Tankların Tarihi Günceli

Bg 1

Ekim 01, 2016

 Önceki Bölüm | Tanıtım | Sonraki Bölüm


Siyah.



Bir anda bilincim yerine, boş siyah bir boşluk gördüm.



Ah bekle, gözlerim kapalı...



Her nasılsa, göz kapaklarım biraz ağır gibiydi... bir süre sonra, sonunda gözlerimi açabildim.



Karşımda, üç büyük insanı bana yatıştırıcı bir göz ve gülümseme ile bakarken gördüm.



İki kadın, ve bir adam.



Kadınlar, saçlarını kaplayan kafasında plastik bir klinik maskesi takıyorlardı.



Başlarının üzerindeki ışık yüzünden gözlerim şaşı oldu. Birkaç saniye sonra, gözlerim ışığa alıştı ve kaynağı görmem mümkün oldu.



Bir ampul.



...Dur, bekle!



Dünyanın çok modern olduğunu hatırlamıyorum. Aslında, kadınların kafasına taktıkları plastik, şey değil mi?



Değil mi? Kıyafetleri... hemşire bekle...? Hayır, doktor? Bir hastanedeyim.



"Auuu au aa." (Ben)



...Ha!?



Sesime ne oldu!?



Öyle görünüyor ki... doğru düzgün konuşamıyorum...



Gözlerimin köşesinde, iki küçük elleri gördüm...! Bekle, onlar benim!



N-ne oluyor!?



Ben... bu olamaz, olamaz.....



Aslında reenkarne oldum!?



Doğru, reenkarnasyon. Bazı kurgu romanlarında ve çizgi romanlarda sık sık oluyor ya.



Şimdi, aslında benim başıma geldi...



Ama yinede... bir kahraman olarak çağırdıkları yetmedi mi!? Şimdi de reenkarne!?



Anılarımı hatırlayarak, çağrılmış olduğum zamanı hatırladım. Okulun orda bir sokakta yürüyordum. O zaman 17 yaşındaydım, sonra, aniden, garip bir ışık altımda göründü.



Aşağı baktığımda, ışık aslında sihirli daireler gibi görünüyordu.



Sonraki şeyi biliyordum, sihirli farklı bir dünyadayım ve şeytan kralı yenmem söylendi...



Orada büyüdüm, Şeytan kralı yendim, ama yine de, önceki dünyama geri dönemedim.



Şeytan kralın ölümünden sonra, insan krallıkları toprakları için birbirleriyle savaştılar, öldürdüler ve farklı ırklardan olanlar zorla köleleştirildi. Farklı ırkdan olanlar gizlenmek zorunda kaldı.



Bunun olmasını bekliyordum, bu yüzden Şeytan Kralı öldürmek istemedim.



...Doğru, gerçekten biliyordum.



Şeytan kral ile savaş... Birlikte olduğum parti ile yakın bile değildim.



Aslında partim 4 kişiden oluşuyordu. 2 erkek ve 2 kadın. Ve evet, hepsi birbiriyle çift, lanet olası bir sap gibiyim.



Kıskançlıktan kızgınım, Onlara pek arkadaş gibi davranmadım, zaman zaman isteksizce onları kurtardım, yine de, çoğunlukla onları görmezden geldim...



Şeytan Kral ile mücadele ederken, diğer 4 yandaş ise kalenin alt katlarını tuttu.



"Devam et! Senin için onları tutacağız!" gibi cümleler söylediler, ama ben biliyordum... Şeytan kralla savaşmaya korkuyorlar bu yüzden herşeyi bana yüklediler.



Aptal, nankör, sinir bozucu, sikik piçler!



Bu yüzden, ben ve Şeytan Kral yalnız iken, ona bir anlaşma önerdim.



"Hey, dünyayı fethetmek mi istiyorsun? Şimdi öl, sonra insanlar ilk olarak birbirlerini öldürsün." (Ben)



Şeytan Kral sanki bir hayalet görmüş gibi bana baktı...Hayır, o şeytan kral olduğu için uygun bir tanım değil, ama ne demek istediğimi anladı.



