Dünyanın Oluşumu Günceli

USAW 2 - Eşya Yükseltme Tekniği

Eylül 21, 2016


Bai Yunfei vücudundaki şiddetli acıya katlanarak yavaşça ayağa kalktı, ardından hayretle önündeki acımasız gence baktı.
“Ben… ben böyle bir şeyi nasıl yapabildim? Daha az önce, yaptıklarım bana oldukça normal geldi. Ben… neler oluyor?” Bai Yunfei, şimdi bilincini tamamen geri kazanmıştı. Ama biraz önce karşısındaki genç kıza olan davranışlarını hatırladığında, böyle davrandığına inanmaya gerçekten cesaret edemedi… Zengin ailelerden bu genç ustalar ve genç bayanlar onun gibi birisinin gücendirebileceği kişiler miydi? Onlar, onun gibi halktan sıradan bir kişinin hayatını tek kelimeyle önemsemezdi.
Bai Yunfei bunları düşünürken yerden güçlükle ayağa kalktı. Önündeki iki insana bakmaya cesaret edemiyordu. Tevazu ile eğildi. “Çok üzgünüm, genç bayan… gerçekten sizi gücendirmek gibi bir niyetim yoktu. Umarım sizin gibi büyük bir insan beni affeder.”
“Affetmek? Seni aşağılık ikinci sınıf insan, benim küçük kız kardeşim Meng’er’in senin dokunabileceğin birisi olduğunu mu düşünüyorsun? Senin aşağılık hayatın hemen şimdi burada sona erecek!” Zhang Yang korkunç bir şekilde sırıtarak, Bai Yunfei’ye ölü bir adammış gibi dik dik bakıyordu. Ona doğru uzun adımlarla yürümeye başladı, sağ yumruğundaki damarlar çatlamak üzereydi. Her adım attığında sağ eli biraz daha büyüyor gibi gözüküyordu.
Bai Yunfei biraz canlandı. Zhang Yang ile göz göze gelmesiyle birlikte kafasına bıçak gibi saplanan bir acı hissetti. Ruhunun derinliklerinden gelen bir titreme vücuduna hızla yayıldı. Bu onun düşmesine ve tekrar yere oturmasına neden oldu. Onun gözünde, ona doğru yürümekte olan Zhang Yang, aşırı keskin pençeleriyle ona doğru koşan bir şeytana dönüşmüştü ve sadece hafif bir baskıyla bile kendisini karınca gibi ezebilecek gibi gözüküyordu.
“Zhang Yang, dur… ben hiç onun ölmesini istediğimi söyledim mi?” Yunfei tam yıkılmak üzere olduğunu hissederken, cennetten bir ses yükseldi. Vücudundaki baskı derhal bir miktar hafifledi.
Zhang Yang adımlarını durdurdu, Liu Meng’e bakmak için arkasını döndü ve tereddütle söyledi: “Meng… Liu Meng, bu ikinci sınıf insan seni rahatsız etti bu yüzden ölmeli, öyle değil mi? Öfkeni gidermek için ona, senin adına bir ders vereceğim.”
Liu Meng hafifçe kaşlarını çattı ve Zhang Yang’a oldukça memnuniyetsiz bir bakış atarak dedi: “Ben ‘senin’ değilim, konuştuğun zaman biraz daha dikkat et lütfen...” Bunun ardından istemeden arkasına bir bakış attı ve devam etti: “Ayrıca bu insan bana kendinden geçmiş taklidi yapıyor gibi görünmedi. Dahası, beni rahatsız etmiş olsa bile, onun hayatını almaya gerek yok…”
Bai Yunfei yüzünde sersem bir ifadeyle Liu Meng’e gözünü dikti: “O… benim için merhamet mi diliyor? Zengin bir aileden ne kadar da akıllı bir bayan. O bir peri gibi…”
“Üstelik az önce senden bir tekme yedi zaten ve ciddi bir şekilde de yaralandı. Hadi onu cezalandırılmış sayalım.” Liu Meng, Bai Yunfei’nin satın aldığı ve o esnada yere düşmüş olan tanghulu şişine baktı. Belki de bir şey düşündüğünden, gözleri bir an parıldadı. Beklenmedik bir şekilde Yunfei’ye gülümsedi: “Ha ha, diğer taraftan suçunu tanghulu ile telafi etti. Senin az önce yere düşürdüğün tanghulu…”
Bai Yunfei bu gülümsemeyi gördüğünde kalbi ansızın kontrolsüz bir şekilde hızlıca atmaya başladı. Yüzü de biraz kızarmıştı. Biraz da başı dönmüş hissetti: “O… çok güzel…”
Liu Meng’in aşağılık sıradan birine gülümseyecek kadar ileri gittiğini görünce, Zhang Yang’ın gözleri acımasızlıkla parladı ve konuştu: “Onu nasıl bu kadar kolay bırakabiliriz? En azından o el koparılmalı! Ben…”
“Yang’er!” Korkutucu bir ses aniden Zhang Yang’ın sözünü kesti. Aslında o ikisinin arkalarından gelen bu orta yaşlı adam onların önüne gelmişti.
“Baba!”
“Amca!”
Zhang Yang ve Liu Meng’in ikisi de saygıyla söyledi. Bu adam Zhang Yang’ın babası, Zhang ailesinin efendisi Zhang Zhenshan’dan başkası değildi.
“Meng’er haklı. Bir ruh geliştiricisi olarak, böyle bir insanla nasıl bu şekilde didişebilirsin? Onu caddede öldürmek istesen bile Zhang ailesinin itibarını zedelemekten korkmuyor musun?” Bu orta yaşlı adam, oğlunun davranışlarından hiç memnun gözükmüyordu ve onu azarladı.
Biraz önce, Bai Yunfei, Zhang Yang onun kollarından birini kesmek istediğini söylediğinde afallamıştı. Şimdi bu orta yaşlı adamın böyle söylediğini duyduğunda hemen rahat bir nefes verdi. Ama tam o sırada o orta yaşlı adam ona hafifçe bir bakış attı. Göz açıp kapayıncaya kadar, Yunfei vücudu aniden bir buz mahzenindeymiş gibi hissetti. Ruhu bile titriyordu. Zhang Yang’ınkinden kat be kat büyük bir aura bütün vücudunu tamamen çevrelemişti. Nefes almak bile olağanüstü derecede zor olmuştu.
Neyse ki böyle bir his sadece bir anlık sürdü. Fasulye büyüklüğünde ter boncukları durmadan yüzünden akan çok yorulmuş biri gibi ağır bir şekilde nefes alıyordu.

