Dünyanın Oluşumu Günceli

Bg 3

Ekim 01, 2016



 Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm



Bölüm 3 : Gezide Romantizm



“Max! Max! Kahraman olduğun zamanı anlat bize!” (Geo)



Mola sırasında, Geo aniden heyecanlı bir şekilde bağırdı, diğer çocuklarda heyacanlı oldular.



...Kendimi o şekilde tanıttığıma pişmanım… Oh iyi, zaten bu noktaya geldiği için, oluruna bırakayım.



Sırt çantamdan [Imagine Holo]’yu çıkarttım, bu arada, renkli tasarımlar ve çizgi film çizimleri olan bir çanta taşımak, benim için çok utanç verici…



Hey neyse, [Imagine Holo]’yu elimde tuttum ve, böylece hikayem başladı…



“Bir zamanlar, Max adında harika bir adam vardı.” (Max)



Önceki adım değil… Neyse, önümüzde, benim 17 yıl önceki halim holografik olarak gözüktü.



17 yaşındayken siyah saçım ve gözüm vardı, gösterişli ve havalı bir yüz, ve kahramanı andıran bir auram vardı… Tamam, belki biraz kendimi değiştirmişimdir… Aslında, bu adamı tanımıyorum bile! Kim bu!? Kimin görünümü bu kadar harika ve güzel!?

[ Çn: -_- ]



Devam edelim, yakışıklı adam basit bir tişört ve pantolon giydi,yine de nedense çok havalı görünmesini sağlıyor, aniden görkemli bir salon ortaya çıktı.



“Tanrılar onu seçti ve farklı bir dünyaya kahraman olmak için çağrıldı. İnsanlığın kaderini değiştirmek için!” (Max)



Daha sonra, daha sonra orta yaşlı bir piç olan Kral ortaya çıktı ve *Öksürük*, konuşmasına başladı… Bende, hologram kral ağzını oynatırken bende iyi bir şekilde konuştum…

[ Çn: Hani vardırya, kukla konuşuyormuş gibi yaparlar, onun gibi yapıyor. ]



“Cesur, havalı ve yakışıklı kahraman! Şeytan kralı yenmek için ve bu zulme son vermek için bize yardım etmeni rica ediyoruz.” (Piç Kral)



Daha sonra, onlara bazı sahneleri gösterdim, meşhur Kızıl Ejdere karşı savaşım da bunlardan biriydi.



Parlak beyaz zırh, sihir ve görkemli bir güç ile dolu kılıç, fırfırlı kırmızı bir pelerin, vardı üstümde. Çok büyük olan Kızıl Ejderin önünde durdum ve çok heybetli bir şekilde baktım.



Yüzlerce fırlatılan yüksek derecede olan büyüler, uçan Kızıl Ejder ile mücadele, sonunda ise ne olursa olsun memnuniyet dolu bir ifade ile ejderin üstünde duran ben.



Aslında, Kızıl Ejder, o dünyadaki en nefret ettiğim düşmanlarımdan biriydi. Çünkü Kızıl Ejderin bir insana dönüşebilme yeteneği onu öldürmeme neden oldu. Sinir bozucu bir şekilde yakışıklıydı, ama aynı zamanda büyük miktarda kadın kaçırdı, çocuk ve yetişkin kadınlar!



Aslında, pek önemsemedim, ama gördüğünüz gibi, savaştan önceki gün, Bana inanan, sevimli bir çocuk ile tanıştım. Yaşına rağmen, çok akıllı ve ailesine yardım etmek için çalışıyordu. Çocukla ayrıldıktan bir gün sonra, Kızıl Ejderin onun annesini kaçırdığını öğrendim. Zamanla, inine ulaştım, ikisi, artı biraz daha fazla kadın, çoktan ölmüştü.



Kötü ya da iyi olmasıyla alakası yok, çünkü taktirimi almış olan biri vardı, o yüzden harekete geçtim.



Peki, kimin umrunda, daha da önemlisi… bu çocuklar çok heyecanlı olmaya başladı…



“Woooooooooooaaahhh! Harika!”

“Sanki bir film izliyorum!”

“O- o- o… BOOM! Ve WOOSH! Ve BAGOOM!!!”

