Tankların Tarihi Günceli

Bg 11

Ekim 01, 2016



 Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm



Bölüm 11 - Kanunsuz Kahraman



“Max, uyan.” (Anne)



Annemin seslenmesi ile uyandım.



Etrafa bakıyorum, hala sinema salonundaydık ve film zaten jenerikteydi.

[Çn: Filmin sonunda yapımcı filan yazıyor ya orayı diyor.]



“Hnn, 5 dakika daha…” (Jenny)



“Max… zombiler… hayır…” (Rosalline)



Jenny tembel tavrında, Rosalline ise hala ilk filmden korkuyor.



“Pekala, siz ikiniz. Uhh, ailem seyrediyor.” (Max)



“Oi, bu da ne demekti böyle küçük hergele.” (Baba)



“Hiçbir şey…?” (Max)



Açıkçası eğer orada olmasaydılar flört etmek isterdim!... Söylenebilir gibi değil.



“Hm? Ah! Ö- özür dilerim!” (Jenny)



“Oh...Max...günaydın…” (Rosalline)

[Çn: Bu ne laan! Bildiğin bu, ateşli bir geceden sonra söylenen bir söz!!]



Nihayet durumu anımsadı, Jenny’nin gözleri şipşak açıldı ve bedenini düzelt, Rosalline ise sakin bir şekilde bana selam verdi… ehh, çoktan akşam olsa da…



“Siz çocuklar… Korku filmi izliyorsunuz sanıyordum? Neden bu R-18 filmi izliyorsunuz!?” (Anne)

[Çn: Hehe! Demiştim size, kel her zaman izlenir! Annesi de, filmi izlemiş olmalı ki +18 olduğunu biliyor :D]



“””Eh?””” (Max, Jenny, & Rosalline)



Üçümüz de, annemin söylediğini işitince, kaskatı kesildik.



“Eh? Bekle bekle bekle! Bilmiyordum! Bir arkadaşım iyi bir film olduğunu söylemişti ve burada bunu görmek…” (Jenny)



“Çok üzgünüz, başında uyuduk zaten bu yüzden fark etmedik.” (Rosalline)



Jenny ve Rosalline aileme özür dilerken, beynim, büyük bir pişmanlık fırtınası altında.



Neden!? Neden uyuya kaldım!!!??? Argh! Jenny ve Rosalline’nin destansı bir reaksiyonuna şahit olabilirdim, bana sarılırken, kendimizi bir anda seks sahnesi izlerken buluyoruz!

[Çn: Öyle bir şey olsa, bu bölümü elim altta iken çeviriyor olurdum :D]



Nasıl böyle ilginç bir sahneyi kaçırdım!!!???



Arrrrgghhhh!!!



Çok fazla öfkelensem de, ifadem hiç değişmedi. Tsk, madem ki böyle bir fırsatı kaçırdım, iyice kızıştırmak için bu fırsatı kullanacağım.

“R-18? O da ne? Ehh, sistem, geri sarma!” (Max)

[Çn: Aha geliyor!! Peçeteleri hazırlayın!!]



Sistem sesimi tanıdı ve filmi geri sardı… nerede… nerede seks sahnesi!!!???



“Dur! Sistem, dur!” (Baba)



Tch- babam, sadece çıplak bir adam zirveye ulaştığı noktada durdurmayı başardı… seks sahnesi sadece bundan birkaç dakika önce olmalı!

[Çn: Bu da ne? Zirvede ki yalnızlık mı yoksa? Zirveyi anlayan anladı :D]



“Max! R-18’in anlamını 18 yaşından önce bilmen mümkün değil!” (Anne)



“Ehh… ah! Sen ve babamın, odanızda çıplak olduğunuz zaman gibi ve-” (Max)

[Çn: Doktorculuk oynuyorlardı orada, senin sandığın gibi bir durum yok!!]



