Otto Von Bismark Günceli

Bg 2

Ekim 01, 2016

 Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm



Bölüm 2 : Anaokulu Kahramanı



Yıllar geçti, şu anda, 5 yaşındayım.



Son 5 yıl boyunca odam değişti.



Beşik yerine yatak, tasarımı hala çocuksu olsada… Ayrıca oyuncaklarda bir azalma olmadı… Daha da arttı bile.



Neden? Çünkü doğum günümde, bir sürü önemli biri gibi gözüken kişiler partime geldi ve bana bir sürü oyuncak verdiler… Bazı oyuncakların teknolojisi bile yüksek…



Örneğin, şu anda elimde tuttuğum şey.



[Imagine Holo] deniliyor, bir küp şeklinde, dokunduğum zaman bir beyin aktivitesi devreye giriyor ve düşündüğüm şeyleri hologram şeklinde gösteriyor… İnanılmaz!...



Elimde tutarak, bazı maddeleri hayal ettim ve oyuncak ile oynadım.



İlk doğum günü partimde bu oyuncağı aldığımda, herkes çeneleri yere düşecek kadar şaşırdı ve gözleri sanki bir kıvılcım gibiydi.



O zaman, parti salonu çevresinde yoğun mana ile bakıyordum ve bu yer bir enerji hattı üzerinde olabilir ve dalgın bir şekilde oyuncağı aldım.



Partim için farklı bir binaya gittik, bu yüzden doğal olarak merak ettim.

[ Çn: Enerji hattının ne alaka olduğunu şimdi anladık -_- ]



Ne mi oldu, bütün oda bir an benim güçlü hayal gücüm ile doluydu.



Bu, büyü.



Herkes, etraftaki güzelce akan manayı gördü, ışığın sihirli gözlüğü aktı, odanın içinde yüzdü ve süzüldü.



Şu anda dünyayı böyle görüyorum. Büyü diye birşey var, çünkü mana toplayabiliyorum. İçimdeki manaya kontrol ettiğim sürece benim gözümle birleşiyor, sonucunda ise böyle sahneler görmek mümkün oluyor.



Kalabalık sürpriz ve ünlem ile patladı. İnanılmaz güçlü olan hayal gücümü düşününce tabiki böyle olması normal.



[ Çn: Sürpriz ve ünlem?? Ne anlatmak istiyor çok düşündüm ama bulamadım, bende böyle bıraktım ]



İlk başta gergindim, ama tepkileri görünce sadece içimi çektim.



“Fufu. Bayan Maria’nın oğlundan beklendiği gibi, hayal gücü gerçekten çok şaşırtıcı!”



“Hnhn. Patronun oğlundan beklenirdi. İnanılmaz! Tek kelimeyle muhteşem!”



Eh? Ne? Kim Maria’nın?



Sonunda annemin ismini öğrendiğim andı o zaman. Maria Conner.



Annemin itibarı gerçekten inanılmaz gibi mi gözüküyor? Sonra da patron diye çağırdılar, yani annem muhtemelen aktris değil.



Neyin patronu? O zaman hiç önemli değildi o yüzden rahatsız etmedim.



Günümüze geri dönecek olursak, [İmagine Holo] ile oynarken ailemin gelip beni almasını bekledim.



Öyle görünüyor ki, bugün, anaokuluna falan gideceğim… Ama okadar heyecanlı olduğumu söyleyemem… Sonuçta, benim aklım bir çocuk değil yani orası sadece işkence olacak!



“Max~ Zaman geldi, şimdi hadi git ve yeni arkadaşların ile buluş tamam mı?” (Anne)



“Tamam anne~.” (Max)



Evet, artık konuşabiliyorum.



Dört aylık iken oldu, o zaman, bir sır olarak tutmayı ve daha beklemeyi düşünüyordum. Ancak, bir gün, nasıl konuşacağımı prova ederken babam tarafından yakalandım.



Uzun zamandan beri konuşabiliyorum, doğal olarak zordu ilk başta garip hissettim. Hiç beklemiyordum, babamın aniden odama gireceğini…



Aniden kaçtı ve sürpriz diye anneme bağırdı, ve annem ile geri geldi.



