Otto Von Bismark Günceli

Rİ - 6

Ekim 02, 2016

← Önceki Bölüm  Ι Tanıtım Ι Sonraki Bölüm →


Bölüm 5 – Gangnam İstasyonu (3)
“Bekle bir saniye!”
“ne oldu?”
Zaten Hansoo’nun yavaş hareketlerinden rahatsız olan Taesoon duvarları ve yeri dikkatle kontrol ederken dobra dobra cevapladı.
Hansoo Taesoon'ya görmezden geldi ve yerin etrafına aradı.
Canavarlar da yaşayan canlılarda onlar da dünyaya insanlarla beraber buraya sürüklenmişti.
Ama onların yaşayış alışkanlıkları ve izleri vardı.
Hansoo yeri kontrol ederken bir şeyin sürüklenmiş olduğuna dair bir iz buldu.
Özel ders alanında vücudunu sürükleyerek ilerleyen canavar türü sayısı 17 dir.
Artı, mukusu da hesaba katarsak sayı üçe iniyordu.
Siyah salyangoz değil.
Özel acı bir koku havada yoktu ve izler sadece yerdeydi Eğer siyah salyangoz olsaydı izleri duvarda da görebilirdi.
Kesilmiş zombiler de değildi. çünkü yerdeki Bizler yarı mukus yarı bağırsaktı.
Sadece bir seçenek Geriye kalıyor.
Kara denizkızı. (ÇN: karada yaşıyan deniz kızı)

Kara denizkızı.
Bu daha çok bir takma ad idi.
Vücudunun üst taraflara insan gibiydi ve alt tarafları salyangoz, bir açıdan karaya çarpmış denizkızına benziyorlardı.
Vücutlarını yerde ilerletebilmek için ellerini kullanıyorlardı ve ellerinin gücü gelişmişti ve vücutlarının alt taraflarından gelen felç zehiri tehlikeliydi.
Vücutlarının alt tarafı ağır ve kendilerini yerde sürükleme hızları yürüme hızından biraz hızlıydı ama eğer hazırlıksız yakalanırsan ve zehirden dolayı felç olursan, vücudunun bu canavarlar tarafından parçalanmasına şahit olursun.
Hansoo Tüm bu durumu gördükten sonra çirkin bir surat sergiledi.
‘Burası yüksek yoğunluklu bir özel eğitim alanı.’

Eğer her özel eğitim alanını Canavarları farklıysa zorlukları da farklıydı.
Yenemeyeceğini bir rakip değildi ama ilgilenmesi zor bir problemdi gerçekten.
goblinler ve yeşil solucanlar fiziksel yetenek açısından benziyor ama karşı karşıya dövüşürken o kadar da kötü değillerdi ama onlar hakkında bir şey bilmiyorsan sonuçları vahim olabilirdi.
Ve bugün ilk gün olduğundan yeni maceracıların bir şey bilmediği kesindi.
O buraya ilk geldiğinde özel ders evresi tren istasyonuna gelemeden bitmişti bu yüzden oldukça problemli canavarlarla karşılaşacağını bilmiyordu.
‘sanırım biraz daha hazırlığı ihtiyacım var.’
Hansoo durdu ve markete geri döndü.
Onu takip eden üçlü sessizce mırıldandı.
‘…yine o psişik güçleri.’
“siz çocuklar da gelip yardım edin.”

Hansoo döndü, bütün alkolleri topladı, hepsini ters çevirdi ve boşalttı.
Gluglugluglug
‘Burada olacağını söylediler… Ama burada Neden böyle bir şey var?’
gelmeden önce takımından bunu duymuştu ama boya inceltici gördükten sonra Hansoo sırıttı ve güldü.
(ÇN: boya inceltici aşırı derecede yanıcı ve patlayıcıdır.)
Bira şişelerini boşalttıktan sonra onları boya inceltici ile doldurdu.
‘etrafta hiç dizel yok mu?’
Hansoo onları sadece daha basit versiyonuyla değiştirdi ve içinde susam yağı doldurdu ardından mendille üstüne tıkadı.

