Kilimanjaro Günceli

Bg 4

Ekim 01, 2016




 Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm



Bölüm 4 : Tur Rehberinin Aldatması (Kandırması&Hilesi)




Balon kaleden sonra, otobüse bineceğiz ve bir sonraki yere, Bilim Merkezine!



Bu lanet olası balon kaleden daha heyecan verici olmalı! Sonuçta, bu zamanın teknolojisi anlayışına sahip değilim, bu yüzden benim için iyi bir fırsat.




Ancak, Mika’nın davranışları yüzünden kafam karışık…



Otobüste altı direk var, sağ da üç, ortada koridor var, iki tane solda var. Her zaman, en uzak yerde, altı sandalyeye oturduk. Beş kişi olmamıza rağmen, son sandalyede çantarımız vardı.



Livia pecere kenarına oturduğu için, ben de onun sağ tarafına oturmak zorunda kaldım. Yanıma Geo oturacaktı, ama Mika tarafından itildi. Zeo ise, Geo’yu itenerek, Mika’nın yanına oturdu. Sıramız şöyle, Çanta / Geo / Zeo / Mika / Ben / Livia.



Öpücük yüzünden, Livia öncekine göre daha yapışkan oldu. Diğer yere giderken, sol koluma sarıldı, ve uyumaya çalışır gibi omzuma yaslandı.



Mika da, nedense, aynı şeyi yaptı…neden!?



Sorduğumda, belli belirsiz Zeo’ya yaslanmak istemediğini söyledi, peki bu yüzden başka seçeneği yoktu… Zeo’dan filan nefret mi ediyor!?



Zeo, ‘nyaaa~’ derken, kucağıma atladı...kedi veya köpek mi!? Aklını başına al!



Geo ise, zıplamaktan yorgundu, bu yüzden çantalara sarılırken uyuyordu… Zavallı adam, ama güzel bir yüzün var, bunu hakediyorsun!



Mika’ya geri döndüm, beni sevmesi için bir nedeni olduğunu hatırlamıyorum. Ama, hala bir tsundere olduğunu biliyorum…



Aklıma geldi, kendini tanıtırken bana bakıyordu…neden? Bir şekilde o zaman ilgisini mi çektim? Ama, bayrak yükselttiğimi hatırlamıyorum…



Bu demek oluyor ki… tanıtma sırasında mı? O zaman kendimi, başka bir dünyadan reenkarne olmuş biri olarak tanıttım.



Başka dünya… kahraman… tsundere……….. bekle… öyle olduğu için mi?



Bu kız… anime izleyerek mi büyüdü?



Hm… ona bu tür anime adları söyleyerek deneyeyim bakalım… Daha çok, bir şey hatırlıyorum… faydası olmaz, sonuçta uzun zaman oldu. Ve bu eski… ama yine de sorayım.



“Mika, Zero no Tsukaima’yı biliyor musun?” (Max)

[Çn: Evet, Zero no Tsukaima nedir? Tabi ki de bir anime, peki, ama nasıl bir anime? Başka bir dünyadan çağırılan kahraman, ve onu çağıran kişi de bir tsundere kız. Hatırlarsınız önceki bölüm de, Mika, eğer tsundere olursam, kahraman bir sevgilim olur diye düşünmüştü. Bu mantık. İzlememiş olanlara az biraz spoiler girdi, kursura bakmazsınız artık.]



“Ne-!? M-Max sende mi biliyorsun!?” (Mika)



...Bingo!?



Eski bir anime diye, bilmiyor olabilir diye düşünmek…



“Ben küçükken, ablama, tüm bölümleri izlemek istiyorum demiştim!” (Mika)



...Bu abla gerçekten suçlu! Ve ne demek küçük!? Oi, sen hala küçük değil misin?



“...O zaman, neden saç rengin pembe değil?” (Max)

[Çn: Çağıran tsundere kızın, saç rengi pembe olduğu için soruyor.]



“Uuu, bende abla gibi pembe boyamak istiyordum ama, annem, pembe bir saçın çocuk için çok tuhaf olduğunu söyledi… ama aynı zamanda sarışın olmayı sevdiğim için, çok da umrumda olmadı!”

[Çn: İçimden bir ses, bu abla olayını yanlış çeviriyorum diyor. Elder sis, yazıyor ama yaşlı abla demek pek hoşuma gitmedi. Burada ya ablasının saçının da pembe olduğunu söylüyor, ya da animedeki karakterden bahsediyor. Neyse ilerleyen bölümlerde abla ile karşılasırsak anlarız.]



