Kilimanjaro Günceli

Bg 10

Ekim 01, 2016

 Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm



Bölüm 10 - Film Randevusu



Jenny ve Rosalline’i, odamın yanında bulunan sinema odasına yönelttim.



Yolda Rosalline, üzerinde [MAX] etiketi olan odamın kapısını fark etti.



“Bu senin odan mı?” (Rosalline)



“...Evet?” (Max)



“Hehe, göz atabilir miyim?” (Rosalline)



“Tabii ki, ama çok bakmayın.” (Max)

[Çn: Umarım dergileri iyi yere saklamışsındır. Anlayan anladı…]



Kapıyı açtım, ikisi odayı görünce şaşırdı.



“Aman tanrım! Çok pofuduk!” (Jenny)

[Çn: Pofuduk da olabilir gösterişsiz de. Ben odadan anlamadığım için…]



“Tabii, bir sürü oyuncak var. İşte bu, beklenmedik bir şey.” (Rosalline)



“Sigh… Gerçekten bu konuda yapabileceğim hiçbir şey yok...” (Max)



Sonuçta, herkes çocukmuşum gibi davranıyor.



“Heh, sonuçta bir çocuksun!” (Jenny)

[Çn: Çocuk deme bir gün lazım olur…!]



“...Umm, 5 yaşındayım, biliyor musun?” (Max)



“...Doğru…” (Jenny)



Oi, yüzünde “Oh evet~” bakışı ile mi bakıyorsun!? Yaşımın apaçık belli olmasına rağmen unuttun mu!?



“Aslında bir çocuk gibi davranmıyorsun… senin yaşındaki çocuklardan çok daha olgun görünüyorsun. Ama, çocukça davrandığın zamanlar da var.” (Rosalline)

[Çn: Hehe, görecen birazdan çocuğu...]



“Eğer harika olduğumu düşünürsen mantıklı olacaktır.” (Max)



“Haha, sanırım haklısın.” (Rosalline)



Odanın yanındaki kapıya, sinema odasına gittik ve oturduk. Tabii ki, onların arasına oturdum!

[Çn: Bundan sonrakiler, brazzers’da ücretli olarak yayınlanmaktadır…]



Sinema odasının duvarları ses geçirmez ve koyu kırmızı kadife rengindeydiler. Zemin siyah yumuşak bir paspas ile kaplıdır. Sandalyeler de siyah renkli ve katlanabilir kol ile çok rahat bir his veriyordu ve bir marifeti vardı alttan bir tahtayı çekince masaya dönüşüyordu. Ayrıca ihtiyaç duyanlar için, her koltuk için yastık vardı. İlk 3. ve 1. sıraya onlar ve her satırdaki masa yeterli olması için 3. sıradaki 4.’nünkini kullanıyor. Sonuçta, 10 tane sandalye var.

[Çn: Ulan sabahlamışım, dağınık kafa ile bana betimleme çevirttiriyor. Ben zengin değilim vallaha anlamadım. Anladığıma göre, hani sinama da bardak koyma yerleri varya, onlar yetmez diye, üçüncü sıradaki 4. sıradakini kullanmış.]



Tavanda, özel [Holo-Kamera] takılı, sandalyelerin önündeki yeri gösteriyor. Bu 360 derecelik hologram topundan biraz farklı. Bu sadece düz bir yeri gösteriyor. O kalın monitör yerine dikdörtgen bir akvaryumu izlerkenki gibi.



Sinama salonun duvarları, tavanı, zemini ve hatta koltukları da minyatür hoparlörler ile üç boyutlu ses donatılmıştır.



“Sinema odası bile, hayatım boyunca kazandığım bütün paralardan daha pahalı! Sigh, ne zaman bu kadar zengin olabilirim...?” (Jenny)

[Çn: Sigh’in ne olduğu bir kez daha söyleyeyim dedim. Sigh = İç çekme, nefes alma... Ayrıca, o soruyu bizde soruyoruz…!]



“Beklendiği gibi Connors ailesi. Gerçekten zengin!” (Rosalline)



“Servetimizin çok abartılı olduğunu düşünüyorum…” (Max)



Üçümüz birlikte bir iç çektik.



İlk sıraya oturduk, ben ortaya, Jenny soluma ve Rosalline sağıma olarak. Sesli komut başlat etkinleştir.



“Sistem açık.” (Max)

[Çn: Koy oradan bir kel de seyredelim.]



Bir bip sesi ile, büyük bir ekran önümüzde belirdi.