“Wawawawawawa! Dur! Neden hala hatırlıyorsun!?” (Anne)

[Çn: Artık nasıl bir şey yaptıysanız, çocuk onu unutamıyor :D]



“Lanet olası hergele! Ne kadar gördün!?” (Baba)



“Umm, siz hem soyunana kadar hem de yorgun düşene kadar?” (Max)



““Hemen hemen her şeyi mi!?”” (Aile)



“Hey, anne, babam sana vurduğu zaman, neden iyi hissettiriyor?” (Max)



“B-bu…” (Anne)



“Hey, baba, neden annem bağırırken, ona daha fazla acı veriyorsun?” (Max)



“H-hayır… Bu” (Baba)



“Hey-” (Max)



“Tamam! Tamam! Sadece gidelim ve yiyelim tamam mı!?” (Anne)

[Çn: “Baba, annemi neden kırbaçlıyorsun?” falan mı diyecekti acaba?]



“Kaay~” (Max)



Memnun bir şekilde, şaşkın dörtlüyü geride bırakarak, yemek odasına zıplaya zıplaya gittim.



Hahahaha, emin olun izlemek çok keyifliydi!

[Çn: Eğer çocuğum olursa, yatak odasına çelik kapı ve ses geçirmez duvarlar yaptıracağım!!]



Akşam yemeği, tamamen beceriksizce devam etti, benim haricimde atmosferi okuyabilen yoktu ve sürekli seks hakkında sorular sordum, verdikleri tepkiler ile eğlendim.



Özellikle Jenny, bir kez, içtiği suyu tükürdü ve neredeyse Rosalline’nin üzerine püskürtüyordu.



Rosalline sakindi ama yüzü bir elma kadar kırmızıydı.



Aileme gelince… şey, onların zamanından 10 yıl kullanmış olabilirim diyelim.



Şaka bir yana, Jenny ve Rosalline kendi evlerine gittikleri sırada ben de odama döndüm ve düşüncelerimi düzenlemeye başladım.



Ne yapmam gerektiğini gözden geçirelim…



İlk olarak, Kabus olarak, zaman zaman, bazı insanları kurtarmak için dışarı çıkmalıyım.



Bu konu, getireceğim yeni bir dönemin, temeli olacaktır. İnsanların bilmesi gerekiyor, güçlere sahip olan insanlar var.

[Çn: Size bir sır vereyim, ama kimseye söylemeyin. Benim bir bir gücüm var!! Ama tayt giymek istemediğim için kahraman olmuyorum.]



Bu şekilde, daha sonra güç alacak insanlar biraz daha kabul edilebilir olacak.



Bir kere, kitle süper güçlü insanlar gerçeğini kabul ederse, aileme güçlerimi gösterebilirim. İşler sadece daha karmaşık olacak, çünkü büyü hakkında onlara bir şey söyleyemem. Ama onlara, güce sahip olduğumu söyleyebilirim, açıklama için daha kabul edilebilir ve daha kolay olur.



İkinci olarak, önde gelen bir iş üzerinde çalışırken, değişim büyüsünü 1 saat sürdürebileceğim noktaya ulaşmam gerekiyor.



Şu anda, sadece 1 dakika muhafaza edebiliyorum daha az yük olan illüzyonu kullandım ama illüzyon kimseye dokunamaz.



Bu biraz sinirimi bozdu, görünmezlik büyüsü ile kendimi gizliyorum ama yumruk veya elimi kullanmam için zıplamam gerekiyor. Aksi takdirde, benim illüzyonun çarpma seviyesi düşük olduğu için… Gerçekten bu çocuk vücudundan nefret ediyorum...



Önce, sadece geceleri meditasyon yaptım ama… Gün boyu süren meditasyonlara başlamalıyım!



Zihin bölme sanatı!



Önceden öğrenme ihtiyacı hissettim bu yüzden söylemedim, ama şimdi… Meditasyon ve diğer her şey aklımın bir yarısı ile yapmalı! Hayır, her şey için yarıma ihtiyacım yok… dörtte biri iyi!