Hayır, gerçekten eminim. Bak, gözlerinin köşelerinde göz yaşları var!



Sigh(İç çekme&nefes alma)... bu kız tsundereyi putlaştırmış görünüyor? Gelecekde tahta gibi düz olmaz umarım…

[Çn: Neresi neresi? Neresi acaba? Bir ipucu vereyim, kızlarda olur -_- Bu bölümde çok ‘çn’ kullanacağım gibi duruyor.]



“Doğru, ayrıca Livia gibi, Max ile sözleşme yapmak istiyorum!” (Mika)

[Çn: Animede, çağırılan oğlan ile kız, öpüşerek, aralarında sözleşme kuruyorlar.]



Sözleşme?...Bekle, öpücük mü demek istiyor? Gördü mü!?



Ama nasıl!? Bizi düzgün gizlemiştim…ya da başından beri bize mi bakıyordu?



Fumu, oldukça dikkatsiz mi olmaya başladım? Aklım bana yardımcı olabilir, bu dünya ve zaman içinde, tek sihirli varlık olduğumu biliyorum.



“Sen istiyorsun… öpüşmek? Şu anda değil mi?” (Max)



“Öpüşmek?” (Livia)

[Çn: Yazık, bir kere öpüldü, ne hale geldi kız...]



Ah, o kelimeyi duyunca mı uyandı?



Ancak, hala yarı uykulu gibi görünüyor. Onu soranın ben olduğumu sandı, Mika değil, bu yüzden yüzü ve dudakları, yakınıma yaklaştı ve dokundu… bu kız… Gerçekten öpüşme bağımlısı mı oldu?

[Çn: Kızı ne hale getirdi, sorumluluğu alsan iyi olur evlat! İyi bir adam böyle yapmalı!]



“Wa wa wa wa~ Ben de~” (Mika)



İznimi beklemeden, Livia’nın yüzünü çekti ve beceriksizce beni öptü.

[Çn: 2.cisi de hayırlı olsun.]



Hm… Buna alışabilirim…



Livia’nın tepkisini görmek için baktım, kıskanç olmasını bekliyordum ama sessiz sakin bir kız gibi sırasını bekliyor… Neden bir oyuncak muhamelesi gördüğüme dair içimde bir his var?

[Çn: Livia elden gitti…]



“Fuah~, sen benim koruyucu ruhumsun! Beni ‘Usta’ olarak çağıracaksın!” (Mika)



“Koruyucu ruh? O zaman, Max de benim koruyucu ruhum?” (Livia)



“Uhm. Hayır. Tam tersi. Çünkü öpüşürken, aklınızda ilahi yoktu.” (Max)



Eh, aslında doğru değil, ama bunu bilmelerine gerek yok.



“Eh? Ama ama…” (Mika)



“Şimdi, beni ‘Usta’ olarak çağırın!” (Max)



“Uuu. Usta” (Mika)



“Usta~” (Livia)



...Eh? hayır, bekle...kızlar? Sadece şaka yaptığımı bilmiyorlar mı?



“Masta~?” (Zoe)

[Çn: Usta = Master, Masta = Zeo’nun söylediği. Ust, olarak çevirebilirdim, ama hoş gözükmedi o yüzden böyle bırakayım dedim.]



Hu? Neden aniden uyandı? Ve bana usta diyor? Daha öpüşmedik bile!



“...Üzgünüm. Sadece şaka yapıyordum. Lütfen bana ‘Usta’ demeyi durdurun.” (Max)



Sonuçta, çocukların bana usta demesi garip olurdu…



“O zaman, bana ‘Usta’ de!” (Mika)



“Hayır.” (Max)



“Uuu…” (Mika)



Eh? Bekle, cidden bu yüzden ağlayacak mısın!?



“Bak, sağ elimde işaret yok değil mi? Bu yüzden doğru düzgün sözleşme yapılmadı demektir!”



“Uuu… Haklısın… O zaman, yeniden!” (Mika)



Aniden tekrar öptü… Bir süre sonra, elimi kontrol etti, sonra tekrardan öptü… Livia da katıldı, görünüşe göre bir çeşit oyun oynuyoruz gibi düşünüyor. Zoe’ye gelince… bir köpek gibi ağzımı yalıyor… Bu bir öpücük değil, sadece yalama…



Bu şekilde, her iki yan taraftan öpüldüm, önden ise yalanmak üzere otobüste zaman geçirdim… Tabi ki, kimse bize bakmadı.