"Bak, dünyanın senin ölümünden sonra huzurlu olacağını mı sanıyorsun? İyi tahmin, hayır, değil mi. Ölümünden sonra, insanlar kendi toprakları için birbirlerini öldürecekler, diğer ırklar öldürülecek, köle yapılacak ya da dünyada bir yerde gizlenecekler. O yüzden, bırak birbirlerini öldürsünler, sonrada onları öldürürsün. Kolay değil mi?" (Ben)



"...Sanırım?" (Şeytan Kral)



"Anladın mı? Şimdi,ölümün için bir illüzyon yapayım, sonra saklanın." (Ben)



"...Ve? Tam olarak ne bu, [Kahraman]?" (Şeytan Kral)



"Hiçbir şey. Bak, bu adamlar yardım için beni çağırdılar, ama benim için, bu bir kaçırma! Eve gittiğimde benim en sevdiğim animenin bir sonraki bölümü için sabırsızlanıyordum! Ama hayır! Ben 'Çağrıldım'! Ve hayatım için savaşmaya zorladılar! Prenses ile evlenmek için bile söz vermemişlerdi! Seni öldürdükten sonra gidebileceğimi söylediler, ama bu gerçek mi?" (Ben)



"Hayır, Ben hiç öyle bir şey duymadım." (Şeytan Kral)



"Bende öyle tahmin ediyordum. Herneyse, tek istediğim geri dönmek. Ama ben yapamam, sadece huzur içinde yaşamama izin ver. Doğru, doğuda küçük bir orman ile güzel bir şelale olduğunu biliyor musun? Bundan sonra, artık orada yaşayacağım, eğer istersen, ziyaret edebilirsin." (Ben)



"Oh, Orayı biliyorum. Gerçekten emekli olmak için güzel bir yer. Doğru, zaten ben 'öldüm', orada bir süre komşu olabilir miyiz?" (Şeytan Kral)



"Tabi." (Ben)



Biz daha farkına varmadan, çok iyi dost olduk... [Kahraman], ile komşusu [Şeytan Kral]... Ne kadar gerçeküstü bir durum olduğunun farkındayım, ama umurumda değil.



Birkaç kez sohbet ettikten sonra ise mücadelenin gerçek gibi görünmesi ve ses efektleri için, bazı yerleri yok ettim. Her şeytana [Şeytan Kral]'ın öldüğünü göstermek için bütün kale üzerinde güçlü bir illüzyon büyüsü yaptım, Şeytan Kral da dahil olmak üzere.



Daha sonra da, ölümün eşiğinde olduğumu gösterdim.



Dört salak geldi ve 'ölü' şeytan kralın üstünde beni görünce sevindiler ve beni tebrik ettiler.



Daha sonra, iyileştikten sonra, krallığa ünlü olarak geri gittik.



Gelecekte tekrar bu yeri ziyaret edeceğimi sanmadığım için kendimi, zevk almak için bıraktım. Buraya ve oraya gitme, ünlü restronlarda yemek yeme, geceleri bir sürü kadınla... bu tür şeyler.



Birkaç gün sonra, ben ve Şeytan Kral'ın, daha önce kararlaştırdığımız yere gittim.



Oraya vardığımda, Rahat Şeytan kralı ve uşaklarını gördüm. Güzel bir mini şeytan kalesi bile vardı.



Yeni komşularımı tebrik ettikten sonra, büyü ile kendime bir ev yaptım ve kalan günlerimi orada geçirdim.



Zaman geçti, kardeşlik yemini olmaya yakın bir duruma geldik Şeytan kral ile. Beni ölümsüz bir iblis yapabileceğini söyledi ama ben kabul etmedim.



Benim için, gerçekten artık hiç bir amacımın olmadığını hissettim bu yüzden istediğim tek şey huzur içinde ölmek oldu.



Bazen, kadın şeytanlarla birlikte uyudum, bir çocuk bile vardı. Sonra büyümeyi izlerken, yaşla zayıflayan bedenimi hissettim.



Mutluyum.



Sonra, bir gün, bir daha uyanamadım. Hayatım böyle geçti... ya da en azından, olması gereken bu!



Neden yeniden doğdum!?



O...bir şekilde... şeytan kral bana bir şey mi yaptı!?



Belki de yeniden hayat vermeyi benim için düşündü, bu yüzden tekrar bir şekilde karşılaşabilir miyiz!? Artık yaşamak istemiyorum bunu ona defalarca söyledim!