[Çn: Ben bütün bir zihni bile kullanamıyorum, bir de dört parçaya bölünürse…]



En kısa sürede, zihin bölme sanatını hatırladım, bilinçli kalmaya devam ederken mana toplamaya başladım.

[Çn: Tam anlamadım, ama galiba söyle demek istiyor. Önceden zihnini kapatıyor kapattığı için bilinci olmuyordu. Şimdi ise, sadece bir zihni ile mana topluyor.]



İyi, bu gidişle… 2-4 ayda hedefime ulaşmış olurum… ve dönüşüm büyüsü ile 2 saat  geçirebilirim!



Pekala, son olarak, Ina ve kızları büyü konusunda eğitmem lazım… Yarın başlamalıyım. Özel bir nedeni yok… Ama madem onları haremime almaya karar verdim, onlara büyüyü düzgün bir şekilde öğretmenin bir zararı olmaz.



Oh evet, yetenek kristalleri şeyini yapma ile başlamalıyım… Peki, başka bir zaman… çok tembel…

[Çn: Tembellikte master yapmış biri olarak, daha çok geride olduğunu söylüyorum evlat!]



Bunlar olmalı… şimdi, eğlence başlasın~



Şimdi, kolay uyuyamadım, bunun yerine, illüzyon büyüsünü devreye soktum ve figürüm kayboldu ve Nightmare ile değiştirildi. Sadece, Nightmare’in kostümü biraz değiştirilmiş.

[Çn: Bu kadar yeter, Nightmare yerine kabus kullanıcam artık, birde öyle bakalım.]



Önce jet siyah deri kostümü değişti ve beyaz parlak çizgiler kostüm boyunca akıyordu. Işığın rengi, ruh halime bağlı. Beyaz tabii ki normal.



Kask için, göz koruma yeri bir siper ile değiştirildi. Yüz siperi, gülen dikişli bir ağız tasarımı var. Ayrıca ruh halime bağlı olarak değişiyor. Neden? çünkü müthiş bir şey, başka neden olabilir?



Ehh, aynı zamanda bir sembol gibi bir şey yapmak lazım. Bütün süper kahraman sembolleri hakkında…



Kafatası? Hayalet? Hayalet Kafatası? Kabus için iyi bir sembol ne olabilir?... Meh, ne olursa olsun, sonra düşünürüm…



Hadi bazı piçleri öldürelim *öksürük* yani yenelim…



Odamdan kayboldum ve sokakta tekrar ortaya çıktım. Mana biriktiriyordum çünkü rüzgar yürüyüş büyüsünü gerçek dövüşte kullanacağım. Uzaktan gelen bir çığlık duydu kulaklarım, arkamda gökyüzü ile bir baş belası gibi koştum.



Pekala! Hadi kahramancılık oynayalım! Ya da benim durumumda, anti-kahraman!



Müziği başlat.



***

Dedektif Alissa Toller işten çıkmış ve evine doğru yönelmişti.



Ünlü [Göksel Çift] ile öğleden sonra toplantı yaptıktan sonra, Kabus soruşturması için bir ipucu bulabilmek için.



Bu yüzden, evine dönerken ağır bir şekilde içini çekti.



“Bu adamı nasıl aramam gerekiyor ki?... Yani, süper güçlere sahipti! Süper! Güçler! Ve onlardan biri de görünmezlik!” (Allisa)



İlk başta, o süper güç şeyine inanmadı ve optik kamuflaj yapan bazı önde gelen şirketler ile röportaj yapmışlığı vardı. [Bilgelik Tanrıçası] Maria Connors’a fikrini sordu.



Optik kamuflajın daha hala mükemmel olmadığını söyledi. Ama bir hareketsiz nesneye veya kişiye kolayca kamuflaj yapılabilir, ama tek bir hareket minyatür kamera ve minyatür ekran arasındaki gecikme yüzünden biraz tutarsızlık oluyordu. Belki Ina ve suçlular tam olarak böyle bir şey göremedikleri için Allisa, şirketleri ziyaret etti.



Sonuç, hiçbir teknoloji aleti çalınmamış.