Arka sırada olduğumuza göre, ve çocuk yüksekliği ile, öndeki kişi açıkca göremez.



Geo ise, mışıl mışıl, kütük gibi uyuyor… Bu ufaklık!



Bir sonraki durağa geldiğimizde, Zeo yüzünden, türük ile kaplı suratımı, gizlice su buharı ile temizledim, ve havlu ile sildim.



Livia memnun görünüyordu, Mika ise, gerçek bir sözleşme yapamadığı için hayal kırıklığına uğramıştı, ve Zoe ise, hiç birşey olmamış gibi hala enerjik.



Fuu, durduk yere, insanların içinde yüzümü yalayacak gibi bir his var içimde, bu yüzden Zoe’yi uyarmam gerek.

[Çn: Lanet olsun! Galiba çoğu Zoe ismini, Zeo diye yazdım. Kusura bakmazsınız artık.]



“Zoe, diğer insanların önünde yüzümü yalamamalısın tamam mı? Bu kötü birşey.” (Max)



“Kötü~?” (Zoe)



“Evet, ama gelecekte Zoe, benim evcil hayvanım olacağı için, ben iyiyim.” (Max)



“Yay~!” (Zoe)



Banzai pozu yaptıktan sonra, Zoe aniden yüzümü yaladı… Sadece yüzümü temizledim!?

[Çn: Banzai nedir? Japonların kullandığı, şevinçlerini göstermek için, bağırma çeşididir. Bir çeşit, hani liselilerde, ders boş olunca, Oley! oley! diye bağırılırya, o çeşit birşey.]



Yüzümü yalarken, Zoe’nin at kuyruğu deli gibi sallanmaya başladı… Bu nasıl bir at kuyruğu!? Nasıl, başını sallamadan haretket edebilir?

[Çn: Kafasındaki, saçın, at kuyruğunu diyor. Yanlış anlaşılmak istemem.]



Sigh… Etrafımda ki kızlar çok tuhaf… bunu söylemeye hakkım yok gibi…



Yine de, Livia’yı tamamladığımı düşünüyorum, Peki Mika ve Zoe? Aman neyse, hadi bu hayatın tadını çıkarlım~



Bilim merkezine girmeden önce, sıraya dizildik, ve Jenny bize doğru bakan Jenny’yi takip ettik.



Tanım, bana öyle bakma. Şüpheli bir şey mi yapıyorum?



Sol tarafımda Mika, sağ da Livia, önümde Zoe, arkada çantamı taşıyan Geo. Kesinlikle şüphelenirim.

[Çn: Adam, planı kurmuş, her şey rotasında.]



Geo’ya, gücünün eğitimi için söyleyerek çantamı taşıttım. Hehehe, sadece çocuk işte!



Jenny beni azarlamak istiyor gibi, ama grup dışında, koşan çocukları tutmak ile meşgul.



Bilim merkezine girdikten sonra, holografik görüntü ile karşılaştık.



Waaa~



Gezegenleri izlerken, bütün öğrenciler, parlayan gözler ile haykırdılar, dönen, ve meteor taşı.



Tur rehberimiz, orta yaşlı bir adam, anlatmaya başladı.



Gördüğümüz şeyin, canlı yayın olduğunu söyledi, bunu duyan birkaç çocuk ellerini kaldırdılar ve salladılar… Oi, kendini canlı yayını izlemeney çalışıyorsunuz!?

[Çn: Son cümle, büyük ihtimal yanlış çevirdim galiba. Bir cümleden birşey olmaz :) ]



Jenny ve orta yaşlı tur rehberi güldü. Sonra, ikiside aynı anda güldüklerini görünce, birbirlerine heyecanlı bir şekilde baktılar ve sonra uzaklara baktılar…

[Çn: Utandılar diyor.]



Burada, tahriş var.



Lanet adam! yüzük parmağında bir yüzük var! Oi, açıkca zaten sen evlisin!



Sanki işareti almış gibi, adam da bunu fark etti ve, Jenny’nin bakmadığı anda yüzüğü çıkarttı… Yani aslında eşini aldatmak istiyor!?