Sistemi başlattım ve yükleniyor. Birkaç saniye sonra, bir menü çubuğu ile filmler listesi ortaya çıktı.



“Korku türünün tüm filmleri.” (Max)



Sistem esnek olduğundan, bu gibi sıradan komutlar sorun değil.



Anında, liste azaldı ama hala var.



“Tarihe göre sırala, güncelden başlayarak.” (Max)



Çoğu kez. Çoğu iyi film yeniler arasında.



“Yani? Hangisini izleyeceğiz?” (Max)



“O! O! [Zombi Gezegeni] izleyelim!” (Jenny)



“Sen ne dersin, abla Rosalline?” (Max)



“Eh? U-uhh, tabii…” (Rosalline)

[Çn: Bak, Rosalline bile kel izlemek istiyor!!]



Hm? Korkuyor olabilir mi?



“Peki. [Zombi Gezegeni] oynat.” (Max)



Ekran kayboldu ve sinema salonunun ışıkları kapandı.



Aniden, Rosalline elimi yakaladı…? O korkuyor? … Daha başlamadı bile…



Aman neyse, hadi elimi tut~



Önceden ayarladığım gibi elimi tuttu ve parmaklarımız birbirine kenetlendi… ama küçük elim çok sinir bozucu…



Rosalline bana baktı bende ona sürpriz yaparak gülümsedim. Elimi tutuşu onu rahatlattı ve intro ile ilgisini tekrar filme yönlendirildi.



Jenny’ye korkuyor mu diye baktım ama daha bile heyecanlı görünüyor… şans eseri, bu iki kişinin kişilikleri değiş tokuş yaptı?



Jenny korkacak sanıyordum ama tam tersi değil mi?



Film ilerledikçe, bir zombi aniden ortaya çıkıverdi, Rosalline’nin eli gerildi ve bedenini benim daha yakınıma çekti. Şimdi, zaten bütün koluma sarılmıştı, bu yüzden güzel göğüslerine gömülmüştü.



O zamandan beri yükseklik farkı çok garipti, ve yastık kullanarak Rosalline ile aynı boyda kaldık.



Bazen, sıkıca kavrama sırasında omuzum Rosalline’nin suratına batıyor.



Diyelim ki, Rosalline’nin bu yeni tarafını görmek rahatlatıcı ve hoş.



Bu arada, Jenny film tarafından emildi sanki bizi çoktan unutmuş gibi.



Diğer elim ile, Rosalline’nin başını okşayarak sakinleştirdim.



Aramızdaki kolçak, kol koyma yeri, çoktan kapandı bu yüzden yapıştırılmış gibiyiz.



Rosalline’nin titremesi, başını okşamam ile durmuş.



O zaman, bir insanın kontrolünü kaybetmesini sağlayan, ağlamaklı gözler ile baktı.



Lanet olsun! Çok şirin!



Bunun gibi, film izlerken birlikte vakit geçirdik, oysa ben Rosalline’nin memelerine odaklandığım için iyi hissediyorum, o farkına varmadan bunu yapıyordum. Bu arada harikalar, sıkılık doğru bir miktarda ve saçları gerçekten çok hoş kokuyor, çok.

[Çn: Yazar bundan sonrayı brazzers’da paylaştığı için alamadım…]



***



Bu arada, Max’ın ailesi, Maria ve Zack Connors, Drew ailesinin malikanesine ulaştı.



Malikanenin etrafında, düzinelerce polis arabası park etmiş ve bazı gözcü polisler vardı.



Polis, Maria ve Zack Connors’un arabalarını park ettiğini görünce, hemen Ben Drew’e bildirdi.



“Bay ve Bayan Connors! İyi günler. Lütfen içeri girin!” (Walter)



Onları karşılayan Walter Mayer, Drew ailesinin baş kahyası.



Kısa ve bakımlı gri saç ve yaşını gösteren bir bıyık, ortalama boy ve onurlu bir adam havası vardı. Ama bir uşak olmasına rağmen, hala yüksek sınıf insanlar arasında saygı duyulan birisidir.



Maria gülümsedi ve başını salladı.



“Sana da iyi günler Walter. Ben nerede?” (Maria)

[Çn: Bu kadın kendini kaybetmiş, görenlerin bildirmesi rica edilir…! (Soğuk espriydi galiba)]



“Polis memurunun da katıldığı çalışma odasına gitti. Genç bayan da orada.” (Walter)



“Pekala. Hadi içeri girelim.” (Zack)



“Derhal.” (Walter)



Walter kibarca selam vererek Maria ve Zack’e çalışma odasına kadar eşlik etti.



