Dünyanın Oluşumu Günceli

Albt 12

Ekim 02, 2016






Assassin Landlord & Beauty Tenants – Bölüm 12 ( KİRALANMIŞ ÖZEL KORUMA )
Cip 🚙 yavaşça Zhao Tie Zhu’nun villasının önüne park etti ve ikisi de araçtan indiler. Zhao Tie Zhu villanın kapısını açtığında Su Yan Ni ve Cao Zi Yi’yi salonda koltuklarda otururken gördü. Acaba onlar, Zhao Tie Zhu’yu mu bekliyorlardı? Kalbinde bir sıcaklık hissetmeden edemedi.

“Tie Zhu, geri döndün.” Su Yan Ni heyecanlanarak ayağa kalktı. Cao Zi Yi ise samimi bir gülücük ile bakıyordu ve hiçbir şey demiyordu.

“Elbette geri döndüm. Eğer ben gelmeseydim, kendini yalnız hissetmez miydin?” Zhao Tie Zhu kıkırdıyordu.

“Kim o yalnız olan? Tek yalnız olan sensin. Senin bütün ailen yalnız.” Su Yan Ni burun çevirerek bağırdı. Aslında, Zhao Tie Zhu için ağladığı göz yaşlarının izinden belli oluyordu. Zhao Tie Zhu onu korumak için Li Zi Qi’yi pataklamıştı. Artık geri döndüğünden dolayı, Su Yan Ni’nin bütün endişeleri kaybolmuştu.

“Bu kim?” dedi Su Yan Ni, Ray’e bakarak.

“Ray benin kardeşim,” diye tanıttı Zhao Tie Zhu. Ray, yüzündeki gülümsemeyle bir adım öne çıktı ve dedi ki, “Dünya ahiret bacım, nasılsın?” ondan sonra arkada oturan Cao Zi Yi’ye ise, “Diğer dünya ahiret bacım, sen nasılsın?” (ÇN: Ne deseydim, görümce mi? Elti mi? Bence en iyisi bacı yani 😂 aklıma bir caps geldi ama neyse 😄)

“Pfff, laflarına dikkat et!” kafasının arkasıyla Ray’e dokundurdu, biraz beceriksiz hissediyordu. İki kadın da güzeldi. Rastgele kadın seçen birisi değildi.

Ray’in dediği dünya ahiret bacılarım lafını duyan (ÇN: Yenge yazasım gelmedi ya la) Su Yan Ni ve Cao Zi Yi’nin yüzleri kızarmıştı. Cao Zi Yi hiç bir şey söylemedi, sadece kızgınca Zhao Tie Zhu’ya bakıyordu ve sonra üst kata çıktı. Biraz sert olan Su Yan Ni bağırarak dedi ki, “Saçma saçma konuşma, Zhao Tie Zhu ile aramızda hiç bir şey yok.” Zhao Tie Zhu da arada kaynatarak, “Aynen öyle, aynen öyle. Aramızda hiç bir şey yok, dostum yanlış anlamışsın.”

Ray şehvetli bir şekilde gülümsedi ve dedi ki, “Hepiniz beraber yaşıyorsunuz, eğer onun karısı değilsen, neyi oluyorsun?”

“Ben burada sadece kiracıyım, burada bir oda kiraladım!” dedi Su Yan Ni.

“Tamam, bu kadar konuşma yeter. Sanırım bu gece biraz geç geleceğim. Sende erkenden yatağa gitmelisin.” dedi Zhao Tie Zhu. Sonra Ray ile beraber evden çıktılar. (ÇN: Bu ‘yatağa erken gitmelisin’ sözü çince de bay bay, güle güle demekle aynı şey. Onu burada diyemezsin, kafana sıkarlar.)

Arabaya bildiklerinde Ray güldü, “Bu hatun hiçte fena değil.”

“Evet, kendisi polis güzeli.”

“Tsk Tsk, büyük kardeş Zhao, ağzının tadını gerçekten biliyorsun. Onun üniformasıyla olan baştan çıkarıcılığına nasıl yakalanmıyorsun. Senin bu genç kardeşin, seninle yarışamaz bile.”