Onlar şanslarını kendileri mi kullanıyor? Sıfır. Öncelikle, neden? Neden birdenbire kanunsuzu oynadılar ki? Ve ikinci olarak, Alissa, olay sırasında mazeretleri var ve hepsi güvenilir.

[Çn: İşi batırdım gibime geldi…]



Ayrıca Ina’dan, kask için bir kroki aldım ve kask satan bazı şirketlere gösterdim ama… kask tasarımının oldukça eski olduğu, öğrenebildiği tek şey oldu. Bazıları hala kullanıyor olsa da, 100 yıllık bir hurda. Bugünkü motosiklet kaskları daha verimli ve daha işlevsel. Çoğu kask zaten, telefonlu gps sistem ve diğer uygulamalar ile yapıldı. Bu fonksiyonlar, kask içinde gizli bir bileşen gerektirir, bu da tasarımın değiştirilmesine neden olur. Ve böylece, Kabus’un kullandığı kaskta, belli ki bu bileşen olmadığı için, eski bir model olduğuna karar verdi.

[Çn: Bu kask bende olsa, trafikte hiç sıkılmam. Açarım bir kel bakarım rahatıma!!]



Alissa daha da karmaşık hale getirdi.



Eğer kask modern model ise, siber bölümünü kullanarak izlemek için bir şans var. Ama eğer eski bir modelse… Temelde sadece metal bir hurda! Kim böyle bir kask kullanır ki!? Telefonun kaska yerleşik olması açık açık daha iyi değil mi? Eğer birisi ararsa, kaskını çıkarman gerekecek ve bu da kaza riski! Ve eğer bir kaza olursa, kolayca yardım çağırmak mümkün olacaktır! Neden bu adam eski bir model kullanmak zorunda!?

[Çn: Bu kız adet gününde benden söylemesi!!]



“Tsk, peşine düşeceğimizi biliyordu ve izlemesi zor kask kullandı! Sinir bozucu! Artık kim bu şeyleri tutuyor ki!?” (Alissa)



Tabii ki, Max bunu bilmiyordu, çünkü sağ duyusu hala 100 yıl önceki dünya olduğunu hayal ediyordu.



Sonra anlık hareket yeteneği… Allisa, nasıl bir insan bu kadar hızlı gidebilir diye araştırdı ama Ina’nın söylediği şey ile aynı değil. Hızlı bir hız için hala iyi bir ivme gerekiyor. Kimse, aniden hızlı koşamaz!

[Çn: Kız utanmasa, “Nasıl süper kahraman olunur?” diye aratacak.]



Işınlanma? Böyle bir teknoloji hala bulunmuş değil.



Peki, Ina her şeyi abartmış olabilir ama birde suçluların figürünü çözemediğim çıktı.



Hepsi sebzeye dönüşmüştü ve cevap vermekten acizdiler. Adı Kabus olan biri geldi, panik olmaya başladılar ve çıldırdılar.



“Kimyasal bir zehir? Enjeksiyon izine rastlanmadı ve akciğerlerde de herhangi bir yabancı gaz yoktu… ama nasıl?” (Alissa)

[Çn: Ulan ne sıkıcı bir kızsın be. Gelsin artık Max! Sıkıldım! Ne bekliyorsun, adam süper kahraman!!]



Alissa’nın kafası son derece karışıktı. İşten çıkmış olsa bile, hala Kabus’u düşünüyordu ve bu onu deli ediyordu.



“Lanet olsun, böyle devam ederse, Kabus gibi görünen rüyalarım başlayacak… ya da kabus mu olacak?” (Alissa)



Hafif bir şaka yaparak stresini ortadan kaldırmaya çalışırken dairesine ulaştı…



“Kyaaa!!!”

[Çn: Sen kimi kandırıyorsun yav. Kimse böyle çığlık atamaz!!]



“Oh geliyorum!” (Alissa)



Sızlanmak yerine, görevini hatırladı, hemen silahını çıkarttı ve çığlığa doğru koşmaya başladı.



