Otto Von Bismark Günceli

Albt 7

Ekim 02, 2016

Çeviri için TROLL KİNG, düzenleme için HaSiRWaRa, kontrol, edit için HaSiRWaRa arkadaşımıza ve verdiği dopingler için Useless arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…



Bölümün ismi çok garip tabisiki. Hayaletin ‘let’ i. Ama biz ona direk (haya)let diyelim.
Zhao Tie Zhu odasından çıkıp aşağı kata baktığında sadece Su Yan Ni’nin kızgın bakan badem gözlerini gördü.
“Hey, teyze! Silahın nerede?” dedi Zhao Tie Zhu, Su Yan Ni’ye. Sonra yaylana yaylana duvara yaslandı.
“Kapıyı neden tamir ettirmedin? Birazdan duş alacağım. Kapı olmadan nasıl yıkanabilirim?” dedi Su Yan Ni. (çn: Dış kapı yokken nasıl duş alacak hummm. Güzel soru.)
“Haaaaa? Kimse seni duş almaman için tutmuyor. Gidip duş alabilirsin.” dedi Zhao Tie Zhu, ikinci kattan aşağıya doğru inerken.
“Kapı yokken nasıl duş alabilirim? Ya biri beni gözetlerse?” Gözetleme kelimesini basa basa bilerek söylüyordu. Normalde hiç kimse niyetini önceden belli etmez, ama bunu duyduktan sonra gözetlemeyi deneyecektir. Su Yan Ni “inine girmeden yavru kaplanı yakalama”stratejisini kullanacaktı. Az önce zaten Zhao Tie Zhu’ya banyo yapacağını söylemişti, devamında ise bilerek bazı sesler çıkaracaktı. Eğer o sapık don hırsızıysa, kesinlikle gelip gözetleyecekti. İşte o zaman kahramanca bir hamleyle onu yakalayacaktı.
“Pfff, kim senin gibi birini gözetlemek ister ki?” dedi Zhao Tie Zhu küçümseyici bir şekilde bakarak. Sonra aklına ev sahibi olduğu geldi. Evini kiraya verdiği için çok heyecanlıydı, eğer kapıyı yakında tamir ettirmezse, bu hiç hoş olmayacaktı ve kimse evinde kalmak istemeyecekti.
Onun için, Zhao Tie Zhu telefonu eline aldı ve restorasyon şirketinin numarasını öğrenmek için 118 80 i aradı. Zhao Tie Zhu acil bir arama yapmıştı. Zhao Tie Zhu’nun kapıyı tamir ettirmek için biriyle konuştuğunu gören Su Yan Ni daha fazla konuşmadı ve ne yapacağını bilmeden üst kattaki odasına çıktı.
Biraz zaman sonra, restorasyon şirketinden bir kaç kişi geldi ve getirdikleri yeni kapıyı kurdular/taktılar/yerleştirdiler. Yaklaşık 30 dk sürdü. Kapının fiyatı, işçilikle beraber 3.000 RMB’yi geçmedi. Su Yan Ni’den 1.000 RMB kâr elde etmişti ve buna aptalca seviniyordu. O bilmiyordu ama Su Yan Ni hâlâ oradaydı. Tam arkasını dönüp üst kata çıkacakken Su Yan Ni dedi ki,“Bana 1.000 kağıdı geri vermeyecek misin?” elini açarak.
“Hmmm, bugün yeni bir kapı bulabilmek için çok fazla zaman harcadım. Bu 1.000 lik benim çok çalışmamın ücreti.” Zhao Tie Zhu çok hızlı bir şekilde Su Yan Ni den kaçarak üst kata çıktı.
“Hömmm, umrumda değil,” dedi bakış atarak. “O zaman bu 1.000 kağıdı, 3 aylık telefon ücretinden düşerim. Ben duş almaya gidiyorum. Beni gözetlemeyi aklından bile geçirme!” Su Yan Ni arkasını döndü ve üst kata çıktı.