“Annen hala bizim dönüşümüzü bekliyor. Tekrar geç kalma.” Bir şey söylememesine rağmen oğlunun hala tatmin olmadığını gören Zhang Zhenshan sıradan bir şekilde söyledi: “Öfken hala geçmediyse… hizmetkârlarının bu adama bir ders vermelerine izin verebilirsin.”
Zhang Yang, başka bir şey söylemeye cesaret edemedi. Kenardaki hizmetkârlarına gözüyle işaret verdi. Ardından bu grup şehir merkezine doğru ilerlemeye devam etti.
Onlarla beraber gitmemiş iki hizmetkâr vardı, bunun yerine Bai Yunfei’ye doğru acımasız bir ifadeyle koştular. Yunfei, Zhang Zhenshan’ın o esnada söylediklerini duymuştu bu nedenle bugün dayaktan kaçmanın imkânsız olduğunu biliyordu. Eğer direnseydi daha da acı bir şekilde dayak yeme ihtimali çok fazlaydı. Bu yüzden kıvrılıp kafasını korumak ve bu iki adamın kendisi kısa bir süre dövmesine izin vermekten başka seçeneği yoktu.
Uzun bir yol gittikten sonra, Zhang Yang fark edilmeyecek bir tavırla hafifçe arkasına doğru bir bakış attı. Gözleri kıskançlık ve nefretle doluydu. Ama Liu Meng’e döndüğü zaman hemen zarif ve genç asilzade imajını takındı ve Luoshi Şehri’ni kibarca tanıtmaya devam etti.
Bai Yunfei, ağır bedenini sürükleyerek yavaş yavaş eve doğru hareket etti, ardından sallanan kapıyı açtı. Dar evin içinde sadece basit, yavan bir yatak vardı. Parlak ay ışığı tavandaki büyük deliklerden içeri girdiğinden ev çok da karanlık değildi.
Evde satılabilecek ne varsa zaten satılmıştı. Aslında bitişikte bir evi daha vardı ama o da satılmıştı.
Bai Yunfei yatağa oturdu, gözleri biraz dalgın bir biçimde çatıya boş boş bakıyordu. Vücudundaki dövülmekten morarmış ve siyahlaşmış yerleri ovuşturdu. Ovuşturduğu zaman gözyaşları üzücü bir şekilde aşağı akıp gitti; isteksiz, aşağılanmış, aciz… öyleyse ne olmuş? Onun için bunu değiştirmek imkânsızdı… Bai Yunfei göğsünde sallanan yeşim kolyeyi okşadı. Gözyaşları akmayı bırakmıştı. Bu başparmak boyutunda beyaz bulut şeklinde bir kolyeydi. Biraz kabaca yapılmıştı. Herhangi biri ilk görüşte iyi bir malzemeden yapılmadığını anlayabilirdi. Ama yıllarıdır onun tarafından okşandığından ve tenine bitişik saklandığından, özellikle parlak görünüyordu ve hatta dışarı biraz ışık veriyordu. Bu Bai Yunfei’nin annesinin ona bıraktığı tek hatıraydı.
“Anne… gerçekten böyle bir hayatı yaşamanın benim için bir anlamı var mı?” Bai Yunfei sersemlik içinde kolyeye bakarken mırıldandı.
“Günün birinde benim küçük Yunfei’m büyüdüğünde, hiçbir kısıtlama olmaksızın gökyüzünde süzülen beyaz bir bulut gibi olacak…”
Annesinin sevgi dolu kelimelerinin kulağında tekrar yankılanıyormuş gibi geldi. Bai Yunfei coşkuyla yüzündeki yaşları sildi ve kendi yüzünü tokatladı.
“Böyle olmamalıyım! Annemin doğum günü gelmek üzere. Hâlâ annemin ve dedemin mezarlarını onarmak için para biriktirmeliyim. Annemin beni üzgün görmesine izin veremem!”
Birkaç derin nefesten sonra Bai Yunfei yavaşça sakinleşti ve bugün karşılaştığı şey hakkında düşünmeye başladı.
“Bana ne oldu? Caddede… sanki ben kendim değildim. Nasıl gidip de zengin ailelerin genç efendilerini öfkelendirebildim…”
“Gerçi şu an ben hâlâ kendimim… büyük miktarda yeni, acayip şey zihnimde belirdi gibi görünüyor… onları dikkatlice hissedebiliyorum, ama hiçbir zaman net olarak hatırlayamıyorum.”
“Acaba son zamanlarda aşırı çalıştığımdan halüsinasyon mu gördüm? Ama daha önce hiç böyle anormal bir şey hissetmemiştim.”
Bai Yunfei kafasını güçlü bir şekilde birkaç kez daha tokatladı. Kafasının içinde bir şeyleri, bir kere daha aramak için çok çalışıyor gibiydi.
“Eşya Yükseltme Tekniği… Bu da ne?”
Tam o anda, altındaki yatak kısa bir süreliğine aniden sallandı. Neredeyse yataktan düşecekti.
“Oh, tekrar mı gevşedi? Bu yatak gerçekten…”



