Otto Von Bismark Günceli

Albt 10

Ekim 02, 2016

Çeviri için TROLL KİNG, düzenleme için HaSiRWaRa, kontrol, edit için HaSiRWaRa arkadaşımıza ve verdiği dopingler için Useless arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar…




Zhao Tie Zhu polis arabasının içindeydi ve etrafa meraklı bir şekilde bakıyordu. Daha önceden hiç polis arabasının içinde oturma şansı olmamıştı. Bunu gören yanındaki polis memuru, “Yabancı gibi davranma!” diye bağırdı ve bir tekme attı.(ÇN: Zhao’ya tekme ha)
Zhao Tie Zhu gelen tekmeyi engellemedi, bu yüzden direk karnına yedi. Birden gözlerinde şeytani bir bakış ortaya çıktı ve ağzının kenarıyla ise şeytani bir gülümseme oluştu. “İyisin.” dedi gülümseyerek.
İyiyim yada değilim, bu seni ilgilendirmez.” diye bağırdı polis memuru. “Senin gerçekten ortalığı dağıtmak/karıştırmak için Li Zi Qi kadar cesaretin var.” Polis adam tekrar tekme atmaya çalıştığında, diğer bir polis memuru onu durdurdu.
Zhao Tie Zhu polis memurunu görmezden gelerek dinlenmek için gözlerini kapattı.
Sonunda merkez güvenlik binasına vardılar. İki tane polis memuru, Zhao Tie Zhu’yu ite kaka arabadan aşağı indirdiler. Li Zi Qi çoktan gelmişti, onu biraz süzdü ve yanındaki adama göz kırptı. Sonra dosdoğru ana polis binasına girdiler.
Zhao Tie Zhu’yu tekmeleyen polis memuru, “Acele et!” diye bağırdı ve onu ileriye doğru itekledi. Zhao Tie Zhu, sessizliğini korudu ve polisi içeri kadar takip etti.
Bir kaç dönüşten sonra polis memuru, Zhao Tie Zhu’yu kapalı bir odaya getirdi ve köşedeki su borusunun yanına doğru itti. Sonra boruya kelepçeleyerek, oturmasını engelleyip ayakta bırakmışlardı.
Burada kal ve sessiz ol!” dedi polis memurlarından biri. Sonra bütün polisler odadan çıktı.
Boruya yaslanmış olan Zhao Tie Zhu, bulunmuş olduğu durumu düşünüyordu. Li Zi Qi’nin sözü, burada geçiyor gibi görünüyordu. Biraz zaman sonra, oldukça fazla polis memuru, Zhao Tie Zhu’yu tutuklayarak göz altına almıştı. Ayrıca, polis memurlarının onun sözünü dinlemesi, Li Zi Qi’yi oldukça yüksek rütbeli biri yapar. Hasss… onun yeni işini hesaba katarsak eğer, Zhao Tie Zhu sorun çıkartamazdı.
Yaklaşık yarım saat sonra, Li Zi Qi polis üniforması giymiş bir şekilde odaya gelmişti. Onlardan ikisi masanın diğer tarafına oturdu. Ciddi bir şekilde bakarak sorular sormaya başladı.
Adın?
Zhao Tie Zhu.
Yaşın ?
22
Cinsiyetin ?
Gel de kendin bak.” (ÇN: hohahahaha)
Terbiyeli ol. Eğer ben bir şey soruyorsam, sen de cevabı vereceksin. Şimdi, cinsiyetin ?
Erkek
Hangi suçtan ötürü yargılandığını biliyor musun?
Bilmiyorum. Tek hatırladığım, biraz çöpü evimden dışarı fırlattığım. Eğer bir suç işlediysem, o da çöpleri evden dışarı fırlatmak.
Li Zi Qi’nin yüzü bok gibi olmuştu ve diğer polis memurunun da yüzü ekşimişti. Polis devam etti, “Salağa yatma. Ne yaptığını bilmediğimizi sanma!