“Sadece arabayı sür.”

Kahkahalar eşliğinde, araba FJ’nin askeri yerleşkesine doğru gidiyordu.

Yarım saat sonra, FJ’nin askeri yerleşkesinin girişine varmışlardı. Ray’in telefon çağrısını alan Liu Tian Ci, onları girişte bekliyordu. Onların gelişini gören Liu Tian Ci, girişteki nöbetçilere kapıyı açmalarını söyledi. Kapı açıldıktan sonra Ray ve Zhao Tie Zhu araçla içeri doğru girdiler.

Ray’in fırlattığı araba anahtarını tutan Liu Tian Ci dedi ki, “Ray, lütfen benimle gel. Komutan çalışma odasında bekliyor.”

“Kardeş Tie Zhu, benimle gel.” dedi Ray, küçük iki katlı bir binaya giren Liu Tian Ci’yi izlerken. Onları arkadan izleyen Zhao Tie Zhu, etrafını dikkatlice süzüyordu. Çok kısa süre g(mesafe) içinde 5 taneden fazla nöbetçi asker görmüştü. Bu askeri üsün defansı oldukça sıkıydı. 

(ÇN: Ray, anne ve baba tarafından 2 adet dedeye sahip 😂😂 her neyse, baba tarafındaki dedeye büyükbaba (Büyük baba da olabilir, tam emin olamadım) anne tarafındaki dedeye bildiğiniz klasik normal dede, dede yani. İlerideki bölümlerde anneanneler de gelecekte onları hiç karıştırmayın, birine büyük anne der geçeriz 😄 {ileriki bölüm derken 4 satır aşağısı})

Binanın içerisinde, beyaz saçlı yaşlı bir teyze bambudan yapılmış sandalyede uzanmış, opera dinliyordu. Kapıdan Ray’in girdiğini görünce, “Hanimiş hanimiş anneannesinin torunu, demek bizi ziyaret edesi gelmiş.” dedi. Ray anneannesinin yanına hızlıca gelip önünde çömeldi ve dedi ki, “Her gün yanında olmak isterim fakat görevlerim buna izin vermiyor. Bu yüzden seni her gün ziyaret etmemin hiç bir yolu yok. Bu seferlik yanında biraz kalıp sana eşlik edeceğim.”

“İyi, güzel. Bu yanındaki senin arkadaşın mı?” yaşlı kadın Zhao Tie Zhu’yu gösteriyordu. Zhao Tie Zhu hızlıca davranarak dedi ki, “Anneanne, nasılsın? Ben Ray’in arkadaşıyım.”

Ray, Zhao Tie Zhu’yu anneannesine tanıtıyordu, “Annenne, bu benim kardeşim Zhao Tie Zhu.”

“Ah, Tie Zhu, sen misin? Şey, eğer istersen sen de bana Ray gibi anneanne diyebilirsin.” yaşlı kadın, Zhao Tie Zhu’nun elini tutarak dedi ki, “Bizim Ray yok mu, her yere gitmeyi sever…”

Ray, anneannesinin Zhao Tie Zhu’nun kafasını ütülediğini gördüğünde, Zhao Tie Zhu’nun biraz çaresiz kaldığını düşünüyordu. Zhao Tie Zhu, göz işaretiyle Ray’e dedesinin yanına gidip kendisini çağırmasıni söylemişti. (ÇN: Adamın gözleri konuşuyor ya)

Biraz zaman sonra, Ray kafasını üst kattan aşağı doğru uzattığında, anneannesinin hâlâ Zhao Tie Zhu’nun kafasını ütülediğini gördü ve bağırarak dedi ki, “Kardeş Tie Zhu, dedem üst katta ve seni görmek istiyor.”

Zhao Tie Zhu aceleyle yaşlı kadından özür dileyip üst kata çıktı.

“Anneannem kafa ütülemeyi gerçekten çok sever.” dedi Ray kısık bir sesle Zhao Tie Zhu’ya.

“Sorun değil, benim anneanemde severdi.” dedi Zhao Tie Zhu gülümseyerek. Sonra Ray’i, dedesinin çalışma odasına kadar takip etti.