Ah! Jenny’ye çok yaklaşmış!

[Çn: Koş kız! Jenny elden gidiyor! Yetiş!!]



Hmph hmph, bak şimdi seninle nasıl ilgileniyorum!



Adama, toprak büyüsü ile ayaklarına çelme taktım!



Bütün sınıf güldü, ben de dahil, Jenny bizi azarladı ve sonra o piç tur rehberine yardım etti… Oi, bu romantik ordam da ne!? Açıkca saldırım geri mi tepti!?



Tch, geri dönüş yok, ağır bir darbe vermem lazım!



Yüzüğün gezi sırasında düştüğünü göstermek için, cebinin içinde bir rüzgar yarattım.



Şimdi!



“Bayım, bu sizden düştü. Arere? Bunu daha önce takmamışmıydın? Neden şimdi cebinde? İçinde ise, annemin ve babamınki gibi, yazılı bir tarih var!” (Max)

[Çn: Vurdu ve gol oldu!]



“Eh… Umm… Bu…” (Aldatan Tur Rehberi)



“Oh, demek evliydin. Hmph, yüzüğü her zaman takman gerekiyor. Tamam Max, sınıf arkadaşlarının yanına dön.” (Jenny)

[Çn: Jenny’yi, yabancı ellerden, kurtarma operasyonu başarıyla sonuçlandı!]



Beklendiği gibi, Jenny gibi biri bile anladı!



“...Neden beni kötülediğini hissediyorum?” (Jenny)



“Bunlardan sonra Jenny~” (Max)



“Oi, bu ne demek oluyor!?” (Jenny)



Jenny’yi görmezden gelerek, Livia ile geri döndüm, ve tur gerçekleştirildi. Tüm bu zaman boyunca, tur rehberi, motivasyonunu kaybetti ve nefret dolu bakışlar ile bana bakmaya devam etti.



Rahatsız olduğum için, Hapşırmakmak için kullandığım gaz büyüsünü kullandım.



Niye böyle gereksiz bir büyü yaptım? Hmph, sakın hor görme, savaşta, kendi hapşırığınızı kontrol edemezseniz, kazanmayı sadece hayal edebilirsiniz.



Bir iş arkadaşı onu fark etti ve çağırdı. Sonuçta yeni bir tanesi ile değiştirilmiş oldu.



Yeni gelen tur rehberine bakarken, başımı salladım.



Hmm, figürü şöyle, kızıl saçlı, beyaz ipeksi bir cilt! Eğer çocuk formunda kalmamış olsaydım, hemen ona karşılık verirdim!

[Çn: Aman tanrım! Kızıl saç dedi, beyaz ipeksi cilt dedi! Kimse karşılık vermek istemez ki!]



Göğsüne baktım, yanlış anlamayın çünkü göğsünde bir isim etiketi var, onun adı Rosalline gibi gözüküyor.

[Çn: Ne yanlış alaşılması. Zaten bakmazsan yanlış anlardık :) ]



Birkaç kez başımı salladıktan sonra, haritada onu işaretledim.



Evet, harita. Sihirli bir haritam var! Görüşümün üzerinde, sağ altta, hileli büyülü bir mini-harita var. Eğer odaklanırsam, daha büyük hale geliyor, ve ayrıca işaretleme özelliği var.



İşaretleri, katagorilere göre renkli yapabilirim.



Şimdi, arkadaşları mavi, tanıdıkları yeşil, düşmanları kırmızı, aileler için sarı, özel insanlar için siyah, normal insanlar için beyaz, ve kızlarım için pembe.

[Çn: Evet yanlış okumadınız, kızlarım dedi -_- Bi bizim yokki öyle diyek!]



Bunun gibi, utanmadan Rosalline’yi de pembe işaretledim! Oh, hehe, Jenny’de mi pembe?



Ayrıca, piç tur rehberini kırmızı olarak işaretledim, kırmızı, eğer onunla gelecekde karşılaşırsam, ona zorbalık yapacağım, kukukuku…



Ayrıca bir uyarı koydum, gözetim, hedef arkadaşa ışınlanma, tanıdıklarım ve kızlarım tehlikede olduklarında, anında yanına gidebileyim diye.



Güvenlik çok fazla olabilir, ama kendimi utandırmak istemiyorum, ama uyarı sistemi hamam böceği görünce bile tetiklenicek… Ayrıca, akıl yaştaya, onları çıplak görmeye aklım var mı?... Hayır, aslında, eğer bir erkekse onu görmek istemiyorum… Zaten her zaman bakmayacağım, sadece uyarı tetiklendiğinde.