[Çn: Çiyu, çiyu çiyu, çii çiyuuu. (Tamam, ses efektimiz kötüydü kabul ediyorum.)]



...Hayır, kusura bakmayın ama, hangi dili konuşuyorsunuz anlamıyorum…



“Sonra!? Sonra ne oldu!?” (Geo)



Hmm… Devam edeyim mi? Pekala, zaten bir anaokulu dersinden daha ilginç olduğunu düşünüyorum.



Ondan sonra, erkekler için daha çok savaş, kızlar içinse drama sahneleri gösterdim.



Orc Lordu, Leviathan, Sabertooth, Golem Kral, Goblin Ordusu, daha fazla ejderha, Chimera ve bunun gibi olanlarla savaşlarımı, drama da ise, deniz kızının hayvanı olan balinayı bulmasına yardım ettiğim, şeytan ordusunun saldırdığı köylülere yardım ettiğim, uyuyan prensesi uyandırdığım, bir elfin gerçek soyunu bulmasına yardım ettiğim ve bunun gibileri.



[Çn: Her bok ile savaşmış. Merak edenleriniz için ne olduklarını anlatayım, Leviathan: deniz ejderi gibi bir şey, sabertooh: bu sıksık kullanılıyor aşlında büyük gümüş dişleri olan bir kaplan, Chimera: god of war dada vardır hatta, ne diye açıklasam, üç başlı bir yaratık işte. Merak edenler google görsellerinde arattırır.]



Bu arada, tüm bu prensesler ve kızlar… Hepsi benimle evlenmek istemedi… Gerçekten üzgünüm… Sadece oyun gibi… Görevi bitir, ödülü kazan, ve oda seni bir daha rahatsız etmeyecek.

[Çn: Oyunlarda vardıya, görevi alırsın yaparsın, sonradan bir daha o kişiyle görüşmezsin. O mantık diyor.]



Nihayet, Şeytan Kral ile yaptığım kavga ile hikaye sona erdi.



“Woaaaaaaahhh”

“İnanılmaz!”

“Waahhh, büyük köpeğe binmek istiyorum!”



Köpek… Belke, chimera mı demek istedi? Aslında o, köpek dedi! Onun köpek kısmı bile yok!



“Ben ejderha ile savaşmak istiyorum! Max, o dünyaya çağrılmama yardım et!” (Geo)



Hayır, ilk olarak, oraya nasıl gidilicek bilmiyorum. Ve bilsem bile, oraya gitmek istemiyorum.



Ayrıca, senin gibi velet mi ejderha öldürecek!? Eğer öyle olsaydı, beni çağırmaya zahmetetmezlerdi, kendileri yaparlardı.



Sonuçta, o dünyada ejderhalar, Şeytan krala kıyasla sadece biracık zayıf.



“Uwaa! Çok havalı! Y-Yani, Hmph! Hiç hoş değildi! Hoş değildi! Ama duygularını incitmek istemiyorum,  o yüzden iyi olduğunu söyleye bilirim!” (Mika)



...Oi!, burada kimi kandırıyorsun!?



Cidden… Bu kız, neden bu kadar acelece ‘Tsundere şirindir!’ fikrini aldı!? Hmm… Bunun gelecekte araştırılması gerekiyor! Sorumlu kişinin disiplin vermesi lazım! Eğer bir kişi olmasaydı, ben…yapacağım… disiplin vereceğim!



Guh-... lanet olsun, benim düşüncem bir çocuk gibi oldu…



“U-ummm… Ben… iyi bence…” (Livia)



Livia’nın yüzü kırmızıydı, ve bana bakmayı reddetti, bunu yerine, oyuncak ayısı ile oynuyordu, kafasını kaldırmaya cesareti yoktu.



...Düşündüğüm gibi, gerçekten çok şirin!



Onu korumak isteği veriyor! Diyorum ki… eğer bu kızın ileride sevgilisi olursa, kızın ağladığını görürsem, adam bana hesap vermek zorunda kalacak!



Kukukuku, [Kabus] veya [Korku] gibi zihinsel büyülerini çok iyi biliyorum. Hmph Hmph! Bakalım o zaman cesaret edebilecek biri var mı!