Hey! Gerçekten nasıl bir suç işlediğimi bilmiyorum.
Bu gün Batı Gölünde işlenen bir cinayet raporu aldık. Görgü tanığından aldığımız bilgiye göre, şüpheli oldukça sana benziyor.
Eğer senin babana benziyorum deseydim, bana inanır mıydın ?” dedi Zhao Tie Zhu alaycı bir tavırla.
Peki, kayıt etmeyi durduralım.” dedi Li Zi Qi diğer taraftan. Gözetleme odasındaki polis memuru, o odayı izleyen kamerayı kapattı ve gözetleme odasından ayrıldı.
Li Zi Qi duvardaki kameraya baktı ve kameranın kapanmış olduğunu gördü. İbnemsi bir şekilde dedi ki, “Birazcık kudurabiliriz, değil mi ? Şimdi ellerime düştün, bakalım hâlâ götlük yapabilecek misin.” bunları söylerken bastonu aldı ve Zhao Tie Zhu’nun karnına yapıştırdı. Zhao Tie Zhu, ona soğuk soğuk bakmaya başlamıştı. Bastonla ona vurulduğunda sinirlenip kaşlarını bile çarpmamıştı, aslında onu sadece gıdıklıyordu.
Sert çocuğu oynuyorsun demek.” Li Zi Qi kötü niyetle gülümsedi ve devam etti, “Bakalım ne kadar daha dayanabileceksin.
Sesindeki küçümsemeyle, Zhao Tie Zhu dedi ki, “Senden daha uzun, öyle düşünüyorum. Sen başından beri kaldıramadın bile.” (ÇN: Bu bir kelime oyunudur. Kalkabilir de kalkmayabilir de)
İyi öyleyse. Yüzün dağılırken de itiraf etmek istemezsin o zaman.” Li Zi Qi’nin gözleri öldürme arzusuyla dolmuştu. Masanın yanına geldi ve çekmeceden elektrikli şok tabancasını 🔫 aldı. Malı açtı, maldan ~cıızzt~elektrik sesi geliyordu. Elektriğin saçtığı mavi ışık Li Zi Qi’nin yüzüne yanıyordu ve bu yansımadan dolayı olan görüntü, onu daha cani gösteriyordu.
“Cıızzt!” direkt olarak elektrikli şok tabancası, Zhao Tie Zhu’nun karnına değmişti ve bu onun kaşlarını biraz çatmasına sebep olmuştu. Sonlara doğru, buradan çıkmak için birilerini mi öldürmesi gerekecekti? Mutlu bir ev sahibi mi olacaktı ya da bunların hepsi boşa mı gidecekti? Li Zi Qi, Zhao Tie Zhu’nun kaşlarını çattığında, onları öldürüp öldürmemesini düşündüğünü bilmiyordu. O sadece Zhao Tie Zhu’nun şuan şeytan gibi göründüğünü düşünüyordu.
Zhao Tie Zhu’nun kaşlarını çattığını gören Li Zi Qi mutlu olmuştu ve elektrikli şok tabancasının voltajını artırmaya karar vermişti. Aniden Zhao Tie Zhu’nun onlar tarafından el konulan telefonu çaldı.
Li Zi Qi masadaki telefona dönüp baktı ve kontrol etmesi için diğer polise hareket çekti. Polis memuru telefonu aldı ve dedi ki, “Ray isimli bir şahıs arıyor.
Ray kim ? Suç ortağın mı ?” diye sordu Li Zi Qi.
Ray…” diye fısıldadı Zhao Tie Zhu, “Ağzın yok mu ? Kendin sorsana.” dedi.
Hâlâ cevap vermiyorsun demek.” Li Zi Qi, elektrikli şok tabancasını aldı ve Zhao Tie Zhu’ya bir kere daha elektrik verdi. Daha sonra telefonu aldı ve cevaplama tuşuna bastı. Aniden şiddetli ve temiz bir ses duydu. “Tie Zhu, neredesin ? Ben FJ’ye geldim.” (ÇN: ggwp so easy 0/60/0. Üzüldüm şimdi Li Zi Qi’ye, yazık olacak.)
