Otto Von Bismark Günceli

Btth 10

Ekim 04, 2016




Ödünç Para Alma


Parmak ucuyla kayaların üstünde yürüyerek dağı zarifçe tırmanan Xiao Xun, cezbedici kıvrımları olan güzel bir mor bir kelebek gibiydi. Yukarı baktığında, bakışları uçurumun kenarında duran gence odaklandı.

Xiao Xun gence baktığında şaşırdı. Xiao Yan’ın, sadece birkaç saat geçmesine rağmen öncesine göre bir şey elde ettiğini fark etti…

Gözleri buluştuğunda, sonunda Xiao Yan’ın neyi yeniden kazandığını anladı: Kendine olan güvenini…

Üç yılın sonunda, Xiao Yan’ın parlaklığı geri dönmüştü.

Xiao Yan’ın dudaklarındaki saydam oyalanmaya müsamaha gösterirken, Xiao Xun’un güzel yüzünde iki gamze oluştu: “Görünüşe göre Xiao Yan’ın, Xun Er’in gidip onu teselli etmesine ihtiyacı yok…”

“İnsanlar zorlukları tecrübe ettikten sonra olgunlaşırlar, değil mi?” Xiao Yan omuzlarını silkti.

“Buna kesinlikle pişman olacak.”

Xun Er dudaklarını kıvırdı ve mahkemede son sözü söyleyen bir hakimmiş gibi kelimeleri söyledi.

Xiao Yan hafifçe gülümsedi, kıyafetlerini silkeleyip ona doğru yürüdü.

Yanına yaklaştığında, neredeyse aynı boydaki Xun Er’e bakarken, genç ve güzel yüzüne bir göz attı. Tüm zaman boyunca saçmalayan ve her yerde Xiao Yan’ı takip eden kızı hatırlayınca aniden sersemlemiş hissetti. Şimdi ise o çok güzeldi…

Hafifçe gülümseyerek Xiao Yan bakışlarını yumuşattı ve Xiao Xun’un şaşkına dönmüş yüzünü bakışlarının ardından kabaca çimdikledi: “Xun Er artık büyüdü! Ama Xiao Yan ge-ge’nin ağaçlardan meyve toplamaya çalışırken düşünce nasıl her tarafını morluklarla kapladığını unutmayarak iyi ettin.”

Xiao Yan’ın samimi hareketlerine şaşıran Xun Er, o simsiyah tertemiz gözleri gülmeden önce bir saniyeliğine kaskatı kesildi.

Küçükken, Xiao Yan yanaklarını çimdiklemeyi severdi ama o üç yıl önceki olaydan beri kalbine görünmez bir duvar kurup herkesi dışarı itmişti.

Xun Er ne kadar çok denerse denesin, daima onun soğuk ve ruhsuz tavrı tarafından hayal kırıklığına uğramıştı…

Geri döndü… Ama beni hala olgunlaşmamış olarak görüyor, tam bir kütük… Xun Er kalbinde şikayet ettikten bir an sonra çok açgözlü olduğu için kendini eleştirdi.

“Xun Er, lütfen Xiao Yan ge-ge’yi geçen üç yıldır böyle olduğu için suçlama. Senin her zaman yanımda olman sayesinde yaşıyordum.” Xiao Yan beceriksizce başını eğdi ve özür diledi.

Xun Er tatlı bir şekilde gülümsedi. Geçen üç yıl boyunca dayandığı dertler bu beceriksiz özürle birlikte kayboldu.

Xiao Yan, Xun Er’in yüzünü bıraktı, boş bir kahkaha attı ve sordu. “Hah, doğru. Xun Er… Ne kadar paran var?”

Klanında, Xun Er babasının haricinde onunla iyi bir ilişkisi olan tek kişiydi. Babasını daha bu sabah mahcup ettiğinden onunla yüz yüze gelip para isteyemiyordu. Bu yüzden Xun Er’e sordu.

“Para mı?” Kristal parlaklığında gözlerini kırpan Xun Er şaşırmıştı: “Xiao Yan ge-ge’nin paraya mı ihtiyacı var?”

“Evet… Paramın eksik olmasına rağmen bazı eşyalar almak istiyorum.” Xiao Yan utanmıştı, bu bir kızdan borç para aldığı ilk seferdi.

Her zamanki soğuk Xiao Yan’ın şu anki sıkıntılı haline baktı. Xun Er tamamen farklı bir kişiye bakıyor gibiydi. Ağzını kapayıp tatlı bir şekilde gülerek: “Binden fazla altın sikkem var, yeterli mi? Eğer değilse…”

Bir yandan konuşurken Xun Er arkasındaki parmakları hızla şaklattı ve parmaklarının arasında birden mor altın bir kart ortaya çıktı. Kartın üstünde 5 farklı renkte dalgalar vardı.

5 Soğuk Dalga Mor Kartı, Dou Qi kıtasında, onların sınıflarını temsil eden bu tip bir altın kartı kullanabilme onuruna sahip olabilmek için için en azından Dou Ling(Eğer Dou Zhe birinciyse, Dou Ling dördüncüdür) olmalısın, tabiî ki, bazı özel otoritelerin de kartı elde etmekte öncelikleri var.

“Yeterli, yeterli…” Mutlulukla başını sallayarak, Xiao Yan kendini Xun Er’in tatlı yüzünü çimdiklememeye zorladı.

“Endişelenme, daha sonra geri ödeyeceğim.” Xiao Yan göğsünü sıvazlayarak söz verdi.

“Geri ödemene gerek yok…” Xun Er somurttu ve hızla mor altın kartını sakladı.

“Hadi gidelim! Neredeyse gece oldu, yarın seni bir yürüyüş için Wu Tang şehrine götüreceğim.” Xiao Yan kıza doğru elini salladı ve neşeyle dağdan aşağı indi.