“Uwaah, ne inanılmaz bir hikaye! Yani? Hangi hikaye kitabından aldın?” (Jenny)



“...[Back Again] adlı bir web novelden.” (Max)



“Hm… Hiç duyamadım…” (Jenny)



Elbette bilmiyorsun, çünkü dördüncü duvarın ötesinde! Bunu nasıl bilebilirsin ki!? Ben bile bilmiyorum!

[Çn: Dördüncü duvar derken, herhalde onların dünyası ile bizim dünyamız arasındaki, duvarın adı filan.]



Eh? Aklıma geldi, ben ne diyorum ya?



Ne diyordum ben?



Herneyse, unuttum, zaten muhtemelen önemli bir şey değildi.



“Ah! Saate bakın! Tanrım, senin hikayen zamanımızı aldı!”



“Ehh… Biliyorsun bizi durdura bilirdin?” (Max)



“...” (Jenny)



“...” (Max)



...Oi! Öğretmen yaptığı işi mi unuttu!?



“Pekala herkes~ gösteri sona erdi~ eve gidiyoruz!” (Jenny)



Ah. Kaçıyor!



Böyle, bu gün sona erdi… cidden, böyle iyi mi? Peki, ilk gün zaten, bu konuda bir sorun yok sanırım.



Çıkış zamanımız zaten ailemiz tarafından biliniyor. Ailem zaten okulun önünde beni bekliyorlardı.



Arabanın içinde, okulumun ilk günü üzerine sohbet ettik.



“Yani, Max. Arkadaşların var mı?” (Anne)

[Çn: Arkadaşı geçtik, arkadaşları diyor. Bizimkiler hiç arkadaşın oldumu diye soruyorlardı :( ]



“Evet, biraz garip, ama aynı zamanda da ilginç.” (Max)



“Hangi kızlara dikkat etmemiz gerekir?” (Baba)



“Canım… Okulun ilk günü… ve daha 5 yaşında!” (Anne)



“Köpek olmak isteyen bir kız ve gelecekte evcil hayvanım olmaya söz verdi, her zaman istediği şeyin tersini söyleyen sorunlu bir kız, ve utangaç, ama tatlı bir kız!” (Max)



“Ohohohoho.” (Baba)



Direksiyonun arkasından, babam gizli gizli onay verdi, ve bende aynısını yaptım.

[Çn: Baba da onayı verdiğine göre sonraki bölüm 3 hamile kız, GG!]



Fumu, yakışıklı babamı görünce, geleceğeğim iyi gibi görünüyor. Hehehehe.



“...Siz ikiniz…” (Anne)



Bizim değişimimizi görünce, annem içini çekti ve başını salladı.



***



Göz açıp kapayıncaya kadar 5 ay geçti.



Bu 5 ay gerçekten fazla değil. Bazen, biraz kışkırtmak istiyorum. Çoğu kez Jenny ile alay ederdik. Bazen, oynamak için benim evime geldiler.



Benim için eğlenceli oldu, geçmişte pek çocukluğumu geçiremedim, bu yüzden bu sefer zevk aldım.



Ayrıca, diğerleri ile oynarken bazen yanlışlıkla büyü yaptım.



Örneğin, plajda oynarken, kimse bakmıyorken, toprak büyüsü ile kumları kontrol ederek harika kumdan kale yaptım.



Ayrıca bazen, aniden ‘Hah!’ diye bağırıyorum ve rüzgar çağırıyorum, zamanlamam çok iyi.



Canım istediği zaman, bazı etekleri kaldırmak için bu hareketi kullana bilirim…

[Çn: Hani bize??]



Ben daha ne olduğunu anlamadan, yaşlı beynim oynak ve yaramaz bir hale geldi.



Her neyse, şu anda bu önemli değil, şimdi bir gezi olacak!



Nihayet! Bu dünyada daha çok yeri görmek istiyorum, sadece evimi, okulu ve sahili gördüm.



Çağrılmadan önce bile, geziler için çok heyecanlı oluyordum! Çünkü biliyorsun ki, bu bir gezi!



Düşünce bu olsada, daha ziyaret edeceğim yerleri hayal edince daha da hecanlandım.



***



Boşver, bu geziden nefret ediyorum…



Neden mi? Etrafıma bakarsanız alarsınız.