“Molotof kokteyl yapmayı nerden öğrendi?”
“Eğer Kore'de Yaşıyorsan En azından bu kadarını bilmelisin, yapabildiğimiz kadar yapmalıyız.”
Dördü beraber yapınca, çabucak bitti.
Hansoo çakmakları kasadan aldı, her birine birer tane verdi, sonra molotofları iki çantaya koydu ve bir çantaya daha koyup diğer üçüne konuştu.
“bir kişi molotofu atacak diğer üçü önünde duracak rün dağıtımı arkada, güvenli yerde duran adam için daha az olur. Gönüllü var mı?”
Rün dağıtımının daha az olacağını duyan Taesoon hiçbir şey söylemeden durdu ama Sangjin ve Mihee ellerini yavaşça kaldırdı.
Hansoo ikisine baktı ve konuştu.
“kimin atacağını dair karar verin.”

Sangjin bir anlığına Kaşlarını çattı ama bir güzelle atışamayacağından elini indirmek üzereydi.
Mihee rahatlayıp nefes vermek üzereyken Hansoo Bonus olarak başka bir cümle söyledi.
“hatırlatmak için, bundan sonra çok daha tehlikeli olacak, dövüşürken Hadi değişelim demek yerine şimdi dikkatlice karar verin.”
Bu sözlere karşılık Sangjin elini indirirken durdu ve Mihee Hansoo ya pişman bir şekilde baktı.
Mihee Sangjin'e aciz bir suratla baktı ama Sangjin’in geri durmaya niyeti yoktu bu yüzden vazgeçti.
“Sırayla değişelim.”
“…Tamam”
Sangjin bir anlığına düşündü ama tartışmamak için şartları kabul etti.
‘yukarı çıkıp sadece gitmeli miyim…’
Tehlikeli olduğunu duyduktan sonra Sangjin bir anlığına düşündü ama sonra kafasını salladı.
Hansoo'yı takip ederse Harika bir şey olacak gibi hissediyordu.
‘Görünüşe göre eşit dağıtıyor.’
Bu yüzden eğer el uzatırsa, onu atarlar mıydı?
Tehlikeli olduğunu söyledi ama tehlikeli bir durumda molotof fırlatma pozisyonundan kolayca kaçabilirdi.
Sangjin tükürüğünü yuttu, sonra yavaşça Karanlığa doğru ilerledi.

…………………………..

Kuduk
“Uaaak! Fırlat! Bu yöne fırlat!”
Taşlar üzerinden canavarın ona doğru sründüğünü gören Taesoon çığlık attı.
Hansoo’nun zehiri çok güçlüydü çizilseler bile dönüyor ve kıvranıyorlar.
Kesinlikle rün ile ödemelerine değerdi.
Ama problem başka bir yerde ürüyordu.
Neşeli bir şekilde dövüşürken, felç edici bir zehir Taesoon’un bacağını çizdi Taesoon’nun ayaklarından biri vuruldu Bu yüzden tamamen özgür değildi.
‘lanet olsun! Bildiğim halde bu duruma düştüm!’

Hansoo’nun en önden gitmesine rağmen ve onların nasıl tükürdüğünü göstermesine rağmen ama yerde sürülmeleri komik olduğundan, hazır değilken yakalandı.
Neyse ki vurulduğu yer erimedi ya da bir şey olmadı ama uzun kollarını uzatan canavarlar yaklaşarak sadece böyle ona korku sardı.
Daha önceden yavaş gözüken bu Canavarlar şimdi Azrail gibi geliyordu.
“uaaah…”
Etrafta zor iş becerebilen Sangjin ateşi yaktı ve Kara denizkızlarının toplandığı yere doğru fırlattı.
Chuuuung!
molotof patlayınca ateş parçaları her yere dağıldı.
Keeeeeeeeeeek!
Derileri kurudukça sanki acıyormuş gibi vücutlarını kullandılar.
Kudududuk

‘Lanet olsun, o kadar bir şey değil.’