Bana sarıldılar ve yanağımı çekiştirdiler, sadece birkaç basit kelime söylemiştim.



Yeniden hemen parlak top şeklinde olan kamera ile bu anı kaydettiler. Bu sefer kameranın üzerine oyuncak fırlatmadım. İyi iş yaptım!



Sonra, 2 ay sonra, iki ayak üzerinde yürümeye çalıyordum, ve annem tarafından suç üstü yakalandım… Dejavu?



Başka bir karmaşa ise önceki günlerde oldu.



O zamandan beri kendimi geri tuttum, sadece bir dahiyim diye düşünecekler… iki aptal çift…



Yine de sihirimi bir sır olarak saklamayı başardım. Öncekileri bir dehanın yapabileceğini düşünebilirler, ama büyü yaptığımı bilseydiler, bir canavar ya da ucube olduğumu düşünebilirlerdi.



Yürümeyi öğrendikten sonra, kendi kütüphanemize bilgi edinmek için gittim. Evet, kendi kütüphanemiz… Aslında kendi kütüphanemiz var… Yani, ne için!? İnternet doğru değil mi!?



Neyse, kütüphanenin yeri, ikinci katın sol koridorun ucundaki odada. Bundan sonraki oda çalışma odası, sonra da ailemin yatak odası.



Sol koridorun üzerinde de odalar vardı. Benim odam ve tiyatro salonu… Evet, aslında bir tiyatro salonu var… Ondan sonra da, her zaman kilitli olduğu için ne olduğunu bilmediğim bir oda var.



Geri döndüm, harita aldım, ailem şirin olduğumu düşündüler ama onları görmezden geldim.



Başından beri okumayı zaten biliyordum, ama ailem bunu bilmiyor. Yazmaya gelince, bu küçük eller ile yazabilirim, ama düzgün yazmak gerçekten çok zor.



Dünya haritasını görünce, sonunda gerçekten önceki dünyama geri döndüğüme emin oldum.



Genel olarak aynı ülke ve kıta, ama 100 yıl sonra, bazı kıtaların şekli bozulmuş, bölünmüş, yer değiştirmiş ya da batmış.



Örneğin, Filipinler, önceki konumundan ekvatora gelmişler ve biraz yukarı doğru gitmişler, Japonya’ya yakın.

[ Çn: Filipinleri bilirim, çok gezentidir kendiler. ]



Asya’nın bir kısmı ileri taşındı ve farklı bir kıta oluştu. Asya’nın geri kalan kısmına Batı Asya kopan kısma ise Doğu Asya ismi verildi.

[ Çn: Beynim kanadı. ]



Bu arada, Matthan’da yaşıyoruz gibi görünüyor, ABD. Nereden mi biliyorum? Atlasdan görmedim, masanın üzerinde olan pakette, varış adresi yazılıydı.



Ama içinde ne olduğunu bilmiyorum.



Geleceğe geri döndüm, 5 yaşında ki bir çocukken, ailem beni anaokuluna göndermeye karar verdiler…



Ama önce kararsızdılar, ‘Max’ın yaşı yeterli mi? Belki seneye...’ gibi şeyler söylediler. Gerçekten 100 yıl terettüd içinde kalmazlar diye umdum…



Anaokulu… Büyük…



Henüz bütün umudumu kaybetmeyeyim. Kim bilir, belki de herşeye rağmen eğlenceli olur?



Ayrıca bir sürü çocukluk arkadaşı bağı kurmak için iyi bir fırsat!



Geçmiş yaşamımda, gerçekten kimseye aşık olmadım, bir sürü çocuk yapmama rağmen, o şeytan kadın, görünüşe göre, sadece benim genlerimi istedi ve sadece güçlü şeytanlar yapabilmek için, ama herhangi bir sorun yoktu, akışına bıraktım.



Şimdi! Anaokuluna bir göz atalım!



***



“Şimdi herkes, bugün okulda ilk gününüz! Benin adım Jennifer Brown! Şu andan itibaren, beni ya Bayan Brown yada öğretmen Brown olarak çağırın. Tamam mı?”