Çalışma odasına girdiklerinde Zhao Tie Zhu, kitaplığın önünde ayakta duran ve bir şeylere bakan yaşlı, aksiğğğ, naleeeet bir adam gördü(ÇN: Tamam tamam, sadece yaşlı bir adam gördü. Aksi ve lanet yoğ.) Zhao Tie Zhu’nun üst kata geldiğini gören adam durdu ve yanındaki ahşap sandalyeyi göstererek, “Lütfen oturun.” dedi. Zhao Tie Zhu, süt dökmüş kedi gibi itaatkâr şekilde oturdu. Birden üzerine çok güçlü bir ki enerjisinin çöktüğünü hissetti. Ki enerjisinin aurası etrafını sararken, odanın köşesinde dikilip kendisine bakan kambur bir adam görmüştü.

“Bu benim, bildiğin klasik normal dedemin eski koruması.” diye fısıldadı Ray, Zhao Tie Zhu’nun kulağına.

“Tie Zhu, Ray’den senin hakkında çok şey duydum. Orduya katılıp ülken için hizmet etmek hakkında ne düşünüyorsun?” bu Ray’in bildiğiniz klasik dedesiydi. Chen Wei Guo, FJ şehrinin askeri komutanı. Ağır ve baskılı bir ses tonu ile konuşuyordu.

“Komutanım, ben disiplin yoksunu biriyim. Korkarım ki disipline karşı alerjim var (Tamam tamam, disipline gelemiyormuş)” dedi ve gülümsedi Zhao Tie Zhu, etkileyici sesi olan komutan karşısında.

“Ah ah, bu çocuklar neden gençken birazcık bir şeylerin farkında olmuyor. Bu günlerde ülke, içsel ve dışsal problemler ile karşı karşıya ve bu berbat günlerde sizin gibi genç insanlara ihtiyacımız var. Bu durumda, ülkene katkı yapmak istemez misin?” diye sordu Chen Wei Guo, gitgide gürleşen sesiyle.

“Ülkenin şuan benden çok sizin gibi ülkenin temelini oluşturup ayakta tutan sütunlara ihtiyacı var komutanım. Ben sadece korkmadan özgürce yaşamak ve belasız bir hayat sürmek istiyorum.”

“Ha ha ha, siz iki kardeş aynı karakterlere sahipsiniz.(ÇN: Komik mi)” Chen Wei Guo birden kahkahaya boğuldu ve parmağıyla Ray’i işaret 👉 ederek “Benim bu torunum diğer dedesine biraz daha fazla çekseydi kim bilir nerelerde sürtecekti, köftehor.” Ray, kafasını utanarak salladı ve dedi ki, “Öyle bir şey yapamayacağımı biliyorsun… Benim hayalim, ülkeme hizmet etmektir. Ben partiye karşıyım...”

“Evlat, hâlâ dedene masum rolü mü oynuyorsun? Senin paralı askerken, neler yaptığını bilmediğimi sanma!(ÇN: Boooyah, from hisoka)”

“Dede, ben hiç bir şey yapmadım. İnsanlara iftira atmamalısın.” Ray’in yüz ifadesi sinirli bir hâl almıştı.

“Birinin karısını, görevdeyken hamile bıraktığını büyükbabana söylememi ister misin?” (ÇN: seni gidi fındık kıran Ray seni. Ah sen yokmusun.)

Ray’in yüz ifadesi aniden değişti ve dedi ki, “Dede, lütfen bunları büyükbabama söyleme, yoksa bacaklarımı kırar.”

“Bunu büyükbabandan saklayabilirim fakat uysalca benim orduma katılmalısın. Sana güzelce eğitim yapma fırsatı vereceğim.”

Chen Wei Guo’nun sözlerini dinleyen Ray’in vücudunda birden titreme oluştu.

Chen Wei Guo, Ray’i görmezden gelerek Zhao Tie Zhu’ya dedi ki, “Aslında, sana ‘Phantom' demeyi tercih ederim.”