“Ben polisim. Bana ne olduğunu anlat?” (Alissa)



“Bu adam! Bu adam cüzdanımı çaldı!”



Kurbanın yanından deli gibi uzağa koşuyordu başlıklı adam.



“Dur! Polis! Çantayı teslim et ve teslim ol!” (Alissa)



Alissa zaten bunun işe yaramaz olduğunu biliyordu ama o bir suçlu olduğu için bunu söylerse kolayca korkutabilir ve onları biraz olsun kurtarabilirdi.



Doğal olarak, hırsız onu görmezden geldi ve o da kovalamaya başladı.



Panik yüzünden, bir sürü insana çarparak yavaşladı. Yakında yakalanmış olacağını biliyordu, yanındaki küçük bir çocuğu yakaladı ve katlanabilir bıçağını çıkarttı.



“Hayır! Kevin’ıma zarar verme!”



Küçük çocuk Kevin’ın annesi çığlık attı ve oğlunu çekmeye çalıştı ama hırsız Kevin’ın boynuna bıçak dayadı.



“Dur! Daha fazla yaklaşma, yoksa yemin ederim oğlun senden önce ölecek!”



“Bıçağı bırak!” (Alissa)

[Çn: Heee, bırakacak. Sonra uslu uslu çay içmeye gidecek. Kim bilir belki şirinleri bile görebilir.]



Alissa hırsızın silahını işaret ederek korkutmaya çalıştı ama onun yerine küçük çocuk çok korktu ve ağlamaya başladı.



“Kapa çeneni! Sakın ağlama yoksa seni öldürürüm! Sen! Silahını bırak!”



Alissa tereddüt etti.



“Bırak şu siktiğimin silahını!”



“Tamam! Tamam!... Gördün mü? Şimdi, çocuğu bırak, sonra konuşuruz.” (Alissa)



Alissa silahını yere koydu ve sinirlendi.



Soygun neden bir rehin alamaya dönüştü!?



“İyi… iyi, şimdi… kimse kıpırdamasın…”



Saldırıya kalkışabilecek herkesi seyrederek yavaş yavaş geri adam attı hırsız, bıçak ise, çocuğun boğazını her an dilimlemeye hazırdı.



Biraz daha geri çekildi ver birden bir şeye çarptı.



İçinden bir duvara çarptığını için rezil olduğunu düşündü ve telaşla arkasına baktı ama… orada, hayatı boyunca unutamayacağı bir şey vardı.



Dikişli gülen bir yüzü olan bir kask giyen ve vücudunda beyaz parlak çizgiler olan siyah bir adam.



Sanki bir dipsizliğe bakıyor gibiydi, ve gülen dikişli surata bakınca, omurgasından aşağıya bir ürperti indi. Sanki bir şeye bakıyor gibi ama bir şeye bakmıyormuş gibi hissediyordu!



Hırsız aceleyle küçük çocuğa bıçağını çekti ama... çocuk çoktan gitmişti!



Adamın kaskına bakarken, zaten yanında küçük çocuğu görünce şok oldu, adam sakince çocuğun kafasını okşuyordu.

[Çn: Ohh! Sonunda bir aksiyon! Ne sıkıcı bir dedektifmiş be!]



Kasklı adam küçük çocuğa baktı, ve yüz ekranı gözlerine kadar kavisli bir gülümsemeye dönüştü. Parlak beyaz çizgiler de sarı parlak bir rengar dönüştü.

[Çn: Bunu hayal edince çok güzel oluyor lan! Ama maalesef ben gök kuşağı olmak istemem!!]



Küçük çocuk Kevin ağlamayı durdurdu ve kasklı adam tekrar hırsıza geri baktı.



Yine ekran, yüzü dikişli, deli bir gülüşlü bir yüz haline döndü ve parlak sarı olan çizgiler, kan kırmızısı rengine döndü. Havada ki kana susamışlık arttı ve hırsız, çocuk ve herkes etkilenmişti, şimdi korkudan titriyorlardı.