[ Çn: Ms.Brown’u Bayan Kahverengi diye yazmak içimden gelmedi, bu ne böyle gizli ajan ismi gibi, bende Brown olarak bıraktım. ]



[Parlak Güneş Okulu] adlı bir anaokuluna yazıldım. Ön adını gördüğümde, gerçekten gereksiz cevap vermek istiyorum, saçma bir adı var ama kendimi tutmak için zorladım. Bir çocuk olabilirim, ama yine de olgun davranmak istiyorum…



Şimdi, Bayan Brown 20’lerinde genç ve aynı zamanda kendi çapında güzel bir öğretmen.



Sarı sarı saçları ve omzunda da mavi bir at kuyrugu, çok neşeli gözüken siyah gözler, ona çok saf bir görünüm veren beyaz ve mavi bir elbise ve pembe beyaz bir cilt.



[ Çn: Mavi at kuyruğu ??? ]



Ayrıca masanın üstünde yeşil bir çantası var, ve üstünde ki gri ceketi çıkarttı ve sandeyeye astı.



… Sadece tek bir renk yok oda kahverengi!



Cevap için bir dürtü hissettim, ve elimi kaldırdım.



“Evet? Ne sormak istiyorsun Max?” (Bayan Brown)



Adımı nasıl bildi? Tabiki göğsümdeki aşırı çocuksu isim etiketinden…



“En sevdiğiniz renk nedir?” (Max)



“Kırmızı!” (Bayan Brown)



“Sadece kahverengi yok, aslında eşyalarında da rengi göremiyorum!” (Max)



Ah, aslında yüksek sesle söyledim…



“Bu rengi seviyorum!” (Bayan Brown)



“Bu işler öyle değil!” (Max)



İyi değil… Ne bu öğretmen?... Gerçekten bu sınıfa katılmak zorundamıyım?



“Bayan Br-... Bayan Jenny, ca-” (Max)



“Beni Bayan Brown olarak çağır.” (Jenny)



“...Bayan Jenny, I-” (Max)



“BAYAN BROWN!!” (Jenny)



“...Jenny, eve gidebilir miyim?” (Max)



“Artık ‘Bayan’ bile eklemiyorsun… Ve hayır! Henüz eve gidemezsin!” (Jenny)



Bu öğretmen neden bu kadar çağırılmaya takıntılı? Herneyse, Bayan Brown diye çağrılmamak, Jenny’i daha da öfkeli yapar.



“Jenny~ Banyoya gidebilir miyim?” (Max)



“Neden beni Jenny olarak çağırıyorsun!?” (Jenny)



“Ehh, ama öğretmenim, Jenny demesi daha kolay~”



“Sizde mi!?” (Jenny)



“Ohh, anlıyor musun? Çocuklar bile beni anlıyor. Karar verdim, şu andan itibaren seni, Jenny diye çağıracağız!” (Max)



“Ayrıca bir çocuksun!” (Jenny)



Tanrım, ne kaba bir öğretmen, bu harika beni bir çocuk olarak çağırmak… Oh Evet, aslında ben…



Hmm, benden yaşlı biri ile aley etmek nedense çok tatmin edici. Bu, moe filan mı?



Bu komedi bir süre devam etti, ve Jenny isteksizce bu durumu kabul etmeden önce içini çekti.



Sırada, kendimizi tanırmamız gerekiyordu. Sıra bana geldi.



“Emm. Benim adım Max Connor. 147 yıl önce, 1999 yılında doğdum, ve aniden 17 yaşında bir kahraman olmak için başka bir dünyaya çağrıldım, şeytan kral ile savaştım, ve yaşlılıktan öbür dünyada öldüm. Şimd, bir önceki dünyadan buraya bir şekilde reenkarne oldum. Hayalim ise dünya hakimiyeti.” (Max)



Bir şekilde, kendimi eğlenceli bir şekilde tanıttım… Jenny’nin yüzündeki tuhaf ifadeyi görünce bir gün bundan pişman olacağımı hissettim, ama buna değer.



“...Chuunibyou! vakası için çok erken değil mi!?” (Jenny)

[ Çn: Chuunibyou: Bunu bir örnek ile açıklayayım, liselisin ve ortalıkta ben bir süper kahramanım diye geziyorsun, bu olaya deniyor.]



“Hehe! Bende! Bende! Sıra bende!” (???)



Aniden, yanımdaki loli kız elini bir yukarı bir aşağı heyecan ile salladı.