Şu anda, bir kaledeyim, balon kalenin içinde, bilirsiniz, zevkle bir yerden bir yere zıplanılan.



Hala bu zamanda, bunların olacağını düşünmemiştim…



“Haha! Bana bak! Yükseğe zıpladım!” (Geo)



“Kanguru gibi! Köpek kanguru! Dogaroo! Hehehehe!” (Zoe)

[Çn: Dog(Köpek) + Kangaroo(Kanguru) = Dogaroo(Bilinmiyor!)]



Hayır, o lanet dünyada bile, köpek ve kangurunun birleşimi gibi bir şey yok! Yahu, gerçekten köpek eklemeye ihtiyacın var mı!?



“Bu… Bu hiç de eğlenceli değil! Haha! Bu hiç eğlenceli değil!” (Mika)

[Çn: Şunu da belirteyim, seride aslında Mica ama ben kötü durduğu için Mika olarak yaptım, bir sorun olmaz herhalde.]



Oi! Düzgün tsundere-ing bile değilsin!



Cidden… bu kızın kafası yanlış… galiba bu kız, ablasının bir hobisi olan, anime seyrederken… tsundere görmüş ve ondan etkilenmiş galiba…



Evet, bir ablası var… Henüz tanışmadım, ama onun açıklamasından sonra, onunla tanışmak istemiyorum…



Sadece bu kız çok sinir bozucu, acı, gerçek bir tsundere…



Etrafıma bakındım, ve Livia’yı sessizce bir köşede, ona verdiğim mavi renkli ayı ile oynarken gördüm.



Düşündüğüm gibi, hala çok utangaç değil mi? Eh, kimse yardım etmiyor, neyse ona eşlik edeyim, ayrıca etrafta zıplamak istemiyorum.



“[Bay BlueBear] iyi olmuş mu?” (Max)



“U-...unn...teşekkür ederim…” (Livia)



Başımı salladım, ve onun yanına oturdum.



Bu şekilde, etrafımızdan olup bitenden tamamen kayıtsız, zaman geçirdik.



***



“Hm...Şeytani veletin bu gezide bir rahatsızlık çıkaracağını düşünüyordum ama…” (Jenny)



Jenny, Max ve Livia’nın oturduğu köşeye baktı ve yüzünde muzip bir gülümseme çıktı.



Santaj için bir resim çekmek için, kesinlikle kendine inanarak, akıllı telefonunu çıkarttı.



Onun düşüncesine göre, aşık olduğunu ailesine ve Livia’ya söylemekle tehtid ederse, şeytani velet utandığı için onu dinleyecek.

[Çn: Anlatamadım diye hissediyorum, o yüzden tek bir çn ile bitireceğim. Şimdi öğretmen, Max’ın, Livia’ya aşık olduğunu düşünüyor. Max’ı aşık olduğunu, ailesine ve Livia’ya söylemekle tehtid etmeyi planlıyor. Max da utanacağı için, öğretmenin söylememesi için onun her sözünü dinleyeceğini düşünüyor. Umarım şimdi anlatabilmişimdir.]



Eğer onu kontrol edersem, bütün sınıfı kontrol edebilirim, sorunlu çocuklar da dahil olmak üzere!



Planın kusursuz olduğuna oldukça emin olduğu söylenebilir. Sadece… Max’ı hafife alıyor!



***

[Çn: En sevdiğim bölüm! Sırf bu bölüm için çeviriyorum denilebilir bu bölümü.]



Kana susamışlık!?



Hayır… Bu çok farklı!



Bir kişi bakışlarıyla beni kesiyor, hemen gözümün ucuyla gördüm, Jenny, şu anda akıllı telefonu ile bana doğru resim çekmek için duruyor.



Fumu, ne durumda olduğumu biliyorum. Ancak, kolayca avantaj verecek değilim.



Son derece aşırı duyularımla, tam fotoğraf çekmek üzere olduğunu düşündüm ve…



*Chuu* *Katcha*



Livia’yı dudaktan öptüm… Aynı zamanda çekilen resmin sesini duydum.

[Çn: Yukarıda ki *Katcha* efekti, resim çekme sesi işte. *Chuu* ise öpme sesi.]