Felç edici zehir tarafından vurulduktan sonra ayağını sürükleyerek dövüşmeye devam etti, bu yüzden elde ettiği rünler öncekilere göre çok daha azdı.
‘siktir… Aramızdaki fiziksel farklılık artıyor.’
Öldüren kişi rünleri alıyordu ama üçünün birleşimiyle ortaya çıkardıkları öldürme sayısı Hansoo’nun dörtte biri kadar bile değildi.
Ve bu sayede ki onun avlanma hızı daha ve daha arttı.
Hansoo’nun fiziksel statları arttıkça sanki demir zincirler fırlatıyormuş gibi etrafta uçuşuyordu.

“Eyy, siktiğim!”
Taesoon göğsünde ısı hissedince Sangjin'e baktı ve öfkeyle ona haykırdı.
Sangjin bir molotofu düzgün bir şekilde bile atamıyordu çünkü ona doğru yürüyen Kara denizkızından korkmuştu.
Arkadaşı olmasına rağmen hayatları pahasına dövüşürken işini düzgün yapamıyordu. Taesoonnın öfkesi patladı.
“Uuuu…”
Sangjin üzgün bir ifade sergiledi, Hansoo Sangjin'e bakarak konuştu.
“Gel ve rünleri al enerjini arttırdıktan sonra yenilenmen daha hızlı olacak.”

Ve Hansoo sözünü bitirdikten sonra Kara denizkızının karnını yardı.
‘bakalım eğer arka taraf ve karın deliği arasındaki yeri açarsan… İşte burada.’
Hansoo felç edici zehir kesesini karındaki kesikten çıkardı.
Dikkatli bir şekilde Goblin derisiyle sardı ve sonra dikkatlice sıktı sanki ilaç yapıyormuş gibi ve getirdiği boş bir şampuan kutusunun içini boşalttı.
Kara denizkızlarına karşı işe yarar olmasa da üçüncü kattaki diğer yaşam formlarına karşı kesinlikle işe yarayacaktı.

Taesoon Hansoo’nun yanındaki, Sangjin’in ve kendi rünlerine baktı.
‘Eğer o rünleride alırsam bir şekilde yetişebilirim.’
Çığlık atıp ilerleyerek Taesoon’un gözleri parıldadı.
“Neden onun gibi bir sürtüğe veresin benim alıp dövüşmem daha iyi!”
Kızgınlık içinde rünlere doğru adım atarken bir kılıç yolunu kesti.
“Gerçekten böyle mi olacaksın. Dağıtım Adil olmalı, besin zincirine dokunmamalısın.”
Bu sözlere karşılık arkada titreyen Sangjin öne çıktı ve kendine ait rünleri aldı.
İç çeken Mihee Hansoo ya dikkatlice sordu:
“bu durum rahatsız edici değil mi?”

Çılgınca dövüşmelerine rağmen, ama muhtemelen Hansooya göre tamamen sinir bozucuydu ama tek bir kere bile sinirlenmedi ve hep aşağıya doğru emin bir şekilde hareket etti.
Hansoo sadece omuzlarını silkti.
‘Eğer sadece bu kadar ise centilmence olarak düşünülebilir.’
Normal Kolej öğrencileri, askeriyeye bile gitmediler.
Yarısı kadındı.
Hiçbir hazırlık olmadan buraya sürüklendiler.
Onları parçalamak isteyen canavarlara karşı daha ilk günden özel kuvvetten savaşçılarmış gibi dövüşmeleri mantıklı olacak mı?
Daha önce normal bir hayat sürenler için, bu normal bir reaksiyondur.
Eğer bu şekilde vahim bir durum olmasaydı asla Kılıç kaldırmayı düşünmezlerdi.

