzel gözleriyle baktı. Biraz duraksadıktan sonra, nazik yüzünde bir gülümseme belirmeye başladı.

Kalabalığın içinde onun figürü, bir lotus gibi şık ve nazikçe bir ileri bir geri sallandı.

“Kardeş mi? Xun Er çok açgözlü bir kızdır…” Başını eğince Xun Er mırıldandı ve daha sonra önündeki genci yakalamaya çalıştı.



Tezgahlardaki eşyaları inceleyen Xiao Yan’ı bir süre takip ettikten sonra Xun Er ve Xiao Yan, marketin iç kesimindeki daha popüler ve daha pahalı yere gittiler. Buraya alışverişe gelen insanlar genellikle parası olanlar ya da fiziksel gücü olan insanlardı.

Xiao Yan bir canavar özütünü aramaya dalmışken Xun Er sıkıldı, sakin bir tezgaha doğru yürüdü ve soluk beyaz eliyle yeşil bir bilezik seçti. Bileziğin herhangi bir özelliği yoktu fakat sıcak yaz günlerinde soğukluğu güzel hissettiriyordu. Ek olarak malzeme sade olmasına rağmen işçilik fena değil.

Xun Er tam almaya karar verdiğinde tüm parasını Xiao Yan’a verdiğini hatırladı. Etrafında dönüp meşgul adamı görünce sadece başını sallayabildi ve yaşlı tezgâh sabine güldü. Bileziği geri koyup yavaşça ilerlemeye başladı. Onun sakin kişiliği Xiao Yan olsa bile kendisi için bir şey alması için kimseye sormazdı.

Biraz ilerledikten sonra sıkılan Xun Er tam Xiao Yan’ın yanına gitmeye karar verdiğinde net bir kahkaha duyuldu.

“Huh. Bu Bayan Xun Er değil mi? Hehe, Seni burada bulacağımı düşünemezdim, bu kader olmalı.”

Onun ince kaşı yavaşça çattı, Xun Er sesin kaynağını bulmaya çalıştı fakat sadece bir grup insan gördü. Grup lüks giyimli genç bir adamı takip ediyordu.

Genç adam sadece 20’li yaşlardaydı ve oldukça yakışıklıydı. Yüzü biraz solgundu fakat gözü ateşle önündeki genç kıza bakıyordu. Onun bakışlarında şehvetten izlerde vardı.


Yorum Yap "Btth 11"