Zhao Tie Zhu’nun ki aurası aniden şiddetli bir şekilde yükseldi. Fakat bir anlık oldu ve tekrar kayboldu. Sadece ‘Angel' bu ismin ona ait olduğunu biliyordu, Ray hiç bir şey bilmiyordu. Aslında, beklenmedik bir şekilde Chen Wei Guo da Zhao Tie Zhu’nun kimliğini biliyordu.

Ray şok geçirmişti ve bağırarak dedi ki, “Dede, dilin sürçmüş olmalı değil mi? Kardeşime nasıl olurda ‘Phantom' diyebilirsin?”

“Hmm, neden kardeşin olan Zhao Tie Zhu’ya kendin sormuyorsun? O sana gerçeği anlatır.” dedi Chen Wei Guo, soğuk kanlılıkla.

“Kardeş Tie Zhu, sen gerçekten ‘Phantom' musun?” inanmayarak sordu Ray.

Zhao Tie Zhu kafasını sallayarak onayladı ve hiç bir şey söylemedi.

“Siktir!” diye bağırdı Ray sinirli bir şekilde, “Kardeş Tie Zhu, yani sen gerçekten… Neden daha önce bana söylemedin? Yoksa beni kardeşin olarak görmüyor musun?”

“Sana söylemeyerek böyle olsun istemezdim, fakat benim bu kimliğim söyleyecek kadar güzel bir şey değil.” Zhao Tie Zhu Ray’e baktı ve kalbindeki sıcaklığı hissetti. Ray’in sözlerini dinlerken, onun kendi yanında/tarafında olduğunu anlamıştı. Zhao Tie Zhu’nun endişesi, Chen Wei Guo’nun onu bir anda başka bir pozisyona atmasıydı. Askeri üsteyken, Chen Wei Guo, Zhao Tie Zhu’yu yakalamak isteseydi, kaçmak gerçekten çok zor olacaktı.

Chen Wei Guo aniden, “Phantom, madem askeriye’ye katılmak istemiyorsun, o zaman bir anlaşma yapalım.”

“Sizi dinliyorum, efendim.”

“Bu günlerde, ülkemiz teknoloji araştırması yönünden çok büyük şeylere imza attı. Aslında haberlere göre Japonya biraz zayıflamış ve bizim oradaki ajanlarımızın vermiş olduğu haberlere göre, Japonya bizim bu teknolojimizi çalmak için ülkemize bir kaç casus göndermiş. Eğer çalamazlarsa, araştırmacıları öldürecekler. Ulusal Güvenlik Bürosu Özel Harekat Timi, o araştırmacıları korumak için çoktan yola çıktılar. Aslında, onların yeteri kadar gücü yok. Bu yüzden sana ihtiyacım var.”

“Hmm, efendim, biliyorsunuz, hükümete çalışmayı sevmiyorum.” dedi Zhao Tie Zhu umutsuzca.

“Senden direkt olarak o araştırmacıları korumanı istemiyorum. Müdür Li’nin kızı, R&D bölümü başkanı, bu sene FJ Üniversitesine başladı. Benim senden istediğim, FJ Üniversitesine girip müdür Li’nin kızını koruman.”

Zhao Tie Zhu şaşkın bir şekilde, “Hmm,” dedi ve “Neden müdür Li’nin kızını korumamız gerekiyor?”

“Hmm, müdür Li’nin kızı da R&D bölümü üyesi! Onun gizliliğinden ve japonların onu ve onun hakkında bir şey bulup bulamadığından emin olmalıyız. Bu yüzden, ne olur ne olmaz diye sana planı anlatacağım.”

“Bu müdür Li’nin kızı, bu kadar muhteşem mi? Yani bu genç yaşta R&D bölümü üyesi mi?”

“Bak evlat, bunu bilmen gerekmiyor. Fakat seni temin ederim ki bu görev bittikten sonra, sana ulusal güvenlik bürosu özel harekat timi kimliği vereceğim. Bu kimlik, başın sıkıştığında sana çok yardım edecek.” dedi Chen Wei Guo ikna edici bir şekilde.

Biraz sessiz kaldıktan sonra Zhao Tie Zhu dedi ki, “İlk olarak şunu söylemeliyim ki, siz bana bu kimliği verdikten sonra özel harekat için çalışmayacağım.”