[Çn: Sizin için o deli gülüşünü buldum ve birkaç ayarlama yaparak sizinle paylaşıyorum. http://i.hizliresim.com/1NMQyN.png ]



“S-sen kimsin!?”



Kasklı adam hala sessizdi, ama yüz ekranı bir kez daha değişti.



[BEN]



[SENİN]



[EN KÖTÜ]



[KABUSUN]



[Çn: Orjinali: [I] [AM] [YOUR] [WORST] [NIGHTMARE] ]



Aniden, Kabus, hırsızın arkasında yeniden ortaya çıktı ve eli ile kafasına dokundu.



Yüz ekranını değiştirdi.



[SUÇLU]



“Aaaaaaahhhhhhhhh!!!!!!!!!”

[Çn: Valla helal olsun, iyi kurgulamış. Ama o yüz ekranında bir kel çıksaydı, kurgusu daha çok tutabilirdi.]



Çığlıktan sonra, sanki ipi kesilmiş kukla gibi dizlerinin üstüne düştü hırsız, ağzından köpük çıktı ve gözleri yukarıya doğru kaydı.



Kabus, eski imajına geri döndü, küçük çocuğun kafasını okşadıktan sonra, yürümeye başladı.



“B- bekle!” (Alissa)

[Çn: Evet, bekle! Alissa dün senden öpücük istemişti!]



Tüm zaman boyunca, Alissa yaşanan her şeyi izlerken durdu. Kabus’un terk etmek üzere olduğunu görünce, farkında olmadan, onu durdurmak için bağırdı. Sadece, hala ne diyeceğini çözmemişti.



Kabus durdu ve merakla Alissa’ya baktı.



Yüz ekranı [?] dönüştü.



“K- ki… uhh…” (Alissa)

[Çn: Öpücük istiyooor!!]



“Bayım… bayım, siz kimsiniz?” (Kevin)



İzleyen herkesi, zihnindeki bir numaralı soruyu küçük çocuk, herkesi temsilen sormuştu.



[Kabus]

[Çn: [Johnny Sins] Ulan :D]



“Night… mare?” (Kevin)

[Çn: Çevirince güzel durmuyordu.]



[✓]



“Bay Night… bir süper kahraman mı?” (Kevin)

[Çn: Hayır, her erkeğin olmak istediği, ünlü bir kel oyuncu.]



Kabus bir süre sessiz kaldı, daha sonra içini çektiğini belirten bir hareket yaptı. Sonra, süzüldü…



“Wow! Wow! Bay Night uçuyor!!!” (Kevin)

[Çn: O bir kuş! hayır o bir uçak!! hayır hayır o bir KEL!! (Hiç sıkılmıyorum :D Neyse artık kel esprisinden sıkılmışınızdır bırakıyorum.)]



“Gerçek mi bu!?”



“Uçuş… ayakkabılarında maglev fonksiyonu mu var?”



Bazı insanların hala ikna olmadığını fark etti, Kabus elini salladı ve aniden herkes havada.



“Oha!?”



“Kutsal bok! Bu gerçekten uçuş!!!”



“Waaa! Uçuyorum! Anne! Bak! Hahaha!” (Kevin)

[Çn: Bu ne lan! Uyuşturucu içen küçük çocuk gibi :D]



Bir süre sonra, Kabus herkesi indirdi ve tekrar terk etmeye başladı.



“Bay Night! Bay Night! Bizimle daha çok oyna!” (Kevin)

[Çn: Bu ne ya :D 3’ü kız 1’i erkek olan gruptan sonra. Daha devam etmek isteyen kızlar gibi! Anlamıyorum, sadece ben mi böyle benzetiyorum??]



[Yapamam]



“Neden!?” (Kevin)

[Çn: Sevgilim ev boş dedi… O yüzden biraz da onu uçurmalıyım.]



“Kevin, kes şunu. Bak, Bay Night’ın hala diğer insanları kurtarması gerekiyor. Haydi Bay Night’a teşekkür edelim!”