Ughh... şimdi, şikayet etmenin hiç bir faydası yok.



Sonunda, farklı bir dünyada reenkarne oldum gibi.



Ama... belki... belki... geri mi döndüm? Önceki dünyama!?



Eğer bu gerçekten böyle ise... o zaman iyi. Belki de Şeytan Kral'a teşekkür etmeliyim.



"Aaa auuuu auuu..." (Ben)



... Bu bebek konuşmasına gerçekten pek alışık değilim...



Bu yerin Dünya olup olmadığını sormak istiyorum...



"Ahh, şuna bir bak. Annesinin gözleri var!" (Adam)



... Düşündüğüm gibi, bebek konuşmasına alışık değilim!



Ayrıca... bu hayatta bir adam olduğum çok iyi...



Adam konuşunca, yanlışlıkla başka bir kadının gözlerine baktım. Doktor değil.



Bu da benim annem olmalı. Soluk mavi gözleri, açık tenli ve ipeksi uzun siyah renkli bir saçı var. Eğer babam doğru söylemişse, aynı soluk mavi gözler bende de var demektir.



Hmm... Eğer gerçekten önceki dünyadaysam, annem yarı asyalı, yarı avrupalı gibi görünüyor.



Babama gelince.



Yakışıklı bir yüzü var.



Eğer bir aktör olduğunu söyleseydi, anında inanırdım.



Annemin aksine, babam sarışın kısa saçlı, siyah gözlü ve biraz bronz ciltli.



"Saçı var ve çok yakışıklı görünüyor!" (Annem)



Ohh, bu demektir ki, sarı saçlı, mavi gözlü ve yakışıklı bir çocuk. Mükemmel genler için Oley!



Bilinçsizce, 'oley' hareketi yaptım, muhtemelen sevimli görünüyordu bu yüzden üç kişi gülmeye başladı ve 'awwww' diye bir ses çıkarttım.

[ÇN: Oley hareketine gelince, hani bebekler bazen ellerini yukarı ayaklarını aşağı bir sekilde oynatırlar ve yüzlerinde de bir gülümseme mevcuttur. Burada yaptığı harekette işte o.]



Hmm, aklım bir dereceye kadar çocuk gibi oldu sanki.



Bu arada, bu adamlar gerçekten İngilizce konuşuyor gibi görünüyor! Demek ki... Tekrar ediyorum!... Tam bir bebek...



"Doktor, sıkı çalışmanız için teşekkür ederim!" (Baba)



"Doktor, çok teşekkür ederim!" (Anne)



Annem ve babam, doktorun önünde biraz boyunlarını eğdiler.



"Önemli deil. Ben sadece işimi yapıyorum. Bebek hiç ağlamadı, ama hiç sorun değil gibi görünüyor. Dürüst olmak gerekirse biraz sinir bile oldum. Yine de, eğer gelecekte olağan dışı bir şey varsa, lütfen hemen bana bildirin." (Doktor)



"Teşekkür ederim." (Baba)



"Çocuk için bir isme karar verdiniz mi?" (Doktor)



Doktor soru sorduğunda, annem ile babam ilk önce birbirlerine sonra da bana baktılar.



"Max. Adı Max Connor olacak." (Baba)



Max Connor ha, Tamam, Sorun yok...



"İyi bir isim. Şimdi biraz dinlenin. Birkaç gün içinde, gitmekte özgür olacaksınız." (Doktor)



"Teşekkürler doktor." (Anne)



Doktor gülümsedi ve benimle yeni ailemi bırakıp, odadan çıktı.



Sabırla annemle birlikte hastane odasında birkaç gün geçirdik. Bu süre boyunca, babam ara sıra dışarı ihtiyaçları satın almak için gidiyor gibi ama zamanının çoğunu burada geçiriyor.



Yaptığı işten izin istemiş olmalı, ya da aslında hiçbir iş ile uğraşmıyordur ama içinde bulunduğumuz güzel hastane odasına bakılırsa durumun bu olduğunu sanmıyorum.



Tanıdık araçlar, ev aletleri ve mobilyalar gördüm. Nostaljiye boğularak biraz zaman geçirdim.



