Tankların Tarihi Günceli

Tmw 7

Eylül 30, 2016




Metruk Kemikler

“Çok soğuk.” İzleyiciler titremelerine engel olamıyorlardı.Tüm gördükleri sandıktan yayılan beyaz bir sisti.Sis dağıldığında, sandığın içinde gördükleri şey parlak büyük bir kemik setiydi.

Bu keskin soğuk kemikten geliyordu!

“Bu da ne?” herkes şok olmuştu.Daha önce böyle bir eşya görmemişlerdi.Bu şeyin ne olduğunu bilmemelerine rağmen onun muazzam bir hazine olduğunu tahmin edebiliyorlardı.

“Bunlar metruk kemikler!” Lian Chengyu tatmin olmuş bir ifadeyle söyledi.”Biraz önce gördüğünüz ışık desenleride bu kemiklerin soğukluğunun mührüydü.”

“Metruk kemikler mi? Bunlar metruk kemik mi?” Kalabalıktaki çoğu insan metruk kemiği daha önce hiç duymamıştı ama Yi Yun biliyordu çünkü Jiang Xiaorou ona anlatmıştı.

Bu dünyanın yabanında,güçlü metruk hayvanlar yaşardı.Bir metruk hayvan Lian kabilesi gibi küçük kabileleri kolaylıkla yok edebilecek kadar güçlüydü.

Metruk hayvanlar korkunç olabilirdi ama bedenleri hazine doluydu.

Metruk hayvanlar mükemmel bir gıda deposuydu.Bir insanın iştah limitini göz önüne alınca, tepe büyüklüğünde olan bir metruk hayvanı bir insan ne kadar sürede yiyip bitirebilirdi?

Ama onların esas özlerinin çoğu kemiklerinde toplanmıştı ve özel metodlar kullanarak bu özü minik bir parçaya arıtmak mümkündü.

Bir metruk hayvan kemik takımı,metruk hayvan bedenindeki en değerli parça olarak kabul edilirdi.

Sandığın içindeki metruk kemiklere bakınca,ufak bir kaburga parçası olsada yinede çok çok değerliydi.

“Verdiğimiz silah ve zırhların karşılığında bu kadar az erzak almamızın nedeni,onları bu kemik parçası karşılığında takas etmemizdir! Aslında bu parçayı almak için ürettiğiniz zırh ve silahlar yeterli değildi.Gençliğimde dışarda yaşadığım tecrübelerle kazandığım zihinsel yetiştime metodlarıyla teslim ettiğimiz malzemelerin bu takas için yeterli olmasını sağladım!” Lian Chengyu’nun konuşmasının arasında,yanındaki yaşlı adam metruk kemiklerin değerini ve kullanışlılığını kalabalığa güzel bir şekilde anlatmıştı.

Yaşlı adam vekaleten anlatmasına rağmen,seyircilerden çoğu bunu kabul etmemişti.

Metruk kemikler iyiydi ama bu kemiklerle ne yapacaklardı?

Bu metruk kemikleri arıtma işleminden sonuç alamayacaklarını aptal bir insan bile bilirdi.

“Ne düşündüğünüzü biliyorum,geleceğiniz için endişeleniyorsunuz.Açlıktan ölmekten endişeleniyorsunuz.Hepinizin durumunu anlıyorum.Ama birde şunu düşünün,bu günlerin son bulduğunu! Vahşi doğada,çöldeki kum tanesi kadar küçük kabileler var.Kendilerini koruyamayacak kadar güçsüzler ve her an yok edilme tehlikesiyle karşı karşıyalar!”

“Bizim kabilemizden bunlardan biri!”

Hayatınızın sonuna kadar böyle sefil bir hayat mı yaşamak istiyorsunuz? “Bugün ne yiyeceğini düşünerek,gece uyurken vahşi hayvanlar tarafından öldürüleceğiniz endişesiyle yaşamak!”

“Gerçekten bunu mu istiyorsunuz?” Lian Chengyu’nun sözleri tahrik doluydu.Birçok kişi yumruklarını sıkımıştı! Bu hayat tam bir sefillikti.Eğer cehennem diye birşey varsa bu hayat cehennemin ta kendisiydi!