“Uuu… Teşekkürler, Bay Night! Büyüdüğümde senin gibi olmak istiyorum!” (Kevin)



[Uslu Çocuk Ol]



“Bm! Yaparım!” (Kevin)



Kabus yine ayrılmak üzereydi ve Alissa herkesi uçarken görünce şok oldu.



“D- dur! Kimsin sen!? Maskenin altında!?” (Alissa)



“Polis abla, bilmiyor musun, süper kahramanlar hep maske takar!” (Kevin)



“Evet, suçlularda!” (Alissa)



“Bay Night bir suçlu değil!” (Kevin)



“Eğer bu doğruysa, neden gizliyor!?” (Alissa)



Kevin protesto etmek üzereyken, ona durmasını söyleyen Kabus’un elini gördü.



Sanki bir şeyler düşünür gibi sessizce Alissa’ya baktı.



“... Konuşabilir misin?” (Alissa)



[...Bıraktım]



“...” (Alissa)



Alissa’nın kafası karıştı ama onun için önemli değildi. Yüzünü görmek, boğuk sesini duymaktan daha önemliydi.



Kabus tekrar içini çekti ve kaskına doğru elini uzattı.



Herkes onun eylemine şaşırdı.



Olabilir mi… gerçekten kendini mi gösterecek!?



Herkes merak ediyordu ve Kabus’un kaskını yavaş yavaş çıkarttığını görünce küfür edemedi.



Daha sonra… Gördüler…

[Çn: İbrahim Tatlıses!]



Elinde kask ile olan Kabus’un yüzünü.



… Hiçbir şey yoktu.



Kabus’un aslında… kafası yoktu!

[Çn: Bende iki kafa var, birini vermek isterdim ama ikisi de önemli :D]



Herkes şok oldu, Kabus, kaskı geri yerleştirdi ve ince bir dumanın içinde ortadan kayboldu.



[Bir Dahaki Sefere İyi Şanslar Dedektif]



“N-ne-!?” (Alissa)



Alissa’nın ağzı hareket etti.



Bu piç… Aslında hiç yüzünü açığa çıkartmayı planlamamıştı!!!



Allisa, onun aniden nasıl ortadan kaybolduğunu düşünmemişti bile veya dumanın neden sözcüklere dönüştüğünü. Yerine, Kabus’u yakalayacağına kalbinden söz verdi!



“Seni piç… göreceksin seni nasıl yakalayacağım!” (Alissa)

[Çn: Yakalayacak :D Dikkat et de hareme seni de almasın :D]



“Hahaha! Bay Night! Çok havalı! Ben de başsız olmak istiyorum!” (Kevin)

[Çn: Çocuk ibne mi olmak istiyor?]



Oi, ölü olurdun!



Saçma rüyayı duyunca, herkes içinden küçük Kevin’i azarladı. Hatta annesi korktu ve daha sonra Kabus’un bir hile kullandığına onu ikna etmeye karar verdi. Yoksa, büyüdüğünde kafasını kesebilir…

[Çn: Kendini pokemon sanan çocuk vardı :D]



Bundan sonra, buna benzer birkaç tane olay daha bu gece oldu.



Aynı anda, söz konusu kişi, sessizce saçma bir şey planlıyordu.



“Dedektif çok sıcak. Benim haremime onu da ekleyelim… pembe işaret! Alissa Toller huh? Kukukuku, hadi kim kimi yakalayacak görelim. Kukukukukufufufufufuhahahahahahahawahahahahahaha!!!” (Max)

[Çn: Bunun için nasıl bir gülüş koyacağımı bilemedim :D Bu kız da haremde hadi bakalım :D Ben bu kızın ortağından korkuyorum, onu da almasın da :D]



Ve böylece, kahramanın, kötü planı başladı.



[Çn: Bu bölüm baya uzun gibi geldi. 3bin kelime falanmış.]

Yayıncı notu : 2730 kelime tam olarak.

Çevirmen|Kraldert Düzenleyici|Bebebiskuvisi


Yorum Yap "Bg 11"