Bu pamuk yatak, lambalar, telefonlar, cep telefonları, tevizyonlarlar ve daha birçoğu.



Cep telefonları artık bir hologram teknolojisi var! Hologram! Holo-freaking-gram!



Oda içindeki duvar saatinden, zaman ve tarihi öğrendim. Bu dünyadan yok olduğum günden beri 100 yıl geçmiş.



Yıl 2146. Yine de, bazı şeyler hiç değişmiyor.



Örneğin, haber. Televizyonlar şimdi hologram olsa da, haber kanalı hala aynı.



Başka bir örnek, yatak. Genel tasarımı hala aynı olsa da, yumuşak pamuk dolu bir yastık hala çok tanıdık.



Başka ne değişti acaba?



Gerçekten daha bir sürü şeyi görmek heyecanı ile yerimde kıpırdanıp durdum.



Zaman öldürmek için yaptığım başka bir şey de mana toplamak.



Doğru, beklediğim gibi, sihir hangi dünya olursa olsun hala mümkün. Bu dünyada mana toplamayı gerçekten hiç kimse bilmiyor.



En azından, eğer büyü gerçekten bu dünyada var ise, annemi doğumdan sonra basit bir şifa büyüsü ile hemen iyileştirebilirlerdi bu sayede hemen taburcu olabilirdik.



Mana toplama yöntemi basit. Gözlerimi kapatıyorum, zihnim boş, manayı bir vakum gibi emdim.



Aklı boşaltma birinin aklının en zor ve en önemli parçısıdır.



Zihnin boş olması ile, zihin enerji doldurmaya izin verir.



Düşünme hala düşünme eylemi, bu nedenle zihni boşaltmak, çok zor.



Defalarca geçmişte bunu yaptığım için kolaylıkla yapabilirim. Bana göre nefes almak gibi.



Yeni doğan bir bebek mana toplamaya başlarsa gelecekte Şeytan Kralınki gibi bir manaya sahip olur.



Büyük ihtimalle sihir kullanabilen tek kişi olsam da, yine de her ihtimale karşı en güçlü olacağım.



Şimdi önceki dünyama geri döndüm, başka bir piçin yeniden beni başka dünyaya çağırmasına izin vermeyeceğim!



Hıh! Eğer mana miktarım onlarınkinden çok daha büyük olursa beni zorla çağırabilmek için yetenekleri yetebilecek mi bakalım!



Böyle günler geçti ve niyahet taburcu olduk!



Hastaneden ayrıldıktan sonra, babam tarafından sürelen aile arabasına oturduk. Ve oh, araba uçuyor...



Yani uçan arabalar da artık normal... aslında, 'hava yolları' var. Uçan arabalarla trafikten kaçmak mümkün, ama, özgürce havada uçmak yasak... uçan bisiklet!? Ben de bir tane istiyorum!



Serbestçe havada uçmak sık sık kazalara neden olur bizim takip etmemiz için yollar var. Bu nedenle, hava yolları yapılıyor.



Hava yolları sadece bizim takip etmemiz için konulan holografik çizgilerdir. Bazen, sollayan birkaç araba hala oluyor ama sık değil. Sadece, sollama iki yöne değil artık her yöne.

[Çn: Kısaca biz sol dan veya sağdan arabaları geçeriz ya, burada alttan ve üsttende geçebildiklerini anlatıyorlar.]



Bazı yerlerde, havadan yüzen platformlarda görülebilir. Üstlerinde trafik polisi gibi gözüken insanlar var.



Binaların da orta katlarında platformlar var, oradan içeri girebiliyoruz.

[Çn: Benim anladığıma göre, binaların orta katlarında bir açıklık var oradan içeri girebiliyorlar.]



...Dünya gerçekten ne kadar değişti?



Hala, yerde yürüyen ve araba süren bazı insanlar var. Dediğim gibi, bazı şeyler hiç değişmiyor.



Annem tarafından tutulurken, hecanla pencereden dışarı baktım. Hayatımı şu andan itibaren çok merak ediyorum.



Annem bana baktı, kıkırdadı ve yüzümle oynadı.



Lanet, yanağımı çekme!



Bir süre sonra karnım acıktı ve biraz ağladım.



Annem ne istediğimi anlayarak, elbiselerini çıkardı, çıplak memelerini ağzıma almamamı sağladı.