Bai Yunfei eğildi ve yatağın soldaki ayağının bir boy kısaldığını gördü. Aslında yükseltmek için altında bir şey olmalıydı ama o sırada Yunfei yatakta hareket edip durduğundan o şey çoktan bir tarafa fırlamıştı.
Bai Yunfei o şeyi yatağın altından aldı ve elleriyle tarttı; bir tuğladan başka bir şey değildi.
Ayağa kalkıp o şeyi yatağın ayağının altına tekrar koymak üzereyken, aniden zihninde bir dizi bilgi belirdi.
“Eşya kalitesi: Normal”
“Hasar: 9”
“Yükseltme gereksinimi: 1 ruh gücü”
Bu bilgi parçalarının ani ortaya çıkışı onu ürküttü, elleri titriyordu. Ardından tuğla yere düştü ve zihnindeki bilgi kayboldu.
Bai Yunfei oldukça korkulu bir tavırla etrafa bakındı ama hiçbir şey bulamadı. Uzunca bir süreden sonra, sonunda cesur bir yüz ifadesi takındı ve tuğlayı tekrar aldı. Beklendiği gibi, bilgi ortaya çıktı. Tuğlayı yere koyduğunda zihnindeki bilgi yok oldu. Tekrar geri aldığında bilgi yeniden ortaya çıktı.
“Gerçekten de… buna işaret ediyor, öyle değil mi? Ama yükseltme ne demek?”
“Yükseltme…”
Bu düşünce Bai Yunfei’nin beyninde ortaya çıktığı sırada, zihninde bir boşluk hissetti. Sanki ruhunun derinliklerindeki bir şey kaybolmuştu, ama aynı zamanda tarif edilemez bir histi. Bir an sonra, bu his kayboldu.
“Yükseltme başarılı”
Bu bilgi parçası zihninde parladı. Başını aşağı çevirdi ve elindeki tuğlaya tekrar baktı.
“Eşya kalitesi: Normal”
“Yükseltme seviyesi:  +1”
“Hasar: 9”
“Ek Hasar: 1”
“Yükseltme gereksinimi: 2 ruh gücü”
ÇN= Ek hasar nedir diye soranlar olacaktır. Hasar verdiğiniz hasarı hesaplamada kullanılan en temel şeydir. Ek hasar ise diğer tüm hesaplamalar yapıldıktan sonra verdiğiniz hasardır. Mesela Hasar 10 olsun hasarı 2 ye katlayan bir eşyanız olsun ve 5 ek hasarınız olsun. Verdiğiniz hasar 2x10+5 yani 25’tir.
Bai Yunfei elindeki tuğlanın öncekinden biraz daha ağır ve yine öncekine göre daha sağlam olduğunu hissetti. Bunun onun kuruntusu mu yoksa gerçek mi olduğunu söylemek mümkün değildi.
“Biraz daha bilgi. Hasar… gücü belirtiyor, değil mi? Bunu yükselttiğim zaman, gücü arttı mı? Bu da ne böyle? Yoksa rüya mı görüyorum?”
Bai Yunfei belindeki yaralanmış yerlerden birine bastırdı ve bu o kadar acıttı ki soğuk havadan iki nefes aldı; rüya görmüyordu.(ÇN= Bu nasıl bir benzetmedir lan, ben bir şey anlamadım siz anlarsanız bana da söyleyin)
“Bu… bunun akşamki anormal davranışlarımla bir ilgisi olabilir mi?”
Bai Yunfei tekrar uzun bir süre kafa yordu ama yine bir sonuca ulaşamadı. Bu yüzden işler daha da karışmadan düşünmeyi bıraktı. Bunun bir dezavantajı var gibi gözükmüyordu ve kendisi de kötü hissetmemişti.
“Eğer yükseltmeye devam edersem… ne olacak?”
Bu merak Bai Yunfei’nin başka bir şey düşünmesine engel oluyordu.


