Otto Von Bismark Günceli

Bg 8

Ekim 01, 2016

Çevirmen: KralDert

Düzenleyici: Fullbringer

Bölüm 8 - Kurtarma Operasyonu



Ben Drew’in kızı, Drew İşletmelerinin şuan ki CEO’su Ina’yı sürekli korumakta ve sıradan insanlardan izole etmekteyim.



Drew işletmelerinin şubeleri, tüm dünya çapında, bağlantıları olan büyük bir şirket. Doğal olarak, CEO, Ben ve ailesi, rakip firmalar ve suç örgütleri tarafından hedef alınıyor.



Daha dün, Ina neredeyse [Araf] denilen suç örgütü tarafından kaçırılıyordu. Sokak çetelerinden, çok büyük bir grup değil ama yinede büyük.



Ina’nın hiç güvenlik önlemi yok değildi. Aslında var ve sadece, arkalardan onu izole etmek için gizlice oradaydılar. Suçluların yaptıkları, çok normal ve doğal. Ayrıca, Mad da doğal olarak müdahale etti, hiçbir şey yanlış değil ama sonunda ortaya çıkmadılar.



Ben tarafından azarlandılar ve daha fazla koruma tutuldu.



Ancak, çok acele ediyorlardı, düşmanın kim olduğunu bilmedikleri için, kendi adamlarından bazıları, gizlice, Ina’yı kaçırmaları için fırsat yaratıyorlardı.



Şu anda, Max’ın içinde olduğu alışveriş merkezinin ilersinde, terk edilmiş bir bina vardır.



Ina, ağzı kapalı bir şekilde, sandalyeye bağlı. Odanın içinde, 3 adam var. Biri telefon ile konuşuyor.



“Patron, bu kız garip… etrafında, bir çeşit güç alanı var...”



“Sus! Muhtemelen, yüksek seviyeli bir savunma mekanizması yada öyle birşey, eminim şimdiki uzun sessizlik, uzun sürmez… Hehe, ah Drew Bey, resmi gördün mü? Bakın, değerli kızınız elimizde. Sana verdiğim hesaba, 5 dakika içinde, $5 milyar gönderin. Ama, yerinde olsam daha hızlı yapardım. Hehe, bir kız çocuğu için çok güzel. Ne yazık ki, adamlarımdan bazılarını bu kadar uzun bir süre tutabilirmiyim bilemiyorum.” (Patron)



“Patron! Onu bana bırak! Sadece, canlı olarak ihtiyacımız var? Onu kırmayacağım emin olun!”



[[Yapma! Tamam, tamam! Yollucam, tamam mı!? Ama 5 milyar çok fazla! Hemen, hepsini gönderemem!]] (Ben)



“Tsk tsk tsk, bunu göze alamayız. Burada sadece iki seçenek var. Bize parayı ver yoksa, kızın bedelini ödeyecek!” (Patron)



“Wow, üçüncü sınıf bir kötü adamdan beklendiği gibi. Her zaman çok mantıksız.” (???)



“Kimsin!?” (Patron)

[Çn: Anan! (Yapmasaydım kötü hissedecektim.)]

[DN: Çok seviyom anan ları :D]



Patron ve diğer iki adam, odanın içinde, başka birinin, boğuk bir sesini duyunca korktular.



Etraflarına bakındılar ama kimseyi göremediler.



Bunlardan biri, hemen silahını çekti ve bir şeyleri işaret etmeye başladı.



“Piç, neredesin!?”



“Hey, bu çok kaba. Daha yeni tanıştık ve beni hemen Piç olarak mı çağırıyorsun? Pekala, bende seni Kahrolası olarak çağırırım.” (???)



“Kendini göster, yoksa bu kaltağı öldüreceğim!” (Kahrolası)



Kahrolası, zeki bir adam ve adam kaybetmemek için, hemen silahı ile Ina’yı rehin aldı... Ama, artık kız orada değildi! Sandalye bile yoktu!



“Siktir! Nereye gitti bu kız!?” (Patron)



“Ani Sınav! Soru #1: Ben kimim!?” (???)



“Huh? Ulan orospu çocuğu, ne demek istiyorsun!?”



“Oh, şimdide başka bir isim ile mi çağırıyorsunuz? Pekala, o zaman senin ki Penis, patronun ki ise Amcık olacak! Oh oh! Kahrolası’nın değiştirelim, Göt!” (???)

[Çn: Kimse bu kadar iyi isimler veremezdi…]



“Sikeyim seni!” (Penis)



Penis, artık her yere ateş etmeye başladı.



Silah seslerini duyan, telefonun diğer ucundaki adam korktu.



[[N-ne oluyor!? Kızım hala yaşıyor mu!?]] (Ben)



“Merhaba, Bay Drew. Şuan da, Penis, aptal gibi her yere ateş ediyor.” (???)



“Ne-!?” (Penis)

[Çn: Yav, oruçlu oruçlu ne boktan isim bunlar!]

[DN: Nasıl bi muhabbet dönüyo la burda. Ateş eden penis falan. Bu serinin sonu pek hayırlı değil.]



Aniden, gizli adam, aramaya cevap verince, patron, daha doğru amcık, ellerine doğru baktı ve telefonun çoktan alındığını öğrendi.



Sesin kaynağına baktılar, jet siyah deri ceket ve siyah motosiklet kaskı takan adamı buldular.



Eğer uzaktan bakarsan, bu adam bir gölge gibi gözüküyor. Hiç ışık yansıtmıyor, bu jet siyah ceket ile siyah kask çok gizemli! Bir ışık emici gibi!



“Ah, bekle. Bir saniye bekler misin? Hala bu adamlar ile uğraşmak zorundayım. Ah, o zaman telefonu açık bırakayım bekle.” (???)



Maskeli adam, telefonu yere koydu ve Penis, Amcık ve Göt’e döndü.

[Çn: Yav ne boktan isim bunlar!]

[DN: Brazzers gururla sunar: Back Again!]



“Pekala, nerede kalmıştık? Soru #1: Ben kimim? Eğer gevezelik ediyorsam özür dilerim. İyice sıkıcı olmaya başladı, piyasada benimle eşit bir rakip yok bu yüzden tüm gücümü kullanamıyorum~ Şimdi cevap verin.” (???)



Üç aptal birbirlerine sonra da Göt’e baktılar, alınlarındaki ter ile cevap verdiler.



“Uhh, seçenekler nedir?” (Göt)



Maskeli adam sakindi, görünüşte şaşırmış ve cevap bile eğlenceliydi.



“Pekala, size seçenek vereceğim!” (???)



Superman

Batman

Ironman

Spiderman



“Siktir! Bu kadar olmaz! Bunların hepsi, eski çizgi roman kahramanları!?” (Penis)



“Ne diyebilirim ki? Zamanı geçmiş bir adamım. Hail Hydra!... Onu alamadım?... Kaptan Amerika? Aslında başından beri Hydra… Hayır?… Her neyse, zaten beklenmedik bir gelişme oldu. Bunlar seçenekler! Akıllıca seçin!” (???)

[Çn: Ne diyor bu!!??]



Ölüm

Ölüm

Ölüm

Power Ranger Black

[Çn: Merak edenler Power ranger black’i araştırır.]



Seçimleri işitince, üç adam yutkundu. Cevap belliydi, yine de bunu söylemeye cesaret edemiyorlardı.



“...Power Ranger Black?” (Amcık)



“Bzzt! Yanlış cevap! I’m De-... hayır bekle… Nightmare! Hn, bu kulağa daha hoş geliyor.” (Nightmare)

[Çn: Türkçesi Kabus, ama nightmare daha güzel duruyor.]



Bu seçenek bile değildi!!! Ve birden bire değişti mi!?



Ne yazık ki, 3 adam sadece bunu zihinleriyle cevap verebildi, Nightmare, Amcık’ın kafasına dokundu.



Aniden, Amcık titredi ve çılgınca ağzından köpük çıkardı, ve bayılmadan önce çığlık attı.



Bir sonraki an, Nightmare, iki eli ile diğer ikisinin kafasına dokundu ve aynı şey oldu.



Nightmare, yerde bayılan üç adama baktı ve içini çekti, sonra da Ina’nın yanına geri döndü.



Elini salladı ve Ina göründü, görünüşe göre şok olmuş.



Nightmare yürüdü, telefonu aldı ve Ina’yı çözmeye başladı.



“Görevi tamamladım. Üç aptal düştü. Ah, bu arada ölü değiller. Gitmekte özgürsün.” (Nightmare)



[[B- Ben kızımla konuşabilir miyim?]] (Ben)



“Hoi~” (Nightmare)



Nightmare, Ina’ya telefonu attı.



“...Baba?” (Ina)



[[Ina! Canım! İyi misin!? Sana zarar verdiler mi!?]] (Ben)



“..:Nn, ben iyiyim. Sadece, beni bağladılar. Bay Nightmare beni kurtardı.” (Ina)



[[Nightmare?…]] (Ben)



“Evet, beni Night veya Mare yada NM olarak çağıra bilirsin ama sakın Hero diye çağırma~” (Nightmare)

[Çn: Ben NM olarak çağıracam daha kolay.]



[[B-Ben anlıyorum… sonra, Bay Night teşekkür ederim. Ancak, telefonda teşekkür etmek hoş gelmiyor. Bir ziyaret için, Bay Night’a rica edebilir miyim?]] (Ben)



“Hayır, hala gitmem gereken başka yerler var… Ailem muhtemelen endişelenmeye başlayacak… *Öksürük* yani. Uhh, bir randevum var!” (NM)



Gerçi orta kısmı mırıldandı, Ben’in duyması pek mümkün değildi, ancak, Ina, duymayı başardı ve gülümsedi.



[[Anlıyorum… Sesinizi saklamış olsanız bile, çocuksu sesiniz ve oyunculuğunuz, genç bir adam olduğunuzu göstermekte. Silahlı haydutlar ile, çok genç olmana rağmen, çatıştığına şaşırdım. Tamam, eğer benimle tanışmak istemiyorsanız, örgüt ile ilgilenmesi için hemen polisi arayınız. Ina, eğer birşey olursa, hemen beni ara.]] (Ben)



“...Anladım, baba.” (Ina)



Aramaya son verdi, ve hemen polisi aradı.



Hala tehlikeli olabileceği için, NM, polis gelene kadar beklemeye karar verdi, garip bir sessizlik oluştu.



“... Beni kurtardığın için teşekkürler, Max.” (Ina)



“Sorun değil~-... Huh!?” (Max)



NM, daha doğrusu Max, Ina’nın ismini bildiğini öğrenince şaşırdı.



Ina, nadir bir kıkırdadı.



“Fufu, bana verdiğin kağıdı yırttım, büyülü güç alanı, sanki görünmezim gibi bu adamlar beni göremedi ve onları hafif bir dokunuş ile alt ettin… Dün söylediğin büyü… ciddi gibi görünüyor…” (Ina)



“Ah… haha… bu çok açık değil mi?” (Max)



İç çekerek, Max, sihirli sisi dağıttı ve NM ilüzyonu kayboldu, ve ortada 5 yaşındaki Max.



Ina’nın gözleri, bunu görünce büyüdü. Sonuçta, daha önce tahmin etti, ancak gözlerinin önünde görünce, çok farklı.



“Harika… amca ve teyze Connors biliyor mu?” (Ina)



“Hayır. Şu anda, bu dünyada bilen tek kişi sensin.” (Max)



“... Sadece ben…” (Ina)

[Çn: New girl!]



“Hn?” (Max)



“Hiçbir şey… ayrıca… ben de yapabilir miyim?” (Ina)



Ina endişeyle sordu. Max’ın ailesinin bile farkında olmadığı bir sır olunca, onu öğrenmeye korkuyor.



Ina, dışarıda soğuk ve kayıtsız olsa bile, bir çocuk nasıl büyü kullanmak istemez? Ina mantıklı bir insan olduğundan ve ellerinde büyü hayal edemediğinden ama büyünün gerçek olduğunu öğrendiğinde, nasıl bu fırsatı kaçırmasın ki?



Onun beklentilerinin aksine, Max aslında hiç tereddüt etmeden kabul etti.



“Tabi ki.” (Max)



“G- Gerçekten?... Bana… Öğretecek misin?” (Ina)



“Evet. Ama bunu kimseye söylemeyeceğine söz vermelisin. Annenle babana bile. Dedikleri gibi, ne kadar az kişi bilirse, o kadar az bilinir. Yerin kulağı var, güven bana tamam mı?” (Max)



“Nn! Sen ailene söylemediğine göre, bende söylemeyeceğim!” (Ina)



“Doğru, iyi kız. Henüz büyü öğrenemezsin. Şimdilik, mana toplaman gerekiyor. Merak etme, eğer bir rehberin olmasaydı zor olurdu. Hehe, neyse ki sizin için, ben buradayım.” (Max)



Max gururla gülümsedi ve göğsünü kabarttı.



“Ama, önce bir öpücük istiyorum.” (Max)

[Çn: Öpücük yoksa, büyüde yok!]



“...Öpücük?” (Ina)



Ina hafifçe kızardı ama utanmadı.



“Evet, bir öpücük! Biraz mana aktarmak istiyorum, duyularını uyararak daha kolay mana toplaya bilirsin.” (Max)



Aslında doğru, ilk defa mana toplamaya başlayanlar için daha kolay olacak.



Kişinin vücudu, ilk kez mana hissetmiş olacak, ve dış enerjilerden manayı teşhis ederek, onu daha kolay absorbe edebilecek.



Yine de, bunun için öpücüğe gerek yoktu, basit bir dokunuş yeterliydi…



“...Tamam.” (Ina)



Ina, gözlerini kapattı ve dudaklarını buzuşturdu.



Pembe ıslak dudakları görünce, Max, kafasını tuttu ve ona derin bir öpücük verdi, ve aynı zaman mana işledi…



“Puah-... hissetin mi?” (Max)



“...Evet… içimde akan, bu sıcak enerji… mana mı?” (Ina)



“Doğru, şimdi, mana toplamaya gelince, yöntemdir.” (Max)



Max, ona nasıl mana toplayacağını öğretti. Ina, mana dünyasının güzelliği, sürpriz oldu.



“Şimdilik, mana toplamaya devam et. Bir sonraki karşılaşmamızdı, temel büyüleri öğreteceğim.” (Max)

[Çn: Onlarıda 2 öpücük ile, ileri düzey büyüler ise…]



“Nn!” (Ina)



“Ah, polisler geldi. Pekala, ben gidiyorum. Unutma, bir sır tamam mı? Güven bana, eğer birine söylersen anlarım.” (Max)



“Nn… anlıyorum… ama eğer temel büyü bilmiyorsam nasıl kendimi koruya bilirim?” (Ina)



“Yine de her ihtimale karşı sana saldırabilirler, burada bir tılsım var. Ayrıca, eline mana odaklarsan, güçlü olacaksın. Ve eğer, ayaklarına mana odaklarsan, daha hızlı olacaksın. Her neyse, eğer tehlikeye düşersen anlarım, sıkıntı yok.” (Max)

[Çn: Tuvalette iken, tehlikede olsan bile gelir!]



“Un… o zaman, güle güle.” (Ina)



Şaşırtıcı bir şekilde, Gitmek üzereyken, Ina tekrar Max’ı öptü.

[Çn: Yanlış yazmış olabilirim, ya Ina öptü yada Max öptü. Sonuçta öpüştüler ya! ne gerek var kimin öptüğüne!]



Max gülümsedi ve alışveriş merkezine ışınlandığında insanlar onu göremesin diye mana ile kendini gizleyerek alışveriş merkezine ışınlandı.



“O zaman… Şimdi nasıl Jenny ve Rosalline ile ilgileneceğim?” (Max)


Yorum Yap "Bg 8"