[Çn: Dedim, babadan onayı aldı… Artık kimse tutamaz bunu…]



Ne? Biliyorum daha önceden bu yaşta öpüşmek yok dedim, ama ben şaka yaptım. Bu yaşta, çocuklar öpüşmenin ne anlama geldiğini bile bilmiyor!



Beklendiği gibi, Livia şaşırmıştı ama daha çok kafası karışıktı. Yine de, yüzü bir an kırmızı oldu ve yüzünü kapattı, mahcup olduğunu düşünüyorum.



Dudağımda kalan tatlı tadı düşündüm, ve dudağımı yaladım.



Hm… Zihinsel olarak yaşlı olsamda, vücudum hala kendi yaşlarındakileri arzuluyor galiba?

[Çn: Virgülden sonrayı yanlış çevirdim gibi geldi.]

Evet, bence mahsuru yok. Kendi yaşından küçük kızlara aşık olup, kendini lolicon diye çağıran sinir bozucu tiplerden biri değilim.



Reenkarne oldum, bu yüzden doğal olarak, benim yaşımdaki kızlar, yeni benim eski değik, çekici olmalıdır. Neden, biliyorsun, bu iğrenç. Biliyorsun! Ben yüz yıldan uzun sürededir buradayım!? Hmph, benim için yüz yaşından fazla olan bir kız bul bakayım, ayrıca sevimli olsun, benim için sorun olmaz.



Eski olanlar da iyi, sevdiğim sürece. Jenny iyi, ama biraz zahmetli.



Jenny’den bahsetmişken, şu anda yüzünde gerçekten harika bir ifade var. Ağzı açık bize baktı, sonra kapattı, bir balık gibi görünüyordu, ardından akıllı telefonundaki resme, onaylamak için bir daha baktı, daha sonra tekrardan bize gözleri faltaşı gibi baktı.



Haha, hmph, şimdi beni tehdit edemezsin. Bu, tehtidler onun için faydası yok! Ayrıca eğer aileye gösterirse, bu tür şeyleri bize öğretiyor diye onu azarlarlar.



“Umm... Max, neden...öptün...beni?” (Livia)



Öpücüğün ne anlama geldiğini bilmemesine rağmen, utanç verici birşey olduğunu hayel mayel biliyor gibi, kızarmış yüzü ile sordu.



“Hmm, çünkü dudakların çok tatlı görünüyor?” (Max)



Şimdilik masum rolü yapalım…



“G-gerçekten mi?” (Livia)



“Evet~ gerçekten hoştu. Benimki nasıldı?” (Max)



“E-eh?...Umm...Hatırlayamıyorum...Yani çok ani oldu…” (Livia)



“Hm? Bu durumda, tekrar deneyelim!” (Max)



Gerçekten hoştu… Güzel bir duyguydu…



“Miyim?” (Livia)



“Tabii, benim için sorun değil, sadece bana kimseye öpüştüğümüzü söylemeyeceğine söz vereceksin!” (Max)



“Tamam.” (Livia)



Yosh! Masum, utangaç ve saf bir kız!



Şaka bir yana, benim için, Livia’nın kız arkadaşım olaması çok iyi. Bence çok sevimli, gerçekleşmesi halinde ne olacağını çok merak ediyorum, belkide başka birini bulur.



Ama önce, seyircilere bakım yapmak lazım. Uzun bir öpücük istiyorum, eğer fazla dikkatli olursak benim için zahmetli olur.



Düşüncem bu, iki elimle Livia’nın kulaklarını kapadım, ve gözlerini kapatmasını söyledim. Diğer insanlar, onu öpüyorum gibi görecekler.



“Ne-?” (Jenny)



Beklendiği gibi, Jenny yaptığımızı görünce bizi durdurmaya çalıştı ama…



*POP*



Hava büyüsü ile balon kalenin havasını indirdim ve Jenny’nin dikkatini arkasına çektim.



*Chuuuuu~*



Diğerleri kaos içindeyken bende Livia’ya uzun bir fransız öpücüğü verdim.



Sadece emin olmak için, şaşırtma büyüsü ile diğer kişilir bilinçsizce bizden uzak durdu.



“Mmmhh...mhh..mmmm…” (Livia)



Nasıl söylesem… Livia erotik sesler mi çıkarıyor?