Yukarı ve aşağı zıpladı, heyecanlanınca kahverengi saç kuyruğu, bir köpek kuyruğu gibi sallandı. Aslında, ona baktığım zaman, daha önce gördüğüm bir köpeği hatırlıyorum.



“Benim adım Zoe Mason! Büyüdüğüm zaman, bir köpek olmak istiyorum!” (Zoe)



“Ha...Haha...B-ben anlıyorum…” (Jenny)



Güzel hayal!



“Zoe, bir köpek olduğun zaman, benim evcil hayvanım olur musun?” (Max)



“Tabi ki” (Zoe)



……...Ciddi ciddi cevap verdi...



Jenny’nin bakışlarını görmezden gelerek, sonraki kişiye baktım.



Bir bakalım… bir sonraki, platin sarısı saçlı ve yeşil gözlü bir çocuk… Lanet olsun, kesinlikle gelecekte yakışıklı bir piç olacak!



Şu an, hala çocukken benim uşağım yapmam daha iyi olur, böylece gelecekte, önümde kibirli hareket etmez ve benim kızlarımı çalmaz!



Fumu, düşündüğüm gibi, önce beynini büyülemeliyim…



“Benim adım George Linton. Ben… Ben de Max gibi süper kahraman olmak istiyorum!” (George)



“...” (Max&Jenny)



Aslında buna inanmıştı!? Hayır, bekle, bu iyi bir fırsat! Böylece beyin yıkama sihrine gerek kalmaz!



“Pekala, eğer beni takip edersen, muhteşem bir kahraman nasıl olunuyor sana göstereceğim! Ama önce, bilinen adın en fazla üç harfli olmalıdır mesela Geo.” (Max)



“Geo…Çok havalı!” (Geo)



Eh? Ciddi misin? Aman neyse, söylenmediği sürece sıkıntı yok.



Şimdi, sıradaki başka bir kız. Her iki tarafında da matkaba benzeyen sarı ikiz kuyruğu var. Kısaca ikiz-matkap! Yüksek alın! Sarı saç! Düz… Hala bir çocuk tabi ki o yüzden iyi durdu. Gözlerinin rengi ise sarı ama kimin umrunda?



Yani, zaten çok açık bir şekilde belli oluyor o bir Tsundere değil mi?



“Hmph! Benim adım Michaela Dane! Kendimi pek tanıtmak istemiyorum ama öğretmen Jenny öyle dediği için yapacağım! Anladın mı? Seninle arkadaş olmak istiyorum gibi değil! Sakın yanlış anlama!” (Michaela)



Uwaah, aslında bir tsundere karakteri ile ilk kez konuşmam… Acaba buna nasıl tepki verecek?



[ Çn: Şimdi tsundereyi nasıl anlatsam, hmm, diyecek birşey bulamıyorum ya zaten okurken anlarsınız nasıl birşey olduğunu. Herhalde çoğu kişi zaten biliyordur.]



Jenny de dikkatimi çeken, bıtkın bir şekilde omuzuna bakıyordu. Çok yorgun gibi görünüyor herkese tek tek cevap verdi ve sadece herşeyi normal olarak kabul etti?



Michaelaya baktım, bana sinsi sinsi baktığını gördüm. Tepki mi duymak istiyor olabilir mi?



Peki, mizah gitsin.



“Heeh, çok kötü. Bende Michaela ile arkadaş olmak istemiştim.” (Max)



“H-hmph! Madem sordun, eğer memnun kalırsam bunu düşüneceğim. Ama! Hala arkadaş değiliz! Şimdi birlikte oynayalım ama seni test ediyorum!” (Michaela)



“...İsmini telaffuz etmesi çok rahatsız edici olduğu için seni Mika diye çağıracağım.” (Max)



“Hmph! İnsanlara isim vermek çok kaba! Geo ve Jenny’ye verebilirsin ama bana değil! Ama çok inatçı olduğun için, beni Mika diye çağırmana izin vereceğim!” (Mika)



…Bence zaten bu kişi ile rahatsız oldum… İnsanlar bu türü nasıl sevimli buluyorlar anlamıyorum… Sadece rahatsız edici…



“...Sonuncu, lütfen kendini tanıt.” (Jenny)



Sonuncusu, başka bir kız. Gözlerinin çoğunu kapatan siyah kakülleri var ve menekşe rengindeki ayıcığa sarılmaya başladı.