“Bu kadar katlandığım yeter!” kalabalıktan biri bağırdı.

“Kesinlikle! Bende artık böyle bir hayat istemiyorum! Şimdi bir şansımız var.3 ay sonra,insan imparatorluğu, Tai Ah Kutsal Krallığı topraklarına toplu uzman istihdamı yapacak! Eğer bir kişi Tai Ah Kutsal Krallığının yaptığı seçimdeki aşamaları başarıyla geçerse,o kişi Tai Ah Kutsal Krallığının savaşçısı olmaya hak kazanacak!”

“Bu son derece büyük bir zafer ayrıca harika bir fırsat!” Konuşurken Lian Chengyu’nun gözleri ale alev yanıyordu.

Yi Yun bu gözlerdeki manayı anlamıştı.Bu gözlerde inanılmaz bir arzu ve hırs vardı.

Lian Chengyu hırslı bir adamdı.Böyle küçük bir kabilede tıkılıp kalmak istemiyordu.O dışarı çıkmak ve kendisine ünvan yapmak istiyordu!

“Hiç şüphesiz sadece bu bu kemik parçası için birçok insanı feda etmeye hazır… Krallığın 3 ay sonra yapacağı seçime girmek istiyor!” Yi Yun olayı anlamıştı.En başta Lian Chengyu’nun yavaş yavaş zamanla erzakları bu metruk kemik takası için biriktirebilirdi diye düşümnüştü.

O metruk kemikleri büyük bir güç sıçraması için kullanacaktı ve bu onun için muhtemelen altın yumurtlayan tavuğu kesmek anlamına geliyordu.

Lian Chengyu’nun sözleri hemen Yi Yun’un hipotezini doğruladı.

“Ben,Lian Chengyu,Lian kabilesinde doğdum ve büyüdüm.Ben Lian kabilesinin evladıyım.Herşeyimi Lian kabilesi için vermeye hazırım! Bu metruk kemikler sayesinde 3 ayda Mor Kan Savaşçılığı payesine ulaşabilirim! Mor Kan Savaşçısı olduğumda,Tai Ah Kutsal Krallığının düzenlediği sınavı kolaylıkla geçebilirim ve krallığın bir savaşçısı olabilirim!”

“Bu olduğu zaman,Ben kişisel olarak tüm Lian kabilesini koruyabilirim.Ve Kutsal Krallığın bir savaşçısı olarak,tüm Lian kabilesini Tai Ah Kutsal Krallığının şehirlerinde birisine götürebilirim.Eğer ilerde gerekli katılımları yapabilirsem,kendime ait bir şehir bölümü bile elde edebilirim! Bunlar olduğu zaman,herkes benim şehrime girebilir ve rahat bir hayat yaşayabilir!”

“3 ay! Bu doğru,sadece 3 ay daha dayanın.Sınav bittiği gün,sizlere hiçbir endişenin bulunmadığı bir hayat sözü veriyorum! Bugün benim için kemerlerinizi biraz daha sıkma zamanı,zamanı geldiğinde yüz kat,hayır bin katıyla geri alacaksınız!” Lian Chengyu’nun sözleri büyüleyiciydi ve acı içindeki insanlar onun hırslarını göremiyordu.Hepside daha iyi bir gelecek sözüne kilitlenmiş ve bunu umut etmeye başlamıştı.

3 ay,sadece bir 3 ay daha ve sonra bir şehire gidebileceklermiydi?

Bu gerçek mi?

“Bu herif modern dünyada bir politikacı olabilirdi.” Yi Yun düşünmeye başladı artık hiç kimse erzakların yetersizliğini sorgulamayacaktı.Lian Chengyu’nun daha iyi bir hayat sözü herkesi sakinleştirmişti.Bundan sonra sorularla uğraşacak kişi Lian Chengyu değil etraftaki insanlardı.

Fakirlik çaresizlikti.Bir insanın hayatı ucuzdu.Bir çuval erzağın birkaç insan hayatı demek olduğu bu yerde,Lian Chengyu’nun sözü dolayısıyla,bir çok kişinin öleceği belli olmuştu.