“Fuah...” (Livia)



İsteksizce, dudaklarımızı birbirinden ayırdık, ve yere kalan bağlı kalan tükürükler düştü. Livia’nın yüzü kızardı, ve terlemiş gibi görünüyordu, ama onunda hoşuna gitmiş gibi görünüyor.



Fuu, ani bir fransız öpücüğü çok olamaz sanırım?



“Yani? Hoşuna gitti mi?” (Max)



“Fuee... E-evet… bir… bir daha…” (Livia)

[Çn: GG!]



...Eh?



Cevap bile veremeden, başımı tuttu, ve kafama sarılırken yine öptü…



...Belki...yapmış, şans… Livia’nın erotik yanını uyandırmış olabilir miyim?



Omuz silktim, yapmasına izin verdim. Şaşırtma büyüsü hala etkide zaten.



Fumu...Geleceğe bakmak için birşeyim var galiba…



[Çn: En sevdiğim bölüm bitti :D]



***



“Nerede… Nerede bu velet!?” (Jenny)

[Çn: Arkadaşlar bazen isimleri unutuyorum, yanlış yazarsam kusura bakmayın. Daha demin Jenny yerine Jessica yazıyordum -_- ]



Yanlışlıkla arkakasına baktığı zaman balon kalede büyük yırtığı gördü.



Yırtığın yanında olan, biri suçlandı. Ama elinde keskin birşey yoktu.



Sonuçta, aradıklarını bulamadılar. Sadece balon çok eski olduğu için yırtıldığı sonucuna ulaştılar.



Ancak, Max ve Livia gözden kaybolmuşlardı, kötü senaryolar kafasının içinde geçtiği için daha çok çılgına döndü.



“Ne, ne, ne… Ne yapmalıyım???” (Jenny)



Jenny, Max ve Jenny’nin hala 5 yaşında olduğunu unutmuştu…



Bu arada, başka bir tarafta, Mika, ilgi ile, Max ve Livia’ya bakıyordu, bir kere bile bakışlarını ayırmadı!



Mika’nın dikkatı başından beri onlarda olduğu için, Max’ın şaşırtma büyüsü onda işe yaramamıştı.



Max, balon kalede hiç nöbetçi olmadığını düşünmüştü, ve kimsenin onlara bakacağını düşünmüyordu.



Bilinçsizce, Mika elini kaldırdı, ve kendi dudaklarına dokundu, görünüşe göre, öpücüğün nasıl birşey olduğunu hissetmeye çalışıyordu.



“Ben...Ben de denemek istiyorum...Ama onlar kendileri ile eğleniyorlar… Geo’ya mı sorayım?” (Mika)



Diye düşünüyordu, ancak, hemen bu düşünceler kafasından uçup gitti.



“Geo’nun faydası yok, Max’ın daha iyi olacağını düşünyorum. Tamamdır, daha sonra gidip ona soracağım!” (Mika)

[Çn: Bunun da işi bitti, GG!, bunu da çıkaralım.]



Geo kendini tanıttığı anı düşündü, ancak, neden bilmiyordu, ilgisi Max’a doğru çekildi.



Başka bir dünyada tanıttı kendini, onun için, beyaz atlı prens olduğu anlamına gelir!



Ablasının ona borç olarak verdiği, Zero no Tsukaima’yı izleyerek büyüdü, doyısıyla, bu fikir kafasına yerleşmişti.



Yani, istediğin şeyin tersini söylersen insanlar sana daha çok dikkat edicek! Daha sonra, başka bir dünyadan gelin çocuk, sevgilisi olucak!



Sonra da birden, başka bir dünyadan geldiğini iddia eden bir çocuk geliyor! Doğal olarak, diğerlerinden daha çok çekici geldi.



Ayrıca, Max öpüşmekde iyi olduğunu düşünüyordu, çünkü Livia öpüşürken zevk aldığını görüyordu. Onun için Geo’yu görmezden geldi.



“Tamam, elimden gelenin en iyisini yapmaya ihtiyacım var! Eh? Nereye gittiler?” (Mika)



Yanaklarını şişirerek, ikisinin bir süre önce gittiğini fark etti.



Çevirmen(Kraldert) Yayıncı(Calosa)


Yorum Yap "Bg 3"