Söylemeliyim, gerçekten kendi anemmle bunu yapmak her zaman garip hissettiriyor, Eski bir kişinin zihnine sahip olmak...



Ancak, memeleri kaç kere açık olsada hiç tahrik olmuyorum. Zihnim ve bedenim galiba onu gerçek annem gibi kabul ediyor. Kendi babamı da aldatıyor olabilirim, hiç bir fikrim yok. Artı, ben hala bir bebeğim.



Birkaç dakika sonra, yeni evimin üstüne geldik.



Eve bakıyorum da iki katlı, ön tarafta bir bahçe, ve arkasında büyük bir ağaç ve yanında bir alan ile piknik için yapılan güzel bir yer gibi görünüyor.



Şehirden biraz uzakta yaşıyoruz, buradaki evlere bakılırsa zengin insanların yaşadığı bir yer gibi görünüyor.



Tüm evler birbirlerinden ayrı, arasında kullanmak için verilmiş geniş bir yer var.



...Şu anda, gerçekten babam bana bir aktör olduğunu söylerse ona inanacağım. Annem bir aktör olsa, hiç tereddüt etmeden inanacağım. Bir imza için bile sorabilirim! Ah bekle, ben onların oğluyum...



Gerçekten ne iş yaptıklarını merak ediyorum.



Daire işareti olan alana iniş yaptık, evin içine giderken annem beni kucağında taşıyordu.



Uçan arabadan ayrıldıktan sonra, x işaretinin üstündeki araba aniden sebepsiz yere yere battı, bir dakika söyleme... yeraltı garajı...?



Girdikten sonra, geniş bir salon ve iki katın tavanı ile karşılaştık, her iki taraftada, iki kavisli meriven ve üsttede bir avize.



Sol tarafta bir duvar, duvarda iki kişilik geçmek için yeterince büyük olan bir delik vardı, orada, sandalyeli uzun bir masa gördüm herhalde yemek alanıdır.



Sağdada aynı duvar ve delik vardı. Orada, birkaç koltuk ve bir şömine gördüm herhalde burasıda oturma odasıdır.



Ailem odalara girmeden sadece merdivenlere gitti.



Merdivenlerden sonra uzun bir koridor vardı. Soldaki, uzun koridorun ucunda üç kapı gördüm. Sağ koridorda da aynısı vardı.



Ailem ile sağ koridordaki en yakın kapıya kadar gittik.



Renkli bir oda ve içide, içi doldurulmuş oyuncaklar ve daha çok oyuncaklar ile dolu... ayrıca bir beşik vardı ve yer de yumuşak bir halı ile kaplıydı. Büyük olasılıkla düşünüyorum.



Annem beni doldurulmuş oyuncaların arasına oturttu.



"Max bak bu oda senin olacak! Burada istediğin gibi oynayabilirsin." (Anne)



Elindeki oyuncağı, sanki konuşan olduğunu göstermeye çalışarak, iki yana salladı



Doldurulmuş oyuncak ise gülümseyen yüzlü bir goril... ürkütücü...



Ancak, yine de yeni doğmuş bir bebek gibi davrandım ve emekledim.



"!? B-Bak canım, Emekliyor!" (Anne)



...Eh?



Emdiğim mana, içinde toplanmış olsa da, kesinlikle zar zor emekledim ama... ah, ben çok zayıf hissediyorum



Demek ki... bedenim yenidoğan bir bebekten daha güçlü!



"Haklısın! Heh! Benim oğlumdanda bu beklenir!" (Baba)



"Hehe, iyi, güçlü, hızlı ve övünmeyi bırakta bir kamera kap!" (Anne)



"Doğru doğru! Bunu kaydetmeliyiz!" (Baba)



Babam aceleyle odadan dışarıya koştu.



Eğer oğullarının anormal olduğunu düşünüyorlarsa, beni terk ederler...



Birkaç saniye sonra babam parlak gümüş bir top ile geri geldi.



...Bu? Bu bir kamera mı?



Sadece şüpheli hissediyorum, parlak top babamın elinden havaya doğru süzüldü.



Süzülen topa, merakla, bakıyorum, benim anlamadığımı bilmesine rağmen babam güldü ve anlattı.