‘Evet, geçmişte bende deliydim.’
Sadece 7 skill öğrenebileceğini yine bilseydi bile, yine Kororo kertenkelesinin özü’nü öğrenirdi çünkü onu öğrenmeyecek kadar lüx bir durum içinde değildi.
Hayatının sınır çizgisine tutunup etrafta koşuşturduğu günleri hala hatırlıyordu Kororo kertenkele özü’nü öğrendikten sonra.
Düşüncelerini bitiren Hansoo önündeki 3 kişiye baktı.
Hansoo’nun, onların yapamayacağı şeyler hakkında onlara söyleyecek hiç planı yoktu.
Abyss hayatını yaşarken, ayak bileğinden tutup aşağı çekenlerin en başta korkan yada zayıf olanlar olmadığını biliyordu.
Tam tersine en başta korkusuz ve güçlü olanlar problemdi.

‘Eğer yapamazlarsa problem değil.’
Yapamayacakları şeyleri için limitleri oldukları sürece.
“Bizi terk etmiyorsun değil mi?”
Mihee Hansoo'yı sulu gözlerle izledi ve bu sözlere karşılık Sangjin ve Taesoon ikisi de sarsıldı.
Çünkü tüm vücutlarıyla hissettiler.
Hala arkadaş kalabilmelerinin ve bu şekilde gelişi güzel konuşabilmelerinin sebebi Hansoo idi sonra Hansoo sırıttı.
‘Görünüşe göre yanlış bir kere kapıldılar.’
Onları asla içine almadı ki terk etsin?

“Siz üçünüz yeterince iyisiniz bu yüzden üzülmeyin, dinlendiğimize göre devam edelim.”
Bunlar boş sözler değildi, bu üçlü birinin Belinden tutup çekecek seviyede değildi.
Hansoo tek başına dövüşse bile hızı yine aynı seviyelerde olurdu.
Başka bir bakış açısına göre daha serbest hareket edebiliyor olurdu çünkü üçü bir şekilde dikkatleri üstüne çekiyor.
Eğer canavarların sayısı sınırlı olsaydı durum farklı olurdu. Kıtlıkta olmadıkları tek şey canavarlardı.
önemli olan şey kısıtlı zamanda ne kadar rün alabildiğindi.
‘Bakalım’
Hansoo rünleri alırken statlarını kontrol etti.

[Kang Hansoo]
Güç 25,3
Enerji 24,5
Çeviklik 14,1
Kavrayış 15,2

‘Beklediğim gibi’
Rastgele olmasına rağmen varlığın uzmanlığını inkar edemezsin.
Kara denizkızlarının yüksek gücü ve enerjisi var. Görünüşe göre kısa zaman içinde bir sürü güç ve enerji kazandı.
‘fena değil’
Aslında güç ve enerji şu an daha önemli.
Çeviklik ve kavrayış rünlerinin iyi bir etkisi var ama onları dövüşme yeteneği ve tecrübeyle kapatabilir
Ama diğer taraftan zırhı delmeyi sağlayan güç ve iyileşmeyi sağlayan enerji ve birinin kılıcını ne kadar süre sağlayabileceğini sağlayan yine enerji, dövüş sırasında daha önemliydi
‘ve başka bir şey.’

Hansoo endişeli bir şekilde son kalan enerji rününü eliyle aldı.
O anda Hansoo’nun enerjisi 24,5 dem 24,8 e yükseldi.
‘50 üstünde’
Güçlü enerjinin toplamı 50’nin üstüne çıktığı anda hava ikiye yarıldı.
‘bir görev verilmişti.’
Hansoo önünde beliren periye gülümsedi.

-------------------
çevirmen notu:
15-30 bölüm çevirip bırakmayı düşünüyorum. En başta çevirdiğimde de 1-2 bölüm çevirip tanıtım amaçlı ve sonra bırakıcam demiştim. O yüzden çeviri hızına aldanmayın, bi bıraktım mı tam bırakmış olacağım, yakında final sınavlarım başlıyor zaten.
Useless notu : gene başlanıp bırakılan bir seri....Hayırlı olsun.

← Önceki Bölüm  Ι Tanıtım Ι Sonraki Bölüm →

Yorum Yap "Rİ - 6"