“Bu kaşar…” dedi Zhao Tie Zhu çaresiz bir şekilde gülümseyerek. Onunla daha fazla tartışmak istemiyordu çünkü o çok seksiydi. 3 aylık telefon ücreti için 1.000 RMB, aylık 300 den fazla ederdi, bu da makul bir miktardı. Onun telefon faturası 300 RMB yi geçmediği taktirde ne kadar kullanırsa kullansın önemli değildi. Buradan da biraz para artabilirdi. Hâlâ kârdaydı, merdivenlerden melodili bir şekilde ıslık çalarak çıkıyordu.
Tam odasına gidecekken, Su Yan Ni’nin odasından çıkıp elinde havluyla koridorun sonundaki banyoya doğru gittiğini gördü. Su, duş almaya giderken üzerinde askılısı vardı ve askılısının altında pembe bir iz vardı. Altında iste kısa bir tayt vardı, görünen bembeyaz bacaklarıyla beraber çok güzel bir sahne vardı. Zhao Tie Zhu da biraz hayal kırıklığı vardı. Bu kaşar tamamen onun üzerine gitmeyi deniyordu. Zhao’nun bu kadar kolay kalacağını mı sanıyordu?
İsteyerek yada değil, siyah tanga aniden yere düşmüştü. Zhao Tie Zhu’nun dikkatini çekemeyeceğinden endişeliydi, bu yüzden hafif ses çıkardı. Zhao tangaya doğru baktığında, Su Yan Ni yanlışlıkla düşürmüş gibi yapacaktı. Hemen yerdeki tangayı aldı ve banyoya girdi. Yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Zhao Tie Zhu kaşlarını hafif çattı. Bu küçük polis güzeli defalarca ve defalarca onu ayartmaya çalışmıştı, acaba Zhao’nun yakışıklılığından etkilenmiş olabilir miydi? Bunun da büyük bir olasılık olmasına rağmen, Zhao Tie Zhu bunun da onun başka bir oyunu olduğundan emindi. Zhao sinirli bir şekilde yürürken tekrar tekrar söylediği kelimeler şunlardı; prenses gibi bir karakteri var ama olmayabilir de.
Zhao Tie Zhu kafasını salladı ve unutulmuş bazı şeyleri çözümlemek için odasına gitti.
*Whoosh~* banyodan suyun sıçrama sesleri geliyordu. Zhao Tie Zhu ağzını büktü, bu ayartma taktiği oldukça fazla arsızcaydı.(çn: nasıl izah etsem acaba. Ya bi git işine gibi yada bulamadım valla ağzını büktü işte biz bunlara mı kaldık gibi değilde lan olm kendi kafamı karıştırdım neyse devam) Banyonun kapısı sıkıca/tam olarak kapatılmamıştı ve yüksek su sesi geliyordu. (çn: yüksek dedim. Aklıma o türkçe kelime gelmedi . Ah dur geldi. Neydi o, Heh gürültülü)
“Bütün bu durumu göz önünde bulundurursak, beni tüm samimiyetinle baştan çıkarmaya çalıştın, eğer bir şeyler yapmazsam, Hayalet lakabıma leke sürmüş olacağım…” Zhao Tie Zhu sapık bir şekilde gülümsedi.
Odasından çıktı ve yavaşça banyoya doğru ilerlemeye başladı. Ayak seslerini Su Yan Ni’ye belli etmeden geliyordu.
Banyonun kapısı 3 cm aralandı. Kapının aralanan yerinden cezbedici bir buhar bulutu çıkıyordu.
Su Yan Ni, Zhao Tie Zhu’nun ayak seslerini duyduğunda kendi kendine dedi ki, “Bu sapık artık daha fazla dayanamıyor, oyununa yenik düştü!” Su Yan Ni salağa yatarak normal bir şekilde duş alıyormuş gibi yapıyordu ama aslında Zhao Tie Zhu’nun gözlerini kapı aralığında arıyordu. İşte o sırada (çn: Zhao Tie Zhu kapıdan baktığı sırada) onu yakalayıp, insanlık ve kanun adına bu olaya bir son verecekti. İşte o zaman, polis akademisinin yeni mezunu olarak, don hırsızını yakalayan kişi unvanını alacaktı. Wow! Hahahaha, bunu düşünürken, Su Yan Ni kendini sesli gülmekten alamıyordu.