İnsanlar çok çetin bir hayat yaşıyorlardı.Bir umuda ihtiyaçları vardı,hayatlarını devam ettirmek için bir desteğe.Çok ufakta olsa bir umuda inanabilirlerdi.Bunun aksini iddia eden bir kişi ciddi bir biçimde umutsuzlukla baş edebiliyor demektir.

İnsanların hala kafasının karşık olduğunu gören bir yandaş hemen ortaya atıldı ve yüksek sesle bağırdı,”Genç efendi Lian Chengyu çok yaşa!”

Aç ve zavallı insanlar kolayca teşvik edildi.Artık gelecek nesillerinin daha iyi bir hayat yaşaması için kendilerini feda etmeye hazırdılar.

“Genç efendi Lian Chengyu çok yaşa…” birkaç kişi zayıf bir sesle bağırdı.

Ama insanların yavaş yavaş bağırmaya başlamasıyla birlikte,sesler gittikçe artıyordu.Akşam ne yiyeceğini bile bilmeyen insanlar bağırıyordu.

Bu zayıf olmanın üzücü yanıydı,başka şansları yoktu.

İnsanların tepkisini görünce Lian Chengyu tatmin olmuştu.İstediğine ulaşmak için bütün Lian kabilesini basamak olarak kullanabilirdi.Bu basamakları çıkarak kendi efsanesini yaratacaktı!

“Chengyu,aferin.” Sarı cübbeli adam Lian Chengyu’nun arkasından çıkıp gelerek konuştu.

“Dede,beni övmene gerek yok.Bu birşey değil.Eğer bu insanların duygularını ateşleyemeseydim ilerlememiz zor olacaktı.Kemik arıtımı birçok kişinin ölümüne neden olacak.”

“Doğru…” sarı cübbeli adam iç çekti.Kemik arıtımın birçok kişinin ölümüne neden olacağını oda biliyordu.Ama ölümlere rağmen bu fırsatı kaçıramazlardı.

“Bin kemikte bir başarı ihtimali.Dede,neden iç çekiyorsun.Kabile onların ölümünü hep hatırlayacak.Ayrıca…birkaç kişi ölünce,daha fazla yiyecek kalmış olacak.Bir 3 ay dayanmak problem olmayacak.”

Lian Chengyu bunu sıradan birşeymiş gibi söylemişti.Feda edilenler hakkında pek endişeli değildi.Bir günde dünyada kaç kişi ölüyordu?

Bir kaç karıncanın ölmesi bir kahramanın doğmasına neden olacaktı.Kesinlikle buna değerdi çünkü o kahraman birçok karıncanın hayatını kurtaracaktı.

Dahası,kahraman kendisiydi!

Lian Chengyu’nun sözleri sarı cübbeli adam dışında kimse tarafından duyulmamıştı.

“Yun’er sorun ne?” Jiang Xiaorou,Yi Yun’un daldığını gördü ve onu dürterek “Ne düşünüyorsun?” dedi.

“Hiçbirşey…” Yi Yun kafasını salladı.Transa geçmişti.Ne Lian Chengyu’nun konuşması nede Lian kabilesinin dayanılmaz kaderi yüzündendi.Bunun nedeni birkaç ışık noktasının havada akışını farketmesiydi.Tıpkı gece gökyüzündeki ateş böcekleri gibiydi.

Işıklar Yi Yun’un ağzına doğru aktı ve ortadan kayboldu.

Bunun hemen ardından,Mor Kristalin soğukluğunu hissetti ve giderek netleşiyordu.

Açıkça Mor Kristal ışıkları absorbe ediyordu.Tıpkı yıldız ışıklarını absorbe ettiği gibi!

Sonra ışıkların gelidiği kaynağa baktığı zaman.Bu…

Yi Yun’un kalbi küt küt atmaya başladı,bu olamazdı…


Ç.N:Çeviri biraz aceleye geldi hatalar olabilir kusura bakmayın.



Yorum Yap "Tmw 7"