Yavaş yavaş öne doğru yürüdü ve huzursuz bir şekilde kendini tanıttı.



“B-Benim adım...L-Livia...S-Short………..” (Livia)



Çok kısa anlattı, hehe, ne yaptığımı gördün mü gülmek istedim? Ama utangaç birine karşı olmayı biliyorum.



Utangaç biri ile uğraşmak, gerçekten hassas bir süreç. Her durumda,  zaten biraz sorunlu çocuklar ile arkadaş olmaya başladığım için sorun değil.



Ortak bir konu ile başlayayım.



“Heeh, yani sende de aynı oyuncak ayı var. Sanırım [Bay VioletBear] deniyordu? Bende de bir tane var ama benim ki [Bay BlueBear].” (Max)



[ Çn: Ayıların isimlerini değiştirmedim. Bluebear = Mavi renkli ayı, Violetbear = Menekşe renkli ayı. ]



Bir koleksiyon olduğunu düşünüyorum. Toplam 7 farklı renkli, gökkuşağını oluşturan, ayı vardı.



“Eh? S-Sen de [Bay BlueBear] mı var?” (Livia)



“Hm? Yanlış birşey mi?” (Max)



“ [Gökkuşağı Ayıları] arasında [Bay BlueBear] almak çok nadir! Sende bir tane var bir mucize!” (Livia)



Eh? Ciddi misin?



“Benim koleksiyonumda sadece [Bay BlueBear] eksik... Babamla her oyuncak mağasına gittiğimde, hiç [Bay BlueBear] alamadım...” (Livia)



Ah… Bu değil mi? Artık çocukların ilgisini almak için, bunun gibi hileler yapıyorlar. Bir nadir oyuncak eklerse eğer, tek tek toplamak daha heyecanlı ve gurur verici. Çocuklar için, bunlar palavra olarak bilinmez.



“...Onunla oynamaktan bıktım, istersen onu sana verebilirim?” (Max)



“Gerçekten mi!?” (Livia)



“E-evet.” (Max)



Çok yakın, çok yakın! Hala çocuk olduğumuzu biliyorum, ama hayır bu yaşta öpüşme olmaz!



Hemen, Livia cevabı mı dinledikten sonra sakinleşti, ama bu eylemi gerçekleştirmek onu açtı.



Nasıl cevap vereceğini bilemeyen Livia ‘wawawawa’ diye gürültü yaparak ellerini salladı.



“*öksürük* pekala, herkes yerine otursun! Tanıtma bittiği için, kısa bir mola veriyoruz, sonra devam ederiz!” (Jenny)



“Tamaaam~” (Max&Livia&Leo&Mika)



Böylece, anaokulu hayatım başladı.



***



Jennifer Brown, [Parlak Güneş Okulu]’nun yeni bir öğretmenidir. İşe başladığı zaman, sevimli küçük çocuklara öğretmek onun için rüya gibi bir işti.



Ancak, her zaman olmasını beklediğimiz şey olmaz.



Sorunlu çocuk vardı!



Bu çocuk öğretmenine lakap takacak kadar kaba davrandı!



Yine de, kendini tuttu, herkesin bu çocuk gibi sorunlu olması mümkün değil diye düşünüyordu, ancak, tanıtma sırasında yanlış olduğunu öğrendi.



İlk birkaç öğrenci kötü değil, normal diye kabul edilebilirdi, sonra bu şeytani çocuk kendini tanıttı, sonra da, onu takip eden bir grup sorunlu çocuk vardı.



Şeytani çocuk aslında kendisini chuuni-ish bir şekilde tanıttı. Geçmiş hayatlar, bir kahraman olmak, ve reenkarne bile dedi! Hangi aklı başında bir insan böyle düşünürki!? Daha da önemlisi, bu çocuğun kişiliği nasıl böyle oldu?



Jennifer şuanda ailesini bulup onları azarlamak istiyordu, ama bu fikir zihninde kayboldu.