Merhaba, burası FJ polis departmanı. Zhao Tie Zhu ile nasıl bir ilişkiniz var ?” diye sordu Li Zi Qi soğuk bir şekilde. Biraz duraksamadan sonra Ray, “Tie Zhu hangi suçtan dolayı yargılanıyor ?
O, bir cinayet vakasından şüpheli ve şu an gözetimimiz altında. Onunla nasıl bir ilişkiniz var ?” konuşma biraz sessizleşti ve 10 saniye sonra Ray dedi ki, “Ben onun kardeşiyim.” da sonra telefonu kapattı.
Bu sırada, FJ tren istasyonunda 2 metre uzunluğunda, üzerinde kamuflaj üniforması olan kasvetli/üzüntülü görünen biri vardı. Bu küçük balık, kardeş Tie Zhu’yu mu yakalamıştı? Ne şaka ama. Bu adam, başı dertte olan Zhao Tie Zhu’nun kardeşiydi. Bu genç adam bir elinde kocaman silindir şeklinde bir çanta taşıyordu ve diğer elinde ise telefon vardı. Hızlıca numarayı çevirdi. (ÇN: Bu çevirdiği numara başka bir numara karışmasın 😄)
Bana gerçeği söyle. Ray isimli kişiyle nasıl bir ilişkin var ?” diye sordu Li Zi Qi karanlık bir yüz ifadesiyle.
O mu ? O sadece benim kardeşim.” diye cevapladı Zhao Tie Zhu. Yüzünde nostaljik bir ifade vardı.
O nasıl bir iş ile uğraşıyor ?” diye sordu Li Zi.
O sadece baş belası bir çocuk.” diyerek güldü Zhao.
Li Zi Qi, arkadaki polise gözüyle işaret verdi ve beraber odadan çıktılar. Dışarıda soru sordu diğer polise, “Sen bana Zhao Tie Zhu’nun yetim olduğunu söylememiş miydin ? Nasıl olurda şimdi bir erkek kardeşi çıkagelir ?
O yetim.” diye cevapladı polis memuru. “Onun geçmişini inceledim. O adam sadece Zhao’nun iyi bir arkadaşı olmalı.
Li Zi Qi rahatlamış hissetti. Erkenden rütbe alabilecekti. Onlara dikkatli bir şekilde Zhao Tie Zhu’nun geçmişini iyice araştırmalarını söyledi. Her şeyi geç, Batı Gölü bölgesinde bir villa almak hiç te kolay değil. Her şey Li Zi Qi’nin planlarına göre gidiyordu. Hiç çaba sarf etmeden, Zhao Tie Zhu’nun tek çocuk olduğunu öğrendikten sonra, adamlarını Batı Gölü bölgesinden geri çağırdı.
Li Zi Qi odaya tekrar girdi ve dedi ki, “Buna daha ne kadar dayanabilirsin, merak ediyorum.” elektrikli şok tabancasını aldı ve Zhao Tie Zhu’ya değdirdi.
Zhao Tie Zhu’ya düzinelerce kez elektrik vermişti ama Zhao Tie Zhu tek bir ses bile çıkarmamıştı. Li Zi Qi sinirden kudurmuştu. “Bana bir kova su getirin.
Li Zi Qi’ye eşlik eden polis memuru, acele bir şekilde bir kova su alıp geldi. Li Zi Qi, elleri arkadan bağlı olan Zhao Tie Zhu’nun ellerini tuttu ve yerde duran bir kova su ya doğru ittirdi. “Şimdi, etrafta yaramazlık yapan bir çocuk olmadığımı göreceksin.”Zhao Tie Zhu’nun saçını tuttu ve kovaya doğru bastırdı. (ÇN: Geçmiş olsun dileklerimi iletir, tez zamanda Li Zi Qi’nin iyileşmesini dilerim.)
Hemen sonra, Merkez Polis Binasının girişinde bir araba sesi duyuldu. Zhao Tie Zhu gülümsedi. Sonunda, o buradaydı. (ÇN: Requiescat in pace)
(ÇN: aklıma diyecek bir şey gelmedi 😄. Eğer bu nu okuyorsanız çevrilmiş demektir. Her neyse, bunu yazan tosun okuyana… öhöm. İyi okumalar.)

Yorum Yap "Albt 10"