“Lanet olsun, çok mutlu bir şekilde gülüyor. Daha sonra ben seni ağlatmasını biliyorum .” Zhao Tie Zhu ibnemsi bir şekilde kıkırdıyordu.
Dışarıdan yaklaşan gölgeyi izlerken, Su Yan Ni’nin kalbi daha fazla ve daha fazla heyecanla doluyordu.(çn: nedense aklıma Aref geldi) hâlâ giyinikti fakat uzun süre buhara maruz kaldığından kıyafetleri nemden ıslanmıştı. Kıyafetleri vücuduna yapışmıştı, bu yüzden tüm vücut hatları apaçık ortadaydı. Pembe göğüs uçları çok belli oluyordu. (çn: baş rol sapık, yazar ondan da sapık) Kısa taytı ise kalçalarını sıkıca sarmıştı. Mükemmel bir şekilde kavisli kalçaları vardı.
Su Yan Ni’nin yüzü domatese döndü. Bunun buhardan olduğunu söylemek oldukça zordu ya da sapığı yakalamanın heyecanından dolayı yada şu anki yarı çıplak halinin açıklaması, bunları açıklaması oldukça zordu. (çn: olm ne biçim bir paragraf ya bu. Kafamız karışacak şimdi)
Zhao Tie Zhu yavaşça kapının önüne yaklaştı. Gizlice göz attı ve kendi kendine dedi ki, “Buna beni sen zorladın!” Yavaş yavaş kapı aralığına yaklaştı.
Gözleri hafif yarı çıplak olan Su Yan Ni’nin üzerindeydi. Zhao Tie Zhu’nun zor zar da olsa gözetlediğini düşünen Su Yan Ni, aksiyon yaşamak için kapıya doğru atlayacaktı. Derin bir nefes aldı, kapıya doğru koştu ve bağırdı, “Sapık,  kaçacak hiç bir yerin yok!” kapıyı açmak için tuttu.
Karşısında gördüğü sahneden dolayı sersemlemişti. Zhao Tie Zhu’nun kapının diğer tarafında olup kendisini gözetliyor olması lazımdı, ama hiç kimse yoktu. Bu nasıl olabilirdi? (çn: adam yılların emektar assassin i. Bırakta olsun) yoksa halüsinasyon mu görüyordu? Su Yan Ni etrafa bakındı, ama sadece rüzgarın sesi duyuluyordu. Zhao Tie Zhu dan hiç bir iz yoktu.
Su Yan Ni pes etmedi.(çn: yürü be teyze. Kim tutar seni) Zhao’nun odasına hücum etti. Zhao Tie Zhu oradaydı. Yatağında çok rahat/sakin bir şekilde uzanıyordu. Daha öncesinde, hatun banyonun kapısını açtığında, Zhao görünmez oldu ve sessiz bir şekilde odasına döndü. Polis hatunun onu sapık olarak götüreceği aklının ucundan bile geçmedi; buna inanmak güç. Zhao’nun dili tutulmuştu. Aniden kapıda biri belirtmişti, bu kişi Su Yan Ni’ydi. Hatun hâlâ sırılsıklamdı. (çn: beynim yandı şerefsizim)
“Zhao Tie Zhu, neden buradasın?!” diye bağırdı. (çn: insanlar çok garip. Şimdi ben orkunun odasına girip niye odandasın lan desem çok saçma olmaz mı? )
“Burası benim odam, nerede olmalıydım?” dedi, masum bir şekilde hatuna bakarak.(çn: buda orkunun tepkisi olurdu )
“Sen az önce…” ‘beni gözetliyordun’ demeden konuşmasını sonlandırarak çenesini kapattı. Zhao kendi odasındaydı ve odası, banyoya yaklaşık 10 metre uzaktaydı. Eğer gözetliyor olsaydı, odasına bu kadar kısa sürede dönmesi imkansız olurdu. Bu gerçekten halüsinasyon muydu? Su Yan Ni şüpheye düşmüştü…
(çn: abi bakın bu bölümün asıl anlatmak istediği; görünmezsen senden iyisi yok. Adamın kafa rahat tabi. Yakında kızın yanında bile uyur. Uyumaktan bahsetmişken uykum geldi.)
Bugün trollemeyeceğim iyisiniz.
Hadi iyi okumalar.

Yorum Yap "Albt 7"