Walter kapıyı çaldı ve Ben’i bilgilendirdi.



“Efendim, Bay ve Bayan Connors geldi.” (Walter)



“Ah, evet! İçeri gel! İçeri gel!” (Ben)



Kapı açılınca, içerdeki dört kişiyi gördüler.



Ben Drew iş kıyafeti giymişti ve biraz şişman ama tam olarak şişman değil, daha ziyade, tombul gibiydi. Masanın arkasında duruyordu, girişle karşı karşıya.



Ina Drew koltukta her zamanki gibi ifadesiz yüzü ile oturuyordu, görünüşte önemsemiyor gibiydi.



İki polis memuru, Ben’in önünde duruyorlardı. Bir erkek ve bir kadın. Adam, heybetli ve aynı zamanda korkutucu bir auraya ve sol gözünden boynuna doğru uzanan bir yaraya sahipti. Kadının kısa siyah saçları vardı, onları düzgünce geride toplamıştı. Nasıl bakarsak bakalım, erkeksi bir tip gibiydi. Ne de olsa aslında bir polis memuru.



“Maria, Zack! Gelebilirsiniz. Doğru. Bu insanlar davaya yardımcı oluyor. Bunlar Komiser Matt Walker ve Dedektif Alissa Toller.” (Ben)



“Sonunda ünlü [Göksel Çift] ile karşılaşabilmek bir onurdur! Özellikle [Savaş Tanrısı] Zack Connors! Bu gerçekten büyük bir onur!” (Matt)



Göz açıp kapatıncaya kadar, Matt’in heybetli aurası ortadan kayboldu ve şimdi onun yerine kahramanını gören bir çocuk gibiydi.



“Evet! Bu gerçekten bir onur! Bay [Savaş Tanrısı] polislikte sizi idol olarak alıyorum! Lütfen bir imza alabilir miyim!” (Alissa)

[Çn: Max’dan bir öpücük almaya ne dersin?]



“Haha, sorun yok… Şimdi, mevcut durumun ne olduğunu bize söyleyebilir misiniz?” (Zack)



Matt başını salladı ve rapora başladı. İdolü ile bir araya gelmesine rağmen, hiç gergin değildi ve onun heybetli aurası tekrar canlandı.



“Evet, yüzlerce polis ile etrafa baktığımda son saldırı hakkında biraz bilgi topladım. Dedektif Toller diğer konunun başındaki kişi.” (Matt)



“Nightmare…değil mi?” (Maria)



Bu isim ile atmosfer yoğunlaştı. Ben, Matt ve Alissa sert bir ifade ile başlarını salladılar.



Sadece Ina bu atmosfer tarafından etkilenmemiş gibi görünüyordu.



“Bu konuyu genç bayana sormak üzereydik. Genç bayan, yüzünü gördün mü?” (Alissa)



“...Hayır. Bay Night bir kask giymişti, tıpkı motor sürenler gibi.” (Ina)



“Sesi nasıldı? Tanıdık geldi mi?” (Alissa)



“...Hayır. Kaskı yüzünden sesi boğuktu.” (Ina)



“Bu doğru, ayrıca telefonda sesini duydum ama tanımıyorum. Yine de konuşmasında, eğlenceli ve çocuksu bir tarz vardı. Sanki onun için her şey bir oyundu.” (Ben)



Sözleri işitince, herkes  kaşlarını çattı ama Ina çatmadı.



“Bir oyun?” (Zack)

[Çn: Evcilik bea. Kızı kurtardıktan sonra, gerdek gecesini oynadılar.]



“Suçlularla karşı karşıya olduğu zaman bir sürü espri yaptı… sonunda, omurgamdan aşağıya doğru beni titrettiren bir şey söyledi.” (Ben)



“Ne? Ne oldu?” (Maria)



“Her zamanki neşeli tonu ile dedi, ‘Eğer konuşkansam özür dilerim. Bakalım, benim bu gücüm ile bana karşı eşit rakip yok bu yüzden çok sıkıcı~’... o zaman dikkat etmedim, ama suçlulara ne olduğunu gördükten sonra… Hiç şaka değil bence…” (Ben)

[Çn: İzlediğim bir anime vardı, herkes barış içindeydi, onun gibi bir ortam istiyor galiba bu. Barış içinde dediğim, gene savaş vardı, ama öyle savaş değil :D Dogdays dı galiba adı.]