"Oğlum, bu bir 3D model. Hehe, daha sonra, çektiklerimizi holografik bir görüntü ile izleyebiliyoruz." (Baba)



"Aau..." (Max)



Anladığımı belirten bir ses çıkartıdım, ama babam ise sadece güldü ve sevimli olduğumu düşündü.



...Görünüşe göre akllı hareker edemem. Sadece şirin olduğumu düşünüyorlar. Tanrım, önemsiz birşey için endişenlendim.



Hala...cehennem büyüsü olmadan, o nasıl süzülüyor?



Meraklılir şekilde, bir oyuncak aldım ve süzülen parlak topa fırlattım.



Bullseye!

[Çn: Tam onikiden vurdum anlamında kullanılmış.]



Parlak kayan top sendelemişti ama yine de düşmedi.



"Ah! Max! Bunu yapmazsın!" (Anne)



"Auuii..." (Max)



"...Az önce 'üzgünüm' dedi gibi değil mi?" (Baba)



"...Biraz öyle gibi geldi değil mi?" (Anne)



"...Hayır, zar zor bir aylık zaten. Konuşmayı bildiğini sanmıyorum." (Baba)



"Haklısın. Muhtemelen bir tesadüftür." (Annesi)



...Sanırım bunun için çok erken değil mi?



Peki, neyse. Bu can sıkıcı vücut gerçekten çok rahatsız edici. Hala oynamak istesem de şuan, yorgunum ve uykum var...!



...Bekle, daha fazla bir çocuğa benziyorum!



...Uyuyalım bakalım.



Böylesine, bir yatakta yatmayı tenezzül bile etmedim, ve orada sadece yerde yatıyordum.



Daha sonra, kapanın ve ışığın kapatılmasını hissettim.



Yavaş yavaş bilincim kayboldu.



Acaba şimdi o lanet Şeytan Krala ne oldu



***



"Efendim, gerçekten bunu yapmalımıydık."



Kafasında boynuzlu bir kadın ve daha büyük boynuzları olan bir adam karşılıklı konuştular.



Eğer Max burada olsaydı, en iyi arkadaşı ve yeminli kardeşi olarak tanıyor bu kişiyi, şeytan kral!



"Evet, eğer ona söyleseydim, beni öldürürdü. Hahaha." (Şeytan Kral)



"Eğer...reenkarnasyon büyüsü... kim bilir gerçekten işe yaradıysa?"



"Beni dövüyor. Ne yani, ölü olmktan daha kötü ne olabilir? Hahaha!" (Şeytan Kral)



"..."

[Çn: Büyük ihtimal yanlış çevirdim bu diyalogu.]



Eğer Max böyle sorumsuz sözler duysadı, gerçekten onu gidip öldürebilirdi...



"Kim bilir, belki gelecekte, onunla yine karşılaşırız. Belki insanlar yine köşeye sıkıştığında, onu bir kez daha çağıracaklar ya da gelecekte bizim gibi bir şeytan olarak yeniden hayata dönmüş bile olabilir." (Şeytan Kral)



"Hmm. Gerçekten ilginç."

"Değil mi~? Oh evet, oğlun o adamın oğlu, şimdi oğlun nasıl?" (Şeytan Kral)

"Beklendiği gibi, normal şeytanlardan daha güçlü."

[Çn: Anlatamadım belki ama bu kadın şeytanın oğlu, bizim maxsın oğlu.]

"Gahaha! Bu adam bir hediye vermeyi gerçekten biliyor!" (Şeytan Kral)

"...Sonra, saldırı, lordum başlayalım mı?"

"Doğru. Bu da o adam için bir veda partisi gibi olsun. Ayrıca insan olduğu için, onu düşündüğümüzden hamlemi yapmadım. Bu dünyadaki insanlar zaten onun umrunda değil." (Şeytan Kral)

Şeytan Kral sırıttı.

"Haydi parti başlasın!" (Şeytan Kral)

FULLBRİNGER NOTU

Bu notu muhtemelen kimse okumayacak. Bölümün yarısını düzenledim sıkıldım. Biraz şekil şukul yaptım. Şimdi düzenlemekten vazgeçtim ilerde bu notu görürsem falan düzenlemeye devam ederim.

Yorum Yap "Bg 1"