Kıpırdamadan, Xun Er üç yıl önceki gözü pekliliğini kazanan gence zevkle baktı. Usulca gülümserken kendi kendine mırıldandı: “Nalan Yanran, seni hor mu görmeli yoksa sana minnettar mı olmalıyım?”



Günün erken saatlerinde, güneş, bağdaş kurmuş meditasyon yapan gencin üzerine pencereden ılıkça parladı.

“Fyuvv…”

Neredeyse tüm gece meditasyon yaptıktan sonra, Xiao Yan derince iç çekti, çıplak gözle görülebilir şeffaf bir hava akımı ağzından ve burnundan geçti ve vücuduna doğru ilerleyip tüm vücudunu ve kemiklerini iyileştirdi.

Aniden gözlerini açtığında gözlerinden beyaz bir ışık parıldadı. Xiao Yan gerindi ve hırsla söyledi “İşte kesinlikle bu his, üç yıl sonra, Qi’nin verdiği muhteşem his geri döndü!”

Yavaşça yatağından kalktı ve üstünü değiştirmeden önce biraz egzersiz yaptı. Xun Er’in sesi odanın dışından yumuşakça içeri taşındı: “Xiao Yan ge-ge, hala uyuyor musun?”

Buraya çok erken varmıştı. Xiao Yan kafasını salladı ve arkasını dönüp çekmecelerini aradı. Sonunda biraz isteksizlikle küçük bir kutu çıkartıp dikkatlice açtı. Kutunun içindeki gümüşün ışıltısı yüzünden gözlerini kıstı.

“Ve işte tüm biriktirdiklerim…” Para kutusunu tutarken, Xiao Yan kafasını sallayarak acı bir şekilde güldü.

Xiao Yan odasından çıkıp kapısının önündeki göz kamaştırıcı kızı görünce nazikçe gülümsedi

Xun Er onu daha da doğal bir şekilde güzel gösteren soluk yeşil bir kıyafet giymişti. Ayrıca ince kalçaları ve uzun bacaklarının üstünden gerilmiş, hatlarını vurgulayan dar bir pantolonu vardı.

Uzun bacaklarıyla, Xun Er yeryüzündeki diğer genç kızlarla kıyaslanabilirdi, gençlere özlü canlılık ve çekicilikle dolu ve tabi ki Xiao Yan’ın ondan başka hiçbir kızda görmediği kendine özel zarafetine sahipti…

“İşte ihtiyacın olacak şey.” Xiao Yan’ın odasından çıktığını gören Xun Er gülümsedi ve siyah bir kartı ona uzattı. Bu sıradan bir karttı, en fazla sadece 5000 altın sikke içerebilirdi.

Siyah kartı alırken, Xiao Yan sataştı: “Küçük kız, neden bu kadar çekici bir kıyafet giyiyorsun? Yoksa başka birisiyle bir randevun mu var?”

“Evet, bu üç yıldır Xiao Yan ge-ge’nin beni dışarı davet ettiği ilk sefer. Xun Er’in gururu okşandı bu yüzden de biraz şık giyinmek zorundaydım.” Xiao Yan’ın samimi sataşması Xun Er’in gözlerinin cilveli bir şekilde gülerken sığ bir hilal şekli almasına sebep oldu.

İsteksizce kafasını sallayarak, Xiao Yan mutlulukla güldü. Şehre doğru yürürken sohbet ettiler, yolun yarısında sevecen konuşmalarına garip bir yüzle bakan klan üyeleriyle karşılaştılar.

Xun Er, güzellik ya da yetenek olsun, klandaki genç neslin en parlak incisiydi. Genellikle herkese karşı arkadaş canlısıydı ama o yumuşak gülüşünün altındaki duygusuzluk, onunla selamlaşmak kolay olsa da uzun bir konuşma başlatmayı oldukça zor kılıyordu.

Diğer klan üyelerinin bakışlarını görmezden gelerek, Xian Yan çabucak Xun Er’i klanın dışına götürdü ve acele etmeden sokağın kenarındaki stantlara bakmaya başladılar.

Wu Tang şehri sadece yaşayan kişi sayısıyla Jia Ma İmparatorluğundaki en büyük şehirlerden biri olma ismine yaraşıyordu. Güneşin batmasına rağmen, sokaklarda on bin olmasa bile binlerce insan vardı. Birkaç tane tuhaf ırk bile vardı.

Belki de yanındaki Xiao Yan yüzündendi, ama Xun Er klandan çıktıktan sonra çok daha hareketli oldu. İsteksiz Xiao Yan’ı çeşitli tezgâhlara doğru sürükledi. Sevecen gülüşü kavurucu sokağı biraz daha serinleştirdi.

Xun Er sonunda yorulduğunda, Xiao Yan onu yakındaki eczaneye götürdü. Yaklaşık 900 altın sikke harcadıktan sonra, 3 sap 20 yıllık Mor Yapraklı Mavi Çimen ile birlikte 2 sap 5 yıllık Kemik Yıkama Çiçeği aldı. Bunların ikisi de düşük sınıf malzemelerdi ve sıradan eczanelerden satın alınabilirdi. Yüksek sınıf malzemeler için, Xiao Yan’ın onları kendi bulması ya da bir açık arttırmadan veya eğer şanslıysa yüksek sınıf bir eczaneden satın alması gerekecekti.

Hızla azalan parasına bakarken, Xiao Yan acı bir şekilde güldü. Paranın Duo Qi kıtasında ne kadar önemli olduğunu fark etti…

Neyse, tüm otları almıştı, geriye tek kalan birinci seviye tahta özellikli canavar çekirdeğiydi!



Yorum Yap "Btth 10"