Bir sonraki çocuk berbat mantığı ile sorunlu bir kızdı… Büyüyünce ise bir köpek olmak istiyordu… Hala sevimli olarak kabul edilebilir ama, o şeytani çocuk, benim evcil hayvanı olmak istermisin diye sordu, köpek kız ise, gerçekten ciddi bir şekilde evet dedi!



Sadece böyle oldu!



Eğer bu zihniyet ile büyürse, şeytani çocuğu unut, sapıklar denilen bir kurt sürüsünün bir avı olacak!

Bundan sonra, Jennifer platin saçlı çocuğu normal olarak düşündü… Ama değildi! Daha da önemlisi, şeytani çocuğun bir yardakçısı oldu, bu şeytani çocuk onun beynini yıkamış!



Sonra ise daha zahmetli bir kız vardı! Çok gençti ve onun tsundereness derecesi çok fazlaydı! Ve bu onu biliyordu, sonrada bu şeytani çocuk ile arkadaşça oynamak istedi!



Jennifer sadece içini çekti ve bu işi seçtiğine pişman oldu.



Bu sınıfın geleceği, sorunları ile delik deşik olacağını hissediyordu, ve bunun merkezinde ise şeytani velet vardı!



Kendini tanıtması için en son kızı çağırdı.



Şeytani çocuğun kesinlikle bu kız için hamlesini yapacağını hissediyordu, zaten kendisini buna hazırlamıştı!



Diğer çocukların aksine, çok utangaç görünüyordu belki de ilgi odağı olmayı sevmiyordu.



Ancak, sürpriz yaptı, şeytani çocuk aslında normal ve samimi bir ses tonu ile konuştu.



O an şok oldum, utangaç kız ile şeytani velet çoktan arkadaş olmuşlardı!



Sadece bu da değil, şeytani velet, kızın utangaç kişiliğini açmasına yardımcı olmuştu!



“...Belki de o kadar kötü biri değildir?” (Jenny)



Sakince olay yerine bir göz gezdirdi, ve şaşırdı, tüm sorunlu çocuklar, şeytani veleti bir lider olarak kabul edercesine onun etrafında toplanmıştı.



Şu anda, Jennifer’in düşüntüğü tek birşey vardı.



Belki de… Belki de… Bunu bilerek yapıyordur? Şimdi bütün sorunlu çocukların onu dinleme problemi, Jennifer’in yükü önemli bir derecede azalmıştı! Şeytani veleti kontrol altında tuttuğu sürece, diğerleri de onun izinden mi gidiyordu?



Köpek kız özgür iradeli, ama yine de onu dinledi.



Takipçi çocuk ise onu kalbi ile dinliyordu.



Tsundere kız ise, onun tarafından kontrol ediliyordu.



Utangaç kız, ona bağlı bir kişi gibi, büyük olasılıkla onu dinler. Sadece bu değil, ayrıca yakın arkadaş olarak, onun utangaçlığını bile tedavi edebilir!



Bu şeytani velet aslında ona yardım mı etti?



Jennifer az çok birşey biliyordu… Max sadece kazara onlarla arkadaş oldu… Zoe onun bir evcil hayvanı olmak istemişti, aslıda bunu kabul etmesini beklemiyordum. Geo’nun gelecekte olacağı iyi görünüşü onu korkuttu ve onu esir etti. Sadece tsundere Mika ile mizah olarak düşündü, ama bir şekilde onunla da arkadaş oldu. Livia için ise normal bir şekilde arkadaş olmak için ilk adımı attı, biliyordu, elinde nadir bir oyuncağı olan bir kişiydi ve sonunda ise, onunla hemen arkadaş oldu…



[ Çn: Bu çocuk başkan olsa, bütün dünyada barış olur. ]



“...Nasıl bu kadar çok sorunlu çocuk ile aynı anda baş edeceğim...?” (Max)



Max’ı kimse duymadı, ve derin bir pişmanlıkla içini çekti.



[ Çn: Çevirebilmeye vaktim olursa bu gün bir bölüm daha çeviririm, ama basketbol antremanım var sanmıyorum çevirebileceğimi. Hafta içinde işlerim çok yoğun olacak, belki çarşamba perşem gibi 1-2 bölüm daha atarım. ]



 Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm

Yorum Yap "Bg 2"