“Tabi ki çalışmayacaksın, sana sadece başka bir kimlik veriyorum. Elbette ki bu kimliği öldürülmesi gereken insanları öldürmek için ve bizim ülkemizin vatandaşına el sürmemek kaydıyla istediğin gibi kullanabilirsin. Aksi takdirde seni çok basit bir şekilde yakalayabilirim.” Chen Wei Guo nasihat ile karışık göz dağı ve görev mânâsında küçük bir konuşma yaptı.

“Pekâlâ, son bir sorum daha olacak,” sonra Zhao Tie Zhu çok ciddi bir şekilde, “Bu müdür Li’nin kızı güzel mi?”

“.........”

“......”

Herkes sessizleşti.

“Ha ha ha, sadece şaka yapıyordum. Peki ne zaman başlıyoruz işe?” dedi Zhao Tie Zhu.

FJ Üniversitesinde 15 tatil olana kadar bekle.(ÇN: Neden sömestir yazmadım da 15 tatil yazdım. Abi ben hiç sömestir geldi hadi asmalımescite gidelim a… Ko…. Diyen duymadım 😄 hep 15 tatil geldi 30 gün rahatım diyen olsun. Knka 15 tatile nerde 20 gün tatil yapalım da kafayı çekelim diyen olsun, böyle olur bizde 😄 sömestir hikaye, 15 gün tatil candır.) 15 tatilde ben senin için üniversite kimliği kartı çıkarttırırım. Böylece sende FJ Üniversitesinin öğrencisi olursun.” dedi Chen Wei Guo.

Zhao Tie Zhu boşluğa düşmüştü. Chen Ling Shan'ı aptal yerine koymuştu fakat şimdi gerçekleşti. (ÇN: zamanında hani bir tane kız vardı ben FJ de ekonomi okuyorum demişti, bizim sapık ta aaaa bende ordayım demişti ya hani, Heh işte o olay.) Gerçekten de FJ Üniversitesine gidiyor.

“Yarın Müdür Li’nin kızı FJ şehrinine gelince, onu havaalanından alırsın. Onun da kalabileceği bir yerin var değil mi? Hatta seninle beraber kalsın ki onu günün 24 saati de koruyabilesin.” dedi Chen Wei Guo sonra Zhao Tie Zhu’ya bir telefon numarası verdi ve dedi ki, “Bu numara, Müdür Li’nin kızının telefon numarası. Havaalanına gidince onu ara.”

“Neden ona ait bir fotoğraf yok?” diye sordu Zhao Tie Zhu.

“Devlet sırrı,” dedi Chen Wei Guo, “Onun kendi güvenliği için dışarıda resmi bulunmaz.”

Diğer gereksiz ve saçma meselelerden konuştuktan sonra Ray, Zhao Tie Zhu’yu  villaya geri götürdü.

Chen Wei Guo sandalyeye yaslandı, gözlerini hafifçe kıstı ve biraz bekledikten sonra dedi ki, “Yaşlı Lin, bu çocuk hakkında ne düşünüyorsun?”

O kambur adam dedi ki, “Çok taşaklı.”

“.............”

(ÇN: ve bölüm burada biter. Uzun süredir gelmemesinin sebebi, ayak serçe parmağımı koltuğun kenarına çarpmamdan dolayı, yoksa günceldeyim. Yani ben günceldeyim çeviri 13 :D yani bende isterdim bütün bölümleri çevirip atmayı ama işte ayak serçe parmağı. Ayrıca Useless ayağımı öptü falan dayanamadım al sana bölüm diye yolladım {2-3 ay geçtikten sonra} uzun lafın kısası UL, neyse ben gidiyorum.)

İyi okumalar, birde bölüm ile ilgili sorularınız varsa sormayın, illaki sorucam diyorsanız aşağıdaki linke tıklayarak sorularınızı sorabilirsiniz. Tekrar iyi okumalar


Fullbringer Notu:
-Yaşlı Fullbringer, bu çevirmen hakkında ne düşünüyorsun?
-Çok taşaklı.



Yorum Yap "Albt 12"