“Yükselt.”
Kalbi tekliyormuş hissi hızla tekrar ortaya çıktı. Yunfei aceleyle tuğlaya baktı.
“Yükseltme başarılı”
“Eşya kalitesi: Normal”
“Yükseltme seviyesi:  +2”
“Hasar: 9”
“Ek Hasar: 2”
“Yükseltme gereksinimi: 3 ruh gücü”
Yunfei tuğlayı salladı ve daha da sağlam olduğunu hissetti.
“Hadi birkaç kez daha yükseltelim ve görelim…”
Kısa bir süre sonra…
“Yükseltme başarılı”
“Eşya kalitesi: Normal”
“Yükseltme seviyesi:  +6”
“Hasar: 9”
“Ek Hasar: 6”
“Yükseltme gereksinimi: 7 ruh gücü”
Ama Yunfei tekrar yükselttiğinde, sonuç bu sefer farklıydı.
“Yükseltme başarısız”
“Oh? Başarısız? Bu da ne demek?”
Tuğlaya bir bakış attı ve yükseltme seviyesinin o sırada altıdan beşe düştüğünü gördü.
“Demek ki başarısız da olabiliyormuş… ve bir başarısızlık, bir seviye düşmesine neden oluyor?”
Şimdi Bai Yunfei’nin aklı tamamen merak doluydu. Değişik bir oyuncak bulan bir çocuk gibi bu ‘ilginç’ şey tarafından büyülenmişti.
Artık her yükseltmeden sonra tuğlayı incelemeyi bıraktı. Bunun yerine elindeki tuğlaya gözlerini dikti ve zihninden durmaksızın tekrarladı.
“Yükselt”
“Yükselt”
“Yükselt”
Bai Yunfei oldukça heyecanlanmıştı. Ama dikkatini bunu söylemeye verdiğinde, ansızın yorgunluktan ruhu tükenmiş gibi kafasının içinde birdenbire bir ışık hissetti. Zihni yavaş yavaş bulanıklaştı ve yavaşça yatağa düştü.
Bilincini kaybetmeden önceki an, hayal meyal bir dizi bilginin aklından geçtiğini hissetti.
“Yükseltme başarılı”
“Eşya kalitesi: Normal”
“Yükseltme seviyesi:  +10”
“Hasar: 9”
“Ek Hasar: 16”
“+10 ek etki: Saldırılar rakibi %1 şansla en fazla 3 saniyeliğine sersemletir(Kafaya saldırırken, sersemleme şansı %5’e çıkar.).”

ÇN= Evet 2.bölümü de bitirdim. Bayramda 1.bölümü düzenleyecek adam bulana kadar 2.bölümü de çevirdim. İki bölüm beraber gelecek herhalde. Serinin bölümleri biraz uzun ama hikâye zevkli gözüküyor inşallah uzun süre çevirmeye devam ederim. Yorumlarınızda yine eksiklerim hatalarım düzeltmemi istediğiniz şeyler varsa belirtebilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler

Yorum Yap "USAW 2 - Eşya Yükseltme Tekniği"