Herkesin gözleri büyüdü, tekrardan, Ina hariç.



“...Doğru. Bay Night’ın süper güçleri var. Kendisini ve başkalarını görünmez yapabiliyor… onun hızı çok hızlı, ışınlanır gibi… sonunda, sadece kötü adamların kafasına dokunduğunda… en kötü kabuslarını görmüşler gibi bağırdılar…” (Ina)

[Çn: Tam olmamış bu. Daha matrix seviyesine erişememiş.



“...Suçluları gördüğümüzde… parçalanmış durumda olduklarında… aynı anda yaşıyor gibiydiler ama… değil. Sanki ruhları onlardan çekilip alınmış gibiydiler! Çok korkunç bir şeydi!” (Ben)



Diğer dörtlü bilinçsizce yutkundu, bu kadar imkansız olan bir şeyi nasıl hayal edebilirler.



“Süper güçler… bunlar gerçek mi?” (Alissa)

[Çn: Yok çin malı bunlar.]



“... Öğrenmek için ihtiyacın olan şey dışarıda…” (Matt)



“Öyle görünüyor ki… Bu dünyada bir şeyler değişecek. Sadece, bu iyi bir şey mi değil mi bilmiyorum.” (Zack)



“İyi bir şeydir. Nightmare bir kahraman. Bana zarar vermiyor.” (Ina)

[Çn: Görecez :D :D :D Kafamda delice sahneler]



“Umalımda böyledir…” (Ben)



Hepsi, uzun bir konuşmaya devam etmeden önce, bir iç çekti.



***



“Hnnnn-! Bu iyi bir filmdi!” (Jenny)

[Çn: Yan tarafta brazzers çekiyorlardı, sen hala filmdesin.]



Jenny tamamen ince ve seksi olan vücudunu germişti.



Ona bakıyordum fakat Rosalline diğer taraftan kolumu çimdikledi.



Ona baktım ve alaycı bir gülümseme verdim.



Ne oluyor!? Daha erkek arkadaşın bile değilim!? Bu kadar açık bir şekilde kıskanç olmak zorunda mısın!?



“Ah! Doğru! Max nasıldı? Korkunç muydu? Hehe~” (Jenny)



“Evet evet, korkunç~ çok çok korkunç…” (Max)



“...Bu kadar alaycılık olmaz!?” (Jenny)



Cevap olarak sadece esnedim ve sordum.



“Peki? Hala izlemek ister misiniz?” (Max)

[Çn: Bu sefer kel olsun!! Kel istiyoruz!!]



“Peki… ailenle anlaşmaya göre eve gitmemiz gerek… ama seni burada bırakamayız herhalde, başka iyi bir film izliyoruz. Ama daha fazla korku yok!” (Rosalline)



“Haha. Tamam. Sonra? Sırada ne izlemek istersiniz?” (Max)



“Oh! Bu nasıl peki!” (Jenny)



Ve böylece, bu ve şu filmleri izleyerek zaman geçirdik. İzlerken sonunda ikisi de yattı… Ben de bildiğim için omuz silktim ve yattım, yatmadan önce omuzlarımda ikisinin de başları vardı.



*Esneme~*



Yarın için uzun vadeli hedefler hazırlamaya başlamalıyım… ama önce… uyuyalım…



[Çn: Evet, bir bölümün daha sonuna gelmiş bulunmaktayız! Arkadaşlar, bildiğiniz gibi baya uzun bir süredir bölüm gelmiyordu. Bunun bir nedeni yok sadece sıkıldım ve canım çevirmek istemiyordu.

Arada birkaç tane cümle çevire çevire 1bölümü bitirmişim. Dedim bari 2. bölümü de çevireyim de vereyim paylaşsınlar.

Seriye büyük ihtimal devam ederim, ama canım sıkıldığında, yapacak bir şey bulamadığımda, boş olduğum vakitlerde yani çevireceğim.

Bu arada, kötü çevirdiğimin farkındayım, olduğu kadar artık, yani bu çevirime katlananlar için teşekkürler :D

Bilmeyenler için kel = Neyse yazmaya gerek yok çoğu kişi bilir…

Uzun bir çn oldu farkındayım ama bu azgınlığımı azaltmaya çalıştığım son nokta olduğu için anca bu kadar azgın çnler yazıyorum. Bundan rahatsız olanlar okumaz olur biter...]


Çevirmen|Kraldert Düzenleyici|Bebebiskuvisi


Yorum Yap "Bg 10"