Gezerken, bazen Rosalline’yı küçük konuşmalar ile güldürdüm. Nedense Jenny bana bakıyor… eh? Bana doğru mu düştü? ‘Kızım’ katogorisinde olsada, rahatsız etmek dışında başka herhangi bir hareket yapmadım. Tüm bunlardan sonra, hala bir çocuğum, ne olursa olsun yaş farkı çok büyük. Daha sonra, yeterince manam olunca, ona doğru hareket etmek için, yaşımı değiştirmek için büyü yaparım… O zaman bile, her zaman sevgilisi olamam, elbet sonunda büyü bitecek.



Her neyse, gelecekte bu tür şeyler hakkında ilgileniriz~



Gezdik, eski çağlardan bir çok teknoloji gördük, değerli zamanım, bugünün teknolojisi.



Uçan arabalar, elektromanyatik darba falan filan diye açıklandı… Gerçekten bilim insanı değilim…



Bir süre sonra, bu gezide olan başka bir okul ile karşılaştık. Öğrencilere bakılırsan, bizden bir sınıf büyük olan, 1. sınıftalar gibi görünüyor.



Sorumlu öğretmen [Altın Akçaağaç Okulu] diye tanıttı. Eğer haklıysam, ilk, orta, ve lise okulu olması lazım? Ayrıca, anaokulumuz olan [Parlak Güneş Okulu]’na yakın olduğunu düşünüyorum.



Demek ki, bu okula gidebilme ihtimalim yüksek. Hmm, yani gelecekteki üst sınıflarım bunlar.



Sorumlu öğretmen ve Jenny, tanışmış gibiler. Öğretmen bir kadın olmasaydı, hapşırma gazı büyüsü yapabilirdim!

[Çn: Jenny’yi vermiyoruz!!]



“Doğru, Max. Ailem gelecekte bu okula gideceğimi söyledi. Peki ya sen?” (Geo)



Oh? Yani zaten Geo’ya karar verildi? Livia ve diğer kızlarda o okula gidecek mi diye baktım.



Ayrıca, görünen oki onlarda bana bakıyor…



“Kaydımı oraya yaptırırım sanırım. Pekiya siz kızlar?” (Max)



“Un! Ben de!” (Livia)



Livia’dan beklendiği gibi, sevimli~



“H-Hmph! Bizim sözlememizi biteremediğim için, başka çarem yok, ben aynı okula gelmeliyim! Beni anlamıyorsunuz!” (Mika)

[Çn: Bırak artık kızım şu ayakları, bak çocuk elden gidiyor!]



Umm… yanlış anlamak… doğru mu?



“Ben de! Beraber okula gitmek çok eğlenceli!” (Zoe)



Bu kız sadece eğlenmek istiyor…

[Çn: Gelecekte bunu eğlendirirler! Aman dikkat!]



“Bu harika bir şey! Gelecekte, Max’ı göremeyeceğim diye çok korkmuştum…” (Geo)

[Çn: Bir eşcinsel doğuyor hissediyorum…]



Oioioioioi, ne BL hattı!? Gerçekten gay mı!? Hayır, Geo hala çocuk, gelecekte tam bir gay galine gelmeden önce bu sorunu çözmeliyim.



Kendimi ikna ederken, diğer okuldan biri gözüme ilişti.



Daha önce bu kızı gördüm… Doğum günümde ziyarete gelen ailemin arkadaşlarının birinin kızıydı! O zaman ona dikkat etmedim, yüksek teknolojili oyuncaklar verdiler diye… Aslında oldukça güzel olduğunu fark ettim.



Gerçi hala çocuk sayılır, ama ifadesiz yüzü, sakin bir aura, uzun simsiyah saçları ve delici bakışları!

[Çn: Taniyrim bunu, bizim komşunun kizidir bu!]



Vahşi bir Buz Kraliçesi çıktı!



[Çn: Bu gün bu kadar. Artık belki cuma günü, ya da perşembe atarım. İkisinde de atamazsam hafta sonu kesin atarım. Her halde sonraki hafta güncele gelmiş oluruz.]



Çevirmen(Kraldert) Yayıncı(Calosa)

